Araştırma Makalesi Research Article DEU Tıp Derg 2020;34(2): 117-130 J DEU Med 2020;34(2): 117-130 doi: 10.5505/deutfd.2020.05900   Gönderim tarihi / Submitted: 28.01.2020 Kabul tarihi / Accepted: 01.06.2020   Kardiyovasküler komorbiditesi bulunan ve bulunmayan esansiyel hipertansiyon hastalarında ilaç kullanımının araştırılması INVESTIGATION  OF  DRUG  USE  IN  ESSENTIAL  HYPERTENSION  PATIENTS  WITH  OR  WITHOUT  CARDIOVASCULAR COMORBIDITY  Dilara BAYRAM1,  Volkan AYDIN2,  Orkun Celil SEL1,  Ali Serdar FAK2,  Mehmet AKMAN2,  Zehra Aysun  ALTIKARDEŞ2,  Ahmet AKICI1  1Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı, İstanbul  2Marmara Üniversitesi, Hipertansiyon ve Ateroskleroz Araştırma Merkezi (HİPAM), İstanbul                                              Ahmet AKICI Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı, İstanbul https://orcid.org/0000-0002-8593-0818 ÖZ Amaç: Hipertansiyon, komorbiditesi sık bir hastalık olup bu durum tedaviyi düzenlenmede belirleyicidir. Bu çalışmada hipertansif hastalarda başka kardiyovasküler sorunların olup olmama durumuna göre ilaç kullanımının incelenmesi amaçlandı Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif çalışmaya Türk Kalp Vakfı Tıp Merkezi’nin Ocak 2016-Haziran 2018 arasındaki hasta verileri dahil edildi (n=11.085). Hastalara ait kayıtlı tanılar içerisinde (n=26.699) en sık karşılaşılan üç tanı olan hipertansiyon (HT), iskemik kalp hastalığı (İKH) ve dislipidemi (DL) bulunanların tedavilerindeki ilaçlar, tıbbi ve demografik özellikleri değerlendirildi. Hipertansiyon verileri ile buna eşlik eden İKH ve DL verileri karşılaştırıldı. Bulgular: Çalışma periyodunda oluşturulan protokollerin %22,2’sini (n=5929) HT oluşturmaktaydı. Toplam 3601 HT tanılı hastanın %43,7’sini (n=1572) tek tanılı olanlar, %36,7’sini ise (n=1321) eşlik eden iki komorbiditenin en az birini içeren hastalar oluşturuyordu. İncelenen tüm tanı gruplarında en sık karşılaşılan ilaç asetilsalisilik asit idi. En sık karşılaşılan antihipertansif ana ilaç grubu renin- anjiyotensin sistemi (RAS) blokerleri, etkin maddeler ise metoprolol ve amlodipin idi. Bunu tek başına HT ve HT’ye DL’nin eşlik ettiği grupta “valsartan+hidroklorotiyazid”, İKH’nin eşlik ettiği gruplarda ramipril izliyordu. Beta-bloker kullanımı ≥65 yaş hastalarda genç hastalara kıyasla daha düşüktü (sırasıyla %13,8 ve %16,1, p<0,05). Sonuç: Bu çalışmada en çok tercih edilen antihipertansif grubun, anjiyotensin reseptör blokerlerinin baskınlığında, RAS üzerinden etkililer, en çok tercih edilen ilacın ise metoprolol olduğu göze çarpmaktadır. Son yıllardaki kılavuzlarda beta- bloker kullanımının nispeten geri plana düşmüş olmasına rağmen, bu çalışmada hipertansif hastalarda yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir. Hipertansiyona eşlik eden iki durumda da en sık kullanılan ilaçların genel olarak değişkenlik göstermediği anlaşılmaktadır. Anahtar Sözcükler: ilaç kullanımı, antihipertansif ajanlar, iskemik kalp hastalığı, dislipidemi 118 Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı                                                     Kardiyovasküler  (KV)  hastalıklar  tüm  dünyada ve ülkemizde bulaşıcı olmayan hastalıklar  arasında ölümün en sık karşılaşılan nedenidir (1,2).  Kan basıncı yüksekliği KV hastalıklar için en önemli  değiştirilebilir  risk  faktörüdür  (3).  Her  ne  kadar  klinik  tedavi  rehberleri  sıklıkla  birlikte  görülen  hastalıklar  için bazı  ilaç gruplarını ön planda  tutsa  da,  tedavi  düzenlenirken  son  aşamada  hastanın  sosyodemografik  özellikleri,  sağlık  ve  geri  ödeme  politikalarının  gereklilikleri,  hekimin  ve  hastanın  tercihleri  vb.  faktörler  önemli  ölçüde  etkili  olabilmektedir  (4, 5). Esansiyel hipertansiyon  (HT),  tedavisinde  geniş  yelpazede  ilaç  gruplarının  yer  aldığı  bir  hastalıktır  ve  ilaç  seçimi  açısından  belirleyici unsurların başında eşlik eden hastalıklar  gelmektedir.   Komorbid  hipertansif  hastalarda  tedaviyi  belirleyen  etmenleri  ortaya  koyabilmek  için  gerçek  yaşam  verilerine  ihtiyaç  duyulur.  Bu  tip  veriler  ülkelerin imkânları doğrultusunda özgün sağlık veri  tabanları,  sağlık merkezlerinin  kayıt  sistemleri  vb.  aracılığıyla  elde  edilebilir.  Türk  Kalp  Vakfı  (TKV)  ülkemizde  1975’ten  beri  sağlıkla  ilgili  faaliyet  gösteren köklü sivil toplum kuruluşları arasındadır.  TKV  çatısı  altında  KV  hastalıklar  alanında  bir  tıp  merkezi  de  hizmet  vermektedir.  Bu  merkezin  başvuran hastalara ait KV hastalıkların  tanı,  tedavi  ve  izlem  işlemlerini  içeren  düzenli  kayıt  sistemi  bulunmaktadır.   Bu araştırmada, HT ile birlikte sık görülen KV  komorbiditelerin eşlik ettiği ve etmediği durumlarda  ilaç  kullanım  paternlerinin  ve  ilişkili  faktörlerin  incelenmesi amaçlandı.       ABSTRACT Objective: Comorbidities are common in hypertension (HT) and determine the management of antihypertensive therapy. We aimed to investigate drug utilization in hypertensive patients in associaition with the presence of other cardiovascular problems. Materials and Methods: This retrospective study included data of patients applied to the Turkish Heart Foundation Medical Center between January 2016- June 2018 (n=11,085). Among all medical records (n=26,699), medications, medical and demographic characteristics were evaluated in patients with most common diagnosis: HT, ischemic heart disease (IHD), and dyslipidemia (DL). Data for HT and accompanying IHD and DL were compared. Results: 22.2% (n=5,929) of the visits had diagnosis of HT. Of the total 3,601 HT patients, 43.7% (n=1,572) had single diagnosis and 36.7% (n=1,321) had at least one of the two comorbidities. Acetylsalicylic acid was the most common drug in all groups. The most common antihypertensive group was renin-angiotensin system (RAS) blockers and the active molecules were metoprolol and amlodipine. This was followed by “valsartan+hydrochlorothiazide” in HT alone or HT+DL groups and by ramipril in the groups where IHD accompanied. The use of beta-blockers was lower in patients ≥65 years compared to younger patients (13.8% and 16.1%, respectively, p<0.05). Conclusion: In this study, the most preferred antihypertensive group was drugs acting on RAS, dominated by angiotensin receptor blockers and most preferred drug was metoprolol. Contrary to their comparably deprioritization in recent guidelines, beta-blockers seem to be widely used in this setting. It is understood that the most commonly used drugs do not vary overall in the studied comorbidities of HT. Keywords: drug utilization, antihypertensive agents, ischemic heart disease, dyslipidemia Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı 119 GEREÇ VE YÖNTEM  Kesitsel  tipteki  bu  çalışmada  İstanbul’daki  TKV  Tıp  Merkezi’ne  çalışma  periyodu  olarak  belirlenen 1 Ocak 2016  ile 30 Haziran 2018 tarihleri  arasında  başvuran  hastalara  ait  tıbbi  kayıtlar  retrospektif  olarak  incelendi.  