Publication:
Maliyet esasına göre sigorta fiyatlandırması

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Türkiye'de sigorta sektöründe serbest tarife uygulamasına geçişin çok geç olması, uzun yıllar boyunca ülke ekonomisinde yüksek enflasyonun varlığını sürdürmesi; her sektörde olduğu gibi sigorta sektöründe de yoğun bir rekabet ortamının oluşmasına sebep olmuştur. Bu rekabetin gerçekleştiği pazarın ülke nüfusuna nispeten çok küçük olması ve yıllar boyunca bu pazarda reel anlamda önemli büyümelerin görülmemesi bu rekabetin daha çetin geçmesinin en önemli nedenleri olarak kendini göstermiştir. Bu rekabet ortamında şirketler yeni pazarlar aramak yerine mevcut pazardan daha büyük pay alabilmeyi amaç edinmişlerdir. Şirketler bunun en kolay yolunu seçerek rakipleriyle fiyat yoluyla rekabeti seçmişlerdir. Bu durum son bir iki yıla kadar bu şekilde devam etmiştir. Bu yaşanan gelişmeler sektörde bulunan pek çok şirketin yükümlülüklerini karşılayamayacak duruma gelmelerine sebep olmuştur. Bu şirketler görünürde iflas etmeseler de pek çoğu el değiştirmiş veya diğer sağlam yapılı şirketler tarafından satın alınarak onların bünyelerine katılmışlardır. Unutmamak gerekir ki sigortacılık herşeyden önce güvene dayanan bir kurumdur. Çok sayıda sigortalı ilerde gerçekleşmesi muhtemel rizikoların karşılanması için bugünden gelirlerinin bir bölümünü prim olarak sigorta şirketine vermekte ve onlardan hizmet ve güvence beklemektedirler. Bunun için sigorta şirketlerinin sağlam bir mali yapıya sahip olmaları gerekir. Bu sağlam yapının gerektirdiği ilk şart ise sigortalanan riskin doğru bir fiyatlandırma ile teminat altına alınmasıdır. Sigorta maliyetinin hesaplanmasında tek yol geçmiş verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesidir. Bunun için geçmiş verilerin sağlıklı olması gerekmektedir. Bu veriler üzerinden yapılan çalışmalar sonucunda bir malın gerçek maliyeti ortaya çıkar ve yeni ürünlerdeki fiyatlandırma veya eski ürünlerdeki fiyat revizyonu bu bilgiler doğrultusunda yapılır. 1. TEMEL SİGORTACILIK TERİMLERİ Bu bölümde sigortacılıkta kullanılan özel terimler açıklanmıştır. Açıklanan terimler çalışmanın ilerleyen bölümlerinde kullanılacaktır. Bu nedenle kullanılacak terimlerin bu bölümde tanımlanması amaçlanmıştır. Prim : Sigortalının teminat altına alınan risklerine karşılık sigortacıya ödemekle zorunlu olduğu değere prim denir. Muallak Hasar Tazminatı : Bir riskin gerçekleşmesi ile oluşan hasarın tahmini ve ödenmemiş miktarına muallak hasar tazminatı denir. Muallak Hasar Masrafı : Bir hasarın ödenmesi veya ödenmemesi ile ilgili olarak sigorta şirketinin ilgili konuya istinaden ileride yapacak olduğu asıl ödeme dışındaki masraflarıdır. IBNR Hasar Karşılığı : Türk Sigorta Sektöründe yer edinmemiş bu kavram özellikle gelişmiş ülkelerde sigortacılık açısından büyük anlam taşımaktadır. IBNR Hasarlar
açılımı olan Incurred But Not Reported Losses kelimelerinin baş harflerinden oluşmuştur. Anlamı ise gerçekleşmiş fakat sigorta şirketine bildirilmemiş hasarlar demektir. Bu hasarlar için ayrılan karşılığa da IBNR karşılığı denir. Tazminat Ödemesi : Sigortacının oluşan hasar ile ilgili olarak poliçe şartlarına istinaden sigortalı veya üçüncü şahıslara yapmış olduğu nakdi ödemelerdir. Masraf Ödemesi : Sigortacının ilgili hasara istinaden, tazminat ödemesi dışında yapmış olduğu her türlü ödemedir. Tahmini Rücu Tahsilatı : Sigortacının, sigortaslısına ödedeği tazminata ilişkin olarak, sigortalısına zarar veren üçüncü şahısların kusur oranı kadar tazminat miktarını bu üçüncü şahıslardan tahsil etme hakkı vardır. Bu şekilde hak kazanılmış fakat tahsil edilmemiş miktara tahmini rücu tahsilatı denir. Rücu Tahsilatı : Hak kazanılmış rücu miktarının tahsilatı ile elde edilen değere rücu tahsilatı denir. Sovtaj Tahsilatı : Gerçekleşen bir hasarda zarar gören veya kayba uğrayan emtea'nın tazminatı ödenen miktarının hurda veya kayıp değerinin sahiplik hakkı sigortacınındır. Örneğin çalınan bir otomobil, tazminatı ödendikten sonra bulunur ise bu aracın sahibi sigorta şirketidir. Bu şekilde olan emteanın satılması ile elde edilen gelire de sovtaj tahsilatı denir. Sigorta Bedeli : Sigortacının teminat altına aldığı emtea veya değerin poliçe üzerinde belirtilen bedeline sigorta bedeli denir. Eğer bu bedel gerçeğin üzerinde belirtilmiş ise aşkın sigorta, altında belirtilmiş ise eksik sigorta durumu ortaya çıkar. Cari Rizikolar İhtiyatı (Karşılığı) : Bir yıl içinde yazılan poliçelerin primlerinin tamamını ilgili yıla teknik gelir olarak yazmak mümkün değildir. Çünkü bu poliçelerin bir çoğunun teminat süresi bir sonraki yıla da sarkacaktır. İşte gelecek yıllara sarkan teminat ve dolayısıyla hasar riskini karşılamak için ilgili poliçe primlerinin bir kısmının ihtiyat olarak ayrılması gerekir. İhtiyat olarak ayrılan miktar bir teknik gider kabul edilir. Bu tutar bir sonraki yılın primine eklenerek Devreden Cari Rizikolar İhtiyatı adı altında teknik gelir kalemi olarak değerlendirilir. Kazanılmış Prim : Bir yıl içinde düzenlenen poliçe primlerinden o yıla ait Cari Rizikolar İhtiyatı (CRI) düşüldükten ve devreden CRI (geçmiş yıl ayrılan CRI ) eklendikten sonraki tutara kazanılmış veya hak edilmiş prim denir. Uğranılan Hasar : Tüm tazminat ve masraf ödemelerine o yılın muallak hasar toplamı eklenip geçen yıl aynı dönemin muallak hasarı düşüldükten sonra çıkan tutara uğranılan hasar tutarı denir. 2. FİYATLANDIRMA Pazarlama karmasının dört temel karar değişkeninden biri olan fiyat, ekonomik hayatında temel bir unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Serbest pazara dayalı ekonomik yapılarda fiyat, arz ile talep arasında, satıcı ile alıcı arasındaki en önemli denge unsurudur. İktisat tarihi boyunca fiyat çok özel bir konuma sahip olmuştur. Günümüzde fiyat, hem makro; hem de mikroekonomik düzeyde işletmeler ve müşteriler açısından her zaman çok önemli bir parametre olmuştur. Makro açıdan fiyat, pazara dayalı ekonomilerde ekonomik hayatın temel denge unsurudur. Mikro açıdan fiyatı incelediğimizde ise pazarlama faaliyeti açısından önem kazanır. Fiyat tüketiciler için de önemli olup malın kalitesi bakımından yüzeysel bir bilgi vermektedir. Fiyatlandırma, pazarlama yöneticisinin en başta gelen görevlerinden biridir. Çünkü fiyatlar işletmenin en önemli gelir kaynağıdır. Fiyatlandırma zor bir iştir ve bu sebepten dolayı fiyatla ilgili kararı alacak yöneticinin; maliyet, talep, tüketici kitlesinin geliri, rakip firmaların konumu ve bunun gibi bir çok parametreyi değerlendirmesi gerekmektedir. İktisat teorisine göre fiyatı arz-talep ilişkisi belirler. Ancak uygulamada fiyatlar bu koşulları da göz önüne alan yöneticiler tarafından belirlenir. Bu yüzden tüketicinin mal için ödediği fiyat, genellikle belirlenmiş fiyattır. Fiyatların devlet tarafından belirlendiği yapılarda bu söylenenlerin hiçbir önemi yoktur. Tam rekabet koşullarının geçerli olduğu pazarda fiyatlandırmanın bir zorluğu yoktur. Çünkü fiyat pazardaki arz-talep dengesine göre kendiliğinden oluşur. Fakat hiçbir zaman ve hiç bir yerde tam rekabet koşulları geçerli olamaz. İşletme yöneticisi fiyat belirlerken; aracı kuruluşlar, rakipler, üretim faktörleri sahipleri, hükümet ve işletmenin diğer ilişkilerini de göz önüne alarak karar vermektedir. Bu nedenler dolayısı ile arz-talep fiyatın belirlenmesinde tek yetkinliğe sahip değildir. 