Publication:
Bankaların iflası ve iflas idaresi

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Ekonomik yaşamda son derece önemli bir yeri olan bankalar da tüm ticaret şirketleri gibi iflasa tabidir. Fakat tasarrufların toplandığı ve bu sebeple güven ilişkisinin ön planda olduğu bu kurumların ekonomik krizlerden olumsuz etkilenmemesi ve mevduat sahiplerinin güvenlerinin kötüye kullanılmasını önlemek bakımından, diğer anonim şirketlerden farklı olarak devlet tarafından daha sıkı bir biçimde denetlenmeleri ve bazı özel hükümlere tabi kılınmaları pek tabi ve zorunludur. Ekonomik yaşamda bu denli önemli yer tutan bankaların kuruluşları, çalışma esasları ve nihayet mali durumlarının bozulması halinde , alınacak tedbirler ve iflas sebepleri , diğer anonim şirketlerden farklı olarak Bankalar Kanunu ile özel hükümlere tabi kılınmıştır. Bankalar da tacir sıfatına sahip olduklarından iflas ehliyetine sahiptir ve iflas ehliyeti; ticaret siciline tescil ile başlayıp , o tüzel kişiliğin sona ermesine kadar devam eder. Bankaların iflasında özel hükümlerinin dışında , icra iflas kanunu hükümlerinin de uygulanacağı pek açıktır. Bankaların iflas sebepleri, bankaların kendisi, alacaklılar ve diğer tacirlerden farklı olarak sırf bankalar için, kendi kanununda düzenlenen, bankaların iflasının Fon tarafından istenmesi bakımından özellik arz eder. Yine giriş bölümünde bahsettiğimiz gibi; Bankaların iflası , banka hukuku , iflas hukuku ile ticaret hukukunda önemli yer tutan ve bu üç hukuk dalının önemli bir kesişme noktasını oluşturmaktadır. İlk olarak Bankalar Kanunu madde 16'da düzenlenen doğrudan iflas sebebi dışında, icra iflas kanununda düzenlenen diğer iflas sebeplerinin , bankalar kanunundaki doğrudan iflas sebebine rağmen uygulanıp uygulanamayacağı sorunu üzerinde toplanıyor. Bu husus müellifler arasında tartışmalıdır. Doktrinde bazı müellifler, bankaların iflasının sadece Fon tarafından ilgili maddeye göre talep edilebileceği ; Diğer müellifler ise, Bankalar Kanunundaki iflas sebepleri dışında , icra iflas kanunundaki iflas sebepleri yolu ile de bankanın iflasının istenebileceğini savunmuşlardır. Bizce; Faaliyette bulunan bir bankanın iflasının istenmesi halinde, bu bankanın durumu , Bankalar Kanunu 16'ncı maddelerinin uygulanmasını gerektiriyorsa; Kurul bankanın mevduat toplama ve bankacılık işlemleri yapma yetkisini kaldırması ile birlikte , yönetim Fona geçecek , üçüncü şahısların başlattıkları banka hakkındaki iflasla ilgili takipler duracak ve bu bankanın iflasını talep etme yetkisi münhasıran Fona geçecektir. Yine bir zamanlar çok tartışılan , Fonun iflası isteme yetkisinin takipli mi, doğrudan iflas mı olduğu konusundaki mülahazalar da yeni yasanın açık hükmüyle bertaraf olmuştur. Kanun 16'ncı maddenin üçüncü fıkrasında , Fonun bu yetkisinin doğrudan iflas olduğunu vurgulamıştır. Mevduat toplama ve bankacılık işlemleri yapma yetkisinin kaldırılması ile, icra takiplerinin duracağına ilişkin eski 3182 bankalar yasası döneminde yapılan tartışmalar yeni Bankalar yasası ile açık yasa hükmü halini almıştır. Buna göre ; İznin kaldırılmasına ilişkin kurul kararının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten itibaren banka hakkındaki ihtiyati tedbir dahil her türlü icra ve iflas takibatı durur. Kanun koyucu , tekelci bir zihniyetle tüm yetkileri Fonda toplamış ve tasfiyenin bir an önce yapılmasına yönelik hükümler sevk etmiştir. Fonun veya Fona intikal eden bankaların alacaklarına ilişkin davalarda Hukuk Usulü Kanununun seri muhakemeye ilişkin hükümleri uygulanır. Bir başka yenilik , kanunun 17'nci maddesindeki kişilerin de şahsen iflaslarının istenmesidir. Bu şahısların sorumluluğu sınırsız olup tüm malvarlıkları ile sorumludurlar. Ayrıca bu kişilerin iflasında, bankanın iflas etme şartı aranmaksızın, banka iflas etmeden de bu kişilerin müstakil olarak iflaslarının talep edilebilmesidir. Bankalar Kanunu 14.madde hem kanun tekniği hem de içerik bakımından iyi bir kanun düzenlemesi değildir. Şöyle ki ;teknik bakımından,birkaç maddede düzenlenecek hususlar tek bir maddeye sıkıştırılmış,içerik olarak da anlaşılması güç ve şüphe uyandıran ifadelerle yüklüdür. Esasında 14.madde eski 3182 Sayılı Kanunun 65.maddesinde düzenlenen mali bünyenin güçlendirilmesine ilişkin hükümleri düzenleyen maddesidir. Fakat yeni Bankalar Kanunundaki 14.madde ,aynı kanunun 16.maddesinde düzenlenen iflasa ilişkin hükümlere sanki istisna getiren manalar içermektedir. Bu yüzden tereddüde mahal veren hükümler içermektedir. Yapılacak iş yeni bir Yasa Tasarısı ile bu hükmü,açık anlaşılır ve sağlıklı bir hale getirmektir. Yine 14.madde kapsamında Fon bünyesine alınan bankaların tasfiye süresine ilişkin bir hüküm mevcut değildir. Hiç şüphe yok ki Fon kapsamına alınan bankaların tasfiyesinin