Publication:
Mekân Aidiyetine İlişkin Sürdürülebilirliğin Kentsel Dönüşüm Süreçleri Üzerinden Sorgulanması: Ataköy Örneği

dc.contributor.authorÖZBEK EREN, İMRE
dc.contributor.authorsÖZBEK EREN İ., YÜCESOY E.
dc.date.accessioned2023-05-22T07:11:36Z
dc.date.accessioned2026-01-10T19:16:42Z
dc.date.available2023-05-22T07:11:36Z
dc.date.issued2022-05-13
dc.description.abstractBugün metropollerde gözlenen, kültürel yabancılaşma, kimlik karmaşası, sosyal adaletsizlik, kamusal alanda iletişimsizlik, estetik değer zayıflığı, anlam kaybı veya toplumsal bellek yitimi gibi sorunlar, toplum ve kent bağlamında uzun zamandır tartışılmaktadır. Bu tartışmaların arasında, kentsel mekân ise, daha çok örtük bir katman olarak ele alınmaktadır. Oysa, sosyal ilişkilerle üretilen ve örüntülerle şekillenen mekân, insan-mekân etkileşimine bağlı biçimde bu eylemlere yön vermekte, insanın duygu dünyasına etki ederek, çevreyi algılama, deneyim ve diğer insanlarla iletişim kurma gibi süreçlerde belirleyici olmaktadır. Bu karşılıklı ilişki aynı zamanda insanın ontolojik olarak bir ‘yer’de olup, ‘o yer’ ile ilişki kurmasında etkili olmaktadır. Bu ilişki, bugünün bilişim teknolojilerindeki hızlı ilerleme, yerel ile küreselin, birey ile toplumun, tekil ile çoğulun, gerçek ile sanalın hem birbirine karıştığı hem de sınırlarının ayrıldığı bir muğlaklıkta seyretmektedir. Zaman-mekân kavramları muğlaklaşırken, bir ‘yerde olma’ durumu da tartışmalı hale gelmiştir. Öte yandan ise, yukarıda söz edilen toplumsal ve kentsel sorunların çözümünde, insan ve yaşadığı çevrenin sahip olduğu potansiyellerle ilgili tartışmalar da kuvvetlenmekte ve bizi bir ‘yerde olma’nın hala önemli olduğu savına bağlamaktadır. Bu noktada, özetle, insanla mekân ile kurulan bağ olarak tarif edilebilecek mekân aidiyeti /yer bağlılığı kavramı önem kazanır. Bireysel tercihlerin önem kazandığı, sosyal medya aracılığıyla kurulan yeni sosyalliklerin filizlendiği, yüz yüze ilişkilerin çözüldüğü bir ortam ve küresel kentlerin zaman-uzam döngüsü bağlamında, mekanla kurulan bağ hayati bir öneme sahip olmaktadır. Büyük kentlerdeki hızlı ve büyük ölçekli dönüşümler, mekân aidiyetinin farklı boyutlarda sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu boyutlar genel bir tahlilde, çevre psikolojisi/bilişsel süreçler, toplumsal hafıza gibi algısal açılımlara temas ederken, diğer yandan da mekânın fiziksel boyutuna yani kentsel morfolojiye bağlanmaktadır. Son yıllarda, morfolojinin sosyal bağlamı ile ilgili açılımlar oldukça önem kazanmıştır. Kentsel form, ardında kendisini üreten olgular yani kültür, estetik, deneyim, mimari, hukuk, insanlar arası etkileşim gibi örtük bilgileri yansıtır, aynı zamanda bunlarla birlikte evirilmeye ve üretilmeye de devam eder. Kültürel yapının etkisine bağlı olarak biçimlenen algılama, çevreye verilen anlam ve ona katılan estetik değer, uyumlu bir bütünlükle biçimlenir. Mekân ile kurulan bağ olarak aidiyetin anlaşılabilmesi için, kentsel dokunun farklı ölçek ve bağlamlardaki açılımlarına gereksinim duyulur. Mekân aidiyeti üzerine, uluslararası literatürde yoğun bir çalışma gözlenirken, ulusal literatürde konu ile ilgili oldukça sınırlı çalışma söz konusudur. Oysa, Türkiye’deki kentleşme politikalarına bağlı olarak İstanbul gibi büyük