3. SİGORTA SEKTÖRÜNDE FİYATLANDIRMA UYGULAMALARI 3.1. Mali Tablolar Üzerinden Yapılan Değerlendirmeler Sigorta şirketleri fiyatlarını belirlerken geçmiş dönemin performans ölçümlerini göz önüne alarak fiyatlarında ayarlama yapmaktadırlar. Eğer şirket karı yetersiz ise şirket fiyatları arttırmakta, kar yüksek ise şirket pazara daha iyi yayılabilmek için fiyatları düşürmektedir. Fakat bu yaklaşım ne kadar doğru veya ne kadar bilimseldir. Bu bölümde inceleyeceğimiz konunun temelini de bu yaklaşımlar oluşturmaktadır. Serbest piyasa ekonomisi düzeninde şirketlerin performanslarının ölçümü için kullanılabilecek tek kıstas karlılıktır. Karlılığın tesbiti bilanço ve kar/ zarar tabloları aracılığıyla yapılabilir. Soruşturmamız gereken konu kar/ zarar tablolarında gözüken karlılığın şirket verimliliğini doğru gösterip göstermediğidir. Bunun cevabı doğal olarak hayırdır. Çünkü çıkartmakta olduğumuz bilanço ve kar/ zarar tabloları çok çeşitli hedeflere hizmet ettiğinden burada kullanılan standartlar ve kurallar bir sentez niteliğindedir ve şirket performansını tam olarak yansıtamayabilirler. Ayrıca bilanço düzenlemeleri devletin vergi toplama ve şirket alacaklarının korunması gibi hedefler doğrultusunda, performans ölçümünü engelleyecek kuralları Türkiye'de ve hemen hemen tüm dünyada görmek olasıdır. Bunun en temel göstergesi tüm mali tabloların nominal değerler üzerinden çıkartılması zorunluluğudur. Doğal olarak hiçbir ülkede enflasyondan arındırılmış karlılık hesabı bulunmamaktadır. Bu şekilde tesbit edilen kar ise şirketin reel performansını göstermez. Bu durum Türkiye gibi yüksek enflasyona sahip ülkelerde çok yanıltıcı sonuçları ortaya çıkartmaktadır. Bu yanıltıcı sonuçlara sebep olan başlıca uygulamaları ise şu şekilde sıralayabiliriz · Cari rizikolar karşılığının %33,5 ve %25 olarak hesaplanması hem gerçekçi olmaktan uzaktır hem de Bilanço mevzuatının temeli olan dönemsellik ilkesine aykırıdır. · İhbarı geç yapılan hasarlar (IBNR) için karşılık ayırmaya mevzuatın izin vermemesi ise çok büyük eksikliktir. · Deprem hasar karşılığı olarak ayrılan rezervlerin vergi mevzuatı tarafından gider kabul edilmemesi. Yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı bilanço karının gerçek verimliliği yansıtması imkansızdır. Fakat eldeki veriler sadece bilanço rakamları ise ve bu rakamlar üzerinden değerleme yapılacak ise bu takdirde performans ölçümü için bilanço mevzuatının ön görmeyeceği bazı düzeltmeler yapmak gerekmektedir. 3.2. Hasar Prim Oranının Hesaplanması Hasar prim oranının hesaplanması oldukça basit bir mantığa dayanmaktadır. Bu oran bir yıl içinde uğranılan hasarın kazanılmış prime oranlanması ile bulunur. Hasar Prim Oranı (H/ P)=Uğranılan Hasar/ Kazanılmış Prim Burada; Uğranılan Hasar=Ödenen Toplam Hasar + Muallak Hasar - Devreden Muallak Hasar Kazanılmış Prim=Yazılan Prim - CRI (Cari Rizikolar İhtiyatı) + Devreden CRI olarak elde edilir. Burada kullanılan CRI metodu sonucu direkt etkilemekte ve Hasar prim oranları da ilgili metodun ismi ile birlikte anılmaktadır. Örneğin 1/ 24'e göre hasar prim oranı gibi. Burada Uğranılan Hasar; Ödenen hasar + Muallak hasar - Devreden Muallak hasar olduğuna göre; olarak hesaplanır. Bu tutarın hesaplanmasında kullanılan başlıca üç metod aşağıdaki gibidir. · %33,5 ve %25 Metodu : Bir yıl içinde yazılan primlerin nakliyat dışı sigortalarda %33.5'u ve nakliyat sigortalarında %25'i cari riziko ihtiyatı olarak kabul edilir. Bu metodun kullanımı çok kolay olmasına rağmen doğru hatta yaklaşık sonuç vermesi sadece şansa bağlıdır. Fakat detaylı hesaplamalarla uğraşmamak ve daha kolay bir denetim yapabilmek nedeniyle ülkemizde en çok kullanılan metod budur. · 1/ 24 Metodu : Bu metod %33.5-%25 metoduna göre çok daha iyi sonuçlar verebilmektedir. Burada genel kabul her yazılan poliçe ve zeyilnamenin süresinin 12 ay olması ve her poliçenin düzenlendiği ayın ortasında başladığının kabul edilmektedir. Doğal olarak tüm poliçelerin bu şartlara uyması imkansızdır. Bu metodun uygulanış tarzı şöyledir: Her yıl 24 parçaya yani her ay 2 eşit parçaya bölünür. Herhangi bir ayda yazılan poliçenin priminin 1/ 24'ü yazıldığı ayda kalır ve bir sonraki yılın aynı ayına kadar her aya düşen prim 2/ 24, bir sonraki yılın aynı ayına düşen prim yine 1/ 24 oranındadır. Yani prim 1. Ayda 1/ 24, 2-12. Aylarda 2/ 24, 13.Ayda 1/ 24 oranında dağılım gösterir. Bu metodun kullanılmadığı branşalr; Nakliyat-Kargo, Mühendislik CAR ve EAR, Ziraat-Dolu ve Hayvan. Burada bir sonraki aya sarkan oranlara karşılık gelen prim toplamları cari rizikolar ihtiyatını oluşturur. Böylece her ay yazılan primin cari rizikolar ihtiyatı oranı şu şekilde formüle edilebilir. n ay sayısını göstermek üzere Cari Rizikolar İhtiyatı Oranı = (2n-1)/ 24 · Gün esasından Cari Riziko İhtiyatı : En basit ve en anlaşılır metod olmasına rağmen uygulama zorluğu nedeniyle en az uygulanan metod budur. Burada poliçeler hakkında hiçbir genel kabul yapılmaz ve her poliçe kendi özelliğine göre değerlendirilir. Eğer bir poliçenin bir sonraki yıllara sarkan vadesi var ise bu sarkan vadenin poliçe vadesine oranı kadar olan prim cari rizikolar ihtiyatı olarak ayrılır. Örneğin 410 günlük bir poliçenin 150 günü bir sonraki yıla sarkıyor ise, bu poliçenin cari riziko ihtiyatı (prim/ 410)*150 olarak hesaplanır. Bu hesaplama mantığının getirdiği yük sebebiyle sigorta şirketleri bu uygulamadan kaçınmaktadır. Dolayısıyla CRI hesaplama yöntemi kazanılmış primleri de direkt etkilemektedir. Çünkü ilgili dönemde yazılan primden CRI düşüldükten sonra kalan kısım kazanılmış primdir. 4. SİGORTACILIKTA MALİYET Sigorta sektöründe maliyeti oluşturan unsurlar, diğer sektörlerde de saydığımız pek çok unsuru içerir. Bunlar işletme maliyetleri, personel maliyetleri, bunların sabit veya değişken maliyetler olması gibi bir çok maliyet sayılabilir. Fakat bizim bu araştırmada üzerinde duracağımız maliyet kavramı direkt olarak sigortanın gerçek maliyeti diyebileceğimiz hasar maliyetidir. Çünkü bu maliyetin karşılığı olan fiyat daha maliyet gerçekleşmeden müşteriden alınmaktadır. O taktirde müşteriden alınması gereken fiyat nasıl hesaplanmalıdır. İşte çalışmanın özünü oluşturan kısım da budur. Hasar maliyeti başlıca iki kısımdan oluşur. Bunlar ödenen hasar ve ödenecek yani muallak hasardır. Fakat bu ikisinin dışında özellikle sorumluluk sigortalarında bir diğer önemli maliyet ise IBNR hasarlardır. Bu açıdan bakıldığında, Hasar Maaliyeti=Ödenen Hasarlar+Muallak Hasarlar + IBNR Hasarlar olarak tanımlanabilir. Fakat bu değerlerin yani maliyetlerin tamamı poliçe satıldıktan sonra yani fiyat belirlenip satış gerçekleştikten sonra belki de poliçe primleri tahsil edildikten sonra gerçekleşmektedir. Bu durumda geçmiş yıllara ait istatistikler dışında bir şansımız kalmamaktadır. Bu nedenle bu bilgilerin tutulduğu çok iyi bir database yapısına sahip olunmalıdır. Burada önemli bir konu geçmiş hasarlara ait bilgilerin nasıl sağlıklı hale getirileceği ve izleneceğidir. Burada kasıt gerçekte ne kadar ödeneceği belirli olmayan muallak hasarlardır. Bu sebeple muallak hasarların takibi ve değerlendirilmesi ayrı bir önem kazanmaktadır. 4.1. HASARLARIN ÖN TAHMİNİ Sigorta şirketleri için en önemli problemlerden bir tanesi de yapılan hasar ihbarlarında gerçek hasar miktarının ne olduğunun tespitidir. Bir eksperin gidip rapor hazırlayıp sigorta şirketine bildirinceye kadar geçen sürede hasarın gerçek boyutu tam olarak bilinememektedir. Bu durum şirketin hasar prim oranından bilanço karına kadar bir çok değerini etkilemektedir ve pek çok kez doğru sonuç alınmasını engellemektedir. Bu durumun önüne geçilmesi için geliştirilen yöntemlerden bir tanesi hasarların ön tahmininin yapılmasıdır. Otomatik ön tahmin, tüm yoğun riskli iş segmentlerinde tatbik edilebilir. Bu metot, hasar portföyünü homojen kapsama sınıfları ile segmentleştirmek için halihazırda bildirilmiş olan hasarlarını bir analizini gerektirir. Yani bu metod ile tahmin yapabilmek için geçmiş hasarların detaylı bir analizini yapmak gerekir. Daha güçlü bir ön tahmin elde etmek için aktüer, her bir gruptaki büyük hasarları başından savacaktır. Aktüer, bastırıcı seviye olan X'i seçmelidir. X maksimum kabul edilebilir hasar tutarını göstermektedir ve bu tutardan yüksek hasarlar normal olmayan hasarlar olarak değerlendirilir. Bu analizin sonunda, aktüer, büyük hasarsız bir teminat gruplandırmasına sahip olur. Ön tahminin hesabında, N-1 yılının sonunda, amaç, yukarıda tanımlanmış olan belli bir gruplandırmanın N yılı için ön tahminini hesaplamaktır. Yani N-1 yılında gerçekleşen hasarların N yılında ödenecekleri için hasar maliyetlerinin hesaplanmasıdır. Bu tür teminatların X'den düşük tüm