Publication: Sosyal Darwinizm ve Osmanlı aydınları üzerindeki etkileri (1860-1914)
| dc.contributor.advisor | ÜSTEL, Füsun | |
| dc.contributor.author | Doğan, Atila | |
| dc.contributor.department | Marmara Üniversitesi | |
| dc.contributor.department | Sosyal Bilimler Enstitüsü | |
| dc.contributor.department | Kamu Yönetimi Anabilim Dalı Siyaset ve Sosyal Bilimler Bilim Dalı | |
| dc.date.accessioned | 2026-01-13T10:17:12Z | |
| dc.date.issued | 2003 | |
| dc.description.abstract | Evrimci ve sosyal Darwinist düşünce, Osmanlı aydınlarına Alman (Büchner, Haeckel) ve Fransız (Le Bon, Demolins) düşünürleri aracılığıyla ulaşmıştır. Batıda Darwinizm tartışmalarında önce biyolojik evrim teorisi tartışılmış, daha sonra ise sosyal Darwinizmle ilgili düşünceler üretilmiştir. Osmanlı aydınları ise, Batıdaki bu genel eğilimin dışında yer almışlardır. Osmanlı aydınları II. Meşrutiyet'e kadar önce sosyal Darwinizm konusunda tartışmışlar, biyolojik evrim teorisi ile ilgili tartışmaları II. Meşrutiyet sonrasına ertelemek zorunda kalmışlardır. Alman materyalist Darwinist düşünürlerin eserlerinin, Osmanlı aydınlarının önemli bir bölümü tarafından okunarak tartışılması, bir taraftan gelenekten kopuşu (dinsel referansların terki anlamında) hızlandırmış ve bu süreçte biyolojik evrimci düşüncenin belli başlı temaları referans olarak alınmıştır. Bu durum felsefi düşünce geleneği yeterince güçlü olmayan Osmanlı aydınının biyolojik indirgemeciliği aşırı derecede öne çıkarmasına yol açmıştır. II. Meşrutiyet yıllarının temel tartışma konusunu biyolojik evrim teorisi oluşturmuştur. Bu süreçte görece özgürlük ortamının elde edilmesiyle birlikte Darwin ve evrim teorisiyle ilgili yoğun bir yayın faaliyeti başlamıştır. Osmanlı aydınının yukarıda tarif edilen gelenekten kopuş süreci daha çok çeviri eserler aracılığıyla gerçekleşmiştir. Osmanlı aydını II. Meşrutiyet'in görece özgürlük ortamında bile materyalist Darwinist düşünceleri ifade edememe engelini çeviriler aracılığıyla aşmaya çalışmıştır. Öte yandan Osmanlı aydını evrim teorisinin ortaya koyduğu bütün kuralları, adeta bir nas şeklinde ele almışdır. Bu nedenle evrim teorisini tekâmül kanunu olarak adlandırmışlardır. Bu dönemde modernleşmeci Osmanlı aydınında hakim olan ilerleme düşüncesi, Comtecu pozitivist olmaktan çok evrimci ve sosyal Darwinisttir. Osmanlı aydınının en önemli çıkmazı, evrim teorisini Darwin'in doğal ayıklanma ve Lamarck'ın çevreye uyum yaklaşımıyla birlikte bir bütün olarak benimsemesidir. Batılı aydınlar evrimleşmede söz konusu yaklaşımlar arasına bir tercih yaparken, Osmanlı aydınları bu tür bir seçimden kaçınmışlardır. Osmanlı aydını için önemli olan evrimin (tekâmül) varlığıdır. Osmanlı aydını evrimin varlığını şüpheli hale getiren tartışmalardan uzak durmak için doğal ayıklanma ve çevreye uyumun her ikisini birden evrimin nedeni olarak kabul etmesine rağmen gerek canlıların evrimleşmesinde gerekse toplumsal ilerlemede doğal ayıklanmacı ve sosyal Darwinist yaklaşımı her zaman için öne çıkarmıştır. Ancak uyum ve toplumsal dayanışma adına ihtiyaç duyduğu anlarda çevreye uyum düşüncesini kullanmıştır. Dolayısıyla bir yandan insanlığın ilerlemesini doğal ayıklanmayla açıklamaya çalışmış, diğer yandan da birlik ve beraberlik temalarından vaz geçememiştir. Bu ikilemi bir türlü aşamayan Osmanlı aydını bir organizma olarak gördüğü toplumun kendini korumak için her türlü mücadeleyi -hiçbir kural ve değer tanımadan- vermesini gerekli görmüştür. Oysa Batı'da bu ikilemden kurtulmak için doğal ayıklanmacı düşünceye karşı çevreye uyum düşüncesi alternatif olarak ileri sürülmüştür. Osmanlı aydınının temel sorunu, tekâmül kavramının kendisidir. İlerlemeyi zorunluluk olarak gören Osmanlı aydını için istikrar gerileme anlamına gelmektedir. Sürekli değişen şartlara uyum sağlamak ise, ilerlemedir. Dolayısıyla ilerlemenin önceden çizilmiş bir hedefi yoktur. Şartlara göre değişecek hedeflerin öncülüğünü elit, yani yeni bilgilerle donanımlı olan daha gelişmiş