Publication:
Ortadoğu ülkelerinde bankacılığın yapısı, gelişimi ve kullanılan finansal teknikler

dc.contributor.advisorSELÇUK, Hasan
dc.contributor.authorAlkılınç, Oruç
dc.contributor.departmentMarmara Üniversitesi
dc.contributor.departmentSosyal Bilimler Enstitüsü
dc.contributor.departmentOrtadoğu Araştırmaları Enstitüsü İktisat Anabilim Dalı
dc.date.accessioned2026-01-13T15:31:59Z
dc.date.issued2003
dc.description.abstractOrtadoğu Bölgesi Libya'dan Pakistan'a kadar uzanan yaklaşık 486 milyon insanın yaşadığı, 12.8 milyon km2'lik bir alanı kapsayan bölgedir. Bu bölge günümüzde dünyanın en önemli para ve finans merkezlerinden biridir. Ortadoğu'da Osmanlı döneminde geleneksel ticari faaliyetler yapılmaktaydı ve bankacılık gelişmemişti. 1850'lerden itibaren İngilizlerin Doğu-Batı ticaretini ellerine geçirmeleri ile birlikte, Körfez Bölgesi'ne yerleşmişler ve bölgenin ticareti ve finansal sistemi üzerinde etkili olmaya başlamışlardır. Birinci Dünya Savaşı ile birlikte 1918'den itibaren bütün Ortadoğu'yu işgal ederek Libya'dan Pakistan'a kadar hakimiyetlerini genişletmişler ve Birleşmiş Milletler'den Manda yönetim yetkisi çıkartarak bölgeyi yönetimleri altına almışlardır. 1920'den itibaren petrolün kullanılmaya başlanması ve dünya petrol rezervinin yaklaşık %64'ünün bu bölgede bulunması nedeniyle, bölge önem kazanmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar Fransızlar Suriye ve Lübnan, İngilizler ise diğer Ortadoğu ülkeleri üzerinde siyasi ve ekonomik etkilerini sürdürmüşler ve bu savaştan sonra bölge ülkeleri yavaş yavaş bağımsızlıklarını kazanmışlardır. İngilizler; doğuda Hindistan, Pakistan, İran ve Körfez ülkelerini kapsayan Hindistan Rupee Finansal merkezini, Mısır'da Doğu Akdeniz, Mısır, Sudan ve Kıbrıs'ı kapsayan Mısır Sterling finansal merkezini kurmuşlar ve bölge ekonomilerini buralar-dan yönetmişlerdir. Ortadoğu Bölgesi'nde bankacılık 1800'lerin sonundan itibaren İngilizlerin girişim ve teşvikiyle kurulmaya ve gelişmeye başlamıştır. 1950'lerden sonra petrolün işletilmeye ve ihraç edilmeye başlanması ve 1970'lerden sonra petrol fiyatlarının artma-sıyla, petrolden elde edilen gelirler çoğalmaya ve bölgenin önemi artmaya başlamıştır. Petrolden elde dilen gelirler öncelikle ülkelerin kalkınması için harcanmış, artan fazlalıklar ABD ve Avrupa banka ve finansal kurumlarında değerlendirilmiş, daha sonra bölge kaynaklarının bölge ülkelerinde değerlendirilmesi ve bölge halklarının bu kaynak-lardan faydalanması için yöntemler geliştirilmiştir. İngilizlerin etkisiyle Mısır'da oluşturulan Mısır Finansal Sistemi 1952'ye kadar etkisini sürdürmüş ve bu tarihten sonra Lübnan'a kaymıştır. 1970'lerin başında Lübnan iç savaşı ve Arap-İsrail Savaşları nedeniyle bu bölge de etkisini kaybederek finansal sistem Körfez ülkelerine, özellikle gerekli alt yapı hazırlıklarını tamamlayan Bahreyn'e taşınmıştır. Körfez Bölgesi bir bankacılık ve finans merkezi olmuştur. Körfez ülkelerinden Bahreyn bir Offshore ve İslami bankacılık merkezi, Kuveyt bir tahvil merkezi, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri birer bankacılık ve finans merkezi olarak gelişmiştir. Bölge ülkelerinde bankalar ve finans kurumlarının yanında, en az onlar kadar önemli fonksiyon ifa eden, gerek bölge ülkelerinin halklarının ve gerekse gelişmemiş ülkelerin halklarının faydalanmaları için çok uygun şartlarda hibe ve krediler şeklinde kamu kaynaklarından finansman sağlayan ulusal ve uluslararası bazda faaliyet gösteren, ulusal ve çok uluslu fonlar bulunmaktadır. Ortadoğu ülkelerinin ABD ve Avrupa finansal kurumlarında bir trilyon dolar, Körfez Bölgesinde ise beş yüz milyar dolar civarında olmak üzere toplam bir buçuk trilyon dolarlık petrolden elde edilen kaynakları olduğu ve bu potansiyelden pay alabil-mek için ABD, İngiliz ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin finansal kurumları Körfez ülkelerinde yeni şube ve banka açarak faaliyete başlamışlardır. Türkiye kökenli 12 banka da aynı amaçla Bahreyn'de Offshore bankacılık hizmeti vermektedir. Ortadoğu