Publication: Çeçenistan’ın siyasi coğrafyası
Abstract
Çeçenistan Özerk Cumhuriyeti Rusya Federasyonu’na bağlı özerk bir cumhuriyet olup Kuzey Kafkasya coğrafyasında yer almaktadır. Büyük Kafkas dağlarının kuzey etekleri ile Nogay düzlükleri arasında bulunan Çeçenistan’ın kuzeyinde Rusya Federasyonuna bağlı Stavropol Krayı, güneyinde Dağıstan Özerk Cumhuriyeti ve Gürcitan ile batısında İnguşetya bulunmaktadır. Karadeniz ve Hazar denizi arasında kalan jeopolitik açıdan oldukça stratejik bir noktada konumlanan Çeçenistan tarihsel süreç içerisinde sürekli çatışmalara ve istilalara maruz kalmıştır. Sahip olduğu konumu itibari ile bölgesel ve küresel aktörlerin dikkatini çeken ve hakim olunmak istenilen bir coğrafya üzerinde yer alan Çeçenistan’ın zorlu arazi şartları ve engebeli yapısı sayesinde bu istila ve işgallere karşı güçlü bir direniş sergilediği de görülmektedir. Bir buçuk milyona yaklaşan nüfusu ve alan itibari ile küçük bir ülke konumunda olan Çeçenistan’ın nüfusunun ezici çoğunluğunu Çeçenler teşkil etmektedir. Ülke de uzun yıllar Rus nüfusun varlığı ciddi boyutlarda olmuşsa da 1990’lı yıllarda yaşanan çatışmaların etkisi ile Ruslar Çeçenistan’ı terk etmiştir. Çeçenistan’ın ekonomik göstergelerine bakıldığında ise uzun yıllardır süregelen savaşların ve çatışmaların etkisi ile problemli bir ekonomik yapının varolduğu görülmektedir. Çeçenistan ekonomisinde petrole dayalı sanayi kolları gelişme göstermişse de tarım ve hayvancılık faaliyetleri ülke ekonomisinin temel sektörleridir. İşsizlik ve yolsuzluk gibi sarsıcı problemleri de bulunan Çeçenistan ekonomisi ayakta tutan etken ise Kremlinden cumhuriyete gönderilen finansman desteğidir. Çeçen ekonomisinin temelini merkezi hükümetten yapılan bu yardımlar oluşturmaktadır. Çeçenistan ekonomisinde ve tarihinde petrol önemli bir yer tutmaktadır 1893 yılından beri Çeçenistan’da petrol üretimi gerçekleştirilmekte olup uzun yıllar sağlanan üretim rakamları ile Rusya’daki petrol üretimi açısından önem arzetmiştir. Çeçenistan’da 2000’li yıllardan itibaren petrol kuyuları rezerv ve üretim kapasitesi açısından kazançlılığını kaybetmiştir. Dünya siyasetinde büyük önem arz eden Kafkasya coğrafyası içinde Çeçenistan Cumhuriyeti sahip olduğu stratejik özelliklerinden ötürü geçmişten günümüze işgal ve istilalara maruz kalmıştır. 16. yüzyılın ortalarında başlayan Rus-Çeçen ilişkileri de bu minvalde etkisi azalsa da günümüzde dahi sürmektedir. Kafkasya’da Rus yayılmacılığının hız kazanması ile birlikte zirve noktasını Şeyh Şamil döneminde gördüğümüz Çeçen direnişi Kafkasya’da Rusların işgaline karşı önemli bir reaksiyondur. Şeyh Şamil’in teslim alınması sonucunda Ruslar Kafkasya’ya tamamıyla egemen olmuşsa da bölgede çatışma son bulmamıştır. Çarlık Rusya’sının yıkılması ve Sovyetler Birliğinin kurulması sonrası Çeçenler, Sovyet idaresi altında da baskı ve sindirmelere maruz kalmıştır. 1944 yılında gerçekleştirilen sürgün neticesinde Çeçenler, anavatanlarından Kazakistan steplerine sürülmüştür. Sovyetlerin çöküşü ile Çeçenler bağımsızlık şiarı ile yeniden ayaklanmışlardır. Lakin 2000’li yılların başına gelindiğinde Ruslar, Çeçen direnişini bir kez daha bastırmıştır. Birinci ve İkinci Çeçen-Rus savaşından sonra ise Çeçen direnişi karakteristik yapısını yitirmiştir. Kafkas ve Çeçen direnişi ilk yıllarında Sufizm temelinde ve Müridizm hareketi çerçevesinde şekillenirken Birinci Çeçen-Rus savaşının başlaması ile birlikte bölgeye gelen Selefi grupların etkisi ile Çeçen direnişi selefi-vahabi temelde değişime uğramıştır.
