Publication:
Spike Lee filmleriyle siyah imgesinin Hollywood'daki dönüşümü

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Spike Lee Filmleriyle Siyah İmgesinin Dönüşümü Ayrımcılık ve ırkçılığın kültürel ve toplumsal etkilerinin filmlerdeki yansımasını incelerken A.B.D. sineması önemli bir kaynaktır; Amerika'da siyah-beyaz çatışmasının ve baskın olan beyazların azınlık siyahlara uyguladığı hegemonyanın göstergelerini Hollywood filmlerinde bulmak mümkündür. Bunun için siyahların filmlerde nasıl temsil edildiğine bakmak gerekir. Amerikan kültürel hayatında 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren minstrel şovlarda ve vodvil tiyatrosunda ortaya çıkan siyah imgesinin sinemanın ilk yıllarında beyazperdeye de yansıdığı görülüyor. Bu yıllarda siyahlar genellikle kıt zekalı, tembel ve cahil tipler olarak gösterilirler. Alay konusu olan bu tiplere ek olarak, beyazlara hizmet etmekten mutlu hizmetçi, beyaz kadına tecavüz eden cinselliği abartılmış vahşi siyah erkek, iki kültür arasına sıkışmış daimi mutsuz melez kadın tiplemesi gibi olumsuz örneklerle ve basmakalıp bir biçimde temsil edilirler. Sinemada siyahlar birkaç istisna dışında 80'li yıllara kadar çoğunlukla beyazların onları resmettiği gibi görünürler. 80'li yılların ikinci yarısında Spike Lee'nin okullu bağımsız bir yönetmen olarak ortaya çıkar ve arka arkaya filmler çekerek Amerikan film piyasasında kendine yer edinir. Çektiği filmlerde Amerika'da bir siyah olarak yaşamanın ne demek olduğunu aktarırken, filmlerinde Afrikalı-Amerikalıların sorunlarını, Amerika'daki siyahlara yönelik ırkçılığı, siyah lider Malcolm X'in hayatını anlatır. Siyahlar onun filmlerinde tek boyutlu basmakalıp tipler olarak değil daha gerçekçi ve derin karakterler olarak temsil edilirler. Ayrıca Hollywood'da çalışma şansı bulamayan birçok siyah oyuncu, Lee'nin filmlerinde kendilerini göstererek ünlenir ve bu sayede siyahlar Amerikan Sinemasında daha çok yer bularak pozitif rol-model olma şansını kazanırlar. Sonuç olarak, Spike Lee sineması, siyahların (azınlıkların) beyazperdede beyazlar (başat kültür) yerine kendileri tarafından temsil edildiğinde ırkçılığın, ayrımcılığın sinemada bir kez daha üretiminin engellendiğini ve bu kavramların toplumlarda yayılmasını engelleyici bir rol üstlendiğini kanıtlıyor. The Transformation of Black Image Through Spike Lee Films American cinema is an important source for analyzing the cultural and social effects of discrimination and racism: It is possible to find traces of black-white conflict, hegemony of the dominant whites over the minority blacks in Hollywood movies. To do so, one has to observe the representation of blacks in the movies. The black image found in the second half of 19th century in the minstrel shows was transferred to American cinema. The African-American most of the time was depicted as lazy, ignorant and stupid in the first years of the cinema. The stereotypes like the servant that is happy to serve whites, the big, wild, oversexed, black man who rapes white women, and the tragic, sad mulattoe who is torn between two cultures are added to the coon stereotypes. Aside from a few exceptions, African-Americans in the movies were mostly delineated however the white man wants to or tends to see them until the 80's. By the second half of 80's, an educated African-American independent film-maker Spike Lee comes to the film scene and shoots films consecutively building a successful reputation in the American cinema. His films demonstrate the African-American experience in the States: The problems of black people, the racism against blacks, the autobiography of a black leader (Malcolm X), etc. The black people in his films are not stereotyped but portrayed realistically as everyday characters with many dimensions. Furthermore, many African-American actors get a chance to play in his movies and become popular black film stars, promoting positive African-American role-models. The films of Spike Lee prove that when minorities (African-Americans) are portrayed by themselves rather than the dominant group (whites), cinema may serve as a factor against reproduction of discrimination and racism in the movies, thus preventing them from spreading in the societies.

Description

Keywords

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By