Publication: Anne baba tutumları ile 8.sınıf öğrencilerinin benlik saygıları ve atılganlıkları arasındaki ilişki
Abstract
GİRİŞ Çocuğun , içine girdiği aile ortamı onun ilk sosyal çevresini oluşturmaktadır. İnsanlar arası ilişkiler ve kavramlar bu çevrenin etkisi altında gelişmektedirler. Ailenin gerek çocuğun eğitimine , gerekse duygusal ve sosyal gelişimine olan katkısı, farklı aile üyeleriyle çocuk arasındaki ilişkilerden kaynaklanmaktadır. Bu ilişkiler , başta aile üyelerinin çocuklarına karşı takındıkları tavır ve davranış biçimleri olmak üzere , ailedeki tüm yaşam biçiminin etkisi altındadır. Anne babanın ve aile içindeki diğer bireylerin çocukla olan etkileşimi , çocuğun aile içindeki yerini belirler. Aile , çocuğun ilk sosyal deneyimlerini edindiği yerdir. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır , bu ilk yaşantıların örülmesinde büyük bir önem taşır. Çocuk sosyal bir birey olmayı öğrenirken , aynı zamanda en küçük ayrıntısına kadar kopya edeceği bir modele gereksinim duyar. Kişiliğin oluşumu için gerekli olan özdeşleştirme , aile içindeki yakın üyelerle gerçekleştirilebilir (Yavuzer , 1993 : 135). Çocuğun yetiştiği ailenin yapısı , genişliği , sosyo ekonomik ve kültürel düzeyi , onun ilk sosyal deneyimlerini , dolayısıyla duygusal ve sosyal gelişimini etkileyecektir. Dengeli , duygusal ve toplumsal etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında yeterli güven , sevgi ve sevecenlik içinde büyüyen çocuklar , gelişimleri için gerekli deneyimleri elde edebilirler. Bu tür aile ortamlarında , aile üyelerinin kendilerine düşen sorumlulukların bilincinde olması ve çocuğa bağımsızlık yolunda yeterli olanakların hazırlanması , onun sağlam bir kişilik yapısına sahip olmasını sağlar . Her anne babanın bilerek yada bilmeyerek çocuklarına karşı tutumları değişik olabilmektedir. Bazı çocuklar daha çok sevilmekte , bazılarına baskı yapılmakta , bazıları istenmeyen çocuk olarak görülmekte ve bazılarına ise daha çok hoşgörü gösterilmektedir. Tüm bu tutumlar , çocuğun hem kişiliğinin , hem de sosyal gelişiminin değişik biçimler kazanmasına neden olmaktadır (Yavuzer,1993 : 137). Çocuklar, insanlar arasındaki ilişkileri , toplumun değer yargılarını , özgüveni , büyük ölçüde aile bireyleriyle sürekli iletişimde bulunarak öğrenirler ve ana - baba çocuk ilişkileri olumlu ise çocuklar sağlıklı gelişim gösterirler , ailedeki ilişkiler olumsuz ise insanlara karşı güvensiz , hoşgörüsüz , dıştan denetimli , kişiler arası ilişkileri zayıf bireyler yetişebilmektedir. Anne ve babanın çocukla ilişki biçimleri , görüldüğü gibi çocuğun kişiliğini önemli ölçüde etkilemektedir. Kişilik , bir insanın duygu ve davranış özelliklerinin bileşimi olarak tanımlanabilmekte ve kişiliğin bir alt yapısını da benlik oluşturmaktadır (Mangır,1990:2). Benlik kavramının oluşmasında , bireyin algılarının bazı sembolik anlamlara dönüştürülmesinde , birey için önemli olan kişiler etkin rol oynar .Aile bireylerinin özellikle anne ve babanın çocukla olan ilişki biçimleri çocuğun benliğinin olumlu veya olumsuz yönde gelişimini önemli ölçüde etkiler. Algılanan benliğin beğenilip benimsenmesi sonucu benlik saygısı oluşur (Yörükoğlu,1985:89). Benlik saygısının oluşumunda , birbirine bağlı ve birbiriyle iyi anlaşan aile üyeleri ile çocuğa saygı , sevgi ve anlayışla yaklaşan ana baba tutumunun ideal bir ortam oluşturduğu vurgulanmaktadır. Birey fizyolojik , sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için