Publication:
Şirketler hukukunda ve özellikle anonim şirketlerde ortağın sadakat borcu

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Sadakat Borcu, gerek borçlar hukukunun gerek onun bir parçası olarak kabul edilebilecek olan şirketler hukukunun önemli bir kavramıdır. Bu çalışmamızda Sadakat Borcunun şirketler hukukundaki görünümü ve bilhassa da anonim şirketlerde ortakların sadakat borcu irdelenmiştir. Sadakat Borcu, kodifikasyon çalışmaları sırasında örnek almış bulunduğumuz bazı Kara Avrupası ülkelerinde git gide önem kazanarak yüksek mahkeme kararları ile yeri sağlamlaşırken, Amerika Birleşik Devletleri gibi daha farklı hukuk düzenine sahip bir ülkede uzun zamandır hukuk sisteminde yerini almış ve uygulanan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede tezimizde ilk olarak Sadakat Borcunun tarihi gelişimi ve genel anlamda kaynakları üzerinde durulduktan sonra ani ve sürekli edimli borç ilişkilerindeki yeri ortaya konulmuştur. Bu bağlamda ani ve sürekli borç ilişkilerine bazı örnekler vererek burada -genel anlamda- bir sadakat borcunun varlığını tespite çalıştık. Bunu yapmaktaki amacımız özel hukuktaki bir çok ilişkide mezkûr borcun normatif bir düzenleme eksikliğine rağmen geçerli olduğuna işaret etmekti. Çalışmamızda müteakiben anılan borcun şahıs şirketlerindeki görünümüne (adi, kollektif ve komandit) ve limited şirketlere ilişkin temel bir değerlendirme yapılmıştır. Tezin ikinci bölümünde ise Sadakat Borcunun anonim şirketlerdeki temeli ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sadakat borcunu gerekçelendirme çabalarımız bağlamında bu noktada mezkûr borcun hukuk dogmatiği ve hukuki fonksiyonellik açılarından üzerinde durularak bir temellendirmeye gidilmiştir. Bunu yaparken gerek ortakların kendi aralarındaki Sadakat Borcu (yatay sadakat borcu) gerekse şirketle ortak arasındaki Sadakat Borcu (dikey sadakat borcu) ayrı ayrı incelenmiş ve dogmatik gerekçeleri ortaya konulmuştur. Dikey sadakat borcunun dogmatik temelini BK m. 520 ve kendisini bu maddede bulan affectio societatis fikri, yatay sadakat borcunun temelini ise ortaklar arasında varlığı kabul olunan özel nitelikteki bağa binaen MK m. 2 teşkil etmektedir. Üçüncü bölümde ise Sadakat Borcunun oy hakkının kullanılması, iptal davaları açılması ve rüçhan hakkının kullanılmasındaki etkileri irdelenmiş ve Türk Sermaye Piyasasından çeşitli örnekler verilmek suretiyle konunun aktüelliği ve uygulama zenginliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölüm ise Sadakat Borcu ihlâlleri karşısında ilgililerin hangi hukuki vasıtalar ile kendilerini savunabilmelerinin mümkün olduğu araştırılmış ve bu bağlamada kısaca butlanın tesbiti ve iptal davaları işlendikten sonra tazminat, haklı sebeple fesih ve haklı sebeple ihraç davaları üzerinde durularak geniş değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise genel bir değerlendirme ortaya konulmuştur. Çalışmada zaman zaman aynı kavramları birden fazla kelime ile ifade olunmuştur. Buna ilişkin en tipik örneği hiç kuşkusuz şirket-ortaklık ve ortak-pay sahibi tanımları oluşturmaktadır. Ancak bu tesadüfi değil bilinçli seçilmiş bir terminoloji olup, aynı cümle içerisinde anılan sözcüklerin yan yana kullanımından ileri gelebilecek karışıklıkları önlemeye yöneliktir. Bununla birlikte bu uygulamanın metnin anlaşılırlığına da katkısı olduğu düşüncesindeyiz. The Fiduciary Duty is a very important issue of the Law of Obligations as well as the company law which is recognized as the main part of the above mentioned legal area. In our study, the position of the fiduciary duty and also the fiduciary duty of the partners in the company law and especially in the joint-stock companies, are examined. Fiduciary duty is gaining a more important place day by day which is strenghtened by the decisions of the Supreme Court in the Land European Countries which we have taken as a sample during the codification processes. We meet this item in the United States whose legal system is quite different from ours, as a steady and well applied issue. In this frame; we examined the historical development and the sources of the fiduciary duty and also the position of it in the obligaitons with instant and continious performance. Followingly we have presented some examples of obligations with instant and continious performance in order to determine the existance of the fiduciary duty. Our aim in doing this was; to point out to the validity of the said obligation eventhough there is a lack of normative legislation. A fundamental evaluation has been made in our study about the position of the duty in personal corporations (unincorporated company, unlimited company and commandite company) and limited companies. In the Second section of the thesis; we have tried to emphasize on the fundamentals of the fiduciary duty in the joint-stock companies. Following our efforts in explaining the fiduciary duty, we have tried to make a reasoning by pointing out to the legal dogmatic of the above mentioned obligation on the point of legal functions. While doing this, we have examined the fiduciary duty both in between the partners (horizontal fiduciary duty) and in between the partner and the company (vertical fiduciary duty). The dogmatic fundamental of the horizontal fiduciary duty depends on The Turkish Code of Obligations Art. 520 and the idea of affectio societatis, which is framed in this article and the dogmatic fundamental of the vertical fiduciary duty is based on the Art. 2 of The Turkish Civil Code related to the special connection in between the partners. In the third Section; the affects ot the fiduciary duty to the usage of voting rights, filing the suit of nullity and the usage of preferential rights, is examined and also we have tried to present the fact that the issue is contemporary and rich in application via giving many examples from the Turkish Capital Market. In the fourth Section; it is examined by which legal ways the related persons protect themselves against the violation of fiduciary duty and followingly importance of the determination of nullity and compensation after the suit of nullity, termination with a fair cause and the suit of expulsion with a fair cause , wide evaluations are made. We have reached to a general evaluation at the last resulting Section. From time to time, we have used several words to identify the same consept. The typical example to this is, undoubtedly company-partnership and partner-share holder descriptions. However; this event is not coincidential but it is a conciously chosen terminology. As a result; we have tried to prevent a chaos resulting from the usage of the above mentioned words in the same sentence. Above all; we believe that this application has a great contribution to the understanding of our text.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By