insanlar yapacaktır. Zira sürekli aynı kurallara bağlı yaşamak, gerileme anlamına gelmektedir. Bu da bir anlamda değişimin öncüleri olarak elitin kurallara uymaması demekti. Modernleşmeci Osmanlı aydınının bir diğer çıkmazı da hemen bütün referanslarını tekâmül kanunundan yaparken içinde yaşadığı toplumsal değerlerden de tam olarak kopamamasıdır. Örneğin Darwinist temaları geleneksel insan tanımıyla iç içe kullanmaktadır. Bir taraftan sosyal Darwinist yaklaşımla insanın ihtiyaçlarını karşılamak için herşeyi yapabileceğini ifade ederken diğer taraftan modern dünyada insanların birbirlerine acımasız şekilde Evolutionist and social Darwinist ideas spread among the Ottoman intellectuals by means of German (Büchner, Haeckel) and French (Le Bon, Demolins) thinkers. In the West, before Darwinist discussions, the theory of biological evolution had been discussed. Later, social Darwinist discussions came to agenda. Yet, the Ottoman intellectuals were out of this general approach. Until the 2nd Meşrutiyet the Ottoman intellectuals firstly argued social Darwinism and after the 2nd Meşrutiyet they argued the theory of biological evolution. The ideas of German materialist thinker, Darwin, facilitated traditional breakup (removal of religious references) and in this period, certain subjects of the idea of biological evolution used as reference. Main arguments discussed in the periods of 2nd Meşrutiyet was the theory of biological evolution. Due to the relatively better environment of freedom, a massive publication of Darwinist ideas were started. Above mentioned case of traditional breakup of the Ottoman intellectuals was mostly facilitated by translated works. The ottoman intellectuals perceived the evolutionist ideas as an religious fact. Therefore, they called the evolution theory as maturation law. Hence in this period the idea of development of the intellectuals were characterized by evolutionist and social Darwinist ideas rather than Comt's positivism. One of the main dilemma of the Ottoman intellectuals was that they appropriated Darwin's natural selection view and Lamarck's views of harmony with the environment. Though the western intellectuals prefer only one of these approaches, the ottoman ones escaped from this preference. What is important for the Ottoman intellectuals is the existence of the evolution. The Ottoman intellectuals, when necessary for harmony and social solidarity, used appreciated to the idea of harmony with the nature. Hence, while explaining the transformation of humankind by natural selection, they hadn't give uf the subjects of unity and cooperation. For the, the society, which is similar to an organism, necessitates all kinds of struggles to save itself. However, in the west, in order to escape from this dilemma, they used the approach of harmony with the nature as an alternative to the approach of natural selection. The basic problem of the Ottoman intellectual is the evolution itself. For them, since the only way is development, they perceive stability as recession. Harmony with changing conditions is perceived as development. Hence, development doesn't have any predetermined target. Another dilemma faced by the Ottoman intellectuals is that while they apply all principles of evolution, they can not get rid of the values of their society. For instance, they use Darwinist subjects with the traditional definition of human being. | |
| dc.format.extent | III,334y.; 28sm. | |
| dc.identifier.uri | https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/1C/T0049788.pdf | |
| dc.identifier.uri | https://hdl.handle.net/11424/210353 | |
| dc.language.iso | tur | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.subject | Siyasal bilimler (Siyaset bilimi) | |
| dc.subject | Sosyal Darwinizm | |
| dc.subject | Toplum bilimleri | |
| dc.title | Sosyal Darwinizm ve Osmanlı aydınları üzerindeki etkileri (1860-1914) | |
| dc.type | masterThesis | |
| dspace.entity.type | Publication |
