Publication: Demir Çelik sektörü ve Demir Çelik sektöründe sermaye maliyeti
Abstract
Demir çelik sektörü, demir cevheri konsantrasyonundan başlamak üzere, demir ve çeliğin çeşitli metotlarla üretimlerini, demir ve çeliği dökme, dövme, haddeleme, çekme ve benzeri yollarla sıcakta ve soğukta şekillendirerek bunlardan profil, çubuk, tel, levha, saç v.b. ürünlerin elde edilmesini, bu ürünlerin ısıl işleme tabi tutulmasını, yine bu ürünlerin koruyucu madenlerle kaplanmasını sağlayan sanayi kollarının tümünü ve bu sektörün ana hammaddelerini, (metalurjik kok, ferro alaşımlar gibi) üreten sanayi tesislerini kapsayan sanayi sektörüdür. Demir çelik sektörü ürünleri uzun ürünler ve yassı ürünler olmak üzere iki ana grupta toplanmaktadır. Uzun hadde mamulleri sektörü, demir cevheri veya hurdadan hareketle sıvı çelik üretip bunu çeşitli yöntemlerle dökerek ingot, blum ve kütük haline dönüştüren çelikhaneler ile ingot, blum ve kütüğü haddelemek suretiyle blum, kütük, demir yolu malzemesi, ağır, orta ve hafif profil, nervürlü veya düz betonarme çelik çubuklar, tel ve kangal (filmaşin) üretimi yapan haddehaneleri kapsamaktadır. İşlendikleri haddehane esasına göre uzun ürünler üç ana grupta toplanmaktadır. a) İngot (Külçe) ve Blumdan İşlenerek Elde Edilen Uzun Hadde Ürünleri Kesitinin en küçük kenarı 140 mm olan büyük kesitlerdeki ingot (külçe) ve blumların sıcak haddelenmesi suretiyle blum, kütük, ağır ve orta profiller, kalın kesit çubuklar ile demir yolu malzemeleri vb. ürünlerdir. b) Kütüğün İşlenmesi İle Elde Edilen Uzun Hadde Ürünleri Bir kenarı 140 mm'den az kesitteki külçe döküm, sürekli döküm veya sıcak haddeleme yolu ile üretilmiş kütüklerin sürekli, yarı sürekli veya tandem (açık) haddelerde sıcak haddelenmesiyle üretilen hafif profiller, ince kesitli çubuklar, filmaşin vb. ürünleri kapsar. Kütük işleyen haddehanelerde maksimum kütük boyutu için yukarıda verilen 140 mm değeri, gelişen teknoloji ile 1970'lerden sonra 180x180 mm bluma kadar çıkmıştır. Böylece, kütük boyutu büyütülerek, kütük işleyen haddehanelerde orta profillerin de üretilmesi mümkün olmuştur. c) Soğuk Haddelenmiş (Biçimlendirilmiş) Uzun Ürünler Bu grupta üretilen ürünlere, yukarıda belirtilen genellikle gruptaki malzemelerin boyutlarını, mekanik özelliklerini veya yüzey durumlarını da değiştirmek amacıyla soğuk haddeleme veya soğuk çekme yöntemleri uygulanır. Bu şekilde soğuk haddeleme veya soğuk çekme ile biçimlendirmeye uğratılan çubuk veya tel ürünleri elde edilir. Demir çelik sektöründe, yassı çelik ürünleri dört ana ürün grubu altında ele alınarak incelenmektedir. Bu ana gruplar şunlardır: a) Levha b) Sıcak haddelenmiş ürünler c) Soğuk haddelenmiş ürünler d) Teneke Tabiatta genelde demir oksit formunda olan cevherler çeşitli hazırlama, sinterleme, peletleme süreçlerinden sonra yüksek fırınlara şarj edilmekte ve oksijenden ayırmak için kok kömürünün yanma gazları diğer oksit ve cüruflarını bertaraf etmek için de kireçtaşı, dolomit taşı gibi katkılar kullanılmaktadır. Entegre tesislerde demir çelik üretim süreci, demir cevherinin arıtılması işlemiyle başlamaktadır. Diğer bir deyişle, demir cevheri kavrularak demir oksit haline getirilir. Yüksek fırınlarda kok kömürünün yardımı ile demir oksit haline gelen cevherin oksijeni alınarak (indirgenerek) ham demir elde edilir. Yüksek fırından geçirilerek elde edilen, karbonu %3,5-5, silisyumu maksimum %4, manganezi maksimum %2 ve ayrıca düşük oranlarda bazı elementler içeren gevrek demir alaşımına ham demir, pik demir veya kısaca pik denilmektedir. Ham demir piyasaya sunulmak üzere pik makinasına dökülerek, külçe halinde katılaştırıldığı gibi çoğu işletmede sıvı halde çelikhaneye taşınır ve çelik izabe ocaklarına şarj edilerek orada çelik haline getirilir. 1950 yılında 189 milyon ton olan dünya ham çelik üretimi on yılda %84 oranında artarak 1960 yılında 347 milyon tona yükselmiştir. Üretimdeki artış hızı 1960 'lı yıllarda da devam etmiştir. On yılda %71 oranında artan ham çelik üretimi 1970 yılında 595 milyon tona yükselmiştir. Dünya ham çelik üretimindeki artış hızı 1970' den itibaren azalarak %50'nin altında oranlarda gerçekleşmiştir. 