Publication:
AN ANALYSIS OF ARMENIAN ISSUE AT THE CONTEXT OF HISTORICAL DEPTH AND PUPLIC DIPLOMACY

Loading...
Thumbnail Image

Date

Authors

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Bu makalede multidisipliner bir bakış açısıyla Ermeni meselesinin; tarihi derinliği ve kamu diplomasisi bağlamında bir analizi yapılmıştır. Çalışmamızda, konu ile ilgili kaynaklara ve belgelere dayanarak betimleyici yöntem, tarihi karşılaştırma ve söylem analizi kullanılmıştır. Örnek olay çalışması olarak Avrupa Parlamentosu kararları incelenip tümevarım yöntemiyle bazı bilimsel verilere ulaşılmıştır. Şöyle ki; bugün Türkiyenin dış politikasını ve diğer ülkeler ile olan ilişkilerini zedeleyici bir aşamaya gelmiş olan Ermeni sorunu, artık tarihi bir sorun olmanın çok ötesinde siyasallaşmış bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yunanistan ve Fransada olduğu gibi yasalaşan soykırımı iddialarının, Avrupa Parlamentosu öncülüğünde AB platformlarına taşınarak Türkiyenin üyelik sürecine bağlandığı sorunsalını görüyoruz. Bu durum, 1878den 1914e kadar çeşitli renk ve kılıfa sokulan bir baskı diplomasisinin, çeşitli propaganda ve kamu diplomasisi faaliyetleriyle uluslararası iletişimde ve ilişkilerde yeni bir versiyonunun sergilendiğini göstermektedir. Bazı olayların sadece şimdiki durumda gözlenmesi yeterli değildir. Ermeni meselesinde olduğu gibi, şu andaki veriler soruların bütün cevaplarını içermeyebilir. Bu noktada tarih, sadece olayları tespit etmekle kalmayıp, olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi de aramaktadır. Başka bir ifade ile tarih, belgelere, olgulara ve olaylara bakarak, bunlar arasında ba- ğıntı ve ilişki arayarak sosyal konularda genellemelere varmaya çalışır. Böyle bir anlayışın temellerini atan İbn Halduna göre, tarihin içinde saklı olan anlamı incelemek, düşünmek, araştırmak ve varlığın sebep ve illetlerini anlamak için olayların meydana gelişini ve akışını bilmek gerekir. Bu bağlamda; çalışmada tarihi sebep-sonuç ilişkisi içinde ele alıp bir karşılaştırma yapmak için bazı tarihi tespitler yapıldı. Şöyle ki, olaylar tarihsel süreç içerisinde ele alındığında Ermeni sorununun, XIX. yüzyılda büyük devletlerin Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak için uyguladıkları politikalarının bir uzantısı olarak ortaya çıktığı görülür. Osmanlı toprakları üzerinde XIX. yüzyılda başlayan ve XX. yüzyılın ilk yarısına kadar devam eden hâkimiyet mücadelesi boyunca, Avrupalı büyük devletler, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya, imparatorluk bünyesindeki Balkanlar, Ortadoğu ve Anadoluda yaşayan birbirinden farklı etnik ve dinsel gruplardan müttefikler oluşturma stratejisi ve propaganda faaliyetleriyle dönemi şekillendirmişlerdi. Ayrıca, bu grupları birbirine karşı kışkırtıp örgütlemek suretiyle de XIX. yüzyıl ve sonrasını kapsayacak politikalarının temellerini attılar. Bu tarihi temeller bilinmeden bugün yaşanan ve yaşanacak olan olaylar doğru analiz edilemez. Dolayısıyla bu çalışmada tarihsel bir derinlikle Ermeni soykırımı iddialarının, yaşanan trajik gerçekler ve belgeler ışığında değerlendirildiğinde tarihi, ilmi ve hukuki hiçbir dayanağının olmadığı ve sorunun siyasallaştığı ispatlanmıştır. Türkiye son yıllarda yoğun bir şekilde Ermenilere soykırım yapmakla suçlanmakta ve özellikle her yılın Nisan ayında bu saldırılar artarak adeta saldırıya dönüşmektedir. Çalışmamızda; Ermeni suikastları ve terörle dünya kamuoyuna duyurularak propagandası yapılan, ardından parlamentolarda yasalaştırılan sözde Ermeni soykırımı iddiasının uluslararası iletişim bağlamında 4T planı çerçevesinde ilerlediğini tespit ettik. Soykırım iddialarıyla birlikte yeniden ısıtılan Ermeni sorunu, artık tarihi bir sorun olmanın çok ötesinde siyasallaşmış ve uluslararası iletişim boyutuyla ön plana çıkmış, özellikle Soğuk Savaş sonrasında yeniden Türkiyenin dış politikasının önünde bir engel ve siyasi bir baskı unsuru olmuştur. Ayrıca, belli bazı ülkeler ile ilişkilerinde de zedeleyici bir faktör haline gelmiştir. Neticede; olayların tarihi boyutuna baktığımızda, Avrupanın XIX. yüzyıldaki Ermeni politikalarıyla günümüz Avrupasının Türkiyeye yönelik Ermeni politikasının temelinde ve propaganda faaliyetlerinde esaslı bir değişimin olmadığı gözlenmektedir.
