Publication: Ana Dili Öğretiminin Temel İlkelerine Karşılaştırmalı Bir Bakış (Türkçe ve Almanca Ana Dili Öğretimi Programları Örneğinde)
| dc.contributor.authors | Cemal YILDIZ | |
| dc.date.accessioned | 2022-04-04T14:03:03Z | |
| dc.date.accessioned | 2026-01-11T17:27:08Z | |
| dc.date.available | 2022-04-04T14:03:03Z | |
| dc.date.issued | 2003 | |
| dc.description.abstract | "Ana dili" insanın çocukluktan itibaren tabii ortamlarda öğrendiği ve kendisini bütün iletişim alanlarında en rahat ve kolay ifade edebildiği dil olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla ana dili kavramı, konuşan kişinin kendi dili ile arasındaki tabii ilişkisini göstermektedir. "Öğretim" kavramı ise okulda yapılan planlı programlı bir faaliyeti vurgulamaktadır. Çocuklar ilköğretim okuluna başladıktan sonra sistemli ve amaca uygun bir biçimde ana dili öğrenimi devam etmektedir. Bu açıdan bakıldığında "ana dili öğretimi" kavramı içerdiği anlam itibarı ile bize göre özelliklerinin birbirleriyle çelişki içinde bulunduğu bir kavram izlenimini vermektedir. Başka bir ifadeyle: Bir kişi zaten bildiği bir şeyi neden okulda öğrenmek zorundadır? sorusu kendiliğinden akla gelmektedir. Bu paradoks ilişki özel yöntembilim tartışmalarında değişik biçimlerde konu edilmiş ve gündeme getirilmiştir. Okula temel ve merkezi bir işlev yüklendiğinde ana dil derslerinin geleneksel görevlerinin artık yetersiz kaldığı görülmekte ve ana dili derslerine daha başka birçok görevlerin de düştüğü ileri sürülmektedir.(lvo, Hubert: Muttersprache, Identität-Nation, s.9 va). Ana dili derslerinin amacı, çocukların yazılı ve sözlü dilde tüm işletişim alanlarında kullanılan farklı dilsel seviye ve özellikleri öğrenmelerini sağlamak, tüm öğretim alanlarındaki (konuşma, anlama, yazma ve okuma) dil becerilerini geliştirmek ve ilerletmek, kısaca standart dili öğretmek olarak ifade edilebilir. Okullardaki öğretim uygulamalarının son zamanlarda genel anlamda değişime uğradığı herkesçe malumdur. Yeni bakış açılarının ders içinde çocukları öğrenmenin merkezine yerleştirerek ön plana çıkartması, başka bir deyişle çocuklara yönelme eğilimi, sadece öğretim yöntemleri açısından değil, öğretmenler için de yeni görev ve sorumluluklar getirmiştir. Bu bakış açılarına göre ana dili derslerinin öğretim ilkeleri, deneyime dayanan öğrenim, yaratıcı öğrenim, sosyal öğrenim, uygulamalı öğrenim ve bilinçli öğrenim olmak üzere 5 grupta ele alınabilir. Bu makalede Milli Eğitim Bakanlığı Türkçe öğretimi programı ve Almanya'nın Hessen ve Baden Würtemberg eyaletlerinde uygulanan Almanca öğretimi programlarından hareketle Türkiye ve Almanya'da gerçekleştirilen ana dili öğretiminin temel ilkeleri ve yöntemleri karşılaştırmalı bir şekilde ele alınacak ve çağdaş uygulamalar ışığında Türkçe ana dili öğretimi için bir model önerisi sunulacaktır. | |
| dc.description.abstract | 'Mother tongue' is defined as the language which one learns from childhood in the natural environment, and in which one expresses oneself in the most flexible way in all areas of communication. Thus, there is a natural relation between the persons and the language they speak. The notion of mother tongue represents this relation, while the notion of 'teaching' emphasizes the planned and programmed activities at schools. During primary education a systematic and purposeful teaching of the mother tongue continues. In this respect, the notion of 'teaching mother tongue' may be viewed as paradoxical. In simpler terms, we can ask: "Why would one have to learn something one already knows at school?" This paradoxical relation has been examined in certain discussions of methodology. It has been discussed that when school has a basic and central role, the traditional approaches to the teaching of mother tongue are not sufficient, and that mother tongue courses should undertake many more responsibilities (Ivo, Hubert: Muttersprache, ldentitat-Nation, p. 9). Jhe aim of mother tongue courses is to teach the standard language, i.e., to enable the children to learn various levels and characteristics of the language that are used in all kinds of communication, and to help children develop themselves in all four language skills (listening, speaking, reading, writing). Recently, instructional practices have undergone some changes in the most general sense. The recent approaches put the learner in the center, assigning both the learners and the teachers new roles and responsibilities. In this respect, theories of instruction for mother tongue courses can be discussed in five groups: experiential learning, creative learning, cooperative/collaborative learning, experimental learning, and strategy-based instruction. In this presentation, Turkish curriculum designed by the Ministry of Education and German curriculum implemented in the states of Hessen and Baden-Würtemberg of Germany will be compared in terms of principles and methods of teaching mother tongue. In the light of contemporary applications, a model for teaching Turkish as mother tongue will also be recommended. | |
| dc.identifier.issn | 1300-3542;null | |
| dc.identifier.uri | https://hdl.handle.net/11424/259558 | |
| dc.language.iso | tur | |
| dc.relation.ispartof | Dil Dergisi | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.subject | Eğitim, Eğitim Araştırmaları | |
| dc.title | Ana Dili Öğretiminin Temel İlkelerine Karşılaştırmalı Bir Bakış (Türkçe ve Almanca Ana Dili Öğretimi Programları Örneğinde) | |
| dc.type | review | |
| dspace.entity.type | Publication | |
| oaire.citation.issue | 120 | |
| oaire.citation.startPage | May.21 | |
| oaire.citation.title | Dil Dergisi | |
| oaire.citation.volume | 0 |
Files
Original bundle
1 - 1 of 1