kentler, özellikle son yirmi yılda önemli dönüşümler geçirirken, buna koşut, tarihi, doğal, kültürel peyzaj gibi değerlere sahip alanlardaki dönüşümlerin etkileri de yeni tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada, bahsedilen kapsamda, mekân aidiyetinin kentsel dönüşüm süreçlerinden nasıl etkilendiği, İstanbul Ataköy örneği üzerinden araştırılırken, konut yakın çevresiyle kurulan aidiyet bağının nasıl oluştuğu ve hangi parametreler üzerinden etki ettiği ortaya koyulmaya çalışılacaktır. Ataköy, özellikle semt çeperlerinde izlenen dönüşüm süreçleri ile hem 1980li yıllardaki süreçlerden -özellikle kıyı kullanımı ve ulaşım bağlantıları bakımından- etkilenmesi, hem de son yıllardaki kentsel stratejilere bağlı değişimlerden- mekânsal ve sosyo-kültürel- etkilenmesi bakımından ilginç bilgiler içermektedir. Çalışmanın Yöntemi İnsanların çevreleriyle kurdukları mekânsal ilişkilerdeki bağlantıları keşfedebilmek, öznel değerlendirmeleri de gerektirmektedir. Kişilerin özgün deneyimlerini içeren bir irdeleme süreci, ancak bu bağlamda bir araştırma ile sağlıklı bilgileri sunabilir. Bu anlamda, nitel araştırma paradigmasının, bir olayın veya olgunun neden ve nasıl oluştuğuna ilişkin açıklamalar koyarak, sosyal gerçekliğin doğasını anlamaya çalışması, böylelikle alana katkıda bulunması ve toplanan verilerle bütüne ilişkin bir anlama çabası içermesi, önemli bir bakış sunar. Bu nedenle çalışma, niteliksel araştırma yöntemlerini kullanmaktadır. Veri toplama çalışmaları, Mayıs 2021—Haziran 2021 tarihleri arasında Ataköy’de yaşayan çeşitli toplumsal gruplardan görüşmecilerle yapılan derinlemesine görüşmeleri, katılımcı gözlemleri ve aynı zamanda belge incelemesi ile de alana ait bilgilerin (tarihi haritalar, morfolojik araştırmalar vb.) birleştirilmesini içermektedir. Görüşmelerde, mekân aidiyetini farklı parametreler üzerinden anlamaya odaklanılmış ve mekânın fiziksel, sosyo-kültürel, algısal özellikleri üzerinden kişilerin mekân ile kurduğu bağ anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın bütününden, bu çalışma için uygun olan şu grup başlığı ve ilgili kodlara odaklanılmıştır: Semtin sevilen özellikleri (doğa, fiziksel çevre, sosyal çevre, ulaşım), sevilmeyen özellikleri (doğa, yapılı, sosyal çevre), sınırlar (algısal ve fiziksel (rota-yürüyüş sınırı, nirengiler), imaj (semt tanımı, kimlik) ve hafıza (toplumsal, bireysel). Araştırma Bulguları ve Sonuç Derinlemesine görüşmelerden gelen verilere ait bulgular şunlardır: Ataköy’ün sevilen özellikleri (doğa, fiziksel çevre, sosyal çevre, ulaşım) konusunda, semtin yeşil olması, ağaçların çokluğu, özellikle evlerden bahçelerin görülmesi ve evler arasında geniş alanlar olması, ulaşımın çeşitliliği olumlu bulunmuştur. Sevilmeyen özellikleri (doğa, yapılı, sosyal çevre), ağırlıkla sosyal ve kültürel çevrenin değişimi, denizle kopan ilişki ve semt çeperlerindeki kopukluklar üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu olumsuzluğun, 25 yıldan uzun süredir burada yaşayanlarda daha etkili olduğu görülmüştür. Sınırlar (algısal ve fiziksel (rota-yürüyüş sınırı, nirengiler…) konusunda, çevre yollarının büyük bir sınır oluşturduğu gözlenmiştir. İmaj (semt tanımı, kimlik) konusunda, kişiler kendilerini Ataköy’e ait hissetmekte ve ‘Ataköylü’ olma durumunu