Publication: İbn Rüşd’ ün kelama bakışı
Abstract
Eşa`ri kelamına yönelik bütüncül bir eleştiri ilk olarak İbn Rüşd tarafından yapılmıştır. Onun eleştirilerini metodik ve problematik olarak iki noktada toplayabiliriz. İbn Rüşd, bilgiyi tasdik bakımından insanları, hatabi, cedeli ve burhani olmak üzere üçe ayırır. Bu ayırımdan hareket eden İbn Rüşd, kesin bilgiye ancak burhani metodla ulaşılabileceğini söyler. İbn Rüşd, başta İsbat-ı Vacib olmak üzere kelamın diğer problemlerini ele alır ve onları dini ve akli eleştiri süzgecinden geçirir. O, kelamcıların Allah'ın varlığını isbatta öne sürdükleri en önemli delilleri olan hudus ve imkan delilini, dini, akli ve en önemlisi de halkın idrak seviyesinde olmadığı gerekçesiyle reddeder. İbn Rüşd'ün Allah'ın varlığını ispat konusunda öne sürdüğü deliller inayet ve ihtira delilleridir. İbn Rüşd, zâti, tenzihi, subuti ve fiili sıfatlar konusunda da kelâmcıların görüşlerini tutarlı bulmaz. Ona göre, Allah'ın ilim, irade, kudret, semi, basar ve kelam gibi yetkinlik ifade eden sıfatları vardır. Fakat bu sıfatların mahiyeti bilinemez. Bu bakımdan kelamcıların görünür alemden hareketle Tanrı'nın sıfatlarını izah etmeleri yanlıştır. Bu sıfatlar ancak Kur'an'da geçtiği şekliyle kabul edilmelidir. İbn Rüşd'ün Menâhici'l-Edille adlı eseri kelamcıların, bu ve diğer meselelerde içine düştükleri hataları ortaya çıkarılması için kaleme almıştır. Tehafüt et-Tehafüt adlı eserinde ise İbn Rüşd, Gazzali'nin karşısında, mensubu olduğu Aristo felsefesinin savunuculuğunu üstlenir. O, tıpkı üstadı Aristo gibi, âlemin illet, madde, hareket ve zaman açısından ezeli olduğunu ileri sürer. Ona göre âlem ne gerçek anlamda hâdis ne de kâdimdir. Şayet gerçek manada hadis olsa meydana gelmesi imkansız olurdu. Gerçek manada kadim olsa bu durumda onun illeti bulunmazdı. İbn Rüşd'ün en önemli çalışması akıl ile nakli uzlaştırma gayretidir. O, bu amaçla Faslû'l-Makâl adlı eserini yazar. Ona göre akıl ile nakil arasında hiçbir zıtlık yoktur. Şayet görünürde böyle bir çatışkı olursa nakil te'vil edilir.
An entirely critic against Asharite theology was made firstly by İbn Rushd. We can explain his critics from two points as methodic and problematic. İbn Rushd distinguish the knowledge into three main parts as rhetorical (hatabi), dialectical (cedeli) and logical (burhani) from point of view approving but he says to gained the certain knowledge only with logical method. İbn Rushd wrote Menâhici'l-Edille to put forward theologian's faults about God, His being, His attributes and universe. According to theologians the existence of God is established through a double experience, the temporality (hudus) and contingency (imkan). Ibn Rushd criticizes and refuses these arguments. He defends providence(inayet) and craeting(ihtira) proofs instead of these arguments. No one arose in the East to answer Ghazali's challenge. Yet it had to be answered if philosophy was to stand a chance of survival in Müslim countries. It was this task which Ibn Rushd took upon himself, answering from the West to Ghazali's attacks. Averoes begins with the text of the divine law and inters from it the legal statutes of human wisdom in the Faslû'l-Makâl. He said that there isn't any conflict between reason and faith.
An entirely critic against Asharite theology was made firstly by İbn Rushd. We can explain his critics from two points as methodic and problematic. İbn Rushd distinguish the knowledge into three main parts as rhetorical (hatabi), dialectical (cedeli) and logical (burhani) from point of view approving but he says to gained the certain knowledge only with logical method. İbn Rushd wrote Menâhici'l-Edille to put forward theologian's faults about God, His being, His attributes and universe. According to theologians the existence of God is established through a double experience, the temporality (hudus) and contingency (imkan). Ibn Rushd criticizes and refuses these arguments. He defends providence(inayet) and craeting(ihtira) proofs instead of these arguments. No one arose in the East to answer Ghazali's challenge. Yet it had to be answered if philosophy was to stand a chance of survival in Müslim countries. It was this task which Ibn Rushd took upon himself, answering from the West to Ghazali's attacks. Averoes begins with the text of the divine law and inters from it the legal statutes of human wisdom in the Faslû'l-Makâl. He said that there isn't any conflict between reason and faith.
