Publication:
Avrupa Birliği ve Türkiye’de sosyal diyalog

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Batılı demokratik devletlerin doksanlı yılların başında temsil ve yönetime katılım anlamında mevzuatına giren sosyal diyalog kavramı, günümüzde ise çalışma ilişkileri ve ekonomi hayatında üçlü müzakere ortamının, en azından ikili müzakere yönteminin sosyal ve ekonomik sorunların çözümünde etkili bir gelişim göstermesi beklenmektedir. Bu beklentinin gerekliliği, reel ancak belirsiz sosyal veya ekonomik konular üzerinde müzakere etmenin öneminin ötesinde tarafların birbirleriyle karşılıklı anlayışa, dayanışmaya dayalı bir istişare ortamının sürekliliğinin oluşması demokratik bir ülke olarak kabul edilmenin de bir gereği olduğu değerlendirilmektedir. Temsil ve yönetime katılım anlamında öncelikle Avrupa Birliği mevzuatında çerçeve antlaşmaları, konsey direktifleri, çeşitli kurum ve mekanizmaları geliştirip çalıştırmasıyla önemli değişim ve gelişmeler kaydeden sosyal diyalog; artık günümüzde gelişmekte olan tüm ülke mevzuatlarında sosyo-ekonomik istikrarının korunmasında ve demokrasinin gelişip pekişmesinde önemli bir araç olarak ortaya konulmaktadır. Bu ortamın oluşturduğu toplumsal bütünleşme tablosunun sürdürülebilir kılınması ve demokrasinin işlevselliğinde kararlı olunması sadece AB müktesebatında bir araç olmaktan çıkarak tüm demokratik ülkelerde ve özellikle AB’ye üye olmak isteyen ülkelerde bir amaç olarak endüstri ilişkilerinde yer verilmesi gelişmişliğinin de bir göstergesi olarak nitelendirilmektedir. Bu oluşan yapılar kimi ülkelerde, sadece sermaye-emek temsilcileri arasında yürütülen (bi-partite) ikili yapılar olarak kurgulanırken, kimilerinde hükümet temsilcilerinin de katılımı ile (tri-partite) yani üçlü bir yapı teşkil edilmektedir. Çoğu ülkelerde ise yukarıdaki grupların yanısıra STK(Sivil Toplum Kuruluşu) temsilcilerinin de katılımıyla (multi-partite) yani çok-taraf yapılar kurulabilmektedir. Avrupa Birliği’nde adaleti sağlamaya ve kalkınma sürecine katılmaya da olanak tanıyan bu sürecin Türkiye’nin de endüstri ilişkilerinde böyle bir temsilin uygulamaya geçmesi ve sosyal taraflarla istişare etme imkânının verilmesinin etkilerini ve faydalarını ortaya koyabilmek bu tezin yazılma amacını oluşturmuştur. Ayrıca bu temsil mekanizmasının AB İstihdam ve AB Sosyal Politika alanının gelişmesine reel, önemli katkılar yaptığı gibi Türkiye’de de sosyo-politik ve ekonomik süreçleri etkileyip etkilemediği noktası açığa çıkarılmaya çalışılacak; Türkiye’nin de bunu yapabilmesinin gerekleri ortaya koyulmaya çalışılacaktır. III Bu aynı zamanda üyeliği muammaya dönüşen Türkiye’nin AB ile uyum sürecine sorun teşkil edecek temel yanlışlarını bulma imkânı da verecektir. Avrupa sosyal diyalogu, sosyal diyalog mekanizmaları, Türkiye'de sosyal diyalog, Türkiye'de sosyal diyalog mekanizmaları
Social dialogue is a democratic consultation and concertation process which government and social partners along with other interest organizations seek to determine economic and social policies. Social Dialogue can be defined as discussions, consultations, negotiations, information-sharing and joint actions involving employers and workers. Well-functioning social dialogue balances the interests of the two sides of industry and contributes to both economic competitiveness and social cohesion. European Social Dialogue is a key tool in shaping working conditions and in determining economic and social policies. It always refers the quality of work and new models for labour relations. Social dialogue can take the forms of bipartite, tripartite and multipartite official consultative committee. This takes at cross-industry level and within sectoral social dialogue committees. There has been considerably progress in social dialogue through treaties, institutions and mechanisms in Turkey since signing of association agreement. Nevertheless European Commission refuses and suspends accession negotiations, citing Turkey’s economic and political situations not enough provided to be incorporated into EU legislation. Some social dialogue attempts at the community level have been achieved in recent years but there haven’t been contributed significantly to the development of social policy and employment via both the active involvement of social partners in policy making process and social dialogue at the EU level. Therefore, hereby it would be possible to determine the problems of Turkey over accession of agreement. And so on it will allow us observing about Turkey’s achievement over justice and development processes. KEYS: European social dialogue, social dailogue mechanisms, Turkish social dilaogue, social dailogue mechanisms in Turkey

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By