Çalışmanın  verileri,  TKV  ile  Marmara  Üniversitesi  Hipertansiyon  ve  Ateroskleroz  Eğitim  Araştırma  ve  Uygulama  Merkezi  (HİPAM)  arasında  yapılan  kurumsal  araştırma iş birliği protokolü çerçevesinde, Marmara  Üniversitesi  Tıp  Fakültesi  Etik  Kurulundan  onay  (protokol  kodu:  09.2018.671)  alınarak  toplandı.  Çalışma  periyodunda  başvuran  hastaların  tanıları  ʺInternational  Classification  of  Diseasesʺ  (ICD‐10)  sınıflandırmasına göre değerlendirildi. Tanılar sıklık  derecesine  göre  sıralandı.  İlk  sırada  yer  alan  HT  (ICD‐10: I10) ve buna sık eşlik eden kronik iskemik  kalp  hastalığı  (İKH),  (ICD‐10:  I25)  ve/veya  “lipoprotein metabolizması bozuklukları ve diğer  lipidemiler”  (Dislipidemiler  (DL),  (ICD‐10:  E78)  tanıları  olan  hastalara  ait  bilgiler  ayrıntılı  olarak  incelendi. Hastaların yaşı, cinsiyeti, protokol sayıları,  tedavide  yer  alan  ilaçları  ve  tanıları  incelendi,  bu  tanıların tedavisinde yer alan ilaçlar değerlendirildi.  TKV’ye başvuran hastalardan HT, İKH ve DL  tanılarından en az birine sahip olan ve  tedavilerine  ilişkin  elektronik  tıbbi  kayıtlarında  en  az  bir  adet  “Anatomik  Terapötik  Kimyasalʺ  (ATC)  kodu  belirlenebilen  ilaç  bulunanların  verisi  çalışmaya  dahil edildi. Hastaların her bir başvurusuna ait tıbbi  işlemlerinin  kayıtları  özgün  birer  protokol  olarak  nitelendirildi. Bu protokollerde bulunan ilaçlar, ana  gruplar  (ATC‐1),  terapötik  gruplar  (ATC‐2  veya  ATC‐3)  ve  etkin  madde  (ATC‐5)  düzeyinde  incelendi.  Tanı  bilgisi  bulunan  fakat  farmakolojik  tedavi almayan veya tedavisinde sadece ATC bilgisi  mevcut olmayan ürünlerin  (takviye  edici gıda vb.)  yer aldığı protokollere ait kayıtlar alt analizlere dahil  edilmedi (Şekil 1).        Şekil  1: Hipertansiyon  ve  sık  karşılaşılan  diğer  iki  kardiyovasküler  hastalığı  bulunan  kişilerin  ve  bunlara  ait  protokollerin ayrıntılarını sunan çalışma tasarımı.  HT, Hipertansiyon; İKH, İskemik kalp hastalığı; DL, Dislipidemi; KV, Kardiyovasküler.  120 Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı HT tanılılarda ve sık KV komorbiditenin (İKH  ve  DL)  eşlik  ettiği  HT’li  hastalarda  ilaç  kullanım  paternlerinin  ayrıntılarının  daha  anlaşılır  şekilde  incelenebilmesi için söz konusu üç tanıya ait veriler  aşağıdaki  olasılıklar  göz  önünde  bulundurularak  değerlendirildi. HT  tanısına  tek başına  (İKH ve DL  tanıları olmadan),  İKH ve DL tanıları  ile birlikte ya  da  komorbidite  bakımından  bu  iki  özellik  aranmaksızın  (KV veya KV‐dışı komorbiditesi olan  ve olmayan) sahip olanları karşılaştırabilmek üzere  çalışmada üç farklı yol izlendi:   İlk  analizde,  HT  endikasyonunun  çalışma  periyodunda  karşılaşılan  tüm  tıbbi  kayıtları  içeren  verileri değerlendirildi. Söz konusu tanıya sahip bir  hastanın  aynı  tanıyı  içeren  varsa  birden  fazla  protokolü  de  kullanıldı.  Şekil  1A’da  “tüm”  başlığında  gösterilen  değerlendirmelerde;  HT  için  kayıtlarda  o  sırada  bu  kayıtların  İKH  ya da DL’yi  veya KV/KV‐dışı komorbiditeleri içerip içermediğine  bakılmaksızın, mevcut tüm HT kayıtları (“HT‐t” adı  altında) kullanıldı.   İkinci analizde, HT ve sık karşılaşılan diğer  iki KV hastalığın birinci analizde aynı protokolde yer  alma  durumunun  yaratabileceği  karıştırıcılığı  ortadan kaldırmak üzere hastaların HT tanısının İKH  ve  DL’nin  eşlik  etmediği  tekil  verileri  kullanıldı  (Şekil 1B; “tekil”). HT için her bir hastanın kayıtlarda  sadece ilk kez karşılaşılan HT tanılı protokolüne ait  verileri incelendi.   Üçüncü  analizde,  İKH  ve DL’nin HT  tanılı  protokolleri  “ikili  ya  da  üçlü  komorbiditeler”  şeklinde  nasıl  etkilediği  araştırıldı  (Şekil  1C;  “KV  komorbidite”).  Buna  göre  bir  hastanın  çalışma  periyodu  içerisinde  üç  tanıyı  da  birlikte  aldığı  bir  protokolü varsa bu şekilde karşılaşılan ilk protokolü  değerlendirildi. Çalışma periyodu boyunca hastanın  üç  tanıyı  birlikte  aldığı  bir  protokolü  yoksa  aynı  protokolde  alınmış  ikili  tanılarına  bakıldı.  Aynı  protokolde  ikili  tanısı  bulunanların,  başka  bir  protokolde  aynı  ya  da  farklı  bir  ikili  tanı  kombinasyonu  bulunması  halindeyse,  hastaya  ikili  tanı yazılmış ilk protokol incelemeye alındı.   Çalışmada HT’nin  farmakoterapisiyle  ilişkili  bazı ilaç grupları özelinde incelemeler yapıldı ve bu  ilaçların kullanımı HT grubundakilerin demografik  özelliklerine göre karşılaştırıldı. Ayrıca bu  ilaçların  kullanımlarına ilişkin kıyaslama HT grubuyla diğer  çoğul  tanı  grupları  arasında  da  yapıldı.  Bu  karşılaştırmalara, “asetilsalisilik asit (ASA)” (ATC‐5:  B01AC06,  N02BA01),  “antitrombotikler”  (ATC‐2:  B01),  “beta‐blokerler”  (ATC‐2: C07),  “levotiroksin”  ve  “antihipertansifler”  (ATC‐2:  C02,  C03  [C03X  hariç],  C07,  C08  ve  C09)  dahil  edildi.  Benzeri  karşılaştırma,  ticari  ismi  veri  tabanı  kayıtlarında  bulunan  ilaçların  orijinal/jenerik  olma  durumuna  göre de yapıldı.  Tanımlayıcı  istatistiklerde  sayı,  yüzde,  ortalama  ve  standart  sapma  kullanıldı.  Gruplar  arasında  karşılaştırmalarda  kategorik  değişkenler  için  ki‐kare  testi  uygulandı.  Sürekli  değişkenlerin  normal  dağılıma  uyup  uymadığı  DʹAgostino‐ Pearson  normalite  testi  ile  değerlendirildi  ve  incelenen  tüm  sürekli  değişkenler  normal  dağılım  sergilediği  için  gruplar  arası  ikili  ve  çoklu  karşılaştırmalarda  sırasıyla  t‐testi ve  çoklu varyans  analizi  kullanıldı.  