Publication:
Dişeti çekilmelerinin serbest dişeti grefti ve kuronale kaydırılan flep tekniği ile iki aşamalı tedavisinde mine matriksi proteinlerinin kullanıldığı ve kullanılmadığı vakaların karşılaştırılması

dc.contributor.advisorYILMAZ, Selçuk
dc.contributor.authorÖzveri, Murat
dc.contributor.departmentMarmara Üniversitesi
dc.contributor.departmentSağlık Bilimleri Enstitüsü
dc.contributor.departmentPeriodontoloji Anabilim Dalı
dc.date.accessioned2026-01-13T09:18:34Z
dc.date.issued2002
dc.description.abstractDişeti çekilmelerinin tedavisinde çok sayıda cerrahi teknik tek başına ve kombine olarak kullanılmaktadır. Ancak kök yüzeyi örtülmesinin nicelik ve nitelik olarak istenen düzeyde olmaması, biyomodülatör maddelerin ilave yararlar sağlamak amacıyla kullanılmasını gündeme getirmiştir. Bu maddelerden mine matriksi proteini türevinin (MMT), periodontal yara bölgesinde sementogenezi taklit ederek, yeni hücresiz sement ile karakterize yeni ataşman oluşumunu sağladığı bildirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, serbest dişeti grefti (SDG) operasyonunu takiben uygulanan kuronale kaydırılan flep (KKF) operasyonu tekniğinin kök yüzeyi örtülmesindeki etkinliğine MMT'nin katkısı olup olmadığını incelemektir. Bu çalışmada, ağız içinde en az bir dişte bukkal dişeti çekilmesi bulunan 15 kadın ve 3 erkek, yaş ortalaması 30.44±11.89 olan toplam 18 birey yer aldı. Araştırma, Miller 1. ve 2. sınıf toplam 24 dişeti çekilmesi lezyonunda gerçekleştirildi. Defektler rastgele iki gruba ayrıldı (n=12). Her iki grupta da önce keratinize dişeti dikey boyutunu (KDDB) arttırmak için SDG operasyonu uygulandı. Sekiz hafta sonra, deney grubuna MMT'in ticari formu olan Emdogain ile birlikte KKF, kontrol grubuna ise sadece KKF operasyonu yapıldı. SDG operasyonundan önce, 8 hafta sonra ve KKF operasyonundan 32 hafta sonra klinik parametreler kaydedildi. Çalışmanın sonunda (40. hafta) rölatif ataşman seviyesi (RAS), vestibül orta noktada SDG+KKF+Emdogain grubunda 2.67±2.70 mm, SDG+KKF grubunda 1.38±2.05 mm olmak üzere, her iki tedavi grubunda da başlangıç seviyesine göre anlamlı miktarda arttı (p<0.05). Cep derinliği (SCD) SDG+KKF+Emdogain grubunda 0.96±0.69 mm (p<0.05), SDG+KKF grubunda 0.38±0.84 mm azaldı. KDDB'nda, SDG+KKF+Emdogain grubunda 4.08±1.52 mm, SDG+KKF grubunda 4.88±2.04 mm olmak üzere her iki grupta da ileri derecede anlamlı artış elde edildi (p<0.05). RAS, KDDB ve SCD'nde gruplar arasında anlamlı fark bulunmadı. Dişeti çekilmesi değerleri incelendiğinde, SDG+KKF+Emdogain grubunda çekilme miktarının başlangıç değerleri olan 4.33±1.07 mm'den 2.08±0.97 mm'ye (p<0.01), SDG+KKF grubunda ise 3.67±1.37 mm'den 1.63±0.93 mm'ye (p<0.01) düştüğü görüldü. Gruplar arasında, kök yüzeyi örtülme miktarı açısından fark bulunmadı. Çalışmanın sonunda iki tedavi grubunda sırasıyla %52 ve %56 kök yüzeyi örtülmesi sağlandı ve iki grupta bu oranlar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı. Bu çalışmanın bulguları, bukkal dişeti çekilmelerinin tedavisinde KKF ile kombine kullanılan Emdogain 'in kök yüzeyi örtülmesine ilave bir klinik katkısı olmadığını gösterdi. Many surgical techniques have been used either alone or in combination to treat gingival recessions in humans. Since the root coverage obtained was insufficient quantitatively and qualitatively, the use of materials with biomodulative properties have been proposed. Enamel matrix derivative (EMD) was reported to mimic the cementogenesis in the periodontal wound healing area by stimulating the formation of new attachment characterized with new acellular cementum. The aim of the study was to assess the efficacy of EMD on the clinical outcome of free gingival graft (FGG) procedure followed by coronally advanced flap (CAF) surgery. A total number of 24 Miller Class 1 and 2 gingival recessions in 18 patients (3 male, 15 female, average age 30.44 11.89) were included. The defects were randomly divided into two groups (n=12) and FGG was placed to increase the width of keratinized gingival tissue. After 8 weeks, CAF+Emdogain -the commercially available form of EMD and CAF alone were performed in the test and control groups, respectively. The clinical parameters were recorded before and 8 weeks after the FGG procedure and 32 weeks after the CAF operation. The initial recession value of 4.33±1.07 mm was reduced to 2.08±0.97 mm in the test group while the reduction in the control group was from an initial value of 3.67±1.37 mm to 1.63±0.93 mm. These changes correspond to a root coverage of 52% and 56% respectively. The difference between two groups was not statistically significant. The mean relative attachment (RAL) gain was 2.67±2.70 mm (p<0.05) and 1.38±2.05 mm (p<0.05) for the FGG+CAF+Emdogain and FGG+CAF groups, respectively. The probing depth is decreased 0.96±0.69 mm in FGG+CAF+Emdogain and 0.38±0.84 mm in FGG+CAF group. This decrease reached to statistical significancy for FGG+CAF+Emdogain group only (p<0.05). A significant increase in the height of keratinized tissue (KT) was also found (4.08±1.52 mm and 4.88±2.04 mm for the FGG+CAF+Emdogain and and FGG+CAF groups, respectively) (p<0.01). There were no significant differences in RAL, KT and probing depth parameters between two groups (p>0.05). The results of this study suggest that Emdogain does not seem to improve the clinical outcomes of buccal gingival recessions treated by means of CAF.
dc.format.extent142y.
dc.identifier.urihttps://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/7E/T0048544.pdf
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11424/209540
dc.language.isotur
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectDiş Tedavisi
dc.titleDişeti çekilmelerinin serbest dişeti grefti ve kuronale kaydırılan flep tekniği ile iki aşamalı tedavisinde mine matriksi proteinlerinin kullanıldığı ve kullanılmadığı vakaların karşılaştırılması
dc.typedoctoralThesis
dspace.entity.typePublication

Files

Collections