Publication:
Irak ve Semerkant hanefi meşayihinin lafızların delaletiyle ilgili yaklaşımlarının mukayesesi

dc.contributor.advisorDÖNMEZ, İbrahim Kafi
dc.contributor.authorSarıtaş, Murat
dc.contributor.departmentMarmara Üniversitesi
dc.contributor.departmentSosyal Bilimler Enstitüsü
dc.contributor.departmentTemel İslam Bilimleri Anabilim Dalı İslam Hukuku Bilim Dalı
dc.date.accessioned2026-01-13T08:10:08Z
dc.date.issued2013
dc.description.abstractIrak, Semerkant, Meşâyih, Ekol, Hanefî, Va‘îd-i fussâk, Fıkıh usulü, Lafız, Delalet, Âm, Tahsis, Hâs, Emir, Tekrar, Merre, Fevr, Terâhî, Nehiy, Zâhir, Nas, Beyan, Nas Üzerine Ziyade, Haber-i Vâhid, Kıyas, Tearuz
dc.description.abstractIRAK VE SEMERKANT HANEFÎ MEŞÂYİHİNİN LAFIZLARIN DELALETİYLE İLGİLİ YAKLAŞIMLARININ MUKAYESESİ Fâsıklar hakkındaki va‘îd ayetlerinin âm oluşu, hicrî üçüncü asırdan sonra Mutezile’yi âm lafzın umûm anlamına delaletini öngören usul prensibini Ehl-i sünnet’in şiddetle karşı çıktığı, tövbe etmeden ölen fasıkların ebedî cehennem azabıyla cezalandırılacağı görüşünü destekleyen bir argüman olarak kullanmaya itmiştir. Zikredilen usul prensibinin Mutezile tarafından va‘îd-i füssâk tartışmasında bir argüman olarak kullanılması, bunu fıkıh usulünün en tartışmalı konularından biri haline getirmiştir. Mutezilî eğilimlere sahip Irak meşâyihi, âmmın hakikat anlamı olan umûma delaletinin katîliğini ileri sürerken adı geçen itikâdî mezhebe karşı sert muhalefetiyle bilinen Semerkant meşâyihi mezkûr kelâmî görüşe götürmesi sebebiyle sözü edilen katîlik iddiasına karşı çıkmıştır. Âm lafzın delaleti hakkında sergilenen bu yaklaşım farkı, adı geçen gruplar tarafından, tutarlılık adına, va‘îd-i füssâk meselesiyle doğrudan ilgili olmayan hâssın delaleti, emrin mûcebi, emrin tekrar/ merre ve fevr/ terâhî anlamları açısından delaleti, nehyin mûcebi ile zâhir ve nassın delaleti meselelerinde de sürdürülmüştür. Zikredilen tartışmalarda Irak meşâyihinin, şâriin muradını tespitte sîğayı kesin delil kabul eden yaklaşımına karşılık Semerkant meşâyihinin sîğayı şâriin muradını tespitte yeterli görmemesi ve lafzın anlamını belirlerken bunun yanı sıra hâricî bir karine olan ihtiyat prensibinden yararlanması, iki meşâyih grubunun bu tartışmaların etkilediği beyanın tehiri, âm ve hâssın tearuzu, nas üzerine ziyade ile haber-i vâhid ve kıyâsla tahsis meselelerinde de tartışmaların farklı taraflarında yer almalarına yol açmıştır. Iraq, Samarkand, Mashāyikh, School, Hanafī, Wa‘īd al-fussāq, Usūl al-fiqh, Lafz, Dalāla, ‘Āmm, Takhsīs, Hās, Amr, Takrār, Marra, Fawr, Tarākhī, Nahy, Zāhir, Nass, Bayān, Ziyāda ‘alā al-nass, Habar al-wāḥid, Qiyās, Ta‘ārud ABSTRACT A COMPARISON BETWEEN IRAQ AND SAMARKAND HANAFĪ MASHAYIKHS ON THE INDICATIONS OF EXPRESSIONS That the Quranic verses issuing warnings about fāsiqs are ‘āmm led Mu‘tazile to use after the third century AH the principle of usūl regarding dalāla of ‘âmm as an argument supporting their view that the fate of muslims committing grave sins and dying without repentance is Hell. The aforestated principle of usūl being used as a part of an argument proving a theological view to which Ahl al-Sunnah objected fiercely made it one of the most controversial issues in usul al-fiqh. While Iraq mashayikh showing a marked tendency toward Mu‘tazilite views in the field of theology asserted the certainty of dalāla of ‘āmm Samarkand mashayikh of whom anti-Mutazilite attitude is known contested the claim of certainty. For the sake of consistency, both groups maintained the same approaches in some other usul issues that have no relation to wa‘īd al-fussāq such as dalāla of hās, amr, nahy, zāhir and nass. In the aforementioned debates, contrary to Iraq mashayikh regarding forms of lafzs located in Quranic verses or hadiths as a certain evidence which shows the will of shāri‘, Samarkand mashayikh seeing them insufficient in this respect and adding them an external indicium in order to discover the will of shāri‘ caused these groups to have different views on the issues affected by dalāla related debates such as the postponement of bayān, the contradiction of ‘āmm and hās, ziyāda ‘alā al-naṣṣ, the particularization of ‘āmm by habar al-wāhid and qiyās.
dc.format.extentVIII, 207y.
dc.identifier.urihttps://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/9E/eTez023680.pdf
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11424/197999
dc.language.isotur
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectİslam
dc.subjectİslam Hukuku
dc.titleIrak ve Semerkant hanefi meşayihinin lafızların delaletiyle ilgili yaklaşımlarının mukayesesi
dc.typemasterThesis
dspace.entity.typePublication

Files

Collections