hasarlar için N-1 yılında ortalama hasar maliyeti CO(N-1) ön tahmini bulunduğunu varsayacağız. Yani N-1 yılında ortalama hasar maliyeti CO(N-1) kabul edilecektir. N-1 yılının sonunda, N yılının ön tahmininin hesabı aşağıdaki verileri gerektirir : i) N-1'de görüldüğü şekilde N-2, N-1 kaza yıllarından itibaren X'den düşük olan kapatılan tüm hasarları içeren teminat veritabanları oluşturulmalıdır. Veritabanı, ödemesi olmayan kapanmış hasarları da içermelidir. Aslında, bir hasarın açılışında bir hasarın bir ödeme ile mi yoksa ödemesiz mi sona ereceğini bilmek mümkün değildir. ii) Masrafa giren; brüt hasarlar maliyetini, hasar harcamalarını, rücuları ve sovtajları hesaba katmalıdır. Hesaplama metodu : Aşağıda belirtilmiş olan 3 ortalama maliyeti hesaplanır : CM(N-2,N-2): N-2'de kapatılmış, kaza yılı N-2 için hasarların ortalama maliyeti CM(N-2,N-1): N-1 veya N-2'de kapatılmış, kaza yılı N-2 için hasarların ortalama maliyeti CM(N-1,N-1): N-1'de kapatılmış, kaza yılı N-1 için hasarların ortalama maliyeti D CM (N-2,N-1) = CM (N-2, N-1) oranı, N-1'in sonunda N-2 kaza yılı için CM (N-2,N-2) maliyetlerin gelişimini gösterir. Bu yüzden, N-1 kaza yılı için CM* maliyetini (N-1/ N ve N-2/ N-1) arasındaki gelişimin aynı olduğunu varsayarak N'nin sonunda hesaplarız. CM* = CM(N-1, N-1) x D CM (N-2,N-1) N yılı için ön tahmin aşağıdaki şekilde olacaktır : CO(N)=max [CM*,CO(N-1)] x (1+t)) Bu denklemde t, dahil olan hasarların tipi bakımından N yılı için beklenilen enflasyon oranını ifade eder. 4.2. HASARLARIN OTOMATİK OLARAK KAPATILMASI Sigortalılar tarafından bildirilen bazı hasarlar; sigortalılar tarafından hiçbir talep yapılmadan öylece beklediği veya teminat kapsamına girmediği için talebinden vazgeçip sigorta şirketine bildirilmediği zamanlar olmaktadır. Bu türlü hasarlarda sigorta şirketinin hiçbir ödeme yapmayacağı fakat sigortalı tarafından ihbarı yapıldığı için muallakta bekleyen hasarların tespit edilmesi ve gerekli muallak düzenlemelerinin yapılması gerekmektedir. Otomatik kapatma prosedürünün amacı halen mevcut olan ve uzun bir süredir herhangi bir hareketlilik bulunmayan hasar taleplerinin öngörülmesi yani tahmin değerlerinin tespit edilmesidir. Bu metod, tanımlanacak olan standart dışı hasarlar hariç olmak üzere ekonomik masraf tahmini için ödeme modelinin kullanımını gerektiren mal zararı, otomobil sorumluluğu vb. gibi kısa süreli her türlü teminatlarda veya iş kolunda uygulanabilir. Ticari riskler, genel sorumluluk veya otomobil bedensel zarar talepleri bu uygulamanın kapsamının dışındadır. Bir hasar ile ilgili iş süreçleri aşağıdaki gibi tanımlayabiliriz. - meydana gelme, dosya açılması (o) - beyan ve Açılış Ortalama Maliyeti, (d) - ilk hareket, m(1),(örneğin kısmi bir ödeme..) - i .nci hareket, m(i) - kapama dışındaki en son hareket, m(I) - hasar dosyasının kapatılması,(c) - arizi tekrar-açılma hareketi - ve benzeri .. İlk aşamada aşağıdaki süre hesaplanır: - En azından bir kısmi ödemesi ,ön ödemesi, i. hareketi gerçekleşmiş olan tüm standart hasarlar (kapanmış veya halen açık) için 1 .... d2 - Tüm kapanmış hasarlar için dc. Uygulama şu şekilde yapılmalıdır: 1) i-1'nci hareket ile hesaplama yapılan günün tarihi arasındaki süre hesaplanır. 2) Eğer bu süre tanımlanan Diclos (%a)'den fazla ise, hasarın Diclos (%a) prosedürü uygulanarak hasar otomatik olarak kapatılır. Genel olarak tazminat ödemesinde önemli hareketlerin (ana tazmin ödemeleri) sayısı bir veya ikiden azdır. Uygulamada yalnızca üç sürenin incelenerek pratik uygulamanın basitleştirilebilmesini nedeni de budur. Bu üç süreç şu şekildedir; - d1, (beyan - 1'nci ödeme) - dp, (1'nci ödeme - son ödeme) - dc, (son ödeme - geçerli kapanış) Pratik olarak, iki otomatik kapanış süresi tanımlanır, biri ödemsiz hasarlar Dwnpclos ve diğeri ise ödemeli hasarlar Dwpclos : i) Dwnpclos (%a), en az bir kısmi ödemeli tüm hasarlar üzerinde d1 süresi çalışılarak tesbit edilir, ki otomatik kapatma prosedürü çalışma tarihinde ödemesiz tüm hasarların % a'lık bir hata eşiği ile kapatılmasında kullanılacaktır. ii) Dwpclos (%a), kapatılan tüm hasarlar üzerinde dc süresi çalışılarak tesbit edilir ve otomatik kapatma işleminin yapıldığı tarihinde ödemeli tüm hasarların % a'lık bir hata eşiği ile kapatılmasında kullanılır. 4.3. IBNR HASARLAR Aktüaryal tanım olarak IBNR hasarlar özellikle sorumluluk sigortalarında gelecekte hasar ödememi gerektirecek, gerçekleşmiş fakat henüz bildirilmemiş olan hasarlar ve bildirilmiş hasarlardan gelecekte hasar miktarı artacak olanlar yani hasar miktarı yeterince bildirilmemiş hasarlar. IBNR hasarların kaynaklandığı üç temel madde aşağıdaki gibidir. · Bilinmeyen, bildirilmemiş hasarlar, · Kapanmış fakat gelecekte tekrar açılarak hasar ödemesi yapılacak hasarlar, · Bildirimi yapılmış ve açık bulunan hasar dosyalarına gerçek miktarından farklı hasar miktarı işlenmiş olan hasar dosyaları. IBNR tek tek dosyaların incelenmesinden ziyade geçmiş yıllara ait hasar ödemeleri ve rezervlere dayalı istatistiklerinden hesaplanır. IBNR belirli bir dönemde meydana gelen hasarlar için toplam tutar olarak tahmin edilir. IBNR tahminine hazırlık için tüm o dönemdeki tüm hasarlar alınabilir. IBNR hesaplanırken, hasarlar için ayrılmış rezervler üzerinde durulur ve IBNR tahmini tutarı, toplam rezervlerin üzerinde çıkar. IBNR tahmini yapılırken hasarlar tek tek incelenmez bunun yerine geçmiş dönemlere ait bildirilen toplam hasar adedi, bu dosyalardan ödenen hasar miktarı, toplam kapanan dosya adedi ve ayrılan rezerveler gibi bilgiler kullanılır. Bu tahminler yapılırken çeşitli istatistik ve matematiksel modeller kullanılabilir. Temel olarak kullanılan metod hasarın gerçekleşme yılı ve hasarın bildirim yıllarına ait tabloların hazırlanması ile başlar. Bir sonraki işlem N yılında hasarı gerçekleşmiş ve N+1, N+2, N+3, N+4 yıllarında bildirimleri yapılacak hasar adetlerinin tespitidir. Bundan sonraki işlemlerde X yılında hasarı gerçekleşen ve Y yılında bildirimi yapılan dosyalar (X,Y) olarak, bunların adetleri A(X,Y) olarak gösterilecektir. Yani N yılı hasarlarının N+1 yılındaki bildirim adedi A(N,N+1)'dir. Bu adetler, geçmiş döneme ait adetler ele alınarak belirli gerçekleşme oranlarını ile hesaplanır. Yani A(N-1,N)/ A(N-1,N-1) oranı ile A(N,N) adedini çarparak A(N,N+1) adedini hesaplayabiliriz. Bu adedin daha anlamlı olması için geçmiş dönemlere ait daha fazla veri üzerinde işlem yapmak gerekir. Bunun için formülü şu şekilde değiştirebiliriz, i=1,2,3,..,n A(N,N+1)=[?(N-i,N-i+1)] / [?(N-i,N-i)] * A(N,N) Fakat sadece hesaplanması gereken dosya adedi bir sonraki yıl bildirilecek dosya adedi değil daha sonraki yıllarda da bildirilecek dosya adetleri olmalıdır. Bunun için yukarıdaki formülü şu şekilde değiştirmeliyiz, j kaçıncı yıl hasarını göstermek üzere j=1,2,3,...,n ve i=j,..n A(N,N+j)= [?(N-i,N-i+j)] / [?(N-i,N-i)] * A(N,N) olarak elde edilir. 5. SİGORTA SEKTÖRÜNDE MALİYET ESASLI FİYATLANDIRMA Sigorta sektöründe maliyeti oluşturan ana kalem hasarlardır. Bu hasarlar ödenmiş olsun veya muallak olsun bir gider kalemidir ve sigorta şirketlerinin asıl maliyetini oluştururlar. Bu nedenle hasarların takibi ve kontrolü oldukça önem taşıyan özel bir konudur. Daha önceki bölümlerde değindiğimiz hasarın ön tahmini, sona ermemiş riskler karşılığı ve hasarların otomatik kapatılması konuları hasar maliyetlerin doğru tahmin ve analizine yönelik yöntemlerdir. Doğru bir analiz ve buna dayalı tahminlerin tapılabilmesi için bu işlemlerin tamamlanmış olması gerekmektedir. Bunlar arasında yapılması gereken bir diğer önemli konu ise IBNR hasarlar için ayrılacak rezervlerin hesaplanmasıdır. Fakat ülkemize yürürlülükte bulunan mevzuat gereği böyle bir rezerv ayrımına izin verilmemektedir. Bu sebeple bu rezervleri şirket sadece kendi teknik raporlarında hesaplayabilir ve buradaki analizlerde kullanabilir. Bu rezervlere bir muhasebesel işlem uygulayamaz Bir döneme ait maliyetler hesaplanırken hesaba katılacak değerler, net hasar, muallak hasar ve devreden muallak hasar tutarlarından oluşur. Tabi ki bunlara IBNR hasarlarla ilgili rezervleri eklemekte mümkündür. Burada net hasardan kastedilen tüm hasar tazminatı ve masrafları toplamından rücu ve sovtaj gelirlerinin düşülmüş halidir. Devreden muallak hasar ise ilgili dönem başından önceki muallak hasar tutarını gösterir. Bir dönemin başlangıcı t1, bitişi ise t2 olsun, 0.................................t1.............................t2...........................