Publication: Soğuk savaş sonrası Nato (1990-1998)
Abstract
SOĞUK SAVAŞ SONRASI NATO (1990-1998) 20. yüzyılın son on yılındaki beklenmedik gelişmeler; ülkelerin pek çoğunu, uluslararası örgütleri, politik ve ekonomik süreçleri ve hatta siyasi düşünce kalıplarını etkilemiştir. Bu etkileşimde, Soğuk Savaş'ın bitimi, NATO'nun da yeni bir vizyon dahilinde değerlendirilmesine sebep olmuştur. Halen Soğuk Savaş mantığıyla düşünenler, yeni dönemde NATO'ya gerek kalmadığına inanmaktadırlar. Onların bu düşüncelerinin arkasındaki temel sebep, NATO'nun başlıca düşmanı olarak nitelendirilen Varşova Paktı'nın ortadan kalkmasıdır. Aksine, ben bu tezde NATO'yu yeni dönemde de gerekli kılan sebepleri aydınlatmak istedim. Tartışmamın esas çıkış noktası, Soğuk Savaş'ın bitişiyle dünya güvenliğini tehdit etmekte olan unsurların tamamen ortadan kalkmadığı, bunlara yenilerinin ilave olduğu gerçeğidir. Güvenliği tehdit eden eski unsurlar kolaylıkla tahmin edilebirdi, halbuki, yeni unsurlar çok yönlü ve çok boyutludur. Bu belirsizlikler ortamında, NATO halen dünya barış ve güvenliğine büyük ölçüde hizmet edebilecek kapasiteye sahiptir. Ancak, öncelikli olarak NATO yaşanan değişimin hızını yakalamak ve yeni şartlarla uyumlu hale gelmek zorunluluğu ile karşı karşıya gelmiştir. Aksi taktirde, NATO'nun bir Soğuk Savaş örgütü olarak varlık ve itibarını sürdürmesi zor, hatta imkansızdır. NATO bu gerçeklerin farkında olarak içsel ve dışsal bir adaptasyon sürecine girmiştir. Bu çerçevede, genişlemeyi NATO'nun dışsal adaptasyonunun vazgeçilmez bir parçası olarak değerlendirmeye çalıştım. Başlangıç olarak teze bir giriş bölümünden sonra, ikinci bölümde geçmişin değerlendirilmesi ve bugünün şartlarındaki değişimi yakalamak yönünde ipuçları sağlamak amacıyla, NATO'nun kısa bir tarihçesini vermek istedim. Üçüncü bölümde, Soğuk Savaş sonrası dünyada NATO'nun durumunu açıklamaya çalıştım. Bu bölümde, Soğuk Savaş sonrası NATO'nun adaptasyonunda köşe taşı olma değeri taşıyan olaylar, yorumlar da dikkate alınarak, tarihsel sıra dahilinde yazılmıştır. NATO genişlemesinin takviminden sonra dördüncü bölümde, bu stratejiye dahil başlıca aktörlerin avantaj ve dezavantajlarının tartışılmasına yer verdim. Tezin beşinci bölümü genişlemeye başlıca engel olarak Rusya'ya ayrılmıştır. Rusya'nın genişlemeye karşı olma sebeplerini belirleyip, açıkladıktan sonra, altıncı bölümde NATO genişlemesi karşısında Türkiye'nin tepkisine yer vermek istedim. Son bölüm, işbirliği içinde, ortak güvenlik kavramının önemini ve bu güvenlik modeli içinde genişlemiş NATO'nun rolünü kuvvetle vurguladığım, bazı sonuçlandırıcı cümlelerden oluşmaktadır.