sevmektedirler. Hafıza (toplumsal hafıza, bireysel hafıza) konusunda, Ataköy ile uzun bir geçmişe sahip olan kişilerin özellikle semtin ilk sosyo-kültürel yapısını, deniz ve plajla kurulan ilişkiyi ve semtin sakinliğini özlediklerini belirtmişleridir. Genel anlamda, semtin doğal özelliklerinin (yeşillik, bahçeler vs.) çok sevildiği, semte ilişkin yoğun bir aidiyet duygusu olduğu, ancak toplumsal ve bireysel hafıza bağlamında bakıldığında süreksizliklerin olduğu ve bunların memnuniyetsizlik yarattığı, kişilerin daha çok konut yakın çevresine yoğunlaştığı, semtin çeperlerle (parklar, deniz veya komşu semtler) ilişkisinin kopuk olduğu bulguları elde edilmiştir. Belge incelemelerinden (haritalar, hava fotoğrafları vb.) elde edilen bulgular da yukarıdaki görüşme bulgularını desteklemektedir. Semtin, özellikle çevre yolu ulaşım bağlantılarından, çeperlerdeki yeni oluşumlardan ve kısmen de semt içindeki yeni yapı tiplerinden etkilendiğini ortaya koymaktadır. Öte yandan semtin kendi iç dinamiklerinin çok fazla değişmediği özellikle de bina-yeşil alan oranının hala çok yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Kentlerdeki dönüşümlerin bir kısmı, paradigma değişimlerine bağlı kendiliğinden değişimler olmakla birlikte, bir kısmı da planlı dönüşümlerdir ve kentsel ölçekteki ekonomik, altyapı stratejileri gibi konularla ilişkili gelişmiştir. Ataköy de on yıl öncesine kadar büyük ölçüde kentin doğal değişim süreçlerinden etkilenirken, son yıllarda ise ağırlıkla kent mekanının kullanım kararlarından etkilenen bir dönüşüm geçirmiştir. 1960lı yıllarda başlayan belirgin değişim, ilk olarak sahil yolu ile gerideki alanların denizle ilişkisinin kopması şeklinde olmuşsa da plaj, 1980li yıllara dek kullanılmıştır. Bu yıllardan sonra özellikle semtin kuzeyindeki çevre yolu bağlantıları ile çeperlerde farklı kentsel dinamikler oluşmuştur. Artan kirlilik ve trafik yoğunluğu, son yıllarda ise, konut politikalarına bağlı kentsel alanlardaki yapılaşma kararları ile semtin çeşitli bölgeleri arasında kopukluklar şiddetlenmiştir. Ataköy çeperlerindeki bu değişimler, semtin iç dinamiklerini fazla etkilememiş olmakla birlikte, uzun yıllardır burada yaşayanlar, toplumsal hafızaya ait çevresel mekân kodlarının değişmesi nedeniyle olumsuz etkilenmişlerdir. Kişiler yaşadıkları çevreyi, doğal özellikleri, yeşilliği, yakın çevredeki komşuluk bağları üzerinden hala değerli buluyor olmakla birlikte, semtin çeper ilişkilerindeki dönüşümlerin- örneğin deniz-konut ilişkisi, sosyo-kültürel dönüşümler, küresel ekonomiye koşut tüketim mekanlarının oluşması gibiyarattığı olumsuz etkilerin bu aidiyeti zedelediğini ortaya koymaktadır. Özellikle planlama ile ‘dokunulan’ alanlardaki bu etkilerin mekân ile kişi arasında kurulan bağı zedelediği gözlenmektedir. Oysa, aidiyetin, insan ölçeğinden giderek mahalle, yakın çevreler ve hatta kente uzanan ölçekler arası bir uzamda etkili olduğunu hatırda tutmak ve gerek doğal çevrenin sürdürülebilirliği gerek kaliteli konut yaşam çevrelerinin sürdürülebilirliği gerekse de kentsel mekân kalitesinin sürdürülebilirliği bakımından bu tür hamlelerin yol açtığı etkilerin çok boyutlu olarak değerlendirilmesi bir zorunluluktur. Anahtar Kelimeler: Mekân aidiyeti, kentsel dönüşüm, nitel araştırma, Ataköy.