®. (0,t1) aralığında ki muallak hasar, [t1,t2] dönemine devreden muallak hasardır. t2 anında ki muallak hasar ilgili dönemin dönem sonu muallak hasarı gösterir. [t1,t2] aralığında ödenen ve tahsil edilen hasar tutarları da o döneme ait ödenen net hasarı gösterir. Bu hesaplama, bu yapısıyla hiçbir anlam ifade etmez. Önemli olan bu tutarların hangi segmentasyonda ne oranda gerçekleştiğini tespit etmektir. Bu tespit yapılırken olağan dışı hasarların bu analizin dışında tutulması gerekir. Segmentlerin belirlenmesi, ilgili sigorta branşına göre, dağıtım kanallarına göre veya müşteri özelliklerine göre yapılabilir. Burada esas olan araştırılan neticeye ulaştıracak segmentasyonların yapılabilmesidir. 5.1. NET RİSK PRİMİ Bilindiği gibi sigortacılık büyük sayılar kanununa dayanan bir dayanışma organizasyonudur. Sigortalılardan toplanan primler bir havuzda toplanarak hasar oluştuğu zaman sigorta şirketi hasarı bu havuzdan karşılar. Sigortacılık aynı risklerle karşılaşma olasılığı olan kişilerin bir dayanışma organizasyonu oluşturmasıyla başlar. Bu sebeple her risk gruplandırılmalı ve ait olduğu gruba göre riski ve primi belirlenmelidir. Örneğin kasko poliçeleri aracın modeli ve markasına göre gruplandırılabilir. Böylece her riziko bir gruba dahil edilir ve o grup içerisinde değerlendirilir. Net risk priminin dayandığı esas nokta bu grupların hasar maliyetlerinin hesaplanmasıdır. İlgili segmentler belirlendikten sonra bu segmentin hasar maliyeti ve dolayısıyla da ortalama hasar maliyeti hesaplanır. Hasar maliyeti, dönem içersinde ödenen net hasar ve dönem sonu muallak hasar toplamından ilgili döneme devreden muallak hasar düşüldükten sonraki tutardır. Bu tutar ilgili tutarı oluşturan dosya adetlerine bölünerek ortalama hasar maliyeti hesaplanır. A: Ödenen net hasar , NA: Ödenen dosya adedi, B:Dönem sonu muallak hasar, NB:Dönem sonu muallak dosya adedi, C:Devreden muallak hasar, NC: Devreden muallak hasar adedi D=A+B-C ; İlgili dönemde uğranılan hasarı verir E=NA+NB-NC ; İlgili dönemde yer alan hasar dosya adedi F=D/ E ise ilgili dönemin ortalama hasar maliyetini verir. Bu metod ile bir döneme ait hasar maliyeti bulunur. Fakat bu tutar bizim fiyatımızı nasıl belirleyecektir. Bundan sonraki aşama bu maliyet daha önce belirlenen segmentlere nasıl maledileceği aşamasıdır. Belirlenen segmentlerle ilgili önemli bir unsur da ilgili segmentin hasar frekansıdır. Yani düzenlenen poliçelerin ne kadarına hasar gelmektedir. Bunun için izlenen yöntem çok basittir. Bir dönemde oluşan hasarlar adedinin ilgili dönemde yazılan poliçe adedine oranlanarak hasar frekansı hesaplanır. X: Yazılan poliçe adedi; Y: İlgili dönemde açılan dosya adedi ise Z=Y/ X ilgili dönemin hasar frekansını verir. Bu durumda ilgili segmentin her poliçesi başına düşen maliyet, ilgili dönemin ortalama hasar maliyetini tüm poliçelere dağıtmakla bulabiliriz. Yani ortalama hasar maliyeti ile hasar frekansının çarpımı bize net risk primini yani minimum primimizi veya bir başka deyişle bize fiyatımızı vermektedir. NRP (Net Risk Primi) = F*Z olarak hesaplanır. Buradaki dönem kavramı muhasebe dönemi (accounting year) olabileceği gibi aynı zamanda poliçenin yazılma tarihi (under writting year) esasına göre de olabilir. Burada karşımıza çıkan bir başka sorun Türkiye'deki enflasyondur. Primlerin yazılması ile hasar arasında geçen süredeki enflasyon artışı sebebiyle bu iki değer arasında yapılan karşılaştırmalar ve yapılan hesaplar gerçekçi değildir. Burada yapılması gereken her türlü tutarın işlemin gerçekleştiği tarihteki kararlı bir kura (Dolar, Mark, Fransız Frangı, Euro vs.) çevrilerek analizlerin bunlar üzerinden yapılması veya tüm tutarların primin yazıldığı veya analizin yapıldığı güne reeskont edilerek analizlerin bu hesaplanan tutarlar üzerinden yapılmasıdır. Burada açıklanan yöntem ile hasarları karşılamak için teknik açıdan müşteriden alınması gereken minimum primler hesaplanır. Bu prime acente komisyonları, işletme giderleri ve elde edilmesi istenen kar katılmamıştır. Bu tür kalemler işletme prensiplerine göre belirlenen prime belirli bir oranda eklenerek nihayi prim elde edilebilir. Örneğin her poliçeye hesaplanan net risk priminin %25'si bu tür kalemler için ilave edilebilir. SONUÇ Ülkemizde sigorta sektörünün gelişimi yakın tarihlerde hız kazanmıştır. Bunun en büyük nedenleri, sigorta sektörünün yıllarca yabancıların tekelinde kalması ve 1992'ye kadar zorunlu tarife uygulanmasıdır. Bu durum sektörün geri kalmasında ki önemli nedenlerin başında gelmiştir. Ülkemizde uzun yıllardır süren yüksek enflasyon sebebiyle pek çok sektör gibi sigorta sektörü de gerçek faaliyet konularından değil finansal gelirlerden kar etmeyi tercih etmiştir. Bu durum ülkemizdeki sigorta şirketlerinin teknik yönden zayıf kalmalarına sebep olmuştur. Sigortacılığa ayrı bir uzmanlık gözüyle bakılmaması sebebiyle, bir çok büyük şirket veya holding kendi sigorta şirketlerini kurmuşlardır. Fakat sigortacılığın temel prensibi Büyük Sayılar Kanunundan ve sigortacılığın uzmanlık isteyen diğer konularından uzak bu anlayış sadece sigorta masraflarını azaltmak için mi yoksa başka emeller için mi yapılmıştır bilinmez. Bu konu ayrıca incelenmesi ve denetlenmesi gereken bir konudur. Özellikle doksanlı yılların sonlarına gelindiğinde yaşanan ekonomik kriz pek çok sektör gibi sigorta sektörünü de olumsuz etkilemiştir. Zaten teknik yönden zayıf olan sigorta şirketlerimiz bu mali krizden oldukça etkilenmişlerdir. Bir çok zayıf sigorta şirketi iflas etme noktasına gelmiş veya bu durum sebebiyle satışa çıkartılarak el değiştirmiştir. Bu kriz sigorta, sektöründe doğal bir seleksiyon sürecini başlatmış ve sağlam yapılı sigorta şirketlerinin pazardaki güçlerini arttırmalarına sebep olmuştur. Bu yaşanan durumun en büyük sebebi ise sigorta şirketlerinin bugüne kadar sergiledikleri fiyat politikaları olmuştur. Uygulanan bu fiyat politikaları ise hiçbir reel yaklaşıma dayanmadan rakiplerden daha düşük fiyat vermek şeklinde gelişim göstermiştir. Bu fiyat anlayışının asıl sebebi ise pastadan daha büyük pay almaktır. Yani pazara hakim olmaya çalışmaktır. Zaten oldukça dar olan Türkiye pazarında şirketler uzun yıllar bu mantıkla hareket ettikleri için teknik sonuçlar oldukça vahim durumlara gelmiştir. Bu duruma pek çok şirketin mali güçten yetersiz olduğu gerçeği de eklenirse durumun vehameti daha iyi anlaşılır. Bu durumun önüne geçebilmenin tek yolu ise doğru fiyatlandırmadır. Doğru fiyatlandırmanın en kolay yolu, tüm üretim sektöründe olduğu gibi malın maliyetinin hesaplanması ile gerçekleşir. Fakat sigorta sektörünün bu konudaki en büyük sorunu satılan bir ürünün gerçek maliyetinin satış sonrasında belki de satıştan uzun yıllar sonra ortaya çıkmasıdır. Bir sigorta poliçesinin temel maliyeti o poliçeye gelecek hasarlardan oluşur. Tabi ki bu durumu önceden kesin olarak saptamak mümkün değildir. Belki de sigorta sektörü maliyetlerin sonradan hesaplandığı tek sektördür. Bunun için daha önceki dönemlere ait verilerden faydalanarak geleceğe yönelik tahmin yapmak en akılcı yöntemdir. Bunun için geçmiş dönemlere ait verilerin doğru ve kontrol altında tutuluyor olması gerekir. Hasar dışında ki maliyetler ise aracıların komisyonları ve genel giderlerden oluşur ki bu da daha önceden belirlenmiş bir yüzdedir ve bunlara kar oranı eklenerek fiyat hesaplanabilir. Sigorta şirketlerinin maliyetini oluşturan hasarın maliyeti, iki temel bileşenden oluşur. Bunlardan birincisi ödenen hasar, ikincisi ise muallak hasarlardır. Ödenen hasarlara ait veriler sigorta şirketlerinin hemen hemen tamamında doğru olarak