Person: BAYRAKLI, FATİH
Loading...
Email Address
Birth Date
Research Projects
Organizational Units
Job Title
Last Name
BAYRAKLI
First Name
FATİH
Name
4 results
Search Results
Now showing 1 - 4 of 4
Publication Open Access Pilocytic Astrocytoma of the Cerebellopontine Angle with cerebrospinal fluid Spread in an Adult: A Case Report(2022-12-01) KURŞUN, MELTEM; OĞUZSOY, TUBA; BOZKURT, SÜHEYLA; BAYRAKLI, FATİH; BIYIKLI, ERHAN; Bıyıklı E., Kurşun M., Oğuzsoy T., Bozkurt S., Bayraklı F.Introduction Pilocytic astrocytoma of the cerebellopontine angle (CPA) is uncommon, and its spread to the cerebrospinal fluid (CSF) at the time of diagnosis has not been reported in the literature. Case Presentation We report the case of a 33-year-old man with multifocal pilocytic astrocytoma diagnosed by magnetic resonance imaging (MRI) and confirmed by histopathological examination, and present the radiological and histopathological findings. Conclusion In the case herein reported, we observed spread of the pilocytic astrocytoma of the CPA to the CSF at the initial diagnosis, and early detection by MRI is very important regarding the treatment modality and prognosis.Publication Metadata only DBS reimplantation to opposite side as a treatment for DBS-withdrawal syndrome(2022-09-05) SÖNMEZ, ÖZCAN; ÖMERCİKOĞLU ÖZDEN, HATİCE; GÜNAL, DİLEK; BAYRAKLI, FATİH; Sönmez Ö., Ömercikoğlu Özden H., Günal D., Bayraklı F.Objectives: STN-DBS treatment has been effective on motor Parkinson’s Disease symptoms also improvement in motor symptoms ve been shown to be better than medical therapy at an earlier stage of the disease. When STN-DBS treatment is interrupted rare but lifethreatening complication occur known as DBS-withdrawal syndrome. Akinesia, rigidity, dysarthria, dysphagia, and autonomic instability seen in DBS-withdrawal syndrome and ICU setting is necessary. In the light of current knowledge, as soon as possible STN-DBS reimplantation surgery has been shown best treatment for this rare but life-threatening condition. Methods: 33-year-old male, diagnosed with Parkinson\"s disease 10 years ago and started to take bilateral STN-DBS therapy. Had two other operation both due to infected infraclavicular IPG. The cause of the frequent infection was thought to be the patient\"s scratching obsession. After 8 months of the last surgery, the patient was admitted to our clinic with purulent discharge from the IPG pocket extension but not seen any sign of infection. UPDRS-III was 63 points. IPG generator and extension were cut below the connection between lead and IPG cables so that lead tips were preserved from surrounding tissue. After surgery, the patient developed DBS-withdrawal symptoms like akinesia, aphagia, rigidity, and dysarthria, UPDRS-III score rose to 102 points. Levadopa treatment rose to 750 mg but no improvement was seen. Another surgery was planned for the patient because clinical symptoms did not improve. In surgery former cranial and postauricular incisions were combined and reached leads. Leads were dissected from surrounding tissue, from postauricular incision to burr holes until they moved freely. After that new IPG pocket was prepared in the contralateral infraclavicular area and leads and IPG cables were connected. Results: After surgery, the system switched on, and system values and medication were rearranged. The patient’s clinal symptoms improved quickly. On the seventh day after the operation, the patient was discharged when UPDRS-III score was 72 points. Conclusions: Although a limited number of cases have been reported in the literature, we will face this medical emergency more frequently with the increasing use of STN-DBS. In our solution, this life-threatening emergency was resolved by moving the leads to the opposite side.Publication Open Access Long-term outcomes of gamma-knife radiosurgery for intracanalicular vestibular schwannomas(2022-01-01) PINAR, ERTUĞRUL; BAYRİ, YAŞAR; BAYRAKLI, FATİH; SAKAR, MUSTAFA; ATASOY, BESTE MELEK; Sakar M., Pınar E., Bayri Y., Bayraklı F., Atasoy B. M., Ziyal M. İ.GİRİŞ ve AMAÇ: Kanal içi vestibüler schwannomalar, tüm vestibüler schwannomalar içerisinde küçük bir yüzdeye sahiptir. Kanal içi vestibüler schwannomalarda işitmenin korunması, hasta yönetiminin temel amaçlarındandır. Bu çalışmanın amacı, kanal içi vestibüler schwannomalarda Gamma-Knife radyocerrahinin (GKR) tümör kontrolü ve işitmenin korunması üzerine etkisinin incelenemesidir.YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu geriye dönük çalışmada, Gamma-Knife Radyocerrahi Merkezi’mizde Ocak 2010–Ocak 2020 arasında kanal içi vestibüler schwannoma tanısı ile stereotaksik radyocerrahi almış, klinik, odyometrik ve radyolojik takibi bulunan hastalar değerlendirildi. Tümör kontrolü manyetik rezonans görüntüleme yönteminde tümör boyutlarının ölçülmesi ile takip edildi. İşitme seviyeleri Gardner-Robertson (GR) işitme sınıflaması yöntemine göre değerlendirildi.BULGULAR: Ortalama 48.23 aylık takipte, çalışmaya dahil edilen toplam 45 hastadan 44’ünde tümör kontrolü sağlandığı görüldü (%97.7). Tümör büyümesi görülen bir hastada ise, ek bir tedavi uygulanması gerekmedi. Ek tedavi gerekliliğine göre değerlendirildiğinde tüm hastalarda tümör kontrolü sağlandı (%100). Tedavi öncesi fonksiyonel işitmesi olan (GR derece I ve II) toplam 29 hastadan, ortalama 70.42 aylık takip sonrasında, toplam 13 hastada fonksiyonel işitme korundu (%44.8). GR derecesinde kayıp, ameliyat öncesinde yüksek GR derecesine sahip olmak ile korelasyon gösterdi (Rs=0.459, p=0.002). Tedavi dozu işitme kaybı ile korelasyona sahipti ve daha yüksek doz alan hastalar daha kötü sonuçlara sahipti (Rs=0.459, p=0.002).TARTIŞMA ve SONUÇ: Kanal içi vestibüler schwannomalarda GKR uzun dönemli takiplerde mükemmel tümör kontrolü sağlamaktadır. Beş yılın üzerindeki takip sürelerinde fonksiyonel işitmenin korunma oranı azalabilir. Kanal içi vestibüler schwannomalarda GKR sonrası işitmenin seyrini ortaya koyabilmek için uzun takip süreli daha fazla çalışma gerekmektedir.Anahtar Kelimeler:Gamma-knife radyocerrahi, işitmenin korunması; kanal içi; tümör kontrolü; vestibüler schwannoma.Publication Metadata only Tektal plate gli̇omlarında gamma kni̇fe radyocerrahi̇si(2019-04-22) PINAR, ERTUĞRUL; ŞİMŞEK, İSMAİL; BAYRİ, YAŞAR; BAYRAKLI, FATİH; ATASOY, BESTE MELEK; ÜNAL YILDIRIM, SEMRA; Pınar E., Şimşek İ., Bayri Y., Bayraklı F., Ünal Yıldırım S., Atasoy B. M.GİRİŞ: Tektal plate gliomları beyin sapı gliomlarının genellikle daha iyi seyirli bir alt grubudur. Yerleşim yeri nedeniyle biyopsi ve cerrahi eksizyonun güçlüğü stereotaktik radyocerrahi/radyoterapi tedavi seçeneklerinin tedaviler arasında yer almasını sağlamıştır. Bu çalışmada, Gamma Knife radyocerrahisi uygulanan tektal plate yerleşimli tümörlerin sonuçlarının bildirilmesi amaçlanmıştır. GEREÇ-YÖNTEM: Mart 2010 ve Kasım 2018 tarihleri arasında tedavi yapılmış 15’i kadın toplam 26 hasta geriye dönük olarak incelendi. Ortalama yaş 32 idi. On iki hasta hidrosefali tablosu ile başvurmuştu. Yedi hastaya sadece endoskopik III. ventrikülostomi (ETV), iki hastaya ventriküloperitoneal shunt (V-P shunt) ve üç hastaya ise hem ETV hem de V-P shunt cerrahisi yapılmıştı. Üç hastaya biyopsi, iki hastaya eksizyonel cerrahi yapılmıştı. Bilinen malignite tanıları olmayan hastaların radyolojik görüntülemeleri düşük dereceli glial tümör ile uyumlu idi. Hastaların Leksell stereotaktik çerçeve takılarak yapılan magnetik rezonans (MR) görüntülemeleri Leksell Gamma Knife Model B Plan 8.32’de işlendi. Mevcut lezyon %50’lik izodoz ile sardırılarak medyan 14 Gy (aralık,12-16 Gy) uygulandı. Takipte klinik ve radyolojik veriler dikkate alındı. Lokal kontrol için Kaplan- Meirer eğrisi SPSS v23.0 kullanılarak hesaplandı. BULGULAR: Medyan takip 33 ay (aralık, 3-102 ay) idi. İki hasta takipsiz kaldı. Analiz sırasında diğer tüm hastalar sağ idi. Hastaların %57’sinde tümörde radyolojik regresyon izlenirken iki hastada tam cevap izlendi. Dört (%15) hastada radyolojik progresyon izlenirken bu hastalardan birinde radyolojik yüksek dereceli glial tümör ile uyumlu bulgular nedeniyle eksternal radyoterapi ve temozolamid uygulandı. Geri kalan hastalarda hastalık progresyonu görülmedi. Takipler sırasında altı hastada tümör içi kist gelişimi, dört hastada radyonekroz, bir hastada ise tümör içi hemoraji, iki hastada peritümöral ödem, beş hastada radyolojik olarak pseudoprogresyon izlendi. ETV yapılmış olan bir hastanın GK sonrası kontrollerinde hidrosefalisinde ilerleme saptanması nedeniyle V-P shunt takıldı. Beş yıllık lokal kontrol %79,2 idi. SONUÇ: Tümörün yerleşim yeri nedeniyle doku tanılarının olmayan ancak radyolojik düşük dereceli gliomalarla uyumlu tektal plate gliomlarının tedavisinde Gamma Knife radyocerrahisi etkili bir tedavi seçeneği olarak gözükmektedir. Bununla birlikte çalışmamız daha geniş hasta sayılı çalışmalarla desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Düşük Dereceli Giiomalar, Gamma Knife, Radyocerrahi, Tektal plate