Publication: Fotoğrafta sürrealizm
Abstract
Birinci Dünya Savaşı sonrasında toplumsal yapıların sorgulandığı, sanayileşmenin getirdiği kapitalist düzene karşı bir anti hareket başlamıştır. Sanat çevrelerini de içine alan bu cepheleşme her türlü geleneğe karşı çıkıyordu. Bu başkaldırının temelinde entelektüel bir potansiyel gençliğin varlığı yatmaktadır. Avrupa özellikle Paris sanatın ve kültürün misyon şehri olmakta, bütün dehaları bünyesinde toplamaktaydı. Savaşta, bağımsız İsviçre Dada gibi anti-sanat ve siyasi tavırlı akıma elverişli bir ortam yarattı. Dada bir sanat akımı değildi. Bir başkaldırı niteliğinde ortaya çıkmıştır Zamanla Dadacıların içinde bölünmeler ve küçük gruplar oluştu. Dada toplantılarının takipçisi şair Andre Breton şiiri bilimin deneyiciliğine katmak adına metafiziksel yöntemler geliştirme yoluna gitmiştir. Andre Breton'un ideolijik bu tavrı sürrealizm akımını yaratmış ve ilk manifestosu sürrealistlerin yayın organı haline gelen La Révolution Surréaliste dergisinde yayınlanmıştır. Yazar, şair ve ressam takımından oluşan o çağın birçok entelektüeli bu akımın odağında olmuşlardır. Amerikalı bir sanatçı olan Man Ray fotoğrafla ilgilenen bir ressamdı. Dadacılardan Mareel Duchamp sayesinde sürrealist çevreyle ilişki kurdu ve başta Andre Breton olmak üzere birçok sürrealist sanatçıyla çalışma fırsatını yakaladı. İyi bir laboratuar araştırmacısı olan Man Ray, fotoğrafik malzemenin sınırlarını zorlayarak birçok teknik buldu ve bazı efektleri kendi yöntemleriyle geliştirdi. Kendi adını verdiği rayograph'larıyla dikkat çekti, solarizasyon etkisiyle kuvvetlenen yaratıcılığı sürrealistlerin temsilcisi olma sıfatını kazandırdı ona. Çift pozlandırma ve solarizasyon teknikleriyle çektiği fotoğraflar, onu fotoğraf sanatının ve sürrealist akımın zirvesine çıkardı. Sürrealist akımın spritüel yanını fotoğraflarında temsil ettiğine inanıldığından bu akımın yayın organlarının bel kemiği haline geldi, çektiği fotoğraflar. Sürrealist akım en iyi ifade bulduğu alanın fotoğraf olduğunu fark etmesiyle birçok fotoğrafçıyı kendi bünyesine katmıştır. Esasen ideolojisine hiç inanmayıp ilişkisini onlarla hiç kesmeyen Brassai gibi fotoğrafçılarda bundan nasibini almışlardır. Brassaı’nin gece çekilen puslu Paris Sokak fotoğrafları Sürrealistlere malzeme olmaktan kurtulamamıştır. Yine Andre Kertesz’in çukur aynalarda çekilmiş “nü”leri bu fotoğrafçıyı sürreal akımın temsilcisi yapmıştır. Man Ray, Sürrealistler ve diğer fotoğrafçıların birbiriyle ilişkileri ve Paris ortamı, fotoğrafın sürrealist konusunu çerçevelemektedir. Bu tezin kapsamı, fotoğrafın teknikleri, efektIeri ve uygulama alanlarının o çağın ideolojisine nasıl cevap verdiğini inceleme altına almıştır.