başkalarıyla sürekli iletişim halindedir. Bu iletişim esnasında , bazı kişiler duygu , düşünce ve isteklerini iletme becerilerinde yeterli olmayabilirler ve ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çekebilirler. Bu kişiler ya çekingen olarak , kendi haklarına fazla saygı duymadıkları için kendi haklarının ihlal edilmesine göz yumarak seçme hakkını başkalarına bırakır yada saldırgan olup , istedikleri amaçlara başkalarını kırarak ve onların haklarını ihlal ederek ulaşır. Gerek saldırganlık gerekse de çekingenlik , uyumsuz davranışlar kapsamına girer. Bu davranışın tam tersine sağlıklı etkileşime olanak sağlayan davranışsal özellik atılgan davranış örüntüsüdür. Atılgan davranış ,olumlu , uyumlu ve sağlıklı bir davranıştır (Çulha ve Dereli,1987:124). Anne babalar , çocuklarını disiplin altına almaya veya davranışlarını düzeltmeye çalışırken , çoğu kez atılganlık ve saldırganlık arasındaki farkı anlatmakta güçlük çekerler. Aile ilişkilerinde atılganlığın anahtarı karşılıklı saygıya dayanır . Adil muamele görmek ve saldırgan olmayan bir disiplin yöntemi onların hakkıdır Bireylerin kişilik yapılarının sağlıklı olabilmesinde önemli olan atılgan davranış örüntüsünün gelişmesine yön verebilecek pek çok etken vardır. Bunlardan bazıları çocuğun yetiştiği aile ortamı , ana baba çocuk ilişkileri ve çocuk yetiştirme yöntemleridir. Atılgan çocuklar aynı atılgan yetişkinler gibi , daha sağlıklı , mutlu ve dürüst ve daha az yönlendirici olurlar. Kendileri için iyi şeyler hissetmeleri , onlara yetişkinliklerinde arzu ettikleri şeyleri başarmanın yolunu açar. Ailelerin çocukları saygıya değer insanlar olarak görmeleri , onların temel insan haklarını göz ardı etmemeleri ve kendilerini dürüstçe ifade etmelerini değerli bulmaları ve onlara bu ilkeler doğrultusunda davranmayı öğretmeleri çok önemlidir (Katlan,1998:143). Baskıcı ve cezalandırıcı ana baba tutumları sonucu çocuk özerklikten engellendiğinde , ileriki yaşamında kendini ortaya koymaktan çekinen , duygularını ve düşüncelerini , bildiklerini normal yollardan anlatamayan insan karakterini taşımaktadır. Girişim yeteneğini geliştirmekten engellenen çocuk , yetişkin yaşamında girişime geçtiğinde suçluluk duyan ve dolayısıyla her alanda girişimde bulunmaktan çekinen , ürken bir insanı oluşturmaktadır. Toplumda böyle insanların çok olması , toplumsal düzeni etkileyecektir. Toplumsal açıdan düzenin iyi işleyebilmesi bireylerin karşılıklı olarak sağlıklı iletişim kurabilmesi ile mümkündür. Sağlıklı iletişim ancak bireylerin birbirlerine açık bir şekilde davranmalarıyla olur. Bireyler birbirlerine düşüncelerini, duygularını çekinmeden ve saldırmadan söyleyebiliyorlarsa , kişiler arasındaki ilişkiler daha uyumlu olur (Topukçu,1982:13). Sert bir denetim altında tutulan yada eğitim yöntemleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklar karşı çıkma veya saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç dünyalarını açıklamakta zorluk çekmektedirler (Yavuzer,1993,s: 47). Ailenin ,çocuğun kişiliğinin oluşumu üzerindeki etkisini anlayabilmek için, ana baba çocuk ilişkilerini incelemek gerekir. Bu ilişkinin temelinde , çocuk yetiştirme yöntemleri bulunur. Çocuk yetiştirme yöntemleri , ana baba çocuk arasındaki bütün etkileşimlerden oluşur. Bu etkileşimler ana babanın tutum , değer , ilgi ve inançlarının ifadesi ile birlikte bakım ve eğitim davranışlarını içine almaktadır (Uluğtekin,1984:24).
