Publication:
İletişim bilimleri açısından sinemada kadın kimliklerinin oluşumu ve değişimi

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Yüzyıllardan beri devam eden kadın-erkek arasındaki eşitsizliğin temelinde toplumsal yapı ve toplumun bireyin kişiliğinin oluşumu üzerindeki etkisi yatmaktadır. Çocuğun sosyalleşmesi sırasında ailenin, okulun ve medyanın etkisiyle sağlanan değişimler, çocuğun ileriki yaşamında sürdüreceği rollerin belirleyicisi olmaktadırlar. Özellikle cinsiyet rollerinin oluşumunda çocuğun içinde doğduğu toplumun normları gibi dışsal faktörler ağır basmaktadır. Yani cinsiyet rollerinin oluşumunda asıl belirleyici biyolojik etmenler değil, çevresel faktörlerdir. Kadın ile erkek bebeklikten itibaren yaşadıkları sosyalleşme süreci sonunda iki farklı cins olarak yerlerini alırlar. Ancak kadının toplumdaki varlığı her zaman erkeğin gerisinde kalmaktadır. Bunun nedenlerini bulmaya çalışan feminist düşünürler, birbirinden farklı birkaç teori geliştirmişler ve erkek egemenliğinin kaynağını bulmaya çalışmışlardır. Özellikle kapitalist toplumlarda evişinin işten sayılmaması ile kadın üretici durumdan tüketici konumuna indirgenmiştir. Erkek, sosyal hayata katılma özgürlüğüne sahipken, kadın ev ve çocuk bakımı gibi sorumluluklarla sınırlandırılmıştır. Günümüzde geniş kitleler üzerinde en etkili iletişim aracı olan sinema, ideolojilerin yayılmasında en güçlü silahlardan birisi durumundadır. Toplumdaki başat ideolojilerden biri olan ataerkil ideoloji de yansımasını sinemada bulmaktadır. Filmlerde canlandırılan kadın karakterler, genellikle ikincil durumda, erkeğin yardımcısı ya da bir arzu nesnesi olarak gösterilmektedir. Erkek kahramanla özdeşleşen seyirci de kadına sahip olma yanılsamasını yaşamaktadır. Filmler erkek bakış açısından çekilmekte ve erkeğin bakışına sunulmaktadır. Kadın perdede ya iyi kadın ya da erkeği baştan çıkaran kötü kadın rolleri ile karşımıza çıkmaktadır. İncelediğimiz örnek filmle de kadının nasıl evkadınlığı rolüne uygun olarak yetiştirildiği ve bu role uygun davranışlar sergilediği görülmektedir. Toplumda geniş çapta bir dönüşüm olmadıkça da kadın kahramanın bulunduğu durumdan kurtulması mümkün olmayacaktır.
The inequality between man and woman has been caused by the social structure and its influence on the formation of an individual's personality for hundreds of years. The changes that result from the effects of families, school and media, determine the roles which wiil be acquired by the child in his future life. Especially this is true for sex roles. In other words, the main determinant in sex roles is not the biology; it is the society itself. However, a woman's place is always secondary to man. The feminist thinkers who try to find out the reasons for this have developed different theories about the problem and tried to detect the sources of man's domination in the society. Especially under capitalism, housework isn't considered as a job because it's not paid. Therefore, woman's role is undermined and she is thought as a consumer instead of a producer. Women is confined to the house whereas man is free to act in social life. Cinema is one of the most effective tools of mass communication, so it's widely used to spread ideologies. Patriarchy is one of the basic ideologies in the world and it is almost always reflected in the cinema. Woman characters shown in films usually appear in secondary roles or they are subjects of desire for the male character. All films are made from a male point of view and for the male viewer. Woman characters are either too good or very bad characters that cause the destruction of men.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By