Karşılaştırmalarda  p<0,05  olduğunda istatistiksel anlamlılıktan söz edildi.  BULGULAR  Çalışma  periyodunda  TKV’ye  başvuran  11.227  hastaya  ait  15.694  adet  protokol  bulunmaktaydı  (kişi  başına  düşen  başvuru  sayısı:  1,4±1,3). Bunlardan en az bir tanı bilgisine sahip olan  11.085 hastaya ait 15.245 protokoldeki tanıların sayısı  26.699’du (kişi başına düşen tanı sayısı: 2,4±1,4). HT,  tüm protokoller  içinde en sık yazılan tanıydı (HT‐t;  %22,2; n=5929) ve bu tanıya sahip kişiler tanı bilgisi  bulunan hastaların %35,8’i (n=3968) idi (Şekil 1). En  az  bir  adet  ilaç  reçetelenmiş  olan  toplam  3601 HT  tanılı  hastanın  %43,7’sini  (n=1572)  tek  tanılı  HT’li  hastalar  oluşturmaktaydı.  Toplam  1321  hasta  ise  (%36,7) HT’ye  eşlik  eden  iki  komorbiditenin  en  az  birine sahipti.    Çalışmanın  ilk  kısmında,  HT‐t  grubunda  bulunan toplam 3601 hastanın %59,1’i kadındı ve yaş  ortalaması  66,2±16,3’tü.  HT‐t  grubundaki  5414  protokolde toplam 18.203 ilacın yer aldığı [protokol  başına  düşen  ortalama  ilaç  sayısı  (PBDİS):  3,4±1,9]  saptandı (Şekil 1 ve Tablo 1). HT‐t grubunda en sık  karşılaşılan  ilaç  grupları  sırasıyla  “antitrombotik  ajanlar”  (%15,6),  “beta‐blokerler”  (%14,8)  ve  “lipid  düşürücü ajanlar” (%8,8) idi. En sık karşılaşılan ilacın  ASA  (%12,1)  olduğu,  ilk  on  ilaçtan  dördünü  antihipertansiflerin  [(metoprolol  (%9,3),  amlodipin  (%5,4),  valsartan+hidroklorotiyazit  (HCTZ),  (%2,5)  ve ramipril (%2,3)] oluşturduğu saptandı (Tablo 2).   Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı 121 Çalışmanın  ikinci  kısmında,  tek  başına  HT  tanısını  içeren protokollere ait veriler  incelendi. HT  tanılı  1.572  hastanın  %59,8’ini  kadınlar  oluşturmaktaydı. Beta‐blokerler (%14,3)  ilk sıradaki  ilaç grubu iken ASA, metoprolol ve amlodipin en sık  reçetelenen  ilk  üç  ilaç  idi  (sırasıyla  %11,5,  %7,7,  %6,3), (Tablo 1 ve Tablo 2).  Çalışmanın  üçüncü  kısmında,  yukarıda  belirtilen üç tanının tümünü ya da HT’nin eşlik ettiği  ikili kombinasyonlarını aynı anda içeren protokoller  incelendi. Aynı protokolde üç  tanıyı  (HT+İKH+DL)  alanlardaki kadın yüzdesi (%42,7) HT grubundakine  kıyasla düşüktü  (p<0,05). Kadınların baskın olduğu  HT+İKH  (%55,0) ve HT+DL  (%61,3) gruplarıysa bu  bakımdan  HT  grubuyla  benzerdi  (p>0,05).  Tek  başına  HT  tanılılar,  diğer  gruplardakilerle  yaş  ortalamaları  açısından  kıyaslandığında,  HT+DL  tanılılarla benzer (p>0,05); HT+İKH+DL, HT+İKH ve  HT‐t  grubundakilere  kıyasla  daha  genç  bulundu  (p<0,05).  Buna  paralel  olarak,  ≥65  yaş  hastalar HT  grubuna  kıyasla  (%52,2),  HT+DL+İKH  (%67,7),  HT+İKH  (%61,5)  ve  HT‐t  (%57,0)  gruplarında  fazlaydı  (p<0,05).  Tek  başına  HT  tanılılara  göre  HT’ye  eşlik  eden  ilave  her  bir  tanının  PBDİS’yi  artırdığı saptandı. Bu artış tüm gruplarda anlamlıydı  (p<0,05), (Tablo 1).  Komorbid  tanıların  değerlendirildiği  protokollerdeki  ilaçlarda  tüm  gruplarda  ilk  sırayı  antitrombotik  ajanlar  oluşturmaktaydı  (%14,3‐ %21,1).  İkinci  sırada  HT+İKH’de  beta‐blokerler  (%15,1), diğer gruplardaysa  lipid düşürücü  ajanlar  (%14,3‐%16,7)  bulunmaktaydı.  HT+İKH  hariç  tüm  gruplarda üçüncü  sırayı beta‐blokerler  (%11,9‐14,8)  oluştururken,  HT+İKH’de  “anjiyotensin  reseptör  blokerleri”  (ARB)  kombinasyonları  (%9,3)  yer  almaktaydı.  Etkin  madde  özelinde  ise,  ASA  tüm  gruplarda  birinci  sırada  idi. Atorvastatin HT+İKH  dışındaki  komorbid  gruplarda  ikinci  sıradaydı.  Bunların  dışında  metoprolol,  metformin  ve  levotiroksin tüm gruplarda tedavide yer alan ilk on  ilaç arasındaydı (Tablo 2)    Tablo 1: Tanı gruplarındaki hastaların demografik özelliklerinin ve medikal kayıtlarında yazılı ilaç sayılarının  dağılımı.         HT ve Eşlik Eden Gruplar  HT  HT+İKH  HT+DL  HT+İKH+DL  HT‐t  Kadın, n (%)  940 (59,8)  244 (55,0)  348 (61,3)  132 (42,7)  2127 (59,1)  Tıbbi kayıtlardaki   toplam ilaç sayısı   4304  1477  1850  1373  18203  Protokol başına düşen  ortalama ilaç sayısı  2,7 ± 1,7  3,3 ± 1,8  3,3 ± 1,8  4,5 ± 1,9  3,4 ± 1,9  Yaş ortalaması  64,5 ± 24,0  67,7 ± 18,4  63,5 ± 7,1  69,6 ± 2,1  66,2 ± 16,3  Y aş  G ru b u , n  ( % )  18‐44 yaş*  102 (6,5)  14 (3,2)  35 (6,2)  2 (0,6)  184 (5,1)  45‐64 yaş  650 (41,3)  157 (35,4)  267 (47,0)  98 (31,7)  1367 (38,0)  65‐74 yaş  467 (29,7)  131 (29,5)  168 (29,6)  100 (32,4)  1075 (29,9)  ≥ 75 yaş  353 (22,5)  142 (32,0)  98 (17,3)  109 (35,3)  975 (27,1)  Toplam  1572 (100,0)  444 (100,0)  568 (100,0)  309 (100,0)  3601 (100,0)    HT, Hipertansiyon; İKH, İskemik kalp hastalığı; DL, Dislipidemi; *,18 yaşın altı bir kişi HT‐t grubunda yer almaktadır.          122 Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı Tablo 2: Tanı gruplarının her birinin tedavisinde yer alan ve medikal kayıtlarda en sık gözlenen 10 ilacın dağılımı.      İlaçlar  Tanı Grupları  HT  HT+İKH  HT+DL  HT+İKH+DL  HT‐t  n   (%)  S ır a  n   (%)  S ır a  n   (%)  S ır a  n   (%)  S ır a  n   (%)  S ır a  ASA  493  (11,5)  1  190  (12,9)  1  265  (14,3)  1  215  (15,7)  1  2.204  (12,1)  1  Metoprolol  333   (7,7)  2  136   (9,2)  2  114   (6,2)  4  145  (10,5)  3  1.684   (9,3)  2  Amlodipin  272   (6,3)  3  66   (4,5)  4  112   (6,1)  5  46  (3,3)  7  985   (5,4)  4  Metformin  226   (5,3)  4  74   (5,0)  3  127   (6,9)  3  55  (4,0)  6  876   (4,8)  5  Levotiroksin  169   (3,9)  5  35   (2,4)  8‐9  64   (3,5)  7  28  (2,0)  10  543   (3,0)  6  Valsartan +  HCTZ  128   (3,0)  6  35   (2,4)  8‐9  46   (2,5)  8‐9  30  (2,2)  9  453   (2,5)  7  Ramipril  117   (2,7)  7  51   (3,5)  6  41   (2,2)  11‐12  32  (2,3)  8  416   (2,3)  8  Nebivolol  116   (2,7)  8  32   (2,2)  11  43   (2,3)  10  19  (1,4)  12‐14  334   (1,8)  12  Atorvastatin  104   (2,4)  9  62   (4,2)  5  164   (8,9)  2  155  (11,3)  2  1.088   (6,0)  3  Losartan + HCTZ  103   (2,4)  10  24   (1,6)  14  46   (2,5)  8‐9  11  (0,8)  24‐27  345   (1,9)  11  Klopidogrel  33   (0,8)  33‐34  49   (3,3)  7  5   (0,3)  55‐57  74  (5,4)  4  353   (1,9)  10  Rosuvastatin  31   (0,7)  37  22   (1,5)  15  80   (4,3)  6  59  (4,3)  5  415   (2,3)  9  Kandesartan +  HCTZ  97   (2,3)  11  34   (2,3)  10  31   (1,7)  13  16  (1,2)  16‐17  293   (1,6)  13  Diğer  2.082   (48,4)  667   (45,2)  712   (38,5)  488   (35,5)  8.214   (45,1)  Toplam  4.304   (100,0)  1.477   (100,0)  1.850   (100,0)  1.373   (100,0)  18.203   (100,0)    HT, Hipertansiyon; İKH, İskemik kalp hastalığı; DL, Dislipidemi; ASA, Asetilsalisilik asit; HCTZ, Hidroklorotiyazid.    