Bölgesi'nde klasik bankaların yanında faizsiz çalışan İslami bankalar da gelişmiştir. İlk İslami banka 1963'te Mısır'da kurulmuş, esas gelişme 1971'den itibaren olmuş, ancak 54 İslam ülkesinin ortak olduğu İslam Kalkınma Bankası'nın 1975'de kurulmasıyla hız kazanmıştır. Günümüzde dünya çapında Müslüman olan ve olmayan 75 ülkede 200 kadar İslami banka faaliyet göstermekte olup, bunların elinde 200 milyar dolar civarında bir kaynak bulunmaktadır. İslam bankalarının kurulmasında; özellikle Suudi Arabistan kökenli Dar-Al Maal Al İslami Group ve Al Baraka Group ile İslam Kalkınma Bankası'nın büyük katkıları ve desteği olmuştur. İslam Kalkınma Bankası'nın diğer ülkelerdeki 20 İslam bankasında sermaye iştiraki bulunmaktadır. Başta CİTİ Group ve HSBC Group olmak üzere, dünyanın en önemli bankacılık ve finansal grup ve kuruluşlarının İslam bankacılığı ve İslami finansal ürünlerle ilişkisi bulunmakta olup, Körfez Bölgesi'nde İslami bankacılık, Bahreyn İslami Borsası'nda ve Dow Jones İslamic İndex'te İslami finansal ürünlere yatırım yapmaktadırlar. Türkiye'de de Ortadoğu Bölgesi'ndeki petro-dolarlardan ülkeye fon transfer etmek ve faiz endişesiyle ülke içinde ekonomi dışında tutulan tasarrufları ekonomiye kazandırmak amacıyla, İslam Kalkınma Bankası ve diğer finansal grupların desteği ve teşviki ile 1983'den itibaren İslami bankacılık yapmak üzere mevzuat değişikliği yapılmış ve altı finans kurumu kurulmuştur. Halen beş tanesi faaliyete devam etmektedir. Finans Kurumlarının; bu güne kadar gerek ülke içinde topladıkları fonların toplam mevduat içindeki payının %3'ün üzerine çıkamaması ve gerekse Ortadoğu ülke-lerinden ülkemize yeteri kadar kaynak transfer edememeleri, konularında fazla başarılı olamadıklarını göstermekle birlikte, 1999'dan itibaren Bankalar Kanunu'na dahil edilmeleri nedeniyle çalışmaları ile ilgili bir çok konunun dezavantaj olmaktan çıkması ve yasal boşluğun doldurulmasıyla, bundan sonraki dönemde daha fazla fon toplayabile-cekleri ve ülke ekonomisine daha fazla katkılarının olabileceği beklenmektedir. Ayrıca, 1991 Körfez Savaşı ve 2003'deki Irak Savaşı nedeniyle Bahreyn'deki uluslararası sermaye piyasalarının tedirgin olması ve yeni merkez arayışlarının bulunması, öte yandan ABD'nin 11 Eylül 2000'de kendisine yönelik saldırıdan sonra Ortadoğu kökenli vatandaşlara bazı zorluklar çıkarması ve bu ülkedeki paraların çekilerek, yatırılmak üzere yeni istikrarlı ülkeler ve alanlar aranması nedeniyle, Ortadoğu ülkeleri ile ilişkilerin iyileştirilmesi, Offshore bankacılık konusunda yapılacak çalışmalar ve yeni enstrümanlar geliştirilmesi halinde Ortadoğu'dan daha fazla kaynak temin edilebileceği, bu fonların ülkeye çekilerek İstanbul'un bir finans merkezi olabileceği imkan dahilindedir. The land-mass of Midle East stretches from Libya to Pakistan and comprises of 480 milyon population within 12,8 million square meter. This are is one the most important finacial centers of the world. Eventhough the traditional trading were vibrant but the official banking activites were not as efficient in the Ottoman ruled Mid-East. After the securing of East-West trading corners of the Empire, the British bankers settled and begun playing a grerater role in Persian Gulf during the 1980s. After the world war 1 in 1918, they invaded the entire Mid-East and obtained a special privilage from the United Nations. This mandate anabled them to control the entire region. After the discovery and use of petrolum in 1920s the entire area has received much importance. The estimated volume of the reserves were in excess of 64 per-cent. Until the end of Second World War, the French controlled Syria and Lubnan and the Briton continued their mandate. Eventually after the war these countries gained their independence. British government have established Indian Rupee financail centers in India, Pakistan and the Persian Gulf States as well as Egyptian Sterling financial centers in Egypt and the Eastern Medditeranen States Sudan and Cyrus. Thus empowerd