1980 yılında 716 milyon ton olan dünya ham çelik üretimi 1990 yılında 770 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. 1990 'lı yıllarda ise tam bir durgunluk dönemine girilmiştir. 1999 yılına kadar ham çelik üretiminde önemli bir artış olmamıştır ve 1999 yılında dünya ham çelik üretimi 788 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. 1990'lı yıllardaki durgunluktan sonra 2000 yılında ham çelik üretiminde önemli bir artış yaşanmıştır. 1999 yılında 788 milyon ton olan ham çelik üretimi 2000 yılında % 7 oranında artarak 847 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. 2000 yılında dünya ham çelik üretiminin % 19.7'si AB ülkelerinde, % 5'4 ü, diğer Avrupa Ülkelerinde, % 10.7 'si Eski S.S.C.B.'nde, % 16,4'ü NAFTA bölgesinde, % 15,8' i Çin'de % 12' si Japonya'da, %11,5' i Diğer Asya Ülkelerinde, % 1.5' i Afrika'da % 1,2' si Orta Doğu' da % 4.5' i Merkez ve Güney Amerika 'da, % 1.1' i Avusturalya ve Yeni Zellanda'da yapılmıştır. 1990 yılında 649,8 ton olan dünya ham çelik tüketimi, 2000 yılında 768,7 tona yükselmiştir. 2000 yılında ham çelik tüketiminin, %19,3'ü AB ülkelerinde % 5' i Diğer Avrupa Ülkelerinde, % 4,4' ü eski S.S.C.B.' nde, % 15,7' si Diğer Asya Ülkelerinde %19,4'ü NAFTA bölgesinde, %18' i Çin'de, % 9,8' i Japonya'da, %2' si Afrika'da % 2'si Orta Doğu'da, %3,5' i Merkez ve Güney Amerika'da % 0.9' u Avusturalya ve Yeni Zellanda'da gerçekleşmiştir. Dünyanın en büyük demir çelik ticaretini Avrupa Birliği ülkeleri gerçekleştirmektedir. Dünyanın en büyük demir çelik ihracatçısı Rusya'dır. 1999 yılında 27,5 milyon ton çelik ihraç etmiştir. 1999 yılında 51,5 milyon ton çelik üreten Rusya üretiminin % 53' ünü ihraç etmiştir. Türkiye, dünyanın en büyük on ikinci çelik ihracatçısıdır. Türkiye 1999 yılında 14,3 milyon ton çelik üretip, 7,6 milyon ton çelik ihraç etmiştir. Dünya ham çelik üretiminde 17. sırada yer alan Türkiye 1999 yılı çelik üretiminin % 53' ünü ihraç etmiştir. Dünyanın en büyük demir çelik ithalatçısı Birleşmiş Milletler' dir. 1999 yılında 32,7 milyon ton çelik ithal etmiştir. 1999 yılında 109,8 milyon ton çelik tüketen Birleşmiş Milletler, tüketiminin % 30' unu ithal etmiştir. Türkiye 1999 yılında 10,4 milyon ton çelik tüketip, 4,8 milyon ton çelik ithal etmiştir. Dünya ham çelik tüketiminde 13. sırada yer alan Türkiye, 1999 yılı çelik tüketiminin % 4,6' sını ithal etmiştir. Ülkelerin yaptıkları ihracattan yaptıkları ithalatı çıkararak net ihracat miktarları hesaplandığında; benzer şekilde ülkelerin yaptıkları ithalattan yaptıkları ihracatı çıkararak net ithalat miktarları hesaplandığında sıralama değişmektedir. En büyük ihracatçı olan Rusya ve Japonya en büyük net ihracatçı olarak da ilk iki sırada yer almaktadır. En büyük üçüncü ihracatçı ülke Almanya olmasına rağmen en büyük üçüncü net ihracatçı Ukrayna olmuştur. Dünyanın en büyük çelik ithalatçısı Birleşmiş Milletler'dir. Birleşmiş Milletler 1999 yılında 32,7 milyon ton çelik ithalatı, 5 milyon ton çelik ihracatı yapmıştır. İhracat oranının az olması nedeniyle birleşmiş Milletler aynı zamanda en büyük net ithalatçı ülkedir. En büyük ikinci ithalatçı ülke Almanya'dır. Verimliliğin en yüksek olduğu bölgeler Orta Doğu, AB ülkeleri ve Afrika bölgesidir. Orta doğu'da %100 olan verimlilik, Afrika'da ve AB ülkelerinde % 96 oranındadır. Diğer Avrupa ülkelerinde %84, Asya ülkelerinde % 85 olan verimlilik, bu bölgede yer alan Türkiye'de %98 gibi yüksek bir orandadır. Rusya, Ukrayna ve Eski S.S.C.B., verimliliğin en düşük olduğu ülkelerdir. Rusya'da %49, Ukrayna'da %19 olan verimlilik Eski S.S.C.B.'de %39 oranındadır. Dünya'da ortalama verimlilik %84 oranındadır. Dünya çelik sanayinde önemli devlet müdahaleleri mülkiyet, mali yardım, düzenlemeler ve ticari önlemler şeklinde görülmektedir. Devlet politikaları, sanayinin performansını ve yapısını, dünya çelik üretimini, ticaret şekillerini ve yatırım akışını etkilemektedir. 