Publication:
Subakromiyal sıkışma sendromuna bağlı kronik omuz ağrılı hastalarda dekstroz enjeksiyonunun etkinliği

dc.contributor.advisorAKYÜZ, Gülseren
dc.contributor.authorAkcan, Eylem
dc.contributor.departmentMarmara Üniversitesi
dc.contributor.departmentFiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı
dc.date.accessioned2026-01-13T08:09:03Z
dc.date.issued2010
dc.description.abstractSubakromiyal sıkışma sendromu (SSS) omuz ağrısının en sık nedeni olup supraspinatus, subakromiyal bursa ve bisipital tendonun humerus ile korakoakromiyal ark arasında sıkışması sonucu oluşur. Subakromiyal sıkışma sendromunun en sık semptomu ağrı ve bunun sonucunda gelişen eklem hareket açıklığı (EHA) kısıtlanmasıdır. Tedavide amaç ağrı kontrolünü sağlamak, EHA kısıtlanmasını önlemek ya da ortadan kaldırmak ve kas gücü kaybını azaltmaktır. Bu nedenle sendromun evresine göre profilaktik, konservatif ve/ veya cerrahi tedavi uygulanır. Konservatif tedavi seçenekleri içerisinde aktivite düzenlenmesi, steroid olmayan anti inflamatuar ilaçlar (NSAİİ), terapötik egzersizler, fizik tedavi ajanları ve enjeksiyon tedavisi bulunur. Proloterapi yani proliferatif tedavi ya da diğer bir deyişle rejeneratif enjeksiyon tedavisi (RET) ligaman ve tendonlara yeni hücre proliferasyonu sağlayacak özellikteki bir takım solüsyonların yumuşak doku içine verilmesine dayanmaktadır. Literatürde SSS tanısı bulunan kronik omuz ağrılı hastalarda ağrı, fonksiyonel son durum ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) sonuçları üzerine %10’luk dekstroz enjeksiyonunun etkinliğinin araştırıldığı çok sayıda çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada SSS bulunan kronik omuz ağrılı hastalara uygulanan dekstroz enjeksiyonunun ağrı, fonksiyonel son durum ve MRG sonuçları üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Çalışma; prospektif, tek kör, randomize kontrollü olarak planlandı. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon polikliniğine omuz ağrısı nedeniyle başvuran, fizik muayene ve MRG sonuçları ile SSS tanısı alan ve dahil edilme kriterlerini karşılayan 80 gönüllü hasta üzerinde yapıldı. Hastalar randomize olarak tedavi (dekstroz) ve kontrol (lidokain) gruplarına ayrıldı. Tedavi grubundaki 40 hastaya 1ml %10’luk dekstroz ve 2 ml lidokainden oluşan 3 ml’lik karışım, kontrol grubundaki 40 hastaya ise 3 ml sadece lidokain enjeksiyonu uygulandı. Enjeksiyon rotator manşon kas grubu içerisinde en çok etkilenen tendona ve/ veya bursaya yapılıp 2 hafta ara ile toplam 2 kez uygulandı. Her iki gruba da egzersiz ve lokal sıcak-soğuk tedavisinden oluşan ev rehabilitasyon verildi. Hastalara ağrı düzeylerine göre ihtiyaç duyuluyorsa parasetamol (günlük maksimum 2 g) kullanmaları önerildi. Tüm hastalar başlangıçta (tedavi öncesi), 1. ay, 3. ay ve 6. ayda olmak üzere toplam 4 kez değerlendirmeye alındı. Başlangıçta her iki grupta 40’ar kişi bulunmakta olup tedavi grubundan 37, kontrol grubundan 36 olmak üzere toplam 73 hasta çalışmayı tamamladı. Klinik değerlendirmelerde omuz EHA ölçümü, vizüel analog skala (VAS) ile gündüz ve gece hissedilen ağrı değerlendirmesi esas alındı. Ayrıca hastalar; kol, omuz ve el sakatlıkları anketinin kısa formu (Quick form of Disabilities of Arm, Shoulder and Hand=q- DASH), üst ekstremite fonksiyonalitesini gösteren Constant-Murley omuz değerlendirme skalası (Constant), California- Los Angeles Üniversitesi omuz değerlendirme skalası (UCLA) ile değerlendirildi. Ayrıca başlangıç ve 3. ay kontrollerinde elde edilen omuz MRG bulguları birbirleri ile karşılaştırılarak değerlendirildi. Çalışmada her iki grubun tedavi öncesi ve sonrası grup içi değerlendirmelerinde VAS, q-DASH, Constant ve UCLA skorlarında istatistiksel olarak anlamlı iyileşme saptandı (p<0,05). Her iki grubun birbiri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesinde ise istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmedi. Gruplarda omuz fleksiyon, abduksiyon, iç ve dış rotasyon derecelerinde ilk 3 ay içinde anlamlı iyileşme saptandı. Tedavi grubunda 6. ay omuz fleksiyon derecesinde başlangıca göre istatistiksel olarak anlamlı iyileşmenin devam ettiği görüldü (p=0,003). Kontrol grubunda 6. ay fleksiyon derecesinde ise başlangıca göre istatistiksel olarak anlamlı iyileşme gözlenmedi (p=0,083). Başlangıç ve 3. ay MRG bulgularının grup içi ve gruplar arası değerlendirilmesinde ise tendinit ve bursit düzeyleri açısından bulguların aynı kalma, iyileşme ve kötüleşme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Sonuç olarak; SSS tanısı almış kronik omuz ağrılı hastalarda % 10 dekstroz + lidokain enjeksiyonu sadece lidokain enjeksiyonuna göre omuz EHA derecelerinde daha uzun süre devam eden iyileşmeye neden olmaktadır. Ancak bu iki grup arasında ağrı, fonksiyonel son durum ve MRG bulguları açısından anlamlı bir fark elde edilememektedir. Proloterapi, rejeneratif enjeksiyon tedavisi, subakromiyal sıkışma sendromu, VAS, Constant-Murley skalası,UCLA skalası, kısa-DASH skalası
