Publication:
Psikiyatristler ve psikiyatri asistanlarında bilişsel-davranışçı terapi hakkında mitler ve yanlış bilinenler

Loading...
Thumbnail Image

Date

Authors

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Amaç: Çeşitli ruhsal sorunlardaki etkililiği kanıtlanmış olmakla birlikte, bilişsel-davranışçı terapi (BDT) hakkında çeşitli yanlış inançlar ve mitler de bulunmaktadır. Bu mitlerin bazıları sadece hastalarda yaygın olmakla kalmaz, psikiyatri alanında çalışan klinisyenler tarafından da paylaşılır. Bu çalışmanın birincil amacı Türkiye'de psikiyatristler ve psikiyatri asistanları arasında BDT ile ilişkili mitleri ve yanlış bilinenleri saptamak ve bunları bir grup Avrupalı psikiyatri asistanından elde edilen verilerle karşılaştırmaktır. Yöntem: Katılımcıların aşağıdaki değişkenler üzerine görüşlerini saptamak amacıyla araştırmacılar tarafından bir soru formu geliştirilmiştir: Psikoterapiye olan kişisel ilgi düzeyi, çalıştıkları kurumda BDT eğitiminin olup olmadığı ve kurslara katılarak ayrıca eğitim alıp almadıkları, çeşitli psikiyatrik bozukluklarda BDT'nin etkinliği ve BDT hakkındaki bazı yaygın mitler ve yanlış bilinenler. Toplam 140 katılımcı -Türkiye'den 73 psikiyatri asistanı ve 33 genç psikiyatrist ile değişik Avrupa ülkelerinden Avrupa Psikiyatri Asistanları Federasyonu (European Federation of Psychiatric Trainees, EFPT) üyesi 34 asistan- formu doldurdu. Bulgular: Katılımcıların %32.1'i psikiyatri uzmanlık eğitimi programlarında BDT eğitimi bulunduğunu bildirdi, ancak sadece %2.9'u kurumlarındaki BDT eğitimini 'yeterli' buluyordu. Katılımcıların %40.7'si (s=57) BDT'nin en çok ilgilendikleri psikoterapi türü olduğunu bildirdi. BDT başlıca anksiyete bozuklukları için bir tedavi biçimi olarak görülüyordu, ancak şizofreni, bipolar bozukluk veya kişilik bozuklukları gibi daha ağır bozukluklar için bu durum geçerli değildi. BDT'yi yüzeysel, duyguları dikkate almayan, sadece belirtisel düzelme sağlayan bir yaklaşım olarak tanımlayan mitlere kısmen veya tümüyle inananların oranı bu mitlerin her biri için yarıdan fazlaydı. Tartışma: Çalışmanın sonuçları psikiyatri alanında çalışan profesyoneller arasında yanlış anlamaları azaltmak ve iyi klinik uygulamaları artırmak için BDT'yi daha iyi ve alternatif yollarla tanıtmanın gerekliliğine işaret etmektedir. BDT'nin doğru biçimde tanıtılmasına ve BDT hakkında gelişen yanlış anlamalar veya bilgiler hakkında farkındalığın artırılmasına gereksinme vardır. Bu tutum BDT hakkındaki mitlerin ve yanlış bilgilerin azalmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca psikoterapistler arasında iyi uygulamaların gelişmesini sağlayacak ve hastaları BDT'nin yarar sağlayabileceği çok çeşitli ruhsal sorunlar için yardım aramaya özendirecektir.
Objective: Despite its well established efficacy for various psychological problems, cognitive-behavioral therapy (CBT) is surrounded by numerous false beliefs and myths. Some of these myths are not only common in clients, but are also shared by clinicians working in the area of psychiatry.Therefore, this study primarily aimed to detect the myths related to CBT that are common among Turkish psychiatrists and psychiatry residents in comparison with a sample of non-Turkish European psychiatry residents. Methods: A questionnaire was developed by the researchers to detect the participants' opinions on the following variables: personal interest in psychotherapy, CBT training available in the institution they work at and formal training through courses, the effectiveness of CBT on various psychiatric disorders and some of the common myths and misconceptions about CBT. A total of 140 participants -73 psychiatry trainees, 33 young psychiatrists from Turkey and 34 members of The European Federation of Psychiatric Trainees (EFPT) from different European countries completed the questionnaire. Results: The data revealed that only 32.1% of participants have education/training on CBT in their psychiatry training programs and only 2.9% of the whole study group rated CBT training in their institution as 'sufficient'. 40.7% of participants (n=57) reported that CBT is the type of psychotherapy they are most interested in. CBT was seen as a treatment primarily for anxiety disorders but not in more severe disorders such as schizophrenia, bipolar and personality disorders. More than half of the participants have totally or partially agreed some CBT myths such as being superficial, ignoring emotions or an approach that only provides symptomatic relief. Conclusions: The findings of the study indicate the need to evaluate alternative and better ways of promoting CBT in order to reduce misunderstandings and improve good practice amongst professionals working in the area of psychiatry. The findings indicate the need to promote CBT and increase awareness for possible misconceptions and myths that have grown up around CBT. This will help reduce myths and misconceptions about CBT. Therefore it will also improve good practice amongst psychotherapy professionals and motivate purchasers and clients to demand help for a wide range of psychological problems that CBT may be effective.

Description

Keywords

Citation

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By