HT  grubunda  sırasıyla  “renin  anjiyotensin  sistem”  (RAS)  blokerleri  (n=1150,  %46,7),  beta‐ blokerler  (n=633, %25,7),  kalsiyum  kanal  blokerleri  (n=452,  %18,4),  diüretikler  (n=157,  %6,4)  ve  “antiadrenerjikler, alfa blokerler ve diğerleri“ (n=71,  %2,9) en sık  tercih edilen gruplardı. Sıralama diğer  tanı gruplarında da HT’dekine benzer bulundu. RAS  blokerleri  içindeyse  ARB  ve  anjiyotensin  dönüştürücü  enzim  inhibitörleri  (ACEİ)  dağılımı  sırasıyla  HT’de  %28,0  (n=690)  ve  %18,7  (n=460);  “HT+İKH”de  %26,1  (n=191)  ve  %20,6  (n=151);  “HT+DL”de  %27,8  (n=246)  ve  %19,6  (n=173)  ve  “HT+İKH+DL”de %23,6 (n=134) ve %18,5 (n=105) idi.  Grupların  tümünde metoprolol  ilk  sırada  yer  alan  antihipertansifti  (%12,9‐%25,5)  ve  bunu  amlodipin  (%8,1‐%12,7)  izlemekteydi.  Bu  sıralamayı  HT  ve  Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı 123 HT+DL gruplarında valsartan+HCTZ (her biri %5,2),  HT+İKH  ve  HT+DL+İKH  gruplarındaysa  ramipril  (sırasıyla %6,8 ve %5,6) izlemekteydi (Tablo 3).     Tablo  3.  Hipertansiyon  ve  hipertansiyona  eşlik  eden  iskemik  kalp  hastalığı  ve/veya  dislipidemisi  bulunan  hastalarda antihipertansif ilaç kullanımı.                                        Tanılar    İlaçlar ‐ ATC‐2  HT  HT+İKH  HT+DL  HT+İKH+DL  n  %*  n  %*  n  %*  n  %*  Metoprolol  C07  333  13,5  136  18,1  114  12,9  145  25,5  Amlodipin  C08  272  11,0  66  8,8  112  12,7  46  8,1  Valsartan + HCTZ  C09  128  5,2  35  4,7  46  5,2  30  5,3  Ramipril  C09  117  4,8  51  6,8  41  4,6  32  5,6  Nebivolol  C07  116  4,7  32  4,3  43  4,9  19  3,3  Losartan + HCTZ  C09  103  4,2  24  3,2  46  5,2  11  1,9  Kandesartan + HCTZ  C09  97  3,9  34  4,5  31  3,5  16  2,8  İndapamid  C03  92  3,7  13  1,7  41  4,6  ‐  ‐  Kandesartan  C09  69  2,8  21  2,8  19  2,1  15  2,6  Nifedipin  C08  66  2,7  ‐  ‐  ‐  ‐  9  1,6  Doksazosin  C02  64  2,6  11  1,5  19  2,1  13  2,3  Karvedilol  C07  64  2,6  29  3,9  21  2,4  14  2,5  Perindopril  C09  62  2,5  19  2,5  23  2,6  19  3,3  Kaptopril  C09  58  2,4  ‐  ‐  15  1,7  ‐  ‐  Atenolol  C07  45  1,8  ‐  ‐  20  2,3  14  2,5  Ramipril + HCTZ  C09  45  1,8  12  1,6  19  2,1  14  2,5  Losartan  C09  45  1,8  20  2,7  16  1,8  13  2,3  Perindopril + HCTZ  C09  44  1,8  ‐  ‐  19  2,1  ‐  ‐  Valsartan  C09  44  1,8  12  1,6  15  1,7  10  1,8  Bisoprolol  C07  40  1,6  11  1,5  ‐  ‐  9  1,6  Telmisartan + HCTZ  C09  ‐  ‐  16  2,1  ‐  ‐  ‐  ‐  Furosemid  C03  ‐  ‐  14  1,9  ‐  ‐  11  1,9  Lerkanidipin  C08  ‐  ‐  11  1,5  ‐  ‐  ‐  ‐  Diltiazem  C08  ‐  ‐  12  1,6  ‐  ‐  11  1,9  Perindopril + amlodipin  C09  ‐  ‐  ‐  ‐  15  1,7  ‐  ‐  İrbesartan + HCTZ  C09  ‐  ‐  ‐  ‐  18  2,0  11  1,9  İlk 20 anti‐HT ilaç  1904  77,3  579  77,0  693  78,4  462  81,2  Diğer anti‐HT ilaçlar  559  22,7  173  23,0  191  21,6  107  18,8  Toplam anti‐HT ilaçlar  2463  100,0  752  100,0  884  100,0  569  100,0    %*, Antihipertansif  ilaçlar  içerisindeki  yüzdesi; HT, Hipertansiyon;  İKH,  İskemik  kalp  hastalığı; DL, Dislipidemi; ATC,  Anatomik Terapötik Kimyasal sınıflandırma sistemi; HCTZ, Hidroklorotiyazid.    HT’yle  ilişkili  ilaçların  kullanımları,  HT  grubuyla  diğer  iki  tekil  ve  çoğul  tanı  grupları  arasında  karşılaştırıldı.  Tüm  ilaçlar  içerisinde  antihipertansiflerin  dağılımına  bakıldığında,  HT  grubunda  ilaçların  %57,2’si  (n=2463)  antihipertansiflerdi.  Eşlik  eden  İKH  ve/veya  DL  tanılıların eklendiği gruplardaysa bu oranın anlamlı  derecede  azaldığı  saptandı.  Buna  göre  ASA  124 Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı kullanımı HT grubunda, HT+İKH ve HT‐t dışındaki  tüm gruplara kıyasla daha azdı (p<0,05). HT’ye göre  beta‐bloker kullanımı HT+İKH grubunda daha fazla  (p<0,05), HT+DL  grubundaysa  daha  azdı  (p<0,05).  Ayrıca HT’ye  (%22,2)  kıyasla HT+İKH  (%25,6),  ve  HT+İKH+DL (%25,2) gruplarındakilerin tedavisinde  jenerik ilaç bulunma yüzdesi daha yüksekti (p<0,05),  (Tablo 4).    Tablo 4: Kardiyovasküler  sistem  ile  ilişkili bazı  ilaç gruplarının her bir  tanı grubundaki hastalarda kullanılma  durumunun tek tanısı hipertansiyon olanlarınkine göre karşılaştırılması.   İlaçlar  HT ve Eşlik Eden Gruplar   (+)/(‐)  HT  HT+İKH  HT+DL  HT+İKH+DL  HT‐t  n (%)  n (%)  n (%)  n (%)  n (%)  ASA  (+)  493 (11,5)  190 (12,9)  265 (14,3)*  215 (15,6)*  2204 (12,1)  (‐)  3811 (88,5)  1287 (87,1)  1585 (85,7)  1163 (84,4)  15999 (87,9)  Antitrombotik  (+)  533 (12,4)  249 (16,9)*  265 (14,3)*  291 (21,1)*  2838 (15,6)*  (‐)  3771 (87,6)  1228 (83,1)  1585 (85,7)  1087 (78,9)  15365 (84,4)  Beta‐bloker  (+)  633 (14,7)  228 (15,4)*  232 (12,5)*  205 (14,9)  2753 (15,1)  (‐)  3671 (85,3)  1249 (84,6)  1618 (87,5)  1173 (85,1)  15450 (84,9)  Levotiroksin  (+)  169 (3,9)  35 (2,4)*  64 (3,5)  28 (2,0)*  543 (3,0)*  (‐)  4135 (96,1)  1442 (97,6)  1786 (96,5)  1350 (98,0)  17660 (97,0)  Antihipertansif  (+)  2463 (57,2)  752 (50,9)*  884 (47,8)*  569 (41,3)*  9301 (20,9)*  (‐)  1841 (42,8)  725 (49,1)  966 (52,2)  809 (58,7)  35275 (79,1)  Jenerik ilaç  (+)  939 (22,2)  367 (25,6)*  395 (21,8)  340 (25,2)*  3894 (21,7)  (‐)  3287 (77,8)  1069 (74,4)  1421 (78,2)  1010 (74,8)  14043 (78,3)    *,  HT  grubu  ile  karşılaştırılmasında  p<0.05;  HT,  Hipertansiyon;  İKH,  İskemik  kalp  hastalığı;  DL,  Dislipidemi;  ASA,  Asetilsalisilik asit.    HT’yle  ilişkili  bazı  ilaç  gruplarının  kullanım  durumları  “HT”  grubundakilerin  demografik  özelliklerine  göre  karşılaştırıldığında;  erkeklerde  ASA  ve  antitrombotik;  kadınlardaysa  levotiroksin  alanların daha fazla olduğu belirlendi (p<0,05). Beta‐ bloker  kullanımının  genç  olanlara  kıyasla  ≥65  yaş  hastalarda daha az olduğu saptandı  (p<0,05),  (Şekil  2).     Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı 125   Şekil 2: HT ile ilişkili bazı ilaç gruplarının kullanım durumlarının HT grubunda hastaların cinsiyeti ve yaş gruplarına göre karşılaştırılması (*,p<0.05).   **ASA, Asetilsalisilik asit; ATC sınıflandırmasında C grubu, “kardiyovasküler sistem ilaçlar    TARTIŞMA   Bu  çalışmada  HT’ye  eşlik  eden  ve  etmeyen  durumlarda  ilaç  kullanım  paternlerinin  birbirlerinden  farklı yönleri olduğu ortaya kondu. Türkiye de dâhil dünya  genelinde  yaklaşık  üç  ila  dört  yetişkinden  birinin  HT  hastası  olduğu  göz  önüne  alındığında HT’ye  eşlik  eden  hastalıkların  ilaç  kullanım  paterninde  oluşturduğu  farklılıklar,  birbiriyle  çok  sıkı  ilişkisi  bulunan  KV  hastalıklarda  kritik  önem  taşıyabilir  (6,  7).  Çalışmada  özellikle  dislipideminin  eşlik  ettiği  durumlarda  daha  belirgin olmak üzere, tüm gruplarda ASA kullanımının ilk  sırada  yer  aldığı,  başta  bu  ilaç  olmak  üzere  belirli  ilaç  gruplarının  kullanımının  hastaların  demografik  özelliklerine  göre  farklılıklar  gösterebildiği  dikkati  çekmektedir.  Çalışmada en sık konulan tanılar olan HT, İKH ve  DL  sıklıkla bir arada  seyreden ve morbidite ve mortalite  açısından birbirleri için risk faktörü olan hastalıklardır (8).  Nitekim 2016’da yayımlanan bir çalışmada erkeklerde kan  lipid düzeyiyle HT prevalansı arasında pozitif korelasyon  bildirilmiştir  (9). Çalışmamızda  tek  başına HT  grubunda  kadınların, DL ve İKH’nın eklendiği grupta ise erkeklerin  baskın  olduğu  gözlendi.  Bu  durum  mevcut  hastalıkları  cinsiyet açısından karşılaştıran ulusal ölçekli  çalışmalarla  genel olarak uyumlu bulunmuştur (6, 10‐12). Ancak HT’ye  İKH  veya  DL  tanılarından  biri  eklendiğinde  kadınların,  ikisi birden eklendiğindeyse erkeklerin ön plana çıktığının  gözlenmiş olması, komorbid durumların kadınlarda daha  fazla  bulunduğunu  bildiren  çalışmalarla  kısmen uyumlu  gözükse de,  ilginç olarak hastalık sayısı artınca cinsiyetin  etkisinin  tersine  döndüğü  anlaşılmaktadır  (13,  14).  Çalışmamızda  eşlik  eden  hastalık  sayısı  arttıkça  ilgili  gruptaki  hastalığın  rölatif  katkısıyla  birlikte  cinsiyet  baskınlığı  değişmiş  olabilir.  Bu  durumun  geniş  ölçekli  epidemiyolojik çalışmalarla araştırılmasına  ihtiyaç vardır.  Öte  yandan,  her  iki  cinsiyette  yaşla  birlikte  artan  ve  geriatrik popülasyonda (≥65 yaş) %68 olarak bildirilen HT  prevalansına  paralel  olarak  çalışmamızda  “HT‐t”  grubundakilerin  çoğunluğunu  (%57,0)  geriatrik  olgular  oluşturmaktaydı (15). Bununla birlikte, HT’ye komorbidite  eklenen  durumlarda  yaş  ortalamasında  anlamlı  bir  değişiklik olmadığı gözlendi.  KV  hastalıklarda  birçok  hastada,  mevcut  hastalıklara ve risk faktörlerine bağlı olarak çok sayıda ve  farklı gruplarda KV  ilaç kullanımı gerekebildiğinden, KV  polifarmasinin  uygunluğunun  değerlendirilmesi  güçtür.  126 Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı Bu hastalıklarda üç ve üzeri KV sistem ilacı kullanımı nadir  bir  durum  değildir  (16).  Çalışmamızdaysa  HT+İKH+DL  grubunda PBDİS 4,5±1,9 idi. Tek başına HT tedavisinde de  hedef kan basıncı değerlerine ulaşmak için birden fazla ilaç  kullanımı yaygındır. Norveç’te yapılan bir çalışmada HT  hastalarının dörtte birinden  fazlasının üç veya daha  fazla  ilaç  kombinasyonuyla  tedavi  edildiği  belirtilmiştir  (17).  Çalışmamızdaysa  HT  grubunda  PBDİS  2,7±1,7  idi.  Çalışmamızda sadece HT tanısı olanlar ve HT’yle birlikte  İKH  ve  DL  komorbiditeleri  bulunan  hastalardaki  farmakoterapide KV  sistem  ilaçlarının  hâkimiyeti,  klinik  rehberlerle  uyumlu  ve  beklenen  bir  durumdur  (18).  Bununla birlikte diğer gruplarda yer alan ilaçların fazlalığı  dikkati çekmektedir. Bu durum incelemeye alınmamış olan  diyabet  vb.  ilaç  tedavisine  ihtiyaç  duyan  hastalık  ve  semptomların çokluğuna işaret etmektedir. Örneğin, ASA  kullanımı ve antitrombositer  ilaç  tedavisi yüksek KV risk  taşıyan  hastalarda  yaygındır. Nitekim ATC‐5  düzeyinde  tüm gruplarda en sık kullanılan  ilacın ASA olduğu, buna  paralel  olarak  antitrombotik  ilaç  kullanımı  baskınlığının  HT  grubu  hariç  diğer  tüm  gruplarda  korunduğu  gözlenmektedir.  Çalışmamızda  olduğu  gibi  literatüre  yansıyan  diğer  çalışmalarda  hipertansif  hastalarda  ASA  kullanımının  yüksek  olduğu  bildirilmiştir  (19‐21).  Öte  yandan,  2018’de ASA’nın  primer KV  korumada  yetersiz  olduğuna  dair  tartışmalara  yol  açan  çalışmalar  yayımlanmıştır  (22,23).  Bu  gelişmeyi  takiben  KV  hastalıkların  tedavisinin  düzenlenme  pratiğinde  ASA  kullanımının ne yönde seyir izleyeceğinin belirlenmesinde  bu çalışmanın verileri önemli rol oynayabilir.   Çalışmamızda “HT” grubunda en sık tercih edilen  antihipertansif  ilaç  grubu  RAS  üzerinden  etkililer  olup,  bunlar içerisinde ARB’lerin daha sık kullanıldığı belirlendi.  Literatürde  ACEİ  kullanımının  daha  yaygın  olduğunu  bildirilen  çalışmaların  yanı  sıra  (24‐26)  bu  iki  grubun  birbirlerine  üstünlüğüne  ilişkin  karşıt  görüşler  bulunmaktadır  (27‐29).  ACEİ’lerin  yaygın  olarak  kuru  öksürüğe  neden  olduğu, düşük  bir  anjiyoödem  ve  ölüm  riskiyle  ilişkilendirildiği  ve  bu  yan  etkileri  nedeniyle  ARB’lere oranla tedavinin daha sık yarıda kesildiği çeşitli  çalışmalarda  bildirilmiştir  (28,  29).  Yakın  zamanda  yayınlanan bir meta‐analizde bu  iki grubun arasında KV  mortalite  ve  total  mortalite  bakımından  fark  bulunmamıştır  (30). ARB’lere  hasta  uyumunun  daha  iyi  olması,  çalışmamızda  da  antihipertansif  etkinlikleri  eşit  olan  bu  iki  grup  arasında  ilaç  seçiminde  etkili  olmuş  olabilir (31).  Beta‐blokerlerin  antihipertansif  olarak  ilk  sırada  kullanılması önceden birçok rehber tarafından önerilmiştir  fakat  antihipertansif  etkinliklerinin  kısıtlı  olduğunun  görülmesi  ve  sağkalıma  katkılarının  düşük  olduğuna  yönelik  kanıtlar  sonrası  komplike  olmayan  hipertansiyonda  ilk  seçenek  tedavi  ajanı  olmalarını  sınırlandırmıştır  (32). KV hastalıklardaysa halen geniş bir  endikasyon yelpazesiyle sık kullanılan ajanlardır (33). Eşlik  eden  KV  hastalık  durumunda  özellikle  tercih  edilmesi  gerektiği vurgulanan beta‐blokerler hakkındaki bu durum  kılavuzlarla  örtüşmektedir  (34).  