Publication:
Sermaye piyasasında yatırımcının korunması

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Sermaye piyasasında yatırımcıların güven duygusunun devamı, piyasaların gelişimi ve devamlılığı için vazgeçilmez bir unsurdur. Yatırımcılar birikimlerini sermaye piyasası araçları ile değerlendirdikleri sürece, piyasa canlılığını koruyacaktır. Sermaye piyasasının düzenlenmesi ve denetlenmesinde izlenen amaçlar yatırımcıların korunması, piyasanın dürüst, etkin ve açık olması, sistemik risklerin azaltılmasıdır. Sermaye piyasasında yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasına genel olarak iki nedenden dolayı ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlardan birincisi asimetrik bilgi dağılımı sonucunda piyasa katılımcılarının bilgilere eşit bir biçimde ulaşamamaları, ikincisi ise gerek birincil ve gerekse ikincil piyasada fon kullananlarla fon arz edenler arasındaki bağlantının aracılar vasıtası ile yerine getirilmesidir. Özellikle mevzuata aykırı işlemleri nedeni ile aracıların ödeme güçlüğüne düşmesi durumunda yatırımcılar büyük zarara uğramaktadırlar. Yatırımcıları yanlış karar almalarından ve aracıların mali risklerinden korumak amacı ile liyakat yaklaşımı ve kamuyu aydınlatma yaklaşımı olmak üzere iki sistem geliştirilmiştir. Yatırımcıları aracıların mali risklerine karşı korumak için ise , iç kontrol ve gözetim gibi önleyici mekanizmalar ile iflas halinde aracıların yatırımcılara olan yükümlülüklerinin diğer yükümlülüklerinden farklı işleme tabi tutulması , yatırımcıların zararlarını belli bir dereceye kadar tazmin edecek bir sigorta sistemi veya güvence fonu (koruma fonu) oluşturulması gibi koruyucu mekanizmalar geliştirilmiştir. Yurt dışındaki uygulamalara bakıldığında, genel düzenlemeler yanında, yatırımcıları aracıların risklerine karşı korumada en çok uygulanan mekanizmanın güvence fonu sistemi olduğu görülmektedir. Örneğin, ABD'de 1970 yılında Menkul Kıymetlere Yatırım Yapanları Koruma Kanunu'na ( SIPA ) istinaden koruma fonu ( SIPC ) kurulmuş olup yatırımcıların karşılanamayan alacaklarının en çok 100.000 doları nakit olmak üzere 500.000 dolarlık kısmı SIPC fonu tarafından ödenmektedir. ABD'deki sermaye piyasası yatırımcılarını korumaya yönelik özel düzenlemeye benzer bir düzenleme de Avrupa Birliği Konseyince birliğe üye ülkeler için geliştirilmiş , ödeme güçlüğüne düşen veya iflas eden yatırım şirketlerinin müşterilerinin karşılanamayan alacaklarının en az 20.000 ECU tutarındaki kısmı koruma kapsamına alınmıştır. Türk Sermaye Piyasasına ilişkin olarak , 1992 yılında Sermaye Piyasası Kanununun değiştirilmesi ile liyakat yaklaşımı terk edilerek kamuyu aydınlatma yaklaşımı benimsenmiş, en son 15.12.1999 tarihli 4487 sayılı kanunla birlikte, Kanunun 1. Maddesinde öngörülen halkın iktisadi kalkınmaya etkin ve yaygın bir şekilde katılması amacı sermaye piyasalarında bir dizi hukuki düzenleme yapılarak gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Kamuyu aydınlatma, liyakat sisteminin benimsediği izin sisteminden ayrılarak kayda alma sistemini getirmiştir. Buna göre halka arz edilecek veya satılacak sermaye piyasası araçları ilk önce Kurul kaydına alınmaktadır. Kamuyu aydınlatma ilkesi , devletin müdahalesini daha sınırlı tutarak , halka arz edilecek sermaye piyasası araçları ile ilgili tam, doğru ve gerekli tüm bilgilerin zamanında tüm yatırımcılara eşit olarak dağıtılmasını öngörmektedir. Bu sayede yatırımcılar yeterli bilgi ışığında , serbest rekabet kuralları çerçevesinde yatırım tercihlerini belirleyeceklerdir. ABD'de geniş bir uygulama sahasına sahip olan kamuyu aydınlatma yaklaşımı ilkesi doğrultusunda Ülkemizdeki Sermaye Piyasası Kurulu'na karşılık gelen Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu ( SEC ) , kayda aldığı menkul kıymetlere ilişkin bilgilerin zamanında piyasaya ulaştırılmasını sağlayarak kamunun sürekli ve tam olarak aydınlatılmasını gerçekleştirmektedir. SEC ikincil piyasalara yönelik olarak özel durumların kamuya açıklanması kapsamında içerden öğrenenlerin ticareti , manipülasyon gibi sermaye piyasası suçlarının önlenmesine