1970'den 1975'e kadar, başta gelişmekte olan ülkeler olmak üzere, hükümetler çelik sanayinin büyümesini, mülkiyet üzerine alarak veya mali yardımlarla desteklemişlerdir. 1970'lerden bu yana devlete ve özel sektöre ait çelik üreticilerine çeşitli şekillerde mali yardımlar sağlanmıştır. Bu yardımlar arasında kredi, garanti ve sermaye piyasalarına tercihli katılma bulunmaktadır. Çelik üreticilerinin ciddi mali kayıpları, olmasına rağmen, büyük yatırım programları için düşük maliyetli yatırım sermayesi bulunmuş ve işletmelere destek sağlanmıştır. a) Fiyat Kontrolleri Devletin uyguladığı fiyat kontrolleri sanayileşmiş ülkelerden çok gelişmekte olan ülkelerde görülmektedir. Hindistan günümüzde hem hurda gibi girdi fiyatlarını hem de devlet veya özel sektör çelik üreticilerinin yerli fiyatlarını kontrol etmektedir. Diğer gelişmekte olan ülkeler katlı fiyat sistemleri uygulamaktadır; bir fiyat yerli pazar için, daha düşük olan diğer fiyat ise ihracat için belirlenmiştir. b) Rekabet Az gelişmiş ülkelerde devlet elindeki şirketlerle rekabet eden özel sektör şirketlerinin büyüklükleri sınırlandırılmaktadır. Bunun yanında hükümet özel sektör şirketlerinin büyüme ve modernizasyon planlarını sürekli veto etmekte ve devlete ait şirketlere bir takım çelik ürünlerini üretmek, ithal ya da ihraç etmek için özel haklar tanımaktadır. c) Çevre Çelik üretimi sırasında önemli miktarda atık ortaya çıkmakta olup çevreye verdiği etkilerden dolayı, özellikle OECD ülkelerinde atıkların neden olduğu kirliliği azaltmak amacıyla, kanun ve mevzuatlar çıkarılmaktadır. Bunun sonucunda devlet politikaları sanayi, maliyet ve operasyon gibi alanları etkilemektedir. d) İhracat Teşvikleri ve Kısıtlamalar Çelik üretici ülkelerin çoğunda hükümet, çelik ihracatını destekleyen ya da artıran politikalar arasında ihracat vergi kredisi ve tercihli ihracat finansmanı yer almaktadır. Bazı ülkelerde ise bu politikalar alt yapı desteklerini de içermektedir. İhracat amaçlı üretimin desteklenmesi için alınan araçlarda vergi muafiyetinin yanında liman inşa etmek de bu tür yardımlara örnek olarak gösterilebilir. Türk demir çelik sektörü, 14.5 milyon ton yıllık üretimi ve 7 milyon tonluk toplam ihracatı ile, gelişmekte olan ülkeler arasında, öncü bir role sahip bulunmaktadır. Türkiye'de her birinin yıllık kapasitesi 1.000.000 ton ile 3.000.000 ton arasında değişen üç adet entegre tesis ve kapasiteleri 400.000 ton ile 2.000.000 ton arasında değişen 15 adet elektrik ark ocaklı tesis bulunmaktadır.19.8 milyon tonluk ülke ham çelik kapasitesinin %31'ine tekabül eden 6.2 milyon tonu entegre tesislere, %69'una tekabül eden 13.6 milyon tonu ise 15 adet elektrik ark ocaklı tesislere aittir. Ülke ham çelik kapasitesinin, 16,3 milyon tonluk bölümü (%83) uzun ürün üretimine, 3 milyon tonluk bölümü (%15) yassı ürün üretimine, geriye kalan 450.000 tonluk bölümü ise (%2) vasıflı çeliğe yöneliktir. Sektörün, yassı, uzun ve vasıflı çelik de dahil olmak üzere, 2000 yılı toplam ham çelik üretimi 14.3 milyon tondur. 2000 yılında, üretim yöntemi açısından, toplam üretimin % 64'ü elektrik ark ocaklı tesisler tarafından, geriye kalan % 36'sı ise entegre tesisler tarafından gerçekleştirilmiştir. 2000 yılında, ham çelik üretiminin, %81'i uzun ürünlere, %17'si yassı ürünlere ve %2'si ise vasıflı çeliğe yönelik yapılmıştır. Türkiye'de 1932 yılında Kırıkkale' de askeri fabrika bünyesinde ilk çelik üretimi ve yerli ürünler üretiminden sonra İngiliz hükümetiyle kredi anlaşması sonuçlarına göre de 1937'de Karabük'te ilk entegre demir çelik tesisi oluşmaya ve gelişmeye başlamıştır. 1950 yılından sonra özel sektör demir çelik konusunda girişimlere başlamıştır. İlerleyen dönemlerde 1965 yılında kurulan ERDEMİR ( Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. ) 'nin kapasitesinin genişletilmesi, 1975 yılında entegre bir tesis olan İskenderun'un üretime geçmesinin yanısıra, özel sektörde elektrik ark fırınlı çelik üretim tesisleri ile birleşik veya münferit haddehanelerin kuruluşuna ağırlık verilmiştir. 