Beta‐blokerlerin  istenmeyen etkilerinin yeni kuşak ilaçlarda daha az olması,  nebivolol  ve  karvedilol  gibi  ajanların  vazodilatasyon  ve  primer  KV  olaylara  karşı  koruyucu  etkinliği,  HT  tedavisinde  ek  ilaç  olarak  kullanımı  önerilen  beta‐ blokerlerin  çalışmamızdaki  sık  kullanımını  anlaşılır  kılmaktadır (35). Ayrıca çalışma verilerinin bir kalp sağlığı  merkezinden elde edilmesi nedeniyle bu kuruma  İKH ve  DL dışında miyokart infarktüsü sonrası, atriyal fibrilasyon  ve kalp yetersizliği gibi beta‐bloker kullanımından  fayda  görebilecek  komorbid  hastalığı  olan  hipertansif  kişilerin  daha  fazla  başvurması,  görece  yüksek  beta‐bloker  kullanımıyla  ilişkilendirilebilir.  Beta‐bloker  kullanımının  bradikardinin indüklenmesi, kardiyak debinin azaltılması,  hipotansiyon  ve  baş  dönmesine  yol  açması  gibi  etkileri  nedeniyle  düşme  riskini  artırabileceği  ve  düşme  vakalarının özellikle 65 yaştan sonra önemli morbidite ve  hatta  mortalite  sebebi  olduğu  bildirilmiştir  (36).  2015’te  yayımlanan  Türk  Hipertansiyon  Uzlaşı  Raporu’ndaysa  beta‐blokerler,  65  yaş  ve  üzerinde  başlangıç  tedavisinde  önerilmemektedir  (18). Her  ne  kadar  yaş  grubu  özeline  inilmeksizin  yapılan  değerlendirmelerde  metoprolol  ilk  sıralarda yer  alsa da, yaşlılarda beta‐bloker kullanımının  azaldığı  gözlendi.  Bu  durum,  ileri  yaşta  olmanın  antihipertansif  seçimini  etkilediğini  ve  bu  bakımdan  hekimlerin  güncel  rehberler  çerçevesinde  rasyonel  yaklaşım sergilediklerini düşündürmektedir.  Statinlerin  primer  ve  sekonder  kardiyovasküler  koruma sağladığı ve gerek kardiyovasküler gerekse toplam  Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı 127 mortaliteyi  azalttığı  meta‐analizlerde  gösterilmiş  ve  kılavuzlarda  yer  almıştır  (37,  38).  Çalışmamızda  atorvastatin, DL’nin  dâhil  olduğu  tüm  gruplarda  en  sık  kullanılan  ikinci  ilaçtı.  Hipolipidemikler  özelinde  bakıldığındaysa, atorvastatin ağırlıklı olmak üzere,  statin  grubu  ilaçların  literatürle  uyumlu  olarak  ilk  sırada  yer  aldığı ve bunu fibratların izlediği belirlendi (39). Diğer tüm  gruplarda da atorvastatinin ilk on ilaç içerisinde yer alması  ve  ağırlıklı  olarak  KV  hastalıkların  tedavi  ve  takibinde  özelleşmiş bir merkezde  lipid düşürücü ajanların  sıklıkla  kullanılıyor olması, klinik rehberlerin önerileriyle örtüşen  bir klinik uygulamaya işaret etmektedir.  Hipotiroidizm  sıklıkla  hipertansiyon  dâhil  çeşitli  KV risk faktörleriyle  ilişkilendirilmektedir. Hipotiroidizm  tedavisinin  KV  sonuçları  iyileştirebileceğini  gösteren  bulgular mevcuttur  (40, 41). Çalışmamızda hipotiroidizm  tanısı bulunanların oranı bilinmemekle beraber  incelenen  tüm  tanı  gruplarında  levotiroksinin  sık  kullanılan  ilk  on  ilaç içinde olması, bu çalışmanın ilginç bulgularından birisi  olarak kabul edilebilir. Kardiyak hastalıkların izlendiği bir  merkeze  başvuranlarda  hipotiroidizm  tanısının  sıklıkla  eşlik  etmesi  ve  replasman  tedavisinin  KV  problemler  üzerindeki  sekonder  iyileştirici  etkileri,  levotiroksinin  sıklıkla yazılan ilaçlar arasında bulunmasında rol oynamış  olabilir.  Bu  tespitin  tanı  temelli  ayrıntılı  çalışmalarla  desteklenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak ülkemizde  tiroid  hastalıklarının  ve  hipotiroidizmin  ayrıca  yaygın  oluşu da (42, 43) bu bulguları değerlendirirken göz önüne  alınmalıdır.   Avrupa’da  geniş  değişkenlik  gösteren  jenerik  ilaç  kullanımının (%17‐%83) Türkiye’de 2017’de %57,5 olduğu  bildirilmiştir  (44, 45). KV hastalıklarda kullanılan  ilaçlara  ilişkin bir meta‐analizde birçok  çalışmada  jenerik  ilaçlara  karşı olumsuz görüş bulunduğu bildirilmiştir (46). Bununla  uyumlu  olarak  çalışmamızda  HT  grubunda  jenerik  ilaç  kullanımının ülkedeki genel ortalamanın bir hayli altında  (%22)  olduğu  saptandı.  Öte  yandan  bu  oranın  İKH’nın  dâhil  olduğu  gruplarda  artış  kaydettiği  gözlendi.  Bu  durum,  ASA  başta  olmak  üzere  endikasyona  özgü  sık  kullanılan  ilaçların  jenerik  alternatif  tercihleriyle  ilişkili  olabilir.   Bu  çalışmadaki  veriler,  hastaların  tedavilerine  ilişkin elektronik tıbbi kayıtlarından elde edildiği  için söz  konusu  kayıtlara  yansıyan  veriler,  hastanın  o  anda  kullandığı tüm ilaçları içermiyor olabilir. Ayrıca hastaların  incelenen  kayıtlarındaki  eşlik  eden  hastalıkları  dışında  mevcut  kayıtlara  yansımamış  başka  komorbiditeleri  de  bulunabilir.  Hastalar  belirlenen  üç  tanı  grubu  özelinde  incelenmiş olup, bu tanılar dışındaki olası tanıların ilaçları  tam  olarak  bilinmemektedir.  Ancak  potansiyel  diğer  hastalıkların tüm gruplarda mevcut olması nedeniyle İKH  ve DL tanılarının HT’ye etkisinin araştırılması bakımından  karıştırıcılığın  önemli  ölçüde  ihmal  edilebilir  olması  beklenir.  Çalışmanın  verilerinin  sadece  ayaktan  tedavi  hizmeti  sunulan,  yataklı  servis  koşullarını  içermeyen  özelleşmiş  bir merkezden  alınmış  olması  çalışmanın  bir  kısıtlılığı  olarak  kabul  edilebilir.  Bununla  birlikte,  ilaç  kullanımı  araştırmaları  genellikle  birinci  basamak  ya  da  hastane  koşullarındaki  veriler  yoluyla  yürütülmekte  ve  çalışmamızdaki  gibi  bu  tür  özelleşmiş merkez  verilerini  içermemektedir. Bu  çalışmadaysa bu  tip bakir bir alanda  gerçek yaşam verisi sunulmaktadır. İki buçuk yıllık kesitsel  veriyi  inceleyen  çalışmamızda  standart  bir  yaklaşım  benimsenmesi  ve  olası  mükerrer  hasta  kayıtlarının  kullanılmaması için, HT‐t hariç tüm incelemelerde her bir  multimorbid  durumu  ilgilendiren  veri  kayıtlarında  ilk  tespit  edilen  hasta  protokolü  kullanıldı.  Aynı  hastanın  farklı  zamanlardaki  protokollerine  dair  ilk  önermeyi  yansıtmayan/tekrarlayan  verileri  bu  incelemeye  dâhil  edilmedi. Çalışma periyodunun  tamamında multimorbid  duruma  ilişkin  her  bir  protokolün  incelenmemiş  olması,  çalışmanın  bir  diğer  sınırlılığı  olarak  kabul  edilebilir.  