yönelik, ayrıca vekaleten oy kullanılması ve çağrı yoluyla vekalet veya hisse senedi toplanması yoluyla ortaklıkların yönetiminin ele geçirilmesini engelleyecek düzenlemeler yapmaktadır. Sermaye Piyasası Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın gerçekleştiremediği , ortaklıkların halka açılmalarını kolaylaştıran mekanizmalar yaratmış ve sermaye piyasası kurumları ve faaliyetlerini genel olarak düzenlemiştir. Hukukun genel ilkelerine, kanunların emredici hükümlerine ve kamunun menfaatlerine aykırılık teşkil etmeyen durumlarda düzenleme yetkisinin Kurul'a bırakılması, sermaye piyasasının gelişen bir piyasa olması, kurallarını kendi iç dinamiklerinde yaratması nedeni ile yerinde bir uygulamadır. Kamunun aydınlatılmasında, ortaklıkların izahname ve sirküler çıkarma ve yayımlama zorunlulukları, mali tablo ve rapor düzenleme ve bunların ilanı ile bağımsız denetimden geçirme yükümlülükleri yatırımcının korunması açısından Kanunun öngördüğü önemli düzenlemelerdendir. SPKn, ilan ve reklamların Kurul'un iznine tabi olması, sermaye piyasası araçlarının bedellerinin tam olarak nakden ödenmesi, sermaye piyasası araçlarının satış sırasında yatırımcıya teslimi, satış sonuçlarının ve izahnamedeki değişikliklerin Kurul'a bildirimi, örtülü kar aktarımın yasaklanması gibi ilkelerle yatırımcının korunmasına hizmet etmektedir. Kurul, özel durumların kamuya açıklanması ilkesi ile , vekaleten oy kullanılması çağrı yoluyla vekalet veya hisse senedi toplanması sırasında yatırımcıların yeterli ve doğru bir biçimde bilgilendirilmesini amaçlamaktadır. Diğer taraftan, sermaye piyasasında fiyatların serbest arz ve talebe göre oluşmasını engelleyen ve fiyatların yönlendirilmesine neden olan her türlü manipülatif işlem ve uygulamalar ile içerden öğrenenlerin ticaretinin yasaklanmasını düzenlemektedir. Kurul tarafından, aracı kurumların ödeme güçlüğüne düşmelerini önlemek için aracı kurumların bazı iş ve işlemleri yapmalarını yasaklamak ve bunları yaptırıma bağlamak , Takasbank'ta müşteri bazında saklama zorunluluğu getirmek , aracı kurumlara iştirak sınırlaması getirmek, aracı kurumların mali yapısını etkin bir şekilde gözetleyerek önceden gerekli önlemleri almak ve aracı kurum ile işlem yapan yatırımcıları aracı kurumun yapısı hakkında bilgilendirmek amacı ile çeşitli mali tablo ve raporların Kurula gönderilmesini istemek, aracı kurumlarda iç kontrol ve teftiş biriminin kurulmasını zorunlu hale getirmek, aracı kurumların sermaye yeterliliği ile kredili işlem ve açığa satış işlemlerinin azami sınırını belirlemek, borsada işlem yapacak aracı kurumlara teminat yükümlülüğü getirmek gibi bazı düzenlemeler yapılmıştır. 4487 sayılı kanunla, aracı kurumların ortak ve yöneticileri için kişisel sorumluluk ilkesi getirilmiştir ve Sermaye Piyasası faaliyetinde bulunma yetkisi kaldırılan aracı kurumların tasfiyeleri için TTK, BK ve İcra İflas Kanunundaki genel hükümlerden ayrı hükümler getirilmesine ilişkin tedrici tasfiye sisteminin getirilmesi gündeme gelmiştir. Ayrıca, yatırımcıları koruma fonu nun kurulması ve başlangıçta , ödeme güçlüğüne düşen ya da iflas eden aracı kurumların müşterilerinin karşılanamayan alacaklarının 2.000.000.000.- TL tutarındaki kısmının koruma kapsamına alınmasıyla, aracı kurumların ya da çalışanlarının yatırımcılara verebilecekleri zararları telafi etmesi amaçlanmıştır. Sermaye piyasası araçlarının kaydileştirilmesi ve kayden izlenmesini teminen Merkezi Kayıt Kuruluşu ile aracı kuruluşlar arasında mesleki kuralların oluşturulması ve geliştirilmesini sağlayacak Türkiye Aracı Kuruluşlar Birliğinin kurulması 4487 sayılı kanunun getirdiği yeniliklerdendir. Sermaye Piyasasını düzenlemek ve denetlemek için, kamu otoritelerinin ağır yaptırımlar uygulaması hatta hapis cezalarının sisteme getirilmesine rağmen , piyasaların doğruluk içerisinde çalışmasının sağlanamadığı gözlemlenmektedir.Gelişmiş sermaye piyasalarına sahip ülkelerde ve uluslararası kuruluşlarda sermaye piyasasının düzenlenip denetlenmesi için gelinen son nokta , sermaye piyasalarında güven , açıklık ve dürüstlüğün sağlanması için piyasanın kendi kendini denetlemesi üzerine bir sistem kurulmasıdır. Özdüzenleme diye adlandırılabilecek sistem , sermaye piyasasında faaliyet gösteren kuruluşlar ve sermaye piyasası mesleğini icra eden kişiler için sistem içinde meslek kurallarının tanımlanıp benimsenmesi ve uygulamayı sağlayacak yaptırım gücü olan özdüzenleyici kurumların oluşturulması esasına dayalıdır. Özdüzenlemenin yararları , sektördeki tüm aktivitelerden üyeler vasıtasıyla haber alınması ve problemler henüz büyümeden müdahale etme imkanının bulunmasıdır. Böylece uyuşmazlık çözümünde zaman kazanılmaktadır.