Publication:
Yeni bir kalkınma stratejisi olarak teknoloji politikası ve Türkiye örneği

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Bilimsel çalışmalarla üretilen bilgi ve teknolojiler ve endüstriyel alanda kazanılan tecrübeler,ülkelerce güç kaynağı olarak görüldüğünden beri sürekli ağırlık ve önem kazanmıştır. Bu süreç, bugün de artan bir hızla devam etmektedir. Bilim ve teknoloji ülkelerin ekonomik gelişmişliklerinin performansını ve rekabet güçlerini belirleyen en önemli bir faktör olarak ön plana çıkmıştır. Bu yüzden, gelişmiş ülkeler, bu faktöre maksimum işlerlik kazandırabilmek için kendi teknoloji politikalarını geliştirmişlerdir. Bu ülkelerde teknoloji yönetimi stratejik politika olarak değer görmektedir. Ülkemiz, dünyaya değişik bir perspektif ve yaklaşımla bakarak, dünyadaki büyük gelişme ve değişimlerin motivist gücünü oluşturan ve milletlerin mukadderatına en büyük etkiyi yapan faktörlerin başında gelen bilim ve teknoloji yeteneğini geliştirici strateji ve politikaları bir an önce hayata geçirmek zorundadır. KendiUlusal İnovasyon Sistemini kurarak hem jenerik teknolojiler alanında, hem de öncelikli sektörlerde, teknoloji edinme yeteneğini geliştirereksürdürülebilir kalkınma ivmesini yakalamak durumundadır. Türkiye için geliştirilecek strateji; uluslar arası rekabet düzeyine erişilmesi, nitelikli insan gücü yetiştirilmesi, dış pazar kadar iç pazara da önem verilmesi ve ekonomik gelişmenin etkin bir aracı olarak kullanılması ve olmazsa olmaz koşullardan olan sanayi ile üniversite arasında A+G işbirliğine işlerlik kazandırılması gibi temel motifleri içeren özelliği ile uygulanacak Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikası devletin yeni rolüne uygun olarak belirlenmelidir. Bilim ve teknoloji politikası ile kalkınma politikası belli bir eşgüdüm içerisinde geliştirilip uygulanmalıdır. Öncelikli sektörler ve saptanan jenerik teknolojilerin hangi alt alanlarına inileceği ve bu alt alanlara ilişkin hangi temel, ürün kategorileri ekseninde bilim ve teknoloji yeteneklerini geliştirilebileceği,ancak böyle tümleşik bir politika çerçevesinde belirlenebilecektir. Tarihi gelişim sürecini, temel ekonomik ve sosyal yapısı içerisinde köklü dönüşüm virajları açısından bir değerlendirmeye tabi tutan ilgili bilim çevreleri yaklaşık bir konsensüs halinde yapısal dönüşüm nitelendirmesinin hakkını teslim edecek üç dönüm noktası saptamışlardır; birincisi, yağmacılık, avcılık ve balıkçılık gibi ekonomik faaliyetlerin gerçekleştirildiği küçük gruplar ve sınıflardan oluşan primitif toplumsal yapıdan, toprağa ve toprak ürünlerine dayalı ekonomik aktivitelerinin belirleyici olduğu yeni bir yaşama biçimi olan tarım toplumuna geçiş noktası. İkincisi, 17.yy'ın sonlarından itibaren henüz birinci büyük değişim yayılma hızını sürdürürken, Büyük Britanya'da ortaya çıkan sanayileşme hareketi, önce ABD'de, sonra Avrupa'da kendisini göstererek ekonomik ve sosyal yapıyı temelinden sarsan yeni bir yenilenme, değişim ve dönüşüm yaşanmıştır. Üçüncü dönüm noktası ise, hayat damarlarından bilgi akan, üretim tarzı bilgiye, bilginin kullanımı ve üretimine dayalı olarak, değişim ve dönüşüm hızını enformasyon teknolojilerinden alan daha önce benzeri görülmemiş bir transformasyonu ifade eder. Yaşanan bu hızlı ve köklü dönüşüm sürecinde temel belirleyici ve merkez konumu ile bilgi hem sosyal gelişmenin, hem de ekonomik gelişmenin esas noktasını oluşturmaktadır. Bilgi bu özelliği ile tüm gelişmiş ülkelerde ve bir kısım gelişmekte olan ülkelerde ekonomik kalkınmanın ve refah artışının manivelası olarak görülmektedir.
In this highly changing industrial era the information technology, which is the result of sophisticated scientific studies and accumulated experience, has been seen as a competitive advantage source, which gains an increased importance. Recently, this process goes on with an accelerating pace. Science and technology, which determines economic development and competitiveness power, became as the most important factor. That is why developed countries improved their technology policies in order to maximize the functionality of this factor. In these countries, technology management is considered as a strategic policy. Our country, by looking to the world with a different perspective and distinctive approach, should urgently realize not only the policies that consist the motivational power of changes and big improvements in the world but also the policies and strategies that enhance the scientific and technological capability in the nations' fortune. By establishing its own National Innovation System and improving capability of getting technology both in generic technologies area and in the priority sectors should catch up sustainable development pace. The strategy, which will be developed for Turkey, must lead to international competitive advantage and qualified human resources. In addition, this strategy must give adequate attention to the home market and it must be used as an efficient tool of economic growth. Moreover, the forthcoming strategy has to create an R&D cooperation link between industry and universities, so that the applied National Science and Technology Policy will be convenient to the new role of the government. Science and technology policy must be in line with the growth policy of a nation. With this integrated policy it will be possible to decide as to which subsystems of predetermined generic technologies and primary sectors to get in and also to decide as to which basic product categories related to this subsystems science and technology capabilities to develop.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By