tutulmaktadır. Fakat muallak hasarlar konusunda bunu söylemek imkansızdır. Bu sebeple muallak hasarların çeşitli aktüeryal metodlar ile kontrol altında tutulması gerekmektedir. Bu mantıkta gerçekleşen hasar takip sistemi ile sigorta maliyetlerinin daha gerçekçi bir şekilde hesaplanması mümkün olacaktır. Bu maliyetlerin hasar frekansı ile birlikte değerlendirilmesi ile toplam portföyün veya ilgili segmentin maliyeti ortaya çıkartılabilir. Ülkemizde varlığı eksik olmayan enflasyon ile ilgili olarak hesaplanacak ek primlerin doğruluğu da oldukça önemlidir. Mademki enflasyonu ortadan kaldıramıyoruz o takdirde onunla yaşamayı ve ondan gelecek zararları azaltmayı bilmemiz gerekir. Çünkü enflasyon sigorta maliyetlerini etkileyen ama sektörün kontrolünde olmayan en önemli etkendir. Ancak bu yaklaşımlar ile sigorta sektörümüzde teknik yönden sağlam yapılı şirketler oluşabilir. Temel olan şey çok basittir; bir malın fiyatı maliyeti doğrultusunda belirlenir. Eğer bu maliyetten daha düşük bir fiyatla satış yapılırsa şirket zarar eder. Kar edebilmek için bir malın maliyetinden daha yüksek bir fiyatla satılması gerekmektedir. Bir şirketin en temel amacı kar etmek olduğuna göre sigorta şirketleri de fiyatlandırmalarını bu doğrultuda yapmalıdırlar. Bunu için de gerek uygulanabilirlilik açısından gerekse sonuçların güvenilir olması açısından en uygun yöntem net risk primi esaslı fiyatlandırmadır. ABSTRACT INTRODUCTION An intense competition has appeared in the insurance sector like all the other sectors due to the facts that Turkish insurance sector has been late in applying the free tariff application, and the national economy has suffered from high inflation rates for long years. Comparatively small size of the market in which such competition takes place, as well as non-appearance of real developments have been considered as important causes for the said competition to have become harder. Companies have aimed to obtain a larger share of the market instead of seeking for new markets in such competition environment. Companies have preferred the easiest way, and compete with its competitors by means of prices for this purpose. This has been the case until the last few years. Last developments have made many companies unable to meet their obligations in the sector. Although these companies have not gone bankrupt, but they have been transferred to, or acquired by other companies with sound financial stance. It should not be forgotten that insurance business is an institution which is primarily based on confidence. Many insured give a portion of its revenues to the insurance companies in the form of premium in order to ensure that risks which shall possibly occur in future are met, and to expect service and assurance from the insurance companies. Insurance companies must have a sound financial stance in order to serve to this purpose. The first condition required for such sound financial stance is to provide a coverage for the insured risk under a correct pricing structure. The only method of calculating insurance costs is the statistical evaluation of the historical data. Thus historical data should be healthy. The real cost of a merchandise is found as a result of the studies performed on such data, and pricing for new products and price revisions for existing products are based on such data. 1. BASIC TERMS USED IN INSURANCE SECTOR This section covers special terms used in the insurance sector. Terms covered in this section shall be used in the subsequent sections. Therefore it is aimed to define the terms in this section. Premium: The amount which has to be paid by the insured to the insurance company in consideration of a coverage for the risks. Contingent Damage Indemnification: The estimated and unpaid amount of a damage suffered due to occurrence of a risk. Contingent Damage Expense: Expenses other them the principal payment to be made by the insurance company for the subject matter in respect of payment or non-payment of a damage. IBNR Damage Provision: This concept which is not widely used in Turkish insurance sector has a special meaning in developed countries in terms of insurance business. IBNR Damages is an abbreviation for the expression Incurred But Not Reported Losses. It means losses which incurred bot not reported to the insurance company. The provision allocated for such damages is called IBNR provision. Indemnification Payment: Cash payments made by the insurance company to the insured or third parties for incurred damages as Per terms and conditions of the insurance policy. Expense Payment: All kinds of payments made by the insurer except for the indemnification payment in respect of all kinds of damages. Estimated Recovery Collection: The insurer is entitled, in respect of the indemnification paid by itself to the insured, to collect an indemnification from third parties in proportional to the fault of the third parties which causes a damage to the insured. The amount which is entitled but not collected is called estimated recovery collection. Recovery Collection: The amount which is earned through collection of entitled recovery amounts is called recovery collection. Scrap Collection: The insurance has the property of scrap and loss value of the indemnified amount of a merchandise which is damaged or lost. For example, if a stolen automobile is found after the respective indemnification is paid, then insurance company has property of this automobile. The revenue earned through sale of such merchandises is called Scrap collection. Insurance Amount: Amount of the merchandise or value for which a coverage is provided by the insurance company, and which is specified in the policy is called insurance amount. If this amount is specified over its real value, then it is called an excess insurance, or if this amount is specified below its real value, then it is called an missing insurance Current Risks Reserve (Provision): It is not possible to specify the entire premiums of policies underwritten in a year as technical revenue for that respective year. Because coverage periods of many of such policies shall extend to the subsequent year. Therefore a portion of the respective policy premiums should be set aside as reserve in order to meet coverage extending subsequent years, and thus damage risks. The amount set aside as reserve is accepted as technical expense. This amount is added to the premium of the subsequent year, and then deemed as technical revenues item under the heading of Transferred Current Risks Reserve. Earned Premium: The amount obtained after deduction of Current Risks Reserve (CRI) from premiums of the policy arranged in a year, and addition of the transferred CRI (CRI set aside in the previous year) is called as earned premium. Incurred Damage: The amount obtained after addition of the contingent damage total of the then year to all the indemnification and expense payments, and deduction of the contingent damages of the same period is called amount of the incurred damages. 