Publication: Foreign policy-making of United States and it’s policy on palestinian-Israeli conflict in 1948-1981
Abstract
Amerikan Anayasası hem yürütme hem de yasamaya birbirini tamamlayan dış politika rollerini paylaşma sorumluluğu vermiş, bu iki branşın birbirini kontrol etmeleri ve dengelemeleri için hazırlanmıştır. Buna rağmen 1948 ve 1970’ler arasındaki dönemde, dış politika yapım ve uygulama gücü başkanın ve yürütmenin egemenliği altına girmiştir.Bunun birçok nedeni vardı, ama en önemlisi Soğuk Savaş sözbirliğiydi. Başkanın dış politikada ki üstünlüğü Vietnam sendromu ve Watergate krizinden sonra çökmeye başladı. Kongre tarafından hem başkanın genişlemiş haklarını kısıtlayıcı hem de kendini güçlendirici kanunlar hazırlandı. 1970’in ilk yılları ve 80’in ilk yılları arasındaki dönemde Kongre özellikle dış politikada oldukça güçlü hale geldi. Dış politikanın desentralize olması çıkar gruplarının iştahını kabarttı ve kendi ekonomik ve politik çıkarları doğrultusunda dış politika yapım sürecini etkileme kapasitelerini arttırdı. Çıkar gruplarından bir tanesi ve onun bağlı olduğu devlet diğerlerinden ayrılarak özel bir önem kazandı. Bunlar İsrail yanlısı gruplar ve İsrail’di. 1948’de kurulduktan sonraki otuz yıllık dönemde, İsrail Amerikanın kendisine ve düşmanı Arap Devletlerine karşı yapılan politikaları etkilemede çok ayrıcalıklı bir yer edindi. İsrail’in kendine ve Arap-İsrail sorununa karşı yapılan Amerikan politikalarını etkilemedeki gücü başkanın dış politikadaki bağımsızlığının bittiğini sembolize eden Jimmy Carter’ın başkanlık döneminde çok aşikar bir hal aldı.Carter ve yönetimi Arap-İsrail sorununa öncelik verdiler ve çok yönlü bir barış anlaşması hedeflediler. Buna rağmen ilk olarak Filistin ve Mısır hariç diğer Arap devletlerinin ilgisini çekmeyen Camp David Anlaşmasını ve daha sonra Filistinlilere net hiçbir çözüm getirmeyen Mısır-İsrail Barış Anlaşmasının yapılmasında arabuluculuk yaptılar. Filistin probleminin çözümü için İsraile yapılan ekonomik ve askeri yardımların azaltılası tehdidini bir defa bile yapmayan Carter yönetimi; Kongrenin ve çıkar gruplarının yürütmenin dış politika yapım gücünü sınırlandırmaya çalışdığını göstermede en dikkat çekici başkanlık dönemidir. American Constitution was established to provide each branch, both the legislative and executive, the ability to check and balance the other by giving the responsibility to share some important overlapping foreign policy roles. However during the period between 1948 and early 1970’s, the ability to formulate and implement foreign policy was under the domain of president and executive branch. This was due to various factors, but most importantly as a result of the Cold War consensus. The presidential supremacy over foreign policy was not endless and began to collapse after the Vietnam syndrome and Watergate crises. New regulations were initiated by the Congress. Decentralization of foreign policy whet interest groups appetite and resulted with strengthening of their capability to effect foreign policy formulations for their political and economic interests. One of the interest group and its loyal state became distinguished among other ones and acquired a special importance. This was the pro-Israeli pressure groups and the state of Israel. In the next thirty years after its establishment in 1948, Israel became the most privileged state in shaping United States policies both toward itself and its life-long enemies Arab states. The Israeli power to affect United States policies in respect to itself and particularly to Arab-Israeli dilemma became obvious during the Jimmy Carter’s presidential era, which symbolized the end of independence of presidency in foreign policy. Carter and his administration gave priority to the Arab-Israeli conflict and aimed a comprehensive peace settlement. However in 1978 they come up firstly with Camp David Accords, which did not offer enough to attract Palestinian support or any Arab states other than Egypt and ended up with Egypt-Israeli Peace Treaty, which did not bring any specific solution to Palestinians. Carter administrationwas the most attentive period to prove restrictions imposed on executive branch’s ability to make foreign policy by the Congress and interest groups.