dc.description.abstractMan wants to change his environment into a meaningful place because of an ontological need. People experience their environment in various ways, forms, degrees, with varying awareness, regarding the places in which they live and act. These experimentations constitute a bond between man and space via morphological and perceptional characteristics of the environment in time. Place-attachment is a reciprocal process; on the one hand, people shape their environment, and on the other hand, the environment shapes the people. This reciprocal interaction process is shaped by several factors such as natural and built environment, social procedures, communal responsibilities, space experiment, and urban pattern. Although belonging has a perceptional dimension, it is constituted both in a physical environment called urban pattern/morphology and in a social context called a neighborhood. These environmental factors affect people's perceptions, experiments, and social behaviors in various scales/layers such as accessibility, space identity, public facilities, or architectural forms. There is a consensus about the optimum scale for place-attachment investigation in the neighborhood scale/residential areas. In this paper, it is aimed to understand which characteristics of urban morphology are effective on the place attachment and how this bond is affected from regeneration processes in time. The questioning is focused on the physical and architectural forms of the built environment -besides the social environment-that is effective on the perception and place-attachment process. City as a living organism, always changes, sometimes spontaneously or sometimes via planning approaches. Turkey, in line with the post-modern paradigm and neo-liberal politics on the urban scale, has been experiencing spontaneous and planned regeneration processes. Ataköy district has a special meaning as of the first planned residential urban design projects of the country. In this sense, the regeneration processes observed in the district were affected both by the processes in the 1980s -especially in terms of coastal use and transportation connections-, and by the changes emerging from urban strategies in recent years -spatially and socio-culturally-. Method of the Study The method is based on the qualitative paradigm. The data was collected by using the method of in-depth interviews through the case study. At the same time, other data like historical maps, morphological research, etc. were combined through document analysis. The face-to-face interviews -which lasted approximately 1,5-2 hours- have been done with interviewers in different parts of Ataköy from May to June 2021. In this interview, the focus was to understand the sense of belonging and spatial relationships through the various parameters. Also, it is aimed to understand the physical, socio-cultural, and perceptual relation between space and humans, and the questions were grouped according to the topics which are, social, physical (built and natural), and perceptional environment. From the whole study, the following group titles and related codes are focused on, which are suitable for this paper. The focused titles and group codes are as follows: desirable features of the district those liked by residents (natural features, physical environment, social environment, transportation); undesirable features (natural features, built environment, social environment); borders (perceptual borders, physical borders, routes, landmarks); image of the district (identity); memory (collective and personal memory) Research Findings and Conclusion The findings of in-depth interviews are as follows: Desirable features of the district (nature, physical environment, social environment, transportation) mainly focus on the natural features of the district especially the gardens and the street views from the houses. Besides, the image of Ataköy in terms of the socio-cultural profile is very precious for the residents. Undesirable features (nature, built, social environment) mainly focus on the change of the social environment and the disconnection of the shore and residential area. This has a great impact, particularly on those who have lived there for more than 25 years. The survey regarding the borders (perceptual and physical (route-hiking boundary, landmarks…) reveals that the main urban