Özdüzenleyici kurum ile Devlet arasında ilişkiler, piyasanın doğruluk içinde çalışması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasında etkin olmaktadır.Yurt dışındaki örnekleri , ABD'de Ulusal Menkul Kıymet Aracıları Birliği (National Association of Securities Dealers -NASD ) , Mahalli İdareler Menkul Kıymetler Düzenleme Kurulu ( Municipal Securities Rulemaking Board -MSRB) İngiltere'de The Securities and Futures Authority Limited (SFA ) , The İnvestment Management Regulatory Organization ( IMRO ) , The Personal Investment Authority (PIA) gibi etik prensiplerden oluşan organizasyonlar şeklindedir. Türkiye'de de son yıllarda iş ahlakı , etik sözcükleri akademik çevrelerde , iş hayatında , görsel ve yazılı basında sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Hem para piyasasında hem de sermaye piyasasında , etik prensipler doğrultusunda meslek kuralları oluşturarak, uzlaşmazlıkların çözümü için işlem yapanların kendi aralarında oluşturdukları sivil örgütlenmeler, yurt dışındaki örnekleri gibi mevcut değildir. Sermaye Piyasasında, 4487 sayılı kanunla gündeme getirilen ve kurulması uzun zaman alan Sermaye Piyasasında Aracı Kuruluşlar Birliği, kamu tüzel kişisi hüviyetinde olup, bugün itibariyle işlevini yerine getirememekte sadece organizasyonu ile uğraşmaktadır.Sermaye Piyasasındaki sivil örgütlenmelere örnek olarak Borsa Uzmanları Derneği, Kurumsal Yatırımcıları Derneği ve yatırımcıları temsilen de Borsa Yatırımcıları Derneğidir. Bu tür örgütlenmeler, gerek tarafların bilincinde olmaları ve haklarına sahip çıkmaları, gerekse de piyasanın güven ve şeffaflığı ve piyasanın disipline edilmesi bakımından çok önemli olmalarına rağmen, gelişmekte olan Sermaye Piyasasında geçmişleri fazla olmayan ve gereğince işlevlerini yerine getiremeyen kuruluşlardır. Dünyadaki ekonomik ve teknolojik gelişmeler ile sermaye piyasası işlemleri de ulusal sınırların dışına taşınmıştır. Çok uluslu şirketler, dış ticaret işlemlerinde değişik finansal araçların ve tekniklerin kullanılmasına neden olmuş, ülkeler arasındaki fiziki sınırlar, ticaret ortamında silinmiştir. Sermaye Piyasasında, uluslar arası piyasaların dürüstlük içinde çalışması, yatırımcı kayıplarının önlenmesi için IOSCO tarafından standart meslek kuralları oluşturulmuştur.Sermaye Piyasası kanununda IOSCO ilkeleri benimsenmiş, dağınık olmakla beraber, kanun, tebliğ, yönetmelik şeklinde yazılı hukuk kuralları içinde düzenlenmiştir.4487 sayılı yasa ile getirilen yeni hükümlerle yatırımcıyı korumaya yönelik düzenlemeler daha sağlam temellere oturtulmuş olup kapsamı da piyasanın dinamizmi dikkate alınarak genişletilmiştir. Ancak, bu kanun değişikliğine dayalı olarak mevcut tebliğlerin değiştirilmesi ve yeni tebliğlerin çıkartılması hususunda yavaş davranılmış, tebliğleri çıkartılanların ise, henüz uygulaması başlatılamamıştır.(Sermaye Piyasasında çalışan profesyonellerin lisanslanması ve sicillerin tutulması gibi.) Bu tezde yapılan araştırma ve değerlendirme sürecinde, sermaye piyasasında düzenin sağlanmasında kural eksikliği olmadığı, uygulama güçlüğünün bulunduğu görülmüştür. Örneğin, manipülasyon olayında olduğu gibi tespiti uzun bir süre almakta ve geç alınmış bir yaptırımın da özelliği kalmamaktadır. Zamanında tespit edilen ve yargıya intikal eden olaylarda ise yargının yükü nedeniyle yavaş ilerlemesi sonucunda yine etkin bir yaptırım olmamakta ve günümüzde yaşadığımız bir çok olayda olduğu gibi karar verilinceye kadar af çıkmış ve iş işten geçmiş olmaktadır. Bu konuda yapılabilecek şeylerin