In this article, an analysis was made on the Armenian issue from a multidisciplinary perspective, at the context of historical depth and public diplomacy. In this study; descriptive method, historical comparison and discourse analysis are used on the basis on relevant sources and documents. Some of the decisions of the European Parliament as a case study are examined on the historical and scientific facts that were reached inductively. That is to say; the Armenian issue which reached a damaging stage in terms of Turkey s foreign policy and its relations with other countries, now is much far from being a historical problem and now is politicized especially by performing public diplomacy and lobbying of Armenians and European parliaments. Genocide claims nowadays taken up by the parliaments of several countries to their agenda, and becoming enacted in states such as Greece and France, have been carried in the leadership of the European Parliament to the European Union platforms and have been connected to Turkey s accession process. Evaluating the Armenian issue in the light of the facts and documents, it can be seen that it has no historical, scientific and legal basis for Armenian genocide claims. With propaganda and public diplomacy activities at international communication and relations, this situation brings into mind that a new version of a pressure diplomacy which was put into the sheath of a variety of colors and prints from 1878 to 1914 is exhibited. In recent years, Turkey is intensively accused of Armenian genocide, and especially in April of each year, the number of these attacks increases and becomes almost offensive. It can clearly be seen who all of these policies, encourage the Armenians not to recognize the existing borders and to make demand for new land as a repetition of history. It is necessary to evaluate the so-called Armenian genocide allegations of which propaganda is made and which are announced to the world with assassinations and terrorism and then are enacted at parliaments, as a communication strategy within the frame of the 4T plan. The Armenian issue, which is re-heated with allegations of genocide, now is beyond being a historical dimension and are put to the forefront in terms of international relations, and again has become a damaging factor for relations with some countries and an obstacle in front of Turkey s foreign policy especially after the Cold War. In this context, under the cause-effect relationship and to make a historical comparison; evaluating the Armenian question in the historical process, it can be seen that this emerged as an extension of policies that were implemented in the XIX century by big states in order to break up the Ottoman Empire. During the struggle for dominance that started on the territory of the Ottoman in the XIX century and lasted until the first half of the XX century, the big states of Europe, the United States and Russia did not only create allies from different ethnic and religious groups from the Balkans, the Middle East and Anatolia within the empire but also provoked these groups against one another.Thus laid the foundations of policies and strategies to cover the XIX century and onwards period. Without know these basics, the events which will take place today and tomorrow cannot be analyzed accurately. Therefore, it is proved that Armenian genocide allegations considered in the light of the tragic facts and documents, there is no legal, historical and scientific basis. It is examined that no substantial change has been observed in the Armenian policy of Europe in the XIX century and the Armenian policy of today s Europe towards Turkey

Description

Keywords

Citation

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By