transportation roads lead to a kind of interface/disconnection between the peripheries and the district. According to the image survey (definition of the district, identity) findings, people have a high sense of belonging to Ataköy and they prefer calling themselves as being 'Ataköylü'. About the memory questioning, people who have been living here for more than 25 years, especially miss the ‘lost’ identity of the district, particularly the relationship with the shore and the quietness of the district. The findings reveal that there is a good sense of belonging to the district, although the discontinuity in the urban character and socio-cultural identity of the region. This creates a kind of displeasure and people concentrate more on the closer surroundings of their residences. Findings of document analyses also support the in-depth review findings. It reveals that the district was particularly affected by the transportation connections and other urban regeneration processes in the periphery. On the other hand, it reveals that the internal dynamics of the district have not changed much, especially, the ratio of buildings to green areas is still very high which has a great impact on people’s place-attachment. Urban regeneration processes generally emerge from two conditions that affect each other reciprocally. The first one is that spontaneous changes occur in line with a paradigm shift that creates impacts on urban dynamics such as transportation, economy, or population increase. The latter occurs mainly based on urban planning processes. Ataköy district has been greatly affected by the city of Istanbul’s regeneration processes in line with the country’s urban politics. Especially in the 1960s, the coastal road caused a disconnection between the shore and the residential areas located on the backward although the beach was used until the 1980s. In recent years, the discontinuity between the district and its periphery has a deep impact on the residents due to increasing pollution, traffic density, and the housing policies in the city. (For example, the highway on the northern part of the region). Although the effects on the peripheries, the inner spatial dynamics did not much change. But those who have lived here for many years have been adversely affected by the change of spatial codes in the district which creates a conflict with their memories. Nevertheless, people still like their residential environments. They like particularly the natural features and the image of the district. Due to the transformations and discontinuities on the district’s fringes, people focus on a closer extension, the inner spatial dynamics of the neighborhood. But it is a fact that the transformations on the peripheries - such as the shore-residential areas relationship, socio-cultural change, or increasing ‘consuming places’ - harm the place attachment. When we mention place attachment, it is evident to consider various levels and contexts of this bond from human scale to urban scale centering the residential areas. All these contexts have different effects on the sustainability of the qualified features of residential areas with their architectural codes, the nature, or the quality of urban space in terms of place-attachment that give all of us a meaning that is equal to ‘being at home' in this huge universe. Keywords: Place-attachment, urban regeneration, qualitative research, Ataköy.
dc.identifier.citationÖZBEK EREN İ., YÜCESOY E., \"Mekân Aidiyetine İlişkin Sürdürülebilirliğin Kentsel Dönüşüm Süreçleri Üzerinden Sorgulanması: Ataköy Örneği\", VII. ULUSLARARASI KENT ARAŞTIRMALARI KONGRESİ, Ankara, Türkiye, 18 Mayıs 2022, ss.173-182
dc.identifier.urihttps://kentarastirmalari.org/icus2022/ozet-kitapcigi/
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11424/289464
dc.language.isotur
dc.relation.ispartofVII. ULUSLARARASI KENT ARAŞTIRMALARI KONGRESİ
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectMekân aidiyeti
dc.subjectkentsel dönüşüm
dc.subjectnitel araştırma
dc.subjectAtaköy
dc.subjectPlace-attachment
dc.subjecturban regeneration
dc.subjectqualitative research
dc.titleMekân Aidiyetine İlişkin Sürdürülebilirliğin Kentsel Dönüşüm Süreçleri Üzerinden Sorgulanması: Ataköy Örneği
dc.title.alternativeQuest for Place-Attachment Through Urban Regeneration Processes in Ataköy Case
dc.typeconferenceObject
dspace.entity.typePublication

Files