başında sermaye piyasası ile ilgili uyuşmazlıklara bakan ihtisas mahkemelerinin kurulması ve bu mahkemelerde yargılama usulünün işin niteliğine göre belirlenmesi gelmektedir. Bu arada 4487 sayılı yasa ile 2499 sayılı yasanın mahkemeye intikalini zorunlu gördüğü hususlarda idari para cezası uygulaması getirilmiştir. Bu anlamda yerinde olan bu düzenlemede belirlenen ceza tutarlarının azlığı da caydırıcı olmaktan uzaktır. SPKr'da hazırlıkları devam eden sektörde çalışan personelin eğitimi ve yetki belgelerinin kuruluşlara değil, kişilere verilmesini sağlayacak sisteme bir an önce geçilmesi de faydalı olacaktır. Öte yandan, sermaye piyasasında, yatırımcıların eğitilmesi yatırımcı bilinci oluşturulması da insanların tercihlerinde kayıpların azalmasında rol oynayacaktır. Sermaye Piyasasında yatırımcının arz ve talebin konjonktürel etkilere haddinden fazla maruz kalmasını, hatta piyasanın konjonktür dışında manipülatif etkenlerin yarattığı dalgalanmalara açık bulunmasını engellemek açısından piyasa derinliği nin sağlanması gerekmektedir. Piyasa derinliği, sermaye piyasasında, piyasa katılımcıları ağırlıklı olarak kurumsal yatırımcıların varlığı ile sağlanmaktadır. Örneğin, İngiltere'de kurumsal yatırımcıların oranı yaklaşık yüzde 98'dir. Bireysel yatırımcıların risk değerlendirmelerinin sonucunda profesyonellerle çalışmayı tercih etmeleri (bu anlamda yatırımcının bilinçlenmesi çok önemli) ve bireysel işlem maliyetlerinin yüksekliği, işlem yapma güçlükleri kurumsal yatırımcı oranının yükselmesi sonucunu getirmiştir. Bilindiği gibi kurumsal yatırımcı finans literatüründe; yatırım fonları, yatırım ortaklıkları, sigorta şirketleri, sosyal güvenlik kuruluşları, özel emeklilik fonları, vakıflar , sendikalar vb. içermektedir. Yurt dışında sermaye piyasalarında, kurumsal yatırımcılar korkunç boyutlara ulaşmış portföyleriyle, borsalardaki dalgalanmalar karşısında anında devreye girerek yaptıkları alım satımlarla piyasayı düzenleyici rol oynamaktadırlar. Gelişmiş borsalarda günlük işlem hacimlerinin önemli bir bölümünü bu tür işlemler oluşturmakta ve hisselere likidite sağlamaktadırlar. Bizim Sermaye Piyasamızda ise, kurumsal yatırımcı tabanının yetersizliği, gelişmekte olan birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de ekonomik ve siyasi istikrarsızlıkların yatırımcı yönünden en önemli risk unsurunu oluşturduğu, konjonktürdeki ani değişimlerin yılların birikimini bir anda yok edebildiği, böyle bir durumla karşılaşan yatırımcıların ve çevresinin ise - belki de dönmemek üzere - piyasadan uzaklaştığı bilinmektedir. Kurumsal yatırımcı tabanının güçlendirilerek belli bir büyüklüğe ulaştırılmasının, şirketlerin halka açılmasında en önemli ve güvenilir dayanağı oluşturduğu ve yabancı yatırımcıların borsamıza ilgisini arttıracağı kuşkusuzdur.Bireysel Emeklilik Yasası çıkmış olup, ekim 2001 tarihi itibariyle uygulamaya konulmuştur. Bireysel katkıların emeklilik yatırım fonlarında yatırıma yönlendirilmesi ve borsaya kanalize edilmesi piyasa derinliği nin sağlanması açısından son derece önemlidir. 4487 sayılı yasaya istinaden kurulan Sermaye Piyasasında Yatırımcıları Koruma Fonu, yurt dışındaki örneklerinin aksine (ABD'de Securities Investors Protection Corporation - SIPC ) sadece hisse senedi işlemlerinden doğan nakit ödeme ve hisse senedi teslim yükümlülüklerini karşılamaktadır. Kanaatimce, kapsamı hem içerik hem de miktar olarak yetersizdir.Hisse senetleri dışındaki sermaye piyasası araçlarından kaynaklanan müşteri alacakları da koruma kapsamına alınmalı ve koruma miktarı yükseltilmelidir. Son dönemlerde, BDDK ( Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu ) tarafından yönetim ve denetimi Bankalar Kanununun 14'üncü maddesinin 3 ve 4 numaralı fıkraları uyarınca Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiş ve borsa yatırımcılarının borsadan satın almak suretiyle sahibi bulundukları hisse senetleri de dahil olmak üzere, tüm hisse senetlerinin mülkiyeti ise TMSF' ye geçmiştir. Bu gelişmeden sonra, Fona devredilen bankalar ve bu bankalarla aynı sermaye grubuna bağlı, aralarında sermaye ve/ veya