Publication: Tarh işlemlerinde ispat ve delil
Abstract
M. Ü. S. B. E. MALİYE MALİ HUKUK BİLİM DALI YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİ TEZ ADI: TARH İŞLEMLERİNDE İSPAT VE DELİL HAZIRLAYAN: BURHAN HANBAY DANIŞMAN: HAKAN ÜZELTÜRK Kamu giderlerini karşılamak amacıyla ve kamu gücüne dayanarak vergi toplayan devlet, sağlıklı bir vergilendirme için, mükelleflere, defter tutma, beyanda bulunma vs. gibi ödevler yüklemekte ve yetkili elemanları aracılığı ile mükelleflerin bu ödevlere uyup uymadığını, arama, inceleme, bilgi toplama ve yoklama yöntemleri ile denetlemektedir. Mükelleflere yüklenen bu ödevler, aynı zamanda mükellef kesiminde delil oluşmasını sağlamaktadır. Devletin, belirli bir mükellefin, belirli bir miktarda vergi borcu olduğunu tespit etmesi, bireysel bir idari işlem niteliğinde olan tarh işlemi ile gerçekleştirilmektedir. Vergi usul Kanunu, ideal olarak mükelleflerin kendi vergi borcunu hesaplayıp beyan etmesi esasına dayanan tarh yöntemini benimsemiştir. Ancak beyana dayanan tarh yöntemi, aksi ispat edilene kadar doğru kabul edilmekle birlikte, mükellefin vergi kaçırma kastı, hata vs. gibi sebeplerle verginin olması gerekenden az veya çok olması sonucunu doğurabileceğinden, bu beyanlar vergi idaresi tarafından yukarıda belirtilen yöntemlerle denetlenmektedir. Bu denetimler sonucunda bir matrah farkı tespit edilirse, bu matrah farkının defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanması durumunda vergi idaresi tarafından ikmalen tarh yoluna gidilmekte, bu nitelikte olmayan ve Vergi Usul Kanunun 30. maddesinde yer alan sebeplerden birisinin gerçekleşmesi durumunda ise re'sen tarh yoluna gidilmektedir. Ancak doktrinde re'sen tarh sebeplerinin tahdidi olmadığı da ileri sürülmektedir. Ayrıca ikmalen ve re'sen tarha girmeyen durumlarda, verginin idarece tarhı da vergi mevzuatımızda öngörülmüştür. Mevzuatımız vergi denetimlerinin sağlıklı bir şekilde yapılması konusunda yetersiz kalmaktadır. Sağlıklı bir vergilendirme için aşağıdaki hususlar önem taşımaktadır: Re'sen tarh sebebinin tahdidi olduğunu belirten uygulama da göz önünde tutularak mükelleflerin harcama ve tasarruflarını açıklayamamaları, re'sen tarh sebebi olarak mevzuatımızda yer almalıdır. İstihbarat arşivi geliştirilmeli, vergi mevzuatı sadeleştirilmeli ve ayrı bir vergi yargısı kanunu oluşturulmalıdır.