Hastaların tedavilerinde yer alan  ilaçların dozlarıyla  ilgili  kayıt  sisteminde  yeterli  veri  elde  edilemediği  için  bu  bilgiler  sunulamadı.  Benzer  gerekçelerle  biyokimyasal  laboratuvar  değerlerinin  ilaç  kullanımıyla  ilişkisi  de  incelenemedi.  Çalışmanın  bulguları,  bu  kısıtlılıklar  göz  önünde bulundurularak değerlendirilmelidir.   Bu çalışmayla özelleşmiş bir kalp sağlığı merkezine  başvuran  hastalara  reçetelenen  ilaçlar  başta  antihipertansifler olmak üzere, hastaların belirli KV tanıları  özelinde ayrıntılı olarak ortaya kondu. En çok tercih edilen  antihipertansif  grubun  RAS  üzerinden  etkililer,  en  çok  tercih  edilen  ilacınsa  metoprolol  olduğu  gözlenmekle  128 Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı birlikte; HT’ye  eşlik  eden  iki durumda da  sık  kullanılan  ilaçların  genel  olarak  değişkenlik  göstermediği  anlaşılmaktadır.  Son  yıllardaki  kılavuzlarda  beta‐bloker  önerileri nispeten geri plana düşmüş olsa da bu çalışmada,  eşlik eden hastalık varlığında daha belirgin olmak üzere,  hipertansif  hastalarda  beta‐bloker  kullanımının  yaygın  olduğu  dikkati  çekmektedir.  Bu  durumda  eşlik  eden  hastalıkların  payı  olması  mümkündür.  Aynı  gerekçeyle  ASA  kullanımının  da  fazla  olduğu  dikkati  çekmektedir.  Primer  korumaya  ilişin  son  yıllarda  ortaya  çıkan  tartışmaların  hemen  öncesine  ait  verileri  kapsayan  bu  çalışma  bulgularının  gelecekte  bu  amaçla  ASA  kullanımının  azalıp  azalmamasına  yönelik  trendin  değerlendirilmesine katkı sağlaması beklenebilir.   KAYNAKLAR  1. GBD  2017  Cause  of  Death  Collaborators.  Global,  regional,  and  national  age‐specific  and  sex‐specific  mortality for 282 causes of death in 195 countries and  territories,  1980–2017:  A  systematic  analysis  for  the  Global  Burden  of  Disease  Study  2017.  Lancet.  2018;392:1736–88.  2. Özdemir R, Horasan GD, Rao C, Sözmen MK, Ünal B.  An  evaluation  of  cause‐of‐death  trends  from  recent  decades based on registered deaths in Turkey. Public  Health. 2017;151:121‐30.  3. Kjeldsen  SE.  Hypertension  and  cardiovascular  risk:  General aspects. Pharmacol Res. 2018;129:95‐9.  4. Jarari N, Rao N, Peela JR, Ellafi KA, Shakila S, Said AR,  et  al.  A  review  on  prescribing  patterns  of  antihypertensive drugs. Clin Hypertens. 2016;22:7.  5. Semark B, Engström S, Brudin L, Tågerud S, Fredlund  K,  Borgquist  L,  et  al.  Factors  influencing  the  prescription  of  drugs  of  different  price  levels.  Pharmacoepidemiol Drug Saf. 2013;22:286‐93.  6. Kılıçkap M, Barçın C, Göksülük H, Karaaslan D, Özer  N,  Kayıkçıoğlu  M,  et  al.  Data  on  prevalence  of  hypertension  and  blood  pressure  in  Turkey:  Systematic review, meta‐analysis and meta‐regression  of  epidemiological  studies  on  cardiovascular  risk  factors. Turk Kardiyol Dern Ars. 2018;46:525‐45.  7. Mills KT, Bundy JD, Kelly TN, Reed JE, Kearney PM,  Reynolds K, et al. Global disparities of hypertension  prevalence  and  control:  A  systematic  analysis  of  population‐based  studies  from  90  countries.  Circulation. 2016;134:441‐50.  8. Wilkins E, Wilson L, Wickramasinghe K, Bhatnagar P,  Leal  J,  Luengo‐Fernandez  R,  et  al.  European  Cardiovascular  Disease  Statistics  2017.  European  Heart Network,  Brussels.  [Erisim  tarihi:  09 Haziran  2020].  Erisim  adresi:  http://www.ehnheart.org/images/CVD‐statistics‐ report‐August‐2017.pdf.  9. Otsuka T, Takada H, Nishiyama Y, Kodani E, Saiki Y,  Kato K, et al. Dyslipidemia and the risk of developing  hypertension in a working‐age male population. J Am  Heart Assoc. 2016;5(3):e003053.  10. Sengul S, Akpolat T, Erdem Y, Derici U, Arici M, Sindel  S,  et  al.  Changes  in  hypertension  prevalence,  awareness, treatment, and control rates in Turkey from  2003 to 2012. J Hypertens. 2016;34:1208‐17.  11. Bayram F, Kocer D, Gundogan K, Kaya A, Demir O,  Coskun  R,  et  al.  Prevalence  of  dyslipidemia  and  associated risk factors in Turkish adults. J Clin Lipidol.  2014;8:206‐16.  12. Scholes S, Mindell JS. Health Survey for England 2017  Cardiovascular  diseases.  National  Health  Service  (NHS). December  2018.  [Digital]  ISBN:  978‐1‐78734‐ 255‐2.  [Erisim  tarihi: 09 Haziran 2020]. Erisim adresi:  http: //healthsurvey.hscic.gov.uk/media/78646/HSE17‐ CVD‐rep.pdf  13. Tran  J, Norton R, Conrad N, Rahimian  F, Canoy D,  Nazarzadeh M, et al. Patterns and temporal trends of  comorbidity  among  adult  patients  with  incident  cardiovascular  disease  in  the UK  between  2000  and  2014:  A  population‐based  cohort  study.  PLoS Med.  2018;15(3):e1002513.  14. Murphy MO, Loria AS. Sex‐specific effects of stress on  metabolic and cardiovascular disease: Are women at  higher risk? Am J Physiol Regul Integr Comp Physiol.  2017;313:R1–R9.  15. Chronic  diseases  and  risk  factors  survey  in  Turkey.  Republic of Turkey Ministry of Health. Publication No:  909 Ankara, 2013.   16. Gomez DM, Castillon PG,  Fresnillo  SH, Banegas  JR,  Sadarangani  KP,  Artalejo  FR.  A  healthy  lifestyle  attenuates  the  effect  of  polypharmacy  on  total  and  Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı 129 cardiovascular  mortality:  A  national  prospective  cohort study. Sci Rep. 2018;8:12615.   17. Morgado MP, Rolo SA, Pereira L, Branco MC. Blood  pressure  control  and  antihypertensive  pharmacotherapy  patterns  in  a  hypertensive  population  of  Eastern  Central  Region  of  Portugal.  BMC Health Serv Res. 2010;10:349.   18. Arıcı M, Birdane A, Güler K, Yıldız BO, Altun B, Ertürk  Ş, ve ark. Türk hipertansiyon uzlaşı raporu. Arch Turk  Soc Cardiol. 2015;43:402–9.  19. Gupta M, Szmitko PE, Kajil M, Ostrovksi I, Tsigoulis  M, Verma S, et al. Acetylsalicylic acid use in primary  prevention  in Canada:  Insight  from  the primary care  audit of global risk management (PARADIGM) study.  Curr Res Cardiol. 2016;3:67‐70.  20. Solanki KC,   Mistry RA,    Singh AP,  Jadav  SP, Patel   NM,  Trivedi  HR.  Drug  utilization  study  of  anti‐ hypertensive  drugs    and  their  adverse  effects  in  patients  of  a  tertiary  care  hospital.  