borç-alacak ilişkileri olan şirketlerin İMKB nezdindeki işlem sıralarının kapatılmasına karar verilmiştir. Söz konusu bankaların ve şirketlerin işlem sıralarının bu denli uzun süre kapalı kalmasından dolayı yatırımcıların uğradıkları zararlar büyük boyutlara ulaşmıştır.Bankacılık sırrı, tasarruf sahibinin korunması, bankacılık sistemine olan güveninin sarsılmaması gibi gerekçelerle gerekli bilgiler duyurulmadan bu bankalara yatırımcı hisseleri konusunda bir ayrım yapılmadan el konularak, mağdur edilmiş yatırımcı kitlesinin sorunlarının yargı sürecine gerek kalmaksızın çözümü amacıyla idari tedbirlerin alınması gerekmektedir. TMSF' ye devredilen banka sayısındaki, yaşadığımız ekonomik krizle bağlantılı olarak görülen artış, bankacılık sektörünün içler acısı durumu fona devredilen bankaların ve bağlı şirketlerin hisselerini almış yatırımcıların uğradıkları zararlar göz önüne alındığında para ve sermaye piyasalarını düzenleyen ve denetleyen otoritelerle, bu piyasalarda kurulmuş olan güvence fonlarının tek bir çatı altında toplanması, tek elden idare edilmesi mümkün olabilir mi? sorusunu gündeme getirmektedir. Türkiye'de Sermaye Piyasası gelişmekte olan, esnek, her geçen gün enstrüman çeşitliliği artan bu anlamda para piyasasının önüne geçmiş olan bir piyasadır. Para piyasasında, müşteri bankanın ödeyebilme gücü riskini üstlenirken sermaye piyasasında hem aracı kurumun hem de almış olduğu yatırım aracının performans riskini üstlenmektedir.Sermaye piyasası doğrudan reel sektöre kaynak aktarma işlevini görürken, para piyasası dolaylı yoldan bu işlevi yerine getirmektedir. Kanaatimce, her iki piyasanın enstrümanlarının, risklerinin ve işlev amaçlarının farklılığından ötürü, bu tür bir birleşme yerinde ve sağlıklı olmayacaktır. Asıl önemli olan, her iki piyasa otoriteleri arasındaki iletişimin ve bilgi akışının gerektiği şekilde sağlanması ve herşeyden önce yatırımcıların bilinçlendirilmesidir.
The continuation of trust of the investors in the capital market is an essential element for the development and the constancy of the markets. As long as the investors valuate their accumulations with the capital market means, the market shall protect its liveliness. The targets tracked at the Law and the inspection of the capital market means the protection of the investors, the market to be honest, active and open and the reduction of the systematic risks. In general there are two reasons, where the protection of the rights and the benefits of the investors is required within the capital market. In the first case, as a result of asymmetric information distribution, the participants in the capital market cannot reach the information on equal terms, and in the second case either in the primary or in the secondary market, the connection between the fund users and the fund presenters are fulfilled through the brokers. Especially the investors suffer great damages, due to their transactions against the Laws, in case of the brokers are fallen into solvency of payments. Two systems, called Capacity Approach and Disclosure Approach are developed, in order to protect the investors against any wrong decisions to be taken and to protect the brokers against the financial risks. Furthermore, with reference to protect the investors against the financial risks of the brokers, various protection mechanisms have been developed, e.g. protection mechanisms for domestic control and observation and protection of the liabilities of the brokers to be subject to different proceedings exclusive to their other liabilities in case of any bankruptcy and an insurance system or an assurance fund (protection fund) to indemnify the damages of the investors up to a certain degree. Referring to the investors' protection against the risks of the brokers and examining similar applications abroad, it is being observed that the most applied mechanisms is the assurance fund system, besides the general regulations. For example, in 1970 a protection fund (SIPC) has been established in the U.S.A. based on the Law of Law for Protection of the Investments on Securities (SIPA) and accordingly SIPC fund will be paying a partial 500.000 dollars, but with a maximum cash payment of 100.000 dollars for the unpaid receivables of the investors. A regulation has been developed by the European Community Council for its member countries, similar to the one applied in order to protect the investors of the capital market in the U.S.A. and accordingly a minimum 20.000 ECU part of any unpaid receivables of the customers of the investment companies subject to insolvency and/ or bankruptcy has been taken under protection. With regard to the Turkish capital market, the Capital Market Law has been amended in 1992 and so the Capacity Approach has been abandoned and the Disclosure Approach has been adopted, and lately in connection with the Law no. 4487 passed on 15.12.1999, a set of legal regulations have been tried to be imposed in the capital markets, aiming to an active and extensive participation of the public an economical development, as recommended in the 1.st Article of the Law. The Disclosure system has parted with the permission system adopted by the Capacity Approach and produced the Registry system. According to this, all the capital market means to be presented and/ or sold to the public shall be first taken into the Registry of the Council. Keeping the intervention of the state even more restricted, the Disclosure principle suggests that all the required information to be presented to the public on the capital market means shall be in full and correct and it should be distributed to the investors timely and in equal terms. Due to this application, the investors shall determine their choices of investment within the framework of the enlightenment of efficient information and the free competition rules. Referring to the Disclosure principle with has an extensive field of application in the U.S.A., the Securities and Exchange Commission (SEC), an equivalent commission to the Capital Market Council of our country acts to provide the registered information relating to the securities to the market on time, in order to provide a continuous and full disclosure to the public. With regard to the secondary markets, SEC is making regulations for special cases to be disclosed to the public in order to prevent the offences committed against the capital market, like the insider trading and manipulations, and also the act of voting by proxies and the proxies by call or the shareholdings' intention to takeover the management by collective buying of the shares. The Capital Market Law has created mechanisms easing the shareholdings to go-public and generally regulated the capital market institutions and their activities, which Turkish Trade Law and other relative legislation couldn't perform thereto. For the conditions, which does not constitute any controversy to the general principles of the law, to the imperative provisions and/ or articles of laws and to the benefits of the public the regulative authority has been granted to the Council and considering that the capital market is a developing market and it creates its rules with in its own inner dynamics, this decision has been an appropriate and suitable application. The shareholdings' liabilities, like the explanatory declaration and the issue and publication of a circular, preparation and publication of the financial tables and reports and their further liability to pass these documents through an inspection, are some of the most significant regulations provided by the Law, in order to protect the investor. The Capital Market Council gives a service in order to protect the investors with principles like, announcements and advertisements to be subject to the permission of the Council, the costs of the capital market means to be paid in full and cash, the capital market means to be handed over to the investors during the sale, the results of the sales and the amendments in the explanatory declaration to be notified to the Council, and the hidden profit transfer to be prohibited. With its principle of special conditions should be