Publication: Ulusal kalkınma finans kurumlarının ekonomik kalkınmaya etkileri: TSKB
Abstract
Tüm dünyada sanayi devrimiyle birlikte başlayan düzensiz gelir dağılımı, zaman içerisinde ülkeler arasındaki gelişmişlik düzeyini kutuplaştırmış; bu da kalkınma kavramının az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkeler açısından önemini arttırmıştır. Dünya kamuoyunda kalkınmanın, özellikle az gelişmiş ülkelerin kalkınmasının öncelik kazanması, bu ülkelerin kalkınma yolundaki sorunlarının en önemlilerinden olan kaynak yetersizliği ve etkinliğine çözüm aranmasını sağlamıştır. İste bu arayış sonucu özellikle II. Dünya Savası sonrası yaygınlaşmaya başlayan Kalkınma Finans Kurumları, az gelişmiş ülkelerin kalkınmasının kolaylaştırılmasında vazgeçilmez kuruluşlar olarak nitelik kazanmışlardır. Zira, az gelişmiş ülkelerdeki yoksulluk döngüsünün bir parçası olan sermaye ve tasarruf eksikliğinin giderilmesi, bu ülkelerin kalkınmasında etken olacak büyük yatırım projelerinin finansmanını uygun koşullarla sağlanması ve/ veya buna aracılık edilmesi ve bu ülkelerin yatırımlarına yön vererek kalkınmalarını hızlandırılması ancak bu kurumların kurulmasıyla mümkün görülmüştür. Bu kurumların en önemli formu olan kalkınma bankaları ise, etkinlik gösterdikleri alan veya alanlarda kalkınma projelerine orta ve uzun vadeli kredi sağlamakta, bunun yani sıra kredi ve iştirak talepleri ile bankaya başvuran yatırımcılara, projelerin değerlendirilmesi aşamasında gerek teknik, gerek idari konularda bilgi ve deneyimlerini aktarmaktadırlar. İşte, özel sermaye ile kurulan ilk Türk kalkınma bankası olan Türkiye Sınai Kalkınma Bankasının (TSKB) özel girişimin teşviki ile sanayileşmenin sağlanması olarak şekillenen amacı da kendiliğinden ve bir gereklilik doğrultusunda oluşmuştur. TSKB’nin günümüze gelinceye kadar gerçekleştirdiği tüm faaliyetlerinin temelinde; özel sektöre yönelik sanayileşme, Türkiye’nin kalkınma politikalarına uyum sağlama ve onu gelişmiş ülkeler sınıfına sokma çabaları yatmaktadır. Nitekim bu çalışma, Türkiye ekonomisinde 1923’den günümüze kadar süregelen sektörel gelişmeleri ve bu gelişmelere TSKB’nin 1950 yılından itibaren yaptığı katkıları analiz etmektedir. A global irregular income distribution, fueled by the industrial revolution, has created a polarization between the development levels of countries in time. This has consequently increased the importance of the concept of development for developed and developing countries. The increasing priority for development, especially for the under-developed countries, has provided the means for the search of solutions to the lack and inefficiency of resource, that are important drawbacks for the development of these countries. As a result of this exertion, Development Finance Institutions (DFI) that become widespread after the Second World War, have become unavoidable to facilitate the development of under-development countries. The reason behind the foundation of DFI’s is because it has become apparent that one of the reasons of poverty in developing countries, the shortage of capital and savings could only be cured, the necessary funds for big investment projects for the development of these countries could only be provided, and the monitoring of investments to accelerate the development of these countries could only be realized by establishing these institutions. Development Banks, an important type of DFI’s, provide mid-term and long-term loans for the development projects in their regions and share their technical and administrative experience with investors applying for loans during the credit assessment process. Hence, the mission of Industrial Development Bank of Turkey (TSKB), which is the first Turkish development bank founded by private capital, has been identified quite spontaneously as a result of need and with the promotion of private sector as being a catalyzes for industrialization. Industrialization directed towards private sector, Turkey’s adaptation to development policies and efforts for carrying her to the league of developed countries have formed the basis of all the banking activities of TSKB from past to today. Consequently, this thesis analyses sectoral development in Turkish economy since 1923 until now and TSKB’s contribution to these developments efforts since 1950.
