Publication: Açık ve kapalı aspirasyon sistemlerinin nozokomiyal pnömoni oluşumu açısından karşılaştırılması
Abstract
Tez Başlık Açık ve Kapalı Aspirasyon Sistemlerinin Nozokomiyal Pnömoni Oluşumu Açısından Karşılaştırılması Adı ve Soyadı: Aynur Cüce Danışman Adı: Prof. Dr. Deniz Şelimen Program: Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Yüksek Lisans Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği A.B.D 1.
Yoğun bakım üniteleri, hastane enfeksiyonlarının yaklaşık %25'inin