1980'li yıllarda demir çelik sektöründe üretim, tüketim ve dış ticaret konularında izlenen değişme ve gelişmeler, endüstrinin kendi iç dinamiklerinde de çok önemli değişmelerin oluşmasına sebep olmuştur. Türkiye, 1980'de dünya çelik üretiminin % 0,35'ni karşılayıp 33. sırada yer alırken, 2000 yılında dünya üretiminin % 1.7'sine ulaşarak 17. sırada yer almıştır. 1.1.2.2TÜRKİYE'DE DEMİR ÇELİK SEKTÖRÜ ÜRÜNLERİNİN ARZ TALEP DURUMU 1.1.2.2.1 Türkiye'de Demir Çelik Üretimi Türkiye'nin ham çelik üretimi 2000 yılında 14,3 tona yükselerek dünya ham çelik üretiminin % 1.7'sini oluşturmuştur. Türkiye 2000 yılında 14,3 milyon ton ham çelik üretimi ile dünya ham çelik üretimi sıralamasında 17. sırada yer almıştır. Türkiye'nin ham çelik üretiminin % 64'ü Elektrik Ark Ocaklı tesislerde, % 36'sı entegre tesislerde gerçekleşmektedir. Elektrik Ark Ocaklı üretim yapan kuruluşların üretimdeki payı, entegre tesislerin üretiminin iki katına yaklaşmıştır. Devletin teşvik etmesi nedeniyle Elektrik Ark Ocaklı tesislerin sayısı ve dolayısıyla üretimdeki payları hızla artmıştır. Ancak Sivas Demir Çelik Fabrikası ve Metaş 1999 yılında üretimi durdurmuşlardır. a) Entegre Kuruluşlarda Üretim Türkiye'de entegre tesisleri olan üç tane demir çelik şirketi bulunmaktadır. Bunlar; Karabük Demir Çelik Fabrikaları, İskenderun Demir Çelik Fabrikaları ve Ereğli Demir Çelik Fabrikalarıdır. Entegre tesislerde kok, sinter, ham demir, pik, ham çelik, net hadde ürünü, ithal slabtan yapılmış net hadde üretilmektedir. Kok ve pik üretiminde 1997 'den 2000 yılına kadar her yıl azalma olmuştur. 1997'den 1999'a kadar her yıl azalan net hadde ürünü, sinter, ham demir ve ham çelik üretimi, 2000 yılında tekrar artış göstermiştir. Sadece Erdemir tarafından üretilen ithal slabtan yapılmış net hadde üretimi ise her yıl düzenli olarak artmaktadır. b) Türkiye'de Ham Çelik Üretim Kapasitesi ve Kapasite Kullanım Oranları Türkiye'nin 1999 yılında 19,9 milyon ton olan ham çelik üretim kapasitesinin, yöntemlere göre % 70'ini ark ocaklı tesisler, % 30'unu entegre tesisler oluşturmaktadır. 1999 yılı üretim kapasitesinin, ürünlere göre dağılımında ise, kapasitenin % 83'ünü uzun ürünlerin, %15'ini yassı ürünlerin, %2'sini kaliteli çeliğin oluşturduğu görülmektedir. 1.1.2.2.2 Türkiye'de Demir Çelik Tüketimi 1993 yılında 9,1 milyon ton olan Türkiye'nin ham çelik tüketimi, 2000 yılında 12,4 milyon tona yükselmiştir. 1993 yılında dünya ham çelik tüketiminin % 1,42'sini tüketen Türkiye 2000 yılında dünya ham çelik tüketiminin %1,61'ini tüketmiştir. 1.1.2.3TÜRKİYE'NİN DEMİR ÇELİK DIŞ TİCARETİ Türkiye'de demir çelik sektöründe üretim ve tüketim dengesizliği bulunmaktadır. Türkiye'nin ihtiyacından fazla uzun ürün üretmesi nedeniyle uzun ürün fazlalığı oluşmaktadır. Buna karşı Türkiye'nin kısa ürün üretimi, kısa ürün ihtiyacını karşılayamamaktadır. Sektördeki üretim-tüketim dengesizliği dış ticareti zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle Türkiye, uzun ürün fazlasını ihraç ederek ve kısa ürün açığını ithhal ederek demir çelik sektöründe üretim-tüketim dengesini sağlamaktadır. 1.1.2.3.1 İhracat a)Uzun Ürün İhracatı Türkiye'nin uzun ürün üretim kapasitesi uzun ürün talebinden fazladır. Türkiye ihtiyacının yaklaşık iki katı kadar uzun ürün üretmektedir. Bu nedenle ihtiyaç fazlası olan uzun ürünlerin ihracatıyla üretim tüketim dengesi sağlanmaya çalışılmaktadır. 1999 yılında 824 milyon dolar çubuktan, 202 milyon dolar filmaşinden, 94 milyon dolar profilden ve 12 milyon dolar telden ihracat geliri elde edilmiştir. Yarı ürün olarak da kütük ve blumdan 102 milyon dolar ihracat geliri elde edilmiştir. b)Yassı Ürün İhracatı Türkiye ton bazında yassı ürün ve yarı ürün ihracatını en fazla AB ülkelerine yapmaktadır. AB ülkelerine en çok soğuk hadde ürün ve sıcak hadde ürün ihraç etmektedir. 