Publication: Namık Kemal’ de siyasi kavramlar
Abstract
NAMIK KEMAL'DE SİYASİ KAVRAMLAR XIX. yüzyıl Osmanlı Devleti aydınları devletin bütünlüğünü ve bağımsızlığını muhafazaya, terakkisini temine yönelik olmak üzere ileri sürdükleri çözümleri fikrî olarak Fransız devriminin etkileri, siyasi olarak da harici baskılar neticesinde ortaya çıkmış ve gelişmiş kavramlar çerçevesinde tartışmışlardır. Bu problemlere çözüm olarak ileri sürülen hürriyet, meşrutiyet ve ittihad fikirleri gerçekte Osmanlı Devleti'nde var olmayan bir siyasal ve sosyal zeminde çözümlenmeye çalışılmıştır. Tanzimat dönemi aydınları, özel olarak Yeni Osmanlılar, Osmanlı Devleti'nin Avrupa ülkelerine karşı bağımsızlığı ve terakkisi için zorunlu olarak siyasi sistemde bir değişiklik öngörmektedirler. Bu taleplerini dile getirirken ve fikirlerini savunurken Yeni Osmanlıların İslâm'ı bir muhalefet aracı olarak kullandıkları, Batı kaynaklı fikirleri ifade etmek için ise İslâm'ı bir meşruiyet zeminine dönüştürdükleri görülmektedir. Namık Kemal de, içerisinde bulunduğu Yeni Osmanlılar Cemiyeti mensupları gibi belki daha kuvvetli ve açık bir şekilde hürriyet ve meşrutiyet fikirlerini dile getirmektedir. Kemal, Avrupa'ya gitmeden önce Yeni Osmanlılar Cemiyeti mensubu olarak hürriyet ve meşrutiyet taraftarıdır. Fakat Avrupa'da Hürriyet gazetesinde bizzat bu fikirlerin teorik çerçevesi hakkında makaleler yazacak, Osmanlı Devleti için bu fikirlerin icra edilebileceği bir sistem kurgulayacaktır. Namık Kemal'in makaleleri Avrupa'da bulunmanın verdiği rahatlık içerisinde yazıldığından oldukça açıktır. Bu sebeple makaleleri döneminin aydınlarının görüşlerini temsil etmek bakımından önemli kaynaklar arasındadır. Namık Kemal'in, siyasi fikirlerini kavramlar çerçevesinde ele alan bu çalışma, Hürriyet, İbret, Hadika, Diyojen vesâir neşriyatta Osmanlı Devleti'nin bütünlüğü ve terakkisi meselesine çözüm olmak üzere Kemal'in siyasal sisteme yönelttiği eleştirileri, talepleri ve teorisini çizdiği siyasal sisteme yönelik fikirleri ortaya koymaktadır. Namık Kemal, hukukta tabiî hukuk teorisini kabul ederek, kanunların kaynağı olarak ilâhî hukuku göstermektedir. O, hükümetlerin varlığını insanların sahip olduğu hak ve hürriyetlere dayandırmakta ve hükümetin yapacağı bütün düzenlemelere kaynak olarak kaideleri ilâhî hükümlere dayanan bir şahıs hukukunu göstermektedir. Kemal'in kamu hukukunun alanını daraltarak hükümetin düzenlemelerini doğrudan şahıs hukukuna dayandırması, Osmanlı hukuk sisteminde örfî hukuka yönelik olarak geliştirilmiş bir düşüncedir. Zira yazar, Osmanlı Devleti'nde mevcut kanunların şer´î hükümlere uygun olmadığını iddia etmekte ve ilâhî hükümler esas olmak üzere hak ve hürriyetlerin temin edileceği yeni bir kanunlaştırma hareketinin gerekliliğini vurgulamaktadır. Kemal, aslen Batı siyasal düşüncesine ait kavram ve kurumları İslâmî hükümlere ve asrısaadet uygulamalarına dayandırarak; görünüşte İslâmî formda fakat gerçekte İslâm siyasal düşüncesine muhteva bakımından yabancı fikirler ileri sürmektedir. Bu bakımdan hürriyet, meşrutiyet ve ittihad fikirleri İslâmî hükümlerle açıklanmaya çalışılmış olsa bile gerçekte geleneksel İslâm ve Osmanlı kültürüne yabancıdır ve bu kavramların İslâm kültürü içerisinde bir karşılığı olduğunu söylemek zordur. Kemal'in savunduğu fikirler bu bakımdan Osmanlı siyasal düşüncesi içerisinde yeni bir yaklaşımı, yeni kabulleri içermektedir. Osmanlı Devleti'nde adalet ve intizamın bozulmasının sebeplerini idarenin İslâmî hükümlere riayet etmemesi olarak gösteren Kemal, adalet ve intizamın, hak ve hürriyetlerin temini için İslâmî hükümlerin tekrar icrasını gerekli görmektedir. İslâmî hükümlerin icrası ise asrısaadet örnek olmak üzere, fıkıh kaidelerine göre mümkün olacaktır. Kemal'in kaynaklara dönüş hareketini savunduğu bir diğer alan örf ve adetlerdir. Osmanlı toplumunda örf ve adetleri akaid-i batıla olarak değerlendiren yazar, halkın sahip olduğu inançların, değerlerin tahrif edilmiş gerçekler olduğunu ifade etmektedir. Kemal'in örf ve adetlere karşı çıkışı, terakkiye engel olduğu düşüncesinden kaynaklanmaktadır. Onda örf ve adetlerin terki toplumun terakkisi için zorunlu bir tercih olarak gözükmektedir. Kemal'in Osmanlı Devleti'nde adalet ve intizamın tesisinde, hürriyet ve meşrutiyetin temininde kaynaklara dönüş hareketini güçlü olarak vurgulamış olması onun İslâm medeniyetini tekrar ihya etmek istediği şeklinde anlaşılmamalıdır. Kemal'in düşüncelerinde belirgin bir şekilde istikbal düşüncesi mevcuttur. O istikbalin temini ve terakki için kaynaklara dönüşü gerekli görmektedir. Yazar, bu hedeflere ulaşmak için aynı zamanda siyasal sistem içerisinde aktif bir birey tasviri çizmektedir. Kemal'in bu düşünceleri Osmanlı düşünce