their economic ties with these countries. The banking systems have been well rooted at the end of 1800s by the British. After the end of 1950s the export revenues of petroluem products help the increase of their importance in 1970s. The earned income allocated mainly for the basic developments of these countries but the rest of it deposited at American and European banks. Eventually they came up with number of self-sustainable programs for the comprensive developments. With the influence of English the Egyptian Financial systems lasted up until 1952 then later shifted to Lubnan. Due to internal strife and Arap-İsrael Wars The financial circles found a better footing in Bahrain where all its infra-structures were wellprepared for. Bahrain entered the league withoff-shore and Islamic banking scheming, Kuwait bondsand stocks center, Saudi Arabia, Qatar, United Arab Emirates flourished as financial headquarters of Middle East. Besides the above centers there are equally important and effective organizations offering domestic and international bonds and stocks for the benefit of developed and/ or developing communities. Middle-Eastern countries have liquid assets reachingone trillion US Dollars. Persian Gulf states too approximately 500 billion US Dollars in petroleum revenues deposited at American and European banks. In order to attract and receive their savings English, USA and European banks are operating all over the Gulf States. Turkey based 12 institutions are also doing business as Offshore banks. There is an alternate interest-free banking systems introduced along with the commercial ones. The first Islamic bank is established in Egypt in 1963 and improved its services after 1971. However the real momentum has been reached after the establishment of 54 member strong Islamic Development Bank in 1975. Presently there are little over 200 Islamic banks in service throughout 75 Muslim and non-Muslim countries with 200 billion turnovers. Saudi Arabian based financial institutions by the name of Dar El-Maal Al-İslam Group and Al-Baraka were the leading members establishing the Islamic Development Bank. This bank is in joint venture with 20 different countries' Islamic banks. World's leading banks CITI and HSBC Group have also co-operation with the Islamic banking and financial sectors to support Dow Jones Islamic index as well as invest its products. In order to induce petroleum revenues and unregistered saving accounts with the help of Islamic Development Bank and other fund managements the sate of Turkey amended a law. Finally six different financial institutions were established in 1983. Five of them are still in business. Total emission of funds unfortunately did not exceed 3 per-cent of the entire circulation. Transfer of funds from the Mid-Eastern states were not in rapid flow. This was due to stringent rules and regulations as well as lack of experience. However Turkish cabinet passed a new law allowing them to be member of banking community. This opportunity gave them the confidence to collect and fund raise for greater economic participation. Gulf War in 1991 and Iraq conflict crippled the international standing of Bahrain financial circuits. Furthermore the September 11 events flexed the muscles of US securities. Visa difficulties particularly for the Mid-East nationals caused a transfer of funds from the US banks. This change of trends may aid Offshore banking communities to flourish in Istanbul, Turkey.
dc.format.extentXIX,381y.; 28sm.
dc.identifier.urihttps://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5B/T0049217.pdf
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11424/210045
dc.language.isotur
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectBanka ve bankacılık
dc.subjectBankacılık_Ortadoğu
dc.subjectEkonomi
dc.subjectFinansman ekonomisi
dc.titleOrtadoğu ülkelerinde bankacılığın yapısı, gelişimi ve kullanılan finansal teknikler
dc.typedoctoralThesis
dspace.entity.typePublication

Files

Collections