1998 yılında Türkiye'nin yassı ürün ve yarı ürün ihracatı 598 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Türkiye'nin yassı ürün üretimi, yassı ürün ihtiyacını karşılayamamaktadır. Türkiye yassı ürün dış ticaretinde net ithalatçı konumdadır. 1.1.2.3.2 İthalat a)Uzun Ürün İthalatı Türkiye uzun üründen çok uzun yarı ürün ithal etmektedir. 1999 yılında yarı ürün olarak 900 bin ton kütük ve blum ithal edilmiştir. Türkiye'nin ton bazında ithal ettiği uzun ürünler ithalat miktarlarına göre filmaşinler, profiller çubuklar ve teller şeklinde sıralanmaktadır. 1999 yılında 174 bin ton filmaşin, 42 bin ton profil, 39 bin ton çubuk ve 27 bin ton tel ithal edilmiştir. b)Yassı Ürün İthalatı Yassı ürün dış ticaretinde net ithalatçı olan Türkiye, 1998 yılında 1,1 milyar dolarlık yassı ürün ithalatı gerçekleştirmiştir. Bunun 306 milyon doları AB ülkelerinden, 638 milyon doları BDT ülkelerinden, 204 milyon doları diğer ülkelerden yapılmıştır. 1.1.2.4TÜRKİYE - AKÇT SERBEST TİCARET ANLAŞMASI Türkiye'nin 01.01.1996 tarihinde Gümrük Birliği'ne girmesinden sonra, AKÇT kapsamındaki ürünlerin AB ile Türkiye arasındaki ticaretini düzenleyen Serbest Ticaret Anlaşması da 01 Ağustos 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. AKÇT kapsamındaki maddeler, Gümrük Birliği'nin kapsamına dahil değildir. Bu maddeler, içerisinde tek aşamalı üretim işlemine tabi olan belirli demir-çelik ürünleri ve kömür ürünleri ile ilgilidir. Bununla birlikte, ikinci işleme tabi tutulan boru, civata, somun ve çivi gibi sanayi malları ise ikincil ürünler olup bunlar AKÇT kapsamında değildir. 1.1.2.4.1 AKÇT İle Yapılan Tercihli Ticaret Anlaşmasının Etkileri Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle; Avrupa Birliği 630 kalem çelik ürününün ithalatında (Avrupa'ya girişinde) almakta olduğu gümrük vergilerini hemen sıfırlayacaktır. Türkiye ise yurdumuzda yeterli miktarda veya hiç üretilmeyen (yassı ürünler ile vasıflı çelikler) 498 ürünün Türkiye'ye girişinde aldığı gümrük vergilerini hemen indirecektir. Geri kalan 132 çeşit uzun ürün, üretim fazlalığından dolayı Türkiye için önemli kabul edilmiştir. Bazı Doğu Bloku Ülkelerine (Ukrayna, Rusya Federasyonu, Moldova) anti-damping vergisi konulmasına rağmen devam eden yarı mamul ithalatı, haksız rekabet oluşturmaktadır. İthalatta kalite yeterlilik belgesi istenerek kalitesiz ve standart dışı mal girişi engellenebilir. Ayrıca, üreticiler, gümrükler ve TSE yetkililerinden komiteler oluşturulmalı ve ihtisas gümrükleri kurulmalıdır. ABD tarafından Türkiye çıkışlı demir çelik borulara 1986 yılından bu yana anti-damping ve bunun yanısıra anti-sübvansiyon vergisi uygulanmaktadır. ABD tarafından ülkemiz menşeli inşaat demirlerine 1 Nisan 1997 tarihinden bu yana %9,84 ile %41,80 arasında değişen oranlarda anti-damping vergisi uygulanmaktadır. Singapur tarafından ülkemiz menşeili inşaat demirlerine 1 Aralık 1995 tarihinden bu yana 11,43 $/ ton ile 42,14 $/ ton arasında anti-damping vergisi uygulanmaktadır. Endonezya Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, ülkemiz çıkışlı filmaşin ihracatına anti-damping soruşturması başlatmış olup, 17 Kasım 1997 tarihinden bu yana geçici vergi uygulanmış, 3 Mart 1998 tarihinden itibaren bir firmamıza %9,04, diğer firmalarımıza %13,64 vergi ihdas edilmiştir. İşletmelerin karlılığındaki en önemli etkenlerden bir tanesi kullandıkları kaynağın maliyetidir. Kullanılan sermaye türlerinin maliyetleri ayrı ayrı hesaplanılarak değerlendirilir. Firmalar çeşitli sermaye kaynakları kullandıkları için her kaynağın ayrı ayrı maliyetlerini içeren ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti hesaplanır. İşletmelerin yabancı kaynak kullanması durumunda yani borçlanması durumunda sermaye maliyeti, vergi öncesi ve vergi sonrası olmak üzere ayrı ayrı hesaplanabilir. İmtiyazlı hisse senetlerinin maliyeti, yıllık kar payı getirileriyle hesaplanır. İmtiyazlı senetlere kar payı ödemeleri, firma gelirleri üzerinde bir öncelik hakkını ortaya koyar. İmtiyazlı hisse senetlerine dağıtılan kar payı vergiden muaf olmadığı için söz konusu kar payı vergi sonrası kardan dağıtılmaktadır. Bu nedenle imtiyazlı hisse senetlerinin maliyet hesaplamasında vergi oranı dikkate alınmamaktadır. Hisse senetleri, sermaye piyasasında alınıp satılan ve kar payı dağıtımları izlenebilen anonim şirketlerin sermaye maliyeti, beklenen karlılığa bağlı olarak hesaplanabilir. Ancak