2. PRICING Being one of the four basic decision variables of the marketing mixing, price also appears to be the basic factor of the economic life. The price is the most significant balancing factor between demand and supply, and seller and buyer in economic structures which are based upon free market. Price has had very special place during history of the economics1. At present, price is a very significant parameter for both businesses and customer at macro- and microeconomic levels. In terms of macroeconomic perspective, price is the basic balancing factor of the economic life in market-based economies. When we consider the price in terms of microeconomic perspective, it gains importance with respect to the marketing activities. Price is important factor for consumers, and provides a superficial information about the quality of goods. Pricing is one of the most important duties of marketing managers. Because prices are revenue sources of all the businesses. Pricing is a difficult task, and thus a director who has to make a decision about pricing has to consider many parameters such as cost, demand, revenue of the consumer mass, position of the competitor firms and etc. The price is determined by the relationship between demand and supply according the theory of economics. However, prices are determined by directors who also consider such parameters in practice. Therefore a price paid by a consumer for the good is generally the determined price. In economic structures in which prices are determined by states, all these facts mentioned above are of no importance. Pricing does not pose any difficulty in markets which are subject to free competition. Because price is automatically determined as Per the balance of demand and supply. However, pure free competition is not the case at any time in any market. While determining the price, business directors make their decision by taking into consideration intermediaries, owners of production factors, government and other relationships of their businesses. Therefore demand-supply balance is not the unique factor in determination of prices. 3. PRICING APPLICATIONS IN THE INSURANCE SECTOR 3.1. Evaluation of financial Statements While determining their prices, insurance companies adjust their prices on the basis of the performance measures of the past years. Company increases its prices if its profit is not sufficient, or company decreases its prices in order to better penetrate the market if its profit is relatively high. However, to which extent is this approach correct or scientific? This is the basis of the subject to be covered in this section. The unique criterion which can be used to measure performance of companies in free-market-based economies is the profitability. Profitability can be determined through balance sheet and profit and loss statements. What we should inquire is whether the profitability appeared in profit and loss statements reflects productivity of the company in a correct manner. The answer to this question is naturally no. Since balance sheet and profit and loss statement serve to various purposes, standards and rules used therein has a characteristic of synthesis, and may not necessarily reflect the real performance of the company. Furthermore, it is possible to see rules in Turkey any elsewhere in the world which may prevent correct measurement of the performance due to balance sheet arrangements made in consideration of tax collection by the state, and protection of the company interests2 The most basic indicator of this situation is the obligation to prepare all the financial statements on the basis of the nominal values. Naturally, there is no profitability calculation in the world which is refined from the inflation. So determined profit does not reflect real performance of the company. This situation results in very misleading results in countries such as Turkey which suffer from high inflation rates. We can list main applications which cause to such misleading results as follows: Calculation of current risks provisions as 33.5% and 25% is not realistic, and contrary to the principle of periodicity which is the basis of the balance sheet regulations. Is is a significant deficiency of the regulations not to grant permission for setting aside a provision for lately notified damages (IBNR) Non-acceptance as expenditure by the taxation regulations of the reserves set aside as earthquake damage provision It is impossible for the balance sheet profit to reflect real performance due to the aforementioned reasons. However, data in hand only balance sheet values, and we have to make an evaluation on the basis of such figures, it is necessary to make certain corrections for measurement of the performance which shall not be anticipated by the balance sheet regulations. 3.2. Calculation of the Damage Premium Rate Calculation of the damage premium rate is based on a very simple logic. This rate is the proportion of the incurred damages in a given year to the earned premium amount. Damage Premium Rate (H/ P) = Incurred Damage/ Earned Premium3 In this formula; Incurred damage = Total Damage paid + Contingent Damage - Transferred Contingent Damage Earned premium = Underwritten premium-CRI (Current Risks Reserve) + Transferred CRI. CRI method used herein has no direct impact on the result, and damage premium rates are mentioned with the name of relevant method. For example. damage premium rate as Per 1/ 24. In this case incurred damage is calculated as follows; Damages paid + Contingent Damages - Transferred Contingent Damages Three main methods used in calculation of this amount are as follows: Method of 33.5% and 25%: 33.5% of the premiums underwritten in a given year for the non-forwarding insurance, and 25% of the forwarding insurance are accepted as current risk reserve. Although this method is easy to use, it depends on the change to obtain correct or event approximate results. However, this method is the most common method in our country in order to avoid detailed calculations, and obtain an easier supervision. Method of 1/ 24: This methods can yield better results when compared to the method of 33.5%-25%. The general acceptance here is that each underwritten policy and exhibit has a period of 12 months, and each policy incepts at the middle of the month in which it is concluded. Naturally, it is impossible for all the policies to comply with this general acceptance. This method is applied as follows: Each year is divided into 24 parts, and each month is divided into two parts. 1/ 24 of the premium of any policy underwritten in any given year remains in the month in which policy is underwritten, and premium per each month until the same month of the subsequent year has a rate of 2/ 24 and premium to be paid for the same month of the subsequent year has a rate of 1/ 24. In other words, premium is distributed as 1/ 24 for the first month, and 2/ 24 for months 2 through 12, and 1/ 24 for the thirteenth month. Branches which do not use this method are Forwarding-Cargo, Engineering CAR and EAR, Agriculture-Hail and Animal. Here, premium totals corresponding to rates extending to the subsequent month constitute current risks reserve. Thus rate of current risks reserve for premiums written monthly can be formulated as follows. n being number of months. rate of current risks reserve = (2n-1)/ 24 Current Risk Reserve on the daily basis: Although this is the simplest and the most easily understood method, this is the least used method due to its application difficulties. There is no general acceptance in respect of the insurance premiums, and each policy is considered as Per its special features. If any policy has any due date extending to subsequent years, a premium which is equal to the proportion of this extending due date to the due date of the policy is set aside as current risks reserve. For example, if 150 days of a policy covering 410 days extends to the subsequent year, then current risk reserve is calculated as (premium/ 410)*150 for this policy. Insurance companies avoid this application due to the burden caused by this calculation logic. Therefore, CRI calculation method has a direct impact on the earned premiums. Because the amount obtained after deduction of CRI from the premium underwritten in the respective period is the earned premium. 