J  ClinExp  Res.  2013;1:58‐67  21. Eshiet  UI,  Yusuff  KB.  Anti‐hypertensive  medicines  prescribing  for  medical  outpatients  in  a  premier  teaching  hospital  in  Nigeria:  A  probable  shift  of  paradigm. Pharm Pract (Granada). 2014;12:419.  22. McNeil  JJ, Wolfe R, Woods RL, Tonkin AM, Donnan  GA,  Nelson  MR,  et  al.  Effect  of  aspirin  on  cardiovascular  events  and  bleeding  in  the  healthy  elderly. N Engl J Med. 2018;379:1509‐18.   23. Gaziano  JM,  Brotons  C,  Coppolecchia  R,  Cricelli  C,  Darius H, Gorelick PB, et al.  Use of aspirin to reduce  risk of  initial vascular events  in patients at moderate  risk  of  cardiovascular  disease  (ARRIVE):  A  randomised,  double‐blind,  placebo‐controlled  trial.  Lancet. 2018;392:1036‐46.  24. Gu  Q,  Burt  VL,  Dillon  CF,  Yoon  S.  Trends  in  antihypertensive medication use  and blood pressure  control among United States adults with hypertension:  The  National  Health  And  Nutrition  Examination  Survey, 2001 to 2010. Circulation 2012;126:2105‐14.  25. Narayan SW, Nishtala PS. Antihypertensive medicines  utilization:  A  decade‐long  nationwide  study  of  octogenarians,  nonagenarians  and  centenarians.  Geriatr Gerontol Int. 2017;17:1109‐17.  26. Sundbøll J, Adelborg K, Mansfield KE, Tomlinson LA,  Schmidt  M.  Seventeen‐year  nationwide  trends  in  antihypertensive drug use in Denmark. Am J Cardiol.  2017;120:2193‐200.  27. Vark LCV, Bertrand M, Akkerhuis KM, Brugts JJ, Fox  K, Mourad  JJ,  et  al. Angiotensin‐converting  enzyme  inhibitors  reduce mortality  in hypertension: A meta‐ analysis  of  randomized  clinical  trials  of  renin– angiotensin–aldosterone  system  inhibitors  involving  158 998 patients. Eur Heart J. 2012;33:2088–97.   28. Caldeira  D,  David  C,  Sampaio  C.  Tolerability  of  angiotensin‐receptor  blockers  in  patients  with  intolerance  to  angiotensin‐converting  enzyme  inhibitors. A systematic review and meta‐analysis. Am  J Cardiovasc Drugs. 2012;12:263‐77.  29. Messerli  FH,  Bangalore  S,  Bavishi  C,  Rimoldi  SF.  Angiotensin‐converting  enzyme  inhibitors  in  hypertension: To Use or Not to Use? J Am Coll Cardiol.  2018;71:1474‐82.   30. Li EC, Heran BS, Wright  JM. Angiotensin converting  enzyme  (ACE)  inhibitors versus angiotensin receptor  blockers for primary hypertension. Cochrane Database  Syst Rev. 2014;2014:CD009096.  31. Omboni  S,  Volpe M.  Angiotensin  receptor  blockers  versus  angiotensin  converting  enzyme  inhibitors  for  the treatment of arterial hypertension and the role of  olmesartan. Adv Ther. 2019;36:278‐97.  32. Whelton  PK, Carey  RM, Aronow WS, Casey DE  Jr,  Collins  KJ,  Dennison  Himmelfarb  C,  et  al.  2017  ACC/AHA/AAPA/ABC/ACPM/AGS/APhA/ASH/AS PC/NMA/PCNA  guideline  for  the  prevention,  detection, evaluation, and management of high blood  pressure in adults: A report of the American College of  Cardiology/American Heart Association Task Force on  Clinical  Practice  Guidelines.  J  Am  Coll  Cardiol.  2018;71:e127–248.  33. Dezsi CA, Szentes V. The real role of beta‐blockers in  daily cardiovascular therapy. Am J Cardiovasc Drugs.  2017;17:361‐73.  34. Williams B, Mancia G, Spiering W, Rosei EA, Azizi M,  Burnier M,  et  al.  2018  ESC/ESH  Guidelines  for  the  management  of  arterial  hypertension.  Eur  Heart  J.  2018;39:3021‐104.  130 Hipertansiyon ve komorbiditelerinde ilaç kullanımı 35. Egan B, Flack J, Patel M, Lombera S. Insights on beta‐ blockers for the treatment of hypertension: A survey of  health  care  practitioners.  J  Clin  Hypertens  (Greenwich). 2018;20:1464‐72.  36. Ham AC, van Dijk SC, Swart KMA, Enneman AW, van  der  Zwaluw NL,  Brouwer‐Brolsma  EM,  et  al.  Beta‐ blocker use and fall risk in older individuals: Original  results from two studies with meta‐analysis. Br J Clin  Pharmacol. 2017;83:2292‐302.   37. Cholesterol  Treatment  Trialistsʹ  Collaboration.  Efficacy and safety of statin therapy in older people: A  meta‐analysis of  individual participant data  from  28  randomised controlled trials. Lancet. 2019;393:407‐15.  38. Stone NJ, Robinson JG, Lichtenstein AH, Bairey Merz  CN,  Blum  CB,  Eckel  RH,  et  al.  2013  ACC/AHA  guideline  on  the  treatment  of  blood  cholesterol  to  reduce atherosclerotic cardiovascular risk in adults: A  report  of  the  American  College  of  Cardiology/American Heart Association task force on  practice guidelines.  J Am Coll Cardiol. 2014;63:2889– 934.  39. Walley T,  Folino‐Gallo P,  Stephens P, Van Ganse E.  Trends  in  prescribing  and  utilization  of  statins  and  other  lipid  lowering drugs across Europe 1997–2003.  Br J Clin Pharmacol. 2005;60:543‐51.   40. Udovcic M, Pena RH, Patham B, Tabatabai L, Kansara  A. Hypothyroidism and the heart. Methodist Debakey  Cardiovasc J. 2017;13:55‐9.   41. Suh  S,  Kim  DK.  Subclinical  hypothyroidism  and  cardiovascular  disease.  Endocrinol  Metab.  2015;30:246‐51.   42. Özgül Ö, Şahin S, Cander S, Gül B, Ünal OK, Akçalı Ü,  ve  ark.  Endokrinoloji  polikliniğine  başvuran  hastalarda  tiroid  fonksiyonlarının  yaş  ile  olan  ilişkisinin  incelenmesi.  Uludağ  Üniversitesi  Tıp  Fakültesi Dergisi. 2011;37:67–70.  43. Sarıtaş A, Sarıtaş PU, Kurnaz MM, Çelik A. Spectrum  and  Prevalence  of  Thyroid  Disorders  in  Patients  Admitted to the Anaesthesiology Outpatient Clinic for  Surgery. Turk J Anaesthesiol Reanim. 2015;43:240‐5.  44. Wouters  OJ,  Kanavos  PG,  McKee  M.  Comparing  generic drug markets in Europe and the United States:  Prices,  volumes,  and  spending.  Milbank  Q.  2017;95(3):554‐601.  45. T.C. Sağlık Bakanlığı. Sağlık  İstatistikleri Yıllığı 2017  Haber Bülteni. Sayı: 6. Ankara; 2018. [Erişim tarihi: 10  Mayıs  2020].  Erişim  adresi:  https://dosyamerkez.saglik.gov.tr/Eklenti/27344,saglik ‐istatistikleri‐yilligi‐2017‐haber‐bultenipdf.pdf?0  46. Kesselheim  AS,  Misono  AS,  Lee  JL,  Stedman  MR,  Brookhart  MA,  Choudhry  NK,  et  al.  Clinical  equivalence of generic and brand‐name drugs used in  cardiovascular disease: A systematic review and meta‐ analysis. JAMA. 2008;300:2514‐26.