hayatında yeni bir insan ve vatandaş tasavvurunun oluşumu bakımından önemlidir. Namık Kemal, Osmanlı Devleti'nde hürriyet ve meşrutiyeti sağlayacak, bir nizamat-ı esasiyeyi devlet adamlarının keyfi uygulamalarına karşı dile getirmekte, bu anayasayı aynı zamanda padişahın hak ve yetkilerini temin edecek bir kanun olarak göstermektedir. Kemal'in devlet adamlarına karşı bir anayasanın tanzimini istemesi, bir siyaset olarak gözükse bile; bu tavır 1876 Kanun-ı Esasi'sinin padişahın hak ve yetkilerini tahkim eden bir belge olarak doğuşu üzerinde etkili olmuş mudur sorusunu akla getirmektedir. Kemal, Osmanlı Devleti'nde devletin bütünlüğünün, terakkisinin öncelikle siyasi sistemde yapılacak bir değişiklikle olacağını ifade etmektedir. Yazar, hürriyet ve meşrutiyetin temini için toplumda sosyal olarak bir hazırlığa zaman olmadığını dile getirmekte, yapılacak bir siyasi modernizasyonun sosyal bir modernizasyonu beraberinde getireceğini vurgulamaktadır. Kemal'in ittihadın teminini siyasi sistemde yapılacak ıslahatlara bağlı görmekle birlikte toplumda sosyal olarak altyapısı oluşmadan siyasi bir düzenleme ile gerçekleştirilemeyeceğini ifade etmesi Tanzimat ve Islahat Fermanlarının doğrudan tecrübelerinin ürünüdür. Namık Kemal'in siyasi fikirlerini ele alan bu çalışmanın aynı zamanda XIX. yüzyıl Osmanlı aydınlarının devletin bekası ve terakkisi meselesini, hangi çerçevede ele aldıklarını, hürriyet, meşrutiyet ve ittihad kavramlarını hangi sorular ve şüpheler etrafında tartıştıklarını, hangi beklentiler içerisinde savunduklarını göstermesi bakımından önemli olduğunu düşünüyoruz. POLITICAL TERMS IN NAMIK KEMAL'S WORKS 19th century Ottoman intellectuals discussed on keeping the unity and the liberty of the state and achieving its progress. They had solutions abaut this and they discussed them within the trame of French Revolution and presures from outside. These solutions, which were the liberty, constitutional monarchy and the unity hadn't have roots in the Ottaman political and social structure. Especially new Ottamans had an idea taht for the liberty and the progress of the Ottoman state against the European states, there must be change within the political system. At the process of expressing this, they saw Islam as a tool of opposition and they used Islam as legitimization tool when they wanted to exspress Western ideas. As a new Ottoman, Namık Kemal also defended the liberty and the constitutianol monarchy even more instistently. In the Europe, he wrote abaot the basic the oretical concepts of these ideas and thought on the system in which they could be carried on. In this thesis, Namık Kemal's political ideas are considered as concepts and puts forth his critiques to the political system and his desires abaut the political system which he thought on. In law, he accepted the natural law and the divine act as a source of the acts. He presented the existence of the governments as a result of the human beings civil rights and for all of the restorations which the government would take he should the personal law which is from the divine act. So the customary law taken as the basic opposition point. In reality he used the western ideas within the Islamic terminology. So his ideas on liberty, constitonal monarchy and the unity were stranger to the Ottoman political system even he tried to present them in the Islamic terminology. Namık Kemal argued taht the causes of the dissolution of the justice and the order was going away from the Islamic law. For the Islamic law, there must be return to the era of the prophet. For the customs it was also true because he considered customs as superstitions. If o society wanted to progress, it must be throw the false thoughts which were the obstacles to the modernization. Although Namık Kemal talked abaut the return to the era of the prophet, he did not want to construct on Islamic state. He wanted to construct a progresive future. For reaching these targets. He was at the same time pictwring an active person. He wanted to provide a basic regulation against bwoeacicrats own acts. This will causes to ask whether this condition effected 1876's law as a document which restrict Padişah's rights acts. Namık Kemal insists taht for progress and unity of the state there must be change in the political system and he argues taht there is no time social modernization so taht political modernization brings social modernization too. We think taht this which resarch on Namık Kemal's political thoughts, also help to understand 19th century Ottoman intellectuals questions and solitions abaut the future of the state and their discussion on liberty, unity and constitutional monarch in what condition.
