Publication:
İklim krizi’nin ülkelerin kalkınma planlarına etkileri : Türkiye’nin 10. 11. ve 12. kalkınma planlarının güvenlikleştirme teorisi bağlamında karşılaştırmalı bir analizi

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

İklim krizinin günümüzdeki etkileri, küresel ölçekte gelişmiş ülkelere kıyasla diğer ülkeleri çok daha şiddetli bir biçimde etkilemekte ve bu etki her geçen yıl daha da derinleşmektedir. İklim değişikliği, pek çok coğrafyada büyük çaplı doğal afetlere yol açarken, aynı zamanda kitlesel göç hareketlerini de tetiklemektedir. Göç eden nüfus, gittiği ülkede çeşitli sosyal, ekonomik ve güvenlik kaygılarını beraberinde getirmektedir. Öte yandan, hızla artan enerji ihtiyacına mevcut kaynakların yetişememesi, kontrolsüz nüfus artışının gıda ve su kaynakları üzerindeki baskısı gibi faktörler, iklim krizini doğrudan güvenlik meseleleriyle ilişkilendirir hâle getirmiştir. Özellikle yoğun göç alan, su kaynakları sınırlı olan ve yeraltı enerji kaynakları bakımından yetersiz ülkeler bu çok boyutlu krizin en derinden hissedildiği coğrafyalar olmaktadır. Bu ülkelerden biri olan Türkiye; göç yolları üzerinde bulunması, yenilenemeyen enerji kaynakları açısından yeterli altyapıya sahip olmaması ve su kaynaklarının da etkin kullanılmaması durumunda iklim değişikliğinin en acımasız sonuçlarıyla karşı karşıya kalacaktır, Bu doğrultuda, kalkınma planlarının taşıdığı önemden hareketle hazırlanan tezde, Türkiye’nin ilk kalkınma planlarından başlayarak önemli yıllardaki planları ve özellikle son dönemi kapsayan Onuncu (2014-1019), On Birinci (2019-2023) ve On İkinci (2024-2028) Kalkınma Planları seçilerek, planlar arası dönemde yaşanan iç ve dış politika dönüşümleri ışığında kalkınma planlarının ve güvenliğin değişimi analiz edilecektir. Bu kapsamda tezin teorik çerçevesi, güvenlik kavramını çevre ve iklimi de içine alacak şekilde genişleten Kopenhag Okulu ve onun “güvenlikleştirme” kavramı üzerine inşa edilmiştir. Bu teori aracılığıyla, iklim değişikliğinin güvenlikle olan yeni ilişkisi tartışılacaktır.
The current impacts of the climate crisis are affecting countries across the globe much more severely in comparison to developed nations, and this effect deepens with each passing year. Climate change is causing large-scale natural disasters in many regions while simultaneously triggering mass migration movements. Migrating populations bring various social, economic, and security concerns to the countries they move to. On the other hand, factors such as the inability of existing resources to meet the rapidly increasing energy demand and the pressure of uncontrolled population growth on food and water supplies have directly linked the climate crisis to security issues. In particular, countries with high levels of immigration, limited water resources, and insufficient underground energy reserves are the geographies where this multidimensional crisis is felt most acutely. As one of these countries, Türkiye is particularly vulnerable to the harsh consequences of climate change due to its geographical position along major migration routes, its insufficient infrastructure in terms of non-renewable energy resources, and the ineffective management of its water supplies. In this context, the present thesis, emphasizing the critical role of national development plans, undertakes a comparative analysis of Türkiye’s development strategies by examining key plans beginning with the country’s early development programs and focusing especially on the Tenth (2014–2019), Eleventh (2019–2023), and Twelfth (2024–2028) Development Plans. This analysis will be conducted in light of the internal and external political transformations that occurred between these planning periods, with particular attention to the evolving understanding of development and security. Accordingly, the theoretical framework of the thesis is built upon the Copenhagen School, which expands the concept of security to encompass environmental and climate-related concerns through its theory of “securitization.” By employing this framework, the thesis seeks to explore and critically assess the emerging relationship between climate change and security.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By