Publication:
Alevilik’te ayinler

dc.contributor.advisorÖZ, Mustafa
dc.contributor.authorBilişmek, Abdul Bahri
dc.contributor.departmentMarmara Üniversitesi
dc.contributor.departmentSosyal Bilimler Enstitüsü
dc.contributor.departmentTemel İslam Bilimleri Anabilim Dalı İslam Mezhepleri Tarihi Bilim Dalı
dc.date.accessioned2026-01-13T15:24:54Z
dc.date.issued2006
dc.description.abstractTEZ ÖZETİ Sözlük anlamı, “Ali’ye mensup”, “Ali’ye ait” demek olan Alevî kelimesi, Mezhepler Tarihinde ise “Hz. Ali’yi en üstün sahabe olarak gören ve Hz. Muhammed ‘den (s.a.v.) sonra onun Allah ve Peygamberin tayini ile halîfe olması gerektiğini kabul edenler için kullanılmıştır. Aleviliğin inanç ve âyinlerinde, geçirmiş oldukları tarihi evrenin izleri ve rolü çok büyüktür. Henüz Müslümanlığı kabul etmeden önce Şamanizm, Budizm ve Maniheizm gibi birçok inanç ve geleneklere sahip olan Türkler, daha ilk fetihler sırasında İslâm’la temasa geçmişler, X. yüzyılın ortalarında da kitleler halinde İslâm'ı kabul etmişlerdir. Anadolu’daki Alevîliğin tarihi, Türklerin İslam’la tanışması ve boylar halinde İslam’a girmeye başladığı zaman kadar dayanır. XI. Yüzyılda çeşitli etkenlerle Horasan, Errân, Hârizm, Azerbaycan ve Batı Türkistan’dan Anadolu’ya başlayan göçler, XIV. yüzyıla kadar devam etmiştir. Ancak bu konargöçer halk, İslamiyet'ten önce mensup oldukları Gök Tanrı kültü, tabiat kültleri, atalar kültü gibi eski Türk inançlarıyla beraber, Şamanizm, Budizm, Zerdüştilik ve Maniheizm gibi dinlerin miras bıraktığı inançların izlerini silmemiş, bunların etkisi altında yeni bir dini kabul edip kısa zamanda kendi sosyoekonomik yapılarına uydurmuşlardır. Özellikle konargöçer hayatı yaşayan ve yeni dini öğrenmek için yeterli imkân bulamayan kişi ve grupların psikolojik ve sosyal açıdan, önceki inançlarını tamamen terk edip yeni bir inancı benimsemesi, kabul edilen yeni inançların gerektirdiği düşünce ve davranışları hayatına aksettirmesi oldukça zordur. İşte bu günkü Alevi-Bektâşi çevrelerin ataları olan Müslüman Türkmenler, Orta Asya'da yarı göçebe hayatı yaşayan ve kitabi ya da orijinal İslam'la yüzyüze gelememiş, Müslümanlığı'nı halk İslam'ı yahut halk Müslümanlığı diye niteleyebileceğimiz biçimde, eski inanç ve gelenekleriyle mezcederek sürdürmeye çalışmış zümrelerdir. Âyin kelimesi Farsça olup sözlükte; ibadet tarzı, töre, âdâb, uslüp, görenek anlamlarına gelir. Türkçe’de ise; Mevlevi, Bektaşi ve Alevi zümreler ile daha çok Müslüman olmayanların, özellikle de Yahudi ve Hıristiyanların ibadet tarzları ile, çeşitli tekke ve tarikatların hareket ve musiki unsurları taşıyan dini merasimlerini ifade etmek için kullanılmaktadır. Alevîlerde ise en önemli âyin “Cem âyini”dir. Cem âyini, çeşitli sebeplerle yapılır ve yapılış amacına göre çeşitlilik arz eder. Bunlar Görgü âyini, Musahiplik âyini, Abdal Musa âyini, Baş Okutma âyini, Dâr’dan İndirme âyini, Düşkün Kaldırma âyini, ve Koldan Kopan Erkânı’dır. İbadet ve alevi aklın birliği için yapılan bu ayinlerin yanında, geçmişteki bir olayı hatırlatan ve onun anısına yapılan âyinler de vardır. Bunlar; Muharrem Matemi, Nevruz ve Hızır Orucu’dur. Daha önce köylerde ve kasabalarda yaşayan Alevilerin bir bölümü son yıllarda yaşanan iç göçlerde büyük şehirlere göç etmişler, metropol şehirlerin kültür erozyonundan birçok âlevi âdet ve geleneğiyle beraber âyinleri de nasibini almıştır. Alevîlerin kırsal kesimde bu geleneklerini devam ettirmeye çalışsalar da, büyük şehirlerde âyinlerin otantik uygulamadan uzaklaştığını, bilhassa görgü, musahiplik ve düşkünlük gibi kurumsallaşmış geleneklerini uygulayanların neredeyse yok denecek kadar az olduğunu göstermektedir.
dc.description.abstractThe word alevi means supporter of Ali, related to Ali and as a technical term in the history of Islamic sects it denotes the people who think that Ali is the best friend of the prophet and he is the caliph after prophet by the appointment of God and declaration of the prophet. In the introduction of the thesis we examined the word alevi, the emergence of the Anatolian alevism, the relation between the rites of alevism before and after the Islamic period. In the first chapter we dealt with the technical meaning of the word rite, its usage in pre Islamic period and in other religions, its place and usage in Islam. In the second chapter we analyzed the rites in Anatolian alevism without taking into consideration the regional differences. In the conclusion we studied the changes in alevi rites in modern times; especially after their migration to the big cities.
dc.format.extentIX,135y.; 28sm.
dc.identifier.urihttps://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/6C/T0039772.pdf
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11424/206798
dc.language.isotur
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectAlevilik
dc.subjectMezhepler_Tarih
dc.subjectTürkiye_Sosyal Yaşam ve Adetler
dc.titleAlevilik’te ayinler
dc.typemasterThesis
dspace.entity.typePublication

Files

Collections