4. COST IN THE INSURANCE BUSINESS Factors which constitute the cost in the insurance sector contain many factors mentioned for other sectors. Among them are operating costs, personnel costs, any many other costs depending on their natures as fixed or variable costs. However, the concept of cost to be stressed in this paper is the damage cost which can be called the real cost of the insurance business. Because price corresponding to this cost is collected from customers prior to accrual of the cost. In this case, how can we calculate prices to be collected from customers?. This is the essence of this study. Damage cost is comprised of two main parts. These are the damages paid, and damages to be paid, or contingent damages. In addition to these two costs, another important cost in liability insurance is IBNR damages. In this respect, damage cost can be defined as follows: Damage cost = damages paid + Contingent damages + IBNR damages. However, all these values, i.e. costs, accrue after policy is sold, i.e. price is determined and the sale takes place, or maybe policy premiums are collected. In this case, we have no change except for the statistical values of the previous years. Therefore, there should be a very good database in which such data is maintained. What is important here is how to arrange and monitor data concerning previous damages. What is meant here is the contingent damages which have an unknown amount to be paid in future. Therefore following up and evaluation of contingent damages gains a separate importance. 4.1. PRE-ESTIMATION OF DAMAGES one of the most important problems of insurance companies is the determination of the degree of real damage in respect of damage notices. The real degree of damage remains unknown until an insurance expert prepares a report, and submit the same to the insurance company. This situation has an impact on many values of the company from damage premium rate to the balance sheet profit, and prevents accessing to the correct results in many cases. One of the methods developed in order to prevent this situation is initial estimate of the damages. Automatic initial estimate can be applied to all the business segments with intense risk This method requires an analysis of notified damages in order to divide the damage portfolio into segments. In other word. There must be a detailed analysis of previous damages in order to be able to make estimate by means of this method4. Actuary personnel shall possibly eliminate large damages in each group in order to obtain a more accurate initial estimate. Actuary personnel should select the suppressive level of X. X stands for the maximum acceptable amount of damages, and damages exceeding this amount are deemed as abnormal damages. Actuary personnel obtains a coverage grouping without large damages at the end of this analysis. What is the aim of initial estimate calculation is to calculate initial estimate of the above-mentioned certain grouping for N years at the end of the year N-1. In other words, the aim is to calculate damage costs for those damages which incur in the year N-1, but shall be paid in the year N. We shall assume that there is an initial estimate of average damage cost CO(N-1) in the year N-1 for all the damages of such coverage below X. Average damage cost shall be assumed as CO (N-1) during the year N-1 Calculation in the year N-1 of the initial estimate of the year N requires the following: i)as seen in N-1, necessary coverage databases should be created to cover all the damages which are below the level of X from the damage years of N-2, N-1. Such databases should also cover closed non-paid damages. In fact, it is not possible whether a damage shall be paid on unpaid at the time of opening a damage. ii)They should take into account gross damage cost, damage expenses, recoveries and Scrap which are included in the expenses. Calculation method: The below-mentioned three average costs are calculated: CM(N-2, N-2): Average cost of damages which were closed in N-2, and incurred in N-2 CM(N-2, N-1): Average cost of damages which were closed in N-2 on N-1, and incurred in N-2 CM(N-1, N-1): Average cost of damages which were closed in N-1, and incurred in N-1 ? CM (N-2, N-1) =CM (N-2, N-1) CM (N-2, N-2) The above ratio shows progress of the costs for the damage year of N-2 at the end of the year N-1 Therefore, we calculate CM* cost for the damage year N-1 on the basis of the assumption that the progress between (N-1/ N and N-2/ N-1) CM* = CM (N-1, N-1) x ? CM (N-2, N-1) The initial estimate for the year N shall be as follows: CO(N)=max [CM*, CO(N-1)] x (1+t) The term 't' in this formula stands for the anticipated inflation rate for the year N in terms of type of damages included. 4.2 AUTOMATIC CLOSING OF DAMAGES There are some times when certain damages notified by insureds are waited without proceeding with any transaction since no claim is made the insured, or which are not included in the coverage, and thus are not notified to the insurance company. The insurance company shall make no payment for such damages, but it is necessary to determine contingent damages, and make necessary contingency arrangements. Purpose of automatic closing procedure is to anticipate existing damage claims which have not been subject to any movement for a long time, i.e. to determine their estimate values. This method may be applied to all kinds of short term coverage or business sector such as goods damages, automobile liability and etc. which require utilisation of a payment model for estimation of economic expenses except for damages which are not included in a standard to be defined5. Commercial risks, general liability or automobile physical injury claims are excluded from this application. We can define the processes for such damages as follows: -Occurrence, file opening (o) -Notification and Opening Average Cost (d) -First movement, m(1), (i.e. a partial payment) -iTH movement m(i) -the last movement other than closing, m(I) -Closing of the damage file (c) -Temporary re-opening movement -And the like At the first stage, the following duration is calculated: -1....d2 for all the standard damages (closed or already open) for which at least a partial payment, initial payment, iTH movement incurred -dc for all the closed damages Application should be as follows: 1)the duration between (i-1)TH and the calculation date is calculated 2)If this duration exceeds the defined Diclos (a%) then the damage is closed automatically by applying Diclos (a%) procedure to the damage Generally, number of significant movements (main indemnity payments) is less than one or two in indemnification payments. This is the reason of simplifying the practical application by examining these three durations. These three processes are as follows: -d1, (notification - 1ST payment) -dp, (1ST payment - final payment) -dc, (final payment - valid closing) Practically, two automatic closing durations are defined, one of them is for unpaid damages, namely Dwnpclos, and other is for paid damages, namely Dwpclos, i) Dwnpclos (a%), determined on the basis of d1 for all the damages with at least one partial payment; automatic closing procedure shall be used to close all the unpaid damages with an error threshold of a% on the study date. i) Dwpclos (a%), determined on the basis of dc for all the damages with at least one partial payment, and used to close all the paid damages with an error threshold of a% on the date of automatic closing. 