disclosed, the Council is aiming to inform the investors in an efficient and correct way during the voting by proxy, the proxy by call or the collecting of the shares. On the other hand, the Council also regulates the prohibition of any kind of manipulative processes and applications and the prevention of the prices to take shape according to the free supply and demand within the capital market, which may cause of the prices to be directed and also the trade of insiders. Some regulative arrangements has been imposed by the Council, like to prohibit the brokerage companies to deal in some business and transactions and to apply binding sanctions, in order to prevent the brokers to fall into solvency; to enforce a mandatory safe-keeping in the Exchange Bank, based on the customers; to enforce a restriction of participation for the brokers; to take the necessary measures in advance by observing the financial structure of the brokers effectively in details and to ask various financial tables and reports to be sent to the Council, in order to inform the trading investors on the financial structure of the brokerage company; to cause mandatory inner control and inspection units to be established in the brokerage companies; to establish the maximum limits for the capital efficiency, trading on credit and blank sales of the brokerage companies; and to bring guarantee liability to the brokerage companies to trade in the exchange. The Law no. 4487 produced principles of personal liabilities for the shareholders and the directors of the brokerage companies, hence a gradual system has been taken on to the agenda, which refers to legislate different provisions other than the general ones provided in the Turkish Trade Law, the Banking Law, and the Enforcement and Bankruptcy Law for the liquidation of the brokerage companies, whose trading authority in the Capital Market has been revoked. Furthermore, due to the establishment of the Investors' Protection Fund and the indemnity of 2.000.000.000.- Turkish Liras to be paid as a partial protection for the unpaid receivables of the customers of the brokerage companies, subject to insolvency and/ or bankruptcy, compensations has been planned against any possible damages, the brokerage companies and/ or their personnel may cause to the investors. The Law no. 4487 also produced novelties like, the establishment of the Central Registry Directorate to provide the registration of the Capital Market means and to track the registrations, and the establishment of Turkish Brokers' Association, which will provide professional rulings and development among the brokerage companies. Notwithstanding the heavy sanctions and even custodial sentences imposed by the state authorities, in order to regulate and inspect the capital market, it is still being observed that the markets do not work in accuracy. With reference to the regulation and inspection of the Capital Market, the latest point achieved in the countries and international companies with developed capital markets is to establish a system, in which the market inspects and controls itself, in order to provide the trust, transparency and honesty in the capital markets. With regard to the training and the authorisation certificates of the personnel working in the sector, which is under progress at the Capital Market Council, it will be more beneficial to pass to a system, which shall provide these certificates to be granted to the individuals and not to the companies, thereto. On the other hand, the educational information given to the investors and the formation of an investment concept within the capital market will play a major role in reducing the losses occurred by the options of the investors. On the other hand, a market deep should be provided, in order to prevent the investor in the Capital Market to be subject to extreme effects of conjuncture of the supply and demand, and also to be open to the floating created by the manipulative effects other than the conjuncture in the market.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By