uzaması kamu için ağır maddi zararlara sebebiyet verecektir. Yine Bankalar Kanununu amaç ve kapsamı başlıklı 1.maddesinin 2.fıkrasında ; Türkiye'de kurulmuş ve kurulacak bankalar ile yurt dışında kurulmuş ve kurulacak bankaların bu kanun hükümlerine tabii olacağı bahsedilmiştir. Fakat iflas halinde yabancı bankaların Türkiye'deki şubelerinin tasfiyesi hususunda yeterli düzenlemeler mevcut değildir. Bilindiği üzere şubelerin tüzel kişiliği haiz değildir,bu yüzden iflas ehliyetleri yoktur. İflas takibinin yabancı banka adına tevcih edildiğini bir an için kabul etsek bile yurt dışındaki malvarlığını Türkiye'deki iflas masasına nasıl intikal ettirileceği apayrı bir sorundur. Bu konuda da ayrıntılı ve çözümleyici hükümlere ihtiyaç vardır. Tüm bu iflas taleplerinde ve öncesinde gerekli tedbirlere başvurmada , gerek ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve gerekse diğer tedbirlerde Fona geniş yetkiler verilmiş olup, Fon tüm bu tedbirler de teminat ve harçtan muaftır. Başka bir ifade ile, Kanun koyucu bankaların iflasında, tasfiyenin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için , Fonu tüm yetkilerle donatmıştır. Sigortaya tabi tasarruf mevduatının kapsamı bakımından da , sigorta kapsamı dışında kalan ve özellikle off-shore hesaplara açıklık getirerek bunların sigorta kapsamı dışında olduğunu belirtmiştir. İflas tasfiyesinde, Fon masaya imtiyazlı alacaklı olarak iştirak eder ve Fonun alacağı sıra cetveli kesinleşmeksizin ödenir. Kanımca yeni Bankalar Yasasında en çok tartışılacak hüküm, iflas kararı alınması halinde, Fonun icra iflas kanununda yazılı , iflas dairesi ve alacaklılar toplantısı ile iflas idaresi görev ve yetkilerine de sahip olarak bankayı anılan kanun hükümleri çerçevesinde tasfiye edeceğine ilişkin hükümdür. Bilindiği üzere iflas dairesi , iflasın resmi organıdır ve iflas idaresi üzerinde gözetim ve denetim yetkisine sahiptir. Kanun koyucu iflas dairesi de dahil olmak üzere alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkisini Fona devretmesi bizce yanlış bir düzenlemedir. Kanun koyucu, iflas dairesi görevini Fonun yetki ve görevinden çıkarıp, bu görevi iflasın resmi organı olan iflas dairesi tarafından icra edileceğine ilişkin yasal düzenlemeyi yapması uygun olur. THE BANKRUPTCY OF BANKS AND THE TRUSTEE IN BANKRUPTCY Banks are very important to our economic life and , consequently must be established as commercial companies according to Turkish law. Banks are subject to the law of bankruptcy ; they contain a number of account ,and people who open bank accounts must be able to trust and have faith in these most fundamental financial institutions. Trust and good faith are basic principles for a dynamic economy and therefore it is indispensable that banks be regulated by specific rules. Private regulations govern the establishment of banks , the working principles used by banks and the precautions taken to avoid the degeneration of banks financial stability. Since banks are merchants, they have the capacity to file for bankruptcy . the bank's bankruptcy process begins with a filling and continues until deletion. There are specific rules apart from general bankruptcy principles. Only an fon institution can demand that , bank be placed in bankruptcy in addition to this rule, general principles can be applied. Therefore the bankruptcy of a bank is related to banks law, bankruptcy law and commercial law. Article 16 of the bank act is directly related to bankruptcy. There is considerable debate with respect to this article, does this represent the only grounds for a bank's filling for bankruptcy or can be other rules be followed. In my opinion, banks can be forced into the bankruptcy process only as specified by an Fon. This is the proper bankruptcy method and the fon is the only competent body to govern this process. Even if a third party demands bankruptcy , when a bank is insolvent , the fon immediately becomes competent and bankruptcy can be demanded only by the fon. The Fon has all competence to exclusively govern the bankruptcy apart from the bank's legal representative the bank's manager , the bank's board of directors and its partners. The new bank act defines what a savings account is, and it also explains that insurance doesn't cover off-shore accounts. Clearly the fon has trustee in bankruptcy competence too. The problem with that is that fon also conducts the creditors meeting and the chamber in bankruptcy too. Since the chamber in bankruptcy is an official organ this organ must be separated from the fon. In conclusion a bank's bankruptcy can be demanded only by the fon . in accordance with article 15 of bank act. This competence belongs exclusively to the fon.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By