4.3. IBNR DAMAGES As an actuarial definition, IBNR damages are damages which shall require a damage payment in future especially in liability insurance policies, are damages incurred but not notified, and those damages which shall have an increasing rate in future, i.e. these damages are those whose damage level is not sufficiently known. IBNR damages can be grouped as follows6: -Damages which are unknown, not notified. -Damages which are closed, but shall be reopened, and for which a damage payment shall be made in future -Damage files which are notified and open, and in which a damage other then the real damage is specified IBNR is calculated on the basis of payments of damages incurred in previous years, as well as reserve-based statistics instead of examination of files one by one. IBNR is estimated as a total sum for damages incurred during a certain period. All the damages incurred during that period may be included for preparation of IBNR estimate. Reserves set aside for damages are considered in IBNR calculation, and sum of IMNR estimate is calculated over total reserves Damages are not examined one by one during preparation of IBNR estimate, instead total number of damages notified in previous periods amount of damages paid from these files, total number of closed files, and set aside reserves are utilised. Various statistical and mathematical models may be used for such estimates. Basically, the method used starts with preparation of tables concerning accrual year of the damage and notification year of the damage. The next action is to determine number of damages which incur in the year N, and shall be notified in the years N+1, N+2, N+3, and N+4. In the subsequent actions, files which incur in the year X, and is notified in the year Y are represented as (X, Y), and number of these files is represented as A(X, Y). Accordingly, number of notifications in the year N+1 of the damages incurred in the year N is A(N, N+1). These numbers are calculated with certain accrual rates on the basis of figures of previous periods. For example, we can calculate the number of A(N, N+1) by multiplying the rate of A(N-1, N)/ A(N-1, N-1) by A(N, N). It is necessary to process mode data concerning the previous years in order to obtain a more meaningful number. We can modify the formula as follows, i= 1, 2, 3, ..,n. A(N, N+1) = [? (N-i, N-i+1)]/ [? (N-i, N-i)]* A(N, N) However, in addition to the number of files to be notified in the next year, number of files to be notified in subsequent years should also be calculated. In order to achieve this objective, we should modify the formula as follows, as j stands for number of year in which damage incurs, j= 1, 2, 3, ..,n. And i=j,.... n A(N, N+j) = [? (N-i, N-i+j)]/ [? (N-i, N-i)]* A(N, N) 5. COST-BASED PRICING IN THE INSURANCE SECTOR The main item of costs in the insurance sector is damages. Whether it be paid or contingent, damages are expense items, and constitute main cost of insurance companies. Therefore monitoring and inspection of damages are of primary importance. The initial estimate of the damage mentioned in previous sections, and provisions for non-terminated risks, and automatic closing of damages are methods used for correct estimation and analysis of the damage costs. These transactions should be completed In order to make a correct analysis, and estimates on the basis of such analysis. Another important subject which should be completed in addition to the above-mentioned ones is the calculation of reserves to be bet aside for IBNR reserves. However applicable regulations in our country does not allow setting aside of such reserves. Therefore company may calculate such reserves only at its technical reports, and use the same the respective analyses. No accounting transaction may be applied on the basis of such reserves. Values to be taken into consideration while calculating costs of a certain period are net damages, contingent damages, and transferred contingent damages. Of course, it is possible to add reserves concerned with IBNR damages. What is meant by net damages is the sum which obtained by deducting recovery and sovtaş revenues from all the indemnification payments and expenses. Transferred contingent damages stand for the amount of contingent damages prior to the beginning of concerned period. Let beginning of a period be t1, and its end be t2 0.........................t1.............................t2....................þ contingent damages between the interval of (0, t1) is the contingent damages transferred to the interval of [t1, t2]. contingent damages at the point of t2 show the contingent damages at the end of concerned period. Damage amount paid and collected during the interval of [t1, t2] shows net damages paid for that period This calculation has no meaning with its existing structure. What is important is to determine the realisation degree of these amounts as Per each segmentation. Extraordinary damages should be excluded from this analysis during the said determination. Segments may be determined according to concerned insurance branch, distribution channels, or customer specifications. What is basis here is to determine segments which shall give rise to the examined results. 5.1. NET RISK PREMIUM As known, insurance business is a co-operative organisation based on the law of large numbers. Premiums collected from insureds are accumulated in a pool, and insurance companies meet incurred damages from this pool. Insurance business starts with formation of a co-operative organisation by individuals who are likely to face the same risks7. Therefore, each risk should be grouped, and risks and premiums should be determined as Per the respective group For example, automobile insurance policies may be grouped according to model and brand of the automobile. Thus each risk is included in a group, and evaluated within the scope of that group. The fundamental point on which net risk premium is based is the calculation of damage costs of these groups. After determination of the relevant segments, damage cost and thus average damage cost of these segments are calculated. Damage cost is the sum obtained by deducting contingent damages transferred to the respective period from the total of net damages paid during the respective period and contingent damages at the end of period. Average damage cost is calculated by dividing this amount into number of relevant files. A: Net damages paid NA: Number of files paid B: Contingent damages at the end of period NB: Number of contingent files at the end of period C: Transferred contingent damages NC: Number of transferred contingent damages D = A+B-C; yields the damage incurred in the respective period E=NA+NB-NCyields number of damage files of the respective period F= D/ Eyields average cost of the respective period This method is used to calculated damage cost of any period. However, how this amount shall determine our price. The next stage is to reflect this cost to the pre-specified segments. Another important aspect of the pre-specified segments is the damage frequency of the specified segment. How many of the newly arranged policies produce a damage. The method used to determine this number is a simple one. Damage frequency is calculated by dividing number of damages incurred in any given period into total number of policies underwritten in that period. X : number of policies underwritten Y: number of files opened in the respective period Z = Y/ X, yields damage frequency of that period In this case, we can find unit cost of each policy of the relevant segment by distributing average damage cost of that period over all the policies. In other words, multiplication of average damage cost by damage frequency yields net risk premium, i.e. your minimum premium, or the price. NRP (Net Risk Premium) = F*Z The concept of period here can be the accounting period, or it may be based on underwriting year of the policy. Another problem we face is the inflation in Turkey. Comparisons made between these two values, and calculations are not realistic due to the increase in the inflation rate during the period between underwriting date of premiums and date of the respective These approaches can only give rise to companies with sound technical background in the insurance sector. The basic elements are simple; price of a goods is determined on the basis of its cost. If price is lower than the cost, then the company shall lose money. It is necessary to sell a goods with a price which is above its cost in order to yield a profit. Insurance companies should realise pricing as Per these considerations since the basic purpose of a company is to yield a profit. Therefore the most suitable method is the net risk premium based pricing in terms of both applicability and reliability of results.

Description

Keywords

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By