dc.description.abstractSubacromial impingement syndrome (SIS) is as often as first reason of shoulder pain and in which the supraspinatus tendon, subacromial bursa and bicipital tendon impinge between humerus and coracoacromial arc as the arm is raised overhead. The prominent symptoms in patients with SIS are pain and range of motion (ROM) restriction. The goals of management are to reduce pain, restore ROM and strengthen the rotator cuff muscles. Prophylactic, conservative or surgical approaches are indicated according to stages of disease. The principles of conservative management involves to arrange the shoulder activations, nonsteroid anti inflammatory drug (NSAID) medication, therapeutic exercise programmes, physical therapy modalities and injection therapy. Prolotheraphy, proliferative therapy or in other saying regenerative injection therapy (RIT) involves injection of some kind of solutions to tendons and ligaments and provides new cell proliferation on the soft tissue. When literature is considered we couldn’t find numerous research about 10% dextrose injection in patients with SIS. The aim of this study is to assess the effectiveness of the dextrose injection on the pain, functional outcomes and magnetic resonance imaging (MRI) findings in patients with SIS. This was a prospective, randomised, placebo controlled and single blind study which was planned among 80 patients who had chronic shoulder pain and applied to outpatient clinic in Department of Physical Medicine and Rehabilitation at The Marmara University School of Medicine, were diagnosed as SIS by physical examination and MRI findings. The patients were randomly assigned into two groups as therapy (dextrose) and control (lidocaine) groups each one consisting of 40 patients. The 40 patients in therapy group were injected with 3 ml solution which was made of 1 ml 10% dextrose and 2 ml lidocaine, the 40 patients in control group were injected with only 3 ml lidocaine. The injections were repeated for both groups two times in 4 weeks with 2 weeks interval. All the patients received a home rehabilitation programme which includes exercises and local hot-cold therapy. It was suggested to all patients to use paracetamol maximum 2000 mg per a day if it is needed. They were evaluated before any treatment, 1 month after last injection, following at 3. month and 6. month as totally 4 times. 37 patients from therapy group and 36 patients from control group completed the study. The clinical evaluation was based on to quantify shoulder ROM, pain assesment with visual analog scale (VAS) during the daytime and at nights. Additionally University of California Los Angeles (UCLA), Constant-Murley (Constant) and quick Disabilities of Arm Shoulder and Hand (Quick-DASH) scales were used to assess shoulder functions and daily living activities of patients. MRI evaluations were done before any treatment and at 3. month evaluation after the second injection therapy. The statistically significant improvement in VAS, q-DASH, Constant and UCLA scales were obteined in both of two groups (p<0,05). But there was not a statistically significant difference between two groups for all of these scores (p>0,05). There was statistically significant improvement in measurement of shoulder flexion, abduction, internal and external rotation in both two groups in the first 3 months. The measurement of flexion at the 6. month evaluation in therapy group was showed a statisticaly significant improvement according at the beginning evaluation (p=0,003). However in control group there was not a statistically significant improvement of the flexion degree at the 6. month evaluation (p=0,083). There was not a significant difference in MRI findings between two groups at the beginning and 3.month evaluations (p>0,05). As a result; 10% dextrose injection contribute to continue improvement in ROM much more longer than only lidocaine injection therapy in patients with chronic shoulder pain related to SIS. However, there is not a significant difference between two groups for pain scores, functional outcomes and MRI findings. Key words: Prolotherapy, regenerative injection therapy, subacromial impingement syndrome, VAS, Constant-Murley scale, UCLA scale, DASH scale
dc.format.extentVII, 92y.
dc.identifier.urihttps://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/2B/T0074633.pdf
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11424/195388
dc.language.isotur
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectFiziksel Tıp
dc.subjectRehabilitasyon
dc.titleSubakromiyal sıkışma sendromuna bağlı kronik omuz ağrılı hastalarda dekstroz enjeksiyonunun etkinliği
dc.typeunknown
dspace.entity.typePublication

Files

Collections