sermaye karlılığını hesaplamada farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Söz konusu yaklaşımlar, Gordon'un Büyüme Modeli, Finansal Varlık Fiyatlama Modeli (CAPM), Tahvil Artı (Bond Plus) Yaklaşımı olarak sınıflandırılabilir. Değiştirilebilir tahvil maliyetinin hesaplanması vergiden sonraki beklenen faiz ödemeleri ya da değiştirilebilir imtiyazlı hisse senetlerinde kar payı ödemeleri ve değiştirme anındaki beklenen değerini, senedin önerilen fiyatına eşitleyen iskonto oranı için çözümlenerek hesaplanır. Sermaye kaynaklarının ayrı ayrı maliyetlerinin hesaplanmasının yanı sıra bu kaynakların toplam kaynaklar içindeki payları ile kaynakların maliyetlerinin tek tek çarpımlarının toplamı, ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti (weighted average cost of capital) olarak hesaplanır. Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti, öz sermayenin ve borcun vergi sonrası maliyetlerinin ve bu kaynakların toplam içerisindeki paylarının dikkate alındığı sermaye maliyetidir. İşletme finansman yöneticisinin görevlerinden bir tanesi de, fonların sağlanmasının yanında, hangi finansman kaynaklarından sağlanması gerektiğini araştırmaktır.İşletmelerin fon sağladıları kaynaklar genel olarak borç ve özsermaye olmak üzere iki grupta toplanır.İşletmenin sermaye yapısı kararları ile ilgili yaklaşımlar dört grupta toplanır. Net faaliyet geliri yaklaşımı, firmanın toplam sermaye maliyetinin, borçların ve dolaşımdaki pay senetlerinin değerinin, kullanılan kaldıraç oranından bağımsız olduğunu kabul etmektedir. Net gelir yaklaşımı, net faaliyet geliri yaklaşımının tam tersi görüşsavunmaktadır. Net gelir yaklaşımı, bir işletmenin değerlendirilmesinde kaldıraç faktörünün etkisini maksimmum düzeyde dahil eden yaklaşımdır. Geleneksel görüşe göre işletme borçlanmaya başlayınca, özsermaye maliyeti hemen artmaya başlamaz. İşletmenin finansman riski belli bir noktaya ulaştıktan sonra özsermaye maliyeti artmaya başlar. Ancak işletme ortalama sermaye maliyetine ulaştıktan sonra borçlanmaya devam ederse artan risk nedeniyle işletmenin ortalama sermaye maliyeti yükselmektedir. Modgliani - Miller yaklaşımına göre belirli varsayımlar altında işletmenin sermaye maliyeti ve piyasa değeri sermaye yapısından bağımsızdır. Optimal sermaye yapısı, işletmenin toplam piyasa değerinin maksimum, sermaye maliyetinin minimum olduğu sermaye yapısıdır. Dünyada demir çelik sektörünün sermaye maliyetini incelemek için çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren dünyanın en büyük seksen çelik üreticisi şirketlerden seçim yapılarak çeşitli bölgelerde sermaye maliyeti incelenmiştir. Söz konusu inceleme için Asya'dan Japonya, AB ülkelerinden Almanya, Luksemburg ve Fransa, Amerika'dan da ABD seçilmiştir. Japonya'dan üç şirket incelenmiştir. Bunlar Sumitomo Steel, NKK, Tokyo Steel.Bu üç şirket Japonya'nın çelik üretiminin %40'ını üretmektedirler. Almanya'da faaliyet gösteren Thyssen, Fransa'da faaliyet gösteren Usinor Sacilor,Lüksemburg'sda faaliyet gösteren Arbed incelenmiştir. Bu üç şirket AB çelik üretiminin %42'sini gerçekleştirmektedirler. ABD çelik sektöründe faaliyet gösteren Rouge Steel ile Bethlehem Steel ABD çelik üretiminin %12'sini gerçekleştirmektedirler. Japonya'da borçlanma maliyeti düşük, kar marjı yüksek olduğu için şirketler özsermayelerinin beş-altı katı oranında borç kullanmakatadırlar. Yüksek kaldıraçla çalışmak ekenomik dengelerin normal dönemlerde hızlı büyüme sağlarken, kriz dönemlerinde yüksek risk oluşturmaktadır.Dünyada en düşük sermaye maliyeti Japonya'da olup %2-3 arasında değişmektedir. AB ülkelerinde öz sermaye karlılığı, borçlanma faizinden yüksek olduğu için özsermayelerinin 3-4 katı oranında borç kullanmaktadırlar. Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti %3,5 oranındadır. ABD şirketlerinin sermaye yapıları borç ağırlıklıdır. Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti %3,5 olup Japonya'dan yüksektir. Türkiye'de demir çelik üreticisi yirmi şirket bulunmaktadır.Bunlardan Erdemir, Kardemir, İzdaş ve Çemtaş halka açık şirketler olup hisse senetleri İMKB'de işlem görmektedir. Bu dört şirket Türkiye'deki ham çelik üretiminin %29'unu gerçekleştirmektedir.Bu şirketlerin sermaye yapıları incelenip sermaye maliyetleri hesaplanmıştır. Türkiye'de kar eden demir çelik şirketlerinin ortalama sermaye maliyeti %8 oranındadır. Kar edemeyen şirketler için özsermaye maliyeti sıfır olduğu için bu oran ortalama %5 'tir. Dağıtılaqn kar paylarının ve öz sermye maliyetinin çok düşük olması ve buna karşı borçlanma maliyetinin daha yüksek olması nedeniyle, sektördeki şirketlerin halka açıklık oranlarını arttırarak öz sermaye ile finansmanı tercih etmeleri, hem sermaye yapılarının (kaldıraç oranlarının) düzelmesine sebep olacaktır, hem de daha düşük sermaye maliyetli olan sermaye türü ile finansman sağlandığı için daha karlı olacaktır. Türkiye'nin uzun ürün üretim fazlası mevcut olup yassı ürün üretim miktarı yassı ürün talebini karşılayamamaktadır. Uzun ürün üretimine yönelik yatırımlar teşvik edilmeyip, yassı ürün üretimnr yönelik yeni yatırımlar teşvik edilmelidir. Bu konuda İsdemir'in Erdemir'e devredilmesi şeklinde ilk adım atılmıştır. İsdemir'in yassı ürün üretimine dönüştürülmesi süreci hızlandırılmalıdır. İsdemir'in tüm kapasitesinin yassı ürüne dönüşmesiyle sektördeki en temel sorun olan uzun - yassı ürün üretim dengesizliği çözümlenmiş olacaktır. Türkiye'de demir çelik sektörünün ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti dünyadaki diğer ülkeler göre yüksektir. Özsermaye karlılığı, borçlanma oranından düşüktür. Türkiye'deki demir çelik sektörü şirketlerinin halka açıklık oranlarını arttırarak öz sermaye ile finansmanı tercih etmeleri daha karlı bulunmaktadır.
sermaye karlılığını hesaplamada farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Söz konusu yaklaşımlar, Gordon'un Büyüme Modeli, Finansal Varlık Fiyatlama Modeli (CAPM), Tahvil Artı (Bond Plus) Yaklaşımı olarak sınıflandırılabilir. Değiştirilebilir tahvil maliyetinin hesaplanması vergiden sonraki beklenen faiz ödemeleri ya da değiştirilebilir imtiyazlı hisse senetlerinde kar payı ödemeleri ve değiştirme anındaki beklenen değerini, senedin önerilen fiyatına eşitleyen iskonto oranı için çözümlenerek hesaplanır. Sermaye kaynaklarının ayrı ayrı maliyetlerinin hesaplanmasının yanı sıra bu kaynakların toplam kaynaklar içindeki payları ile kaynakların maliyetlerinin tek tek çarpımlarının toplamı, ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti (weighted average cost of capital) olarak hesaplanır. Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti, öz sermayenin ve borcun vergi sonrası maliyetlerinin ve bu kaynakların toplam içerisindeki paylarının dikkate alındığı sermaye maliyetidir. İşletme finansman yöneticisinin görevlerinden bir tanesi de, fonların sağlanmasının yanında, hangi finansman kaynaklarından sağlanması gerektiğini araştırmaktır.İşletmelerin fon sağladıları kaynaklar genel olarak borç ve özsermaye olmak üzere iki grupta toplanır.İşletmenin sermaye yapısı kararları ile ilgili yaklaşımlar dört grupta toplanır. Net faaliyet geliri yaklaşımı, firmanın toplam sermaye maliyetinin, borçların ve dolaşımdaki pay senetlerinin değerinin, kullanılan kaldıraç oranından bağımsız olduğunu kabul etmektedir. Net gelir yaklaşımı, net faaliyet geliri yaklaşımının tam tersi görüşsavunmaktadır. Net gelir yaklaşımı, bir işletmenin değerlendirilmesinde kaldıraç faktörünün etkisini maksimmum düzeyde dahil eden yaklaşımdır. Geleneksel görüşe göre işletme borçlanmaya başlayınca, özsermaye maliyeti hemen artmaya başlamaz. İşletmenin finansman riski belli bir noktaya ulaştıktan sonra özsermaye maliyeti artmaya başlar. Ancak işletme ortalama sermaye maliyetine ulaştıktan sonra borçlanmaya devam ederse artan risk nedeniyle işletmenin ortalama sermaye maliyeti yükselmektedir. Modgliani - Miller yaklaşımına göre belirli varsayımlar altında işletmenin sermaye maliyeti ve piyasa değeri sermaye yapısından bağımsızdır. Optimal sermaye yapısı, işletmenin toplam piyasa değerinin maksimum, sermaye maliyetinin minimum olduğu sermaye yapısıdır. Dünyada demir çelik sektörünün sermaye maliyetini incelemek için çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren dünyanın en büyük seksen çelik üreticisi şirketlerden seçim yapılarak çeşitli bölgelerde sermaye maliyeti incelenmiştir. Söz konusu inceleme için Asya'dan Japonya, AB ülkelerinden Almanya, Luksemburg ve Fransa, Amerika'dan da ABD seçilmiştir. Japonya'dan üç şirket incelenmiştir. Bunlar Sumitomo Steel, NKK, Tokyo Steel.Bu üç şirket Japonya'nın çelik üretiminin %40'ını üretmektedirler. Almanya'da faaliyet gösteren Thyssen, Fransa'da faaliyet gösteren Usinor Sacilor,Lüksemburg'sda faaliyet gösteren Arbed incelenmiştir. Bu üç şirket AB çelik üretiminin %42'sini gerçekleştirmektedirler. ABD çelik sektöründe faaliyet gösteren Rouge Steel ile Bethlehem Steel ABD çelik üretiminin %12'sini gerçekleştirmektedirler. Japonya'da borçlanma maliyeti düşük, kar marjı yüksek olduğu için şirketler özsermayelerinin beş-altı katı oranında borç kullanmakatadırlar. Yüksek kaldıraçla çalışmak ekenomik dengelerin normal dönemlerde hızlı büyüme sağlarken, kriz dönemlerinde yüksek risk oluşturmaktadır.Dünyada en düşük sermaye maliyeti Japonya'da olup %2-3 arasında değişmektedir. AB ülkelerinde öz sermaye karlılığı, borçlanma faizinden yüksek olduğu için özsermayelerinin 3-4 katı oranında borç kullanmaktadırlar. Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti %3,5 oranındadır. ABD şirketlerinin sermaye yapıları borç ağırlıklıdır. Ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti %3,5 olup Japonya'dan yüksektir. Türkiye'de demir çelik üreticisi yirmi şirket bulunmaktadır.Bunlardan Erdemir, Kardemir, İzdaş ve Çemtaş halka açık şirketler olup hisse senetleri İMKB'de işlem görmektedir. Bu dört şirket Türkiye'deki ham çelik üretiminin %29'unu gerçekleştirmektedir.Bu şirketlerin sermaye yapıları incelenip sermaye maliyetleri hesaplanmıştır. Türkiye'de kar eden demir çelik şirketlerinin ortalama sermaye maliyeti %8 oranındadır. Kar edemeyen şirketler için özsermaye maliyeti sıfır olduğu için bu oran ortalama %5 'tir. Dağıtılaqn kar paylarının ve öz sermye maliyetinin çok düşük olması ve buna karşı borçlanma maliyetinin daha yüksek olması nedeniyle, sektördeki şirketlerin halka açıklık oranlarını arttırarak öz sermaye ile finansmanı tercih etmeleri, hem sermaye yapılarının (kaldıraç oranlarının) düzelmesine sebep olacaktır, hem de daha düşük sermaye maliyetli olan sermaye türü ile finansman sağlandığı için daha karlı olacaktır. Türkiye'nin uzun ürün üretim fazlası mevcut olup yassı ürün üretim miktarı yassı ürün talebini karşılayamamaktadır. Uzun ürün üretimine yönelik yatırımlar teşvik edilmeyip, yassı ürün üretimnr yönelik yeni yatırımlar teşvik edilmelidir. Bu konuda İsdemir'in Erdemir'e devredilmesi şeklinde ilk adım atılmıştır. İsdemir'in yassı ürün üretimine dönüştürülmesi süreci hızlandırılmalıdır. İsdemir'in tüm kapasitesinin yassı ürüne dönüşmesiyle sektördeki en temel sorun olan uzun - yassı ürün üretim dengesizliği çözümlenmiş olacaktır. Türkiye'de demir çelik sektörünün ağırlıklı ortalama sermaye maliyeti dünyadaki diğer ülkeler göre yüksektir. Özsermaye karlılığı, borçlanma oranından düşüktür. Türkiye'deki demir çelik sektörü şirketlerinin halka açıklık oranlarını arttırarak öz sermaye ile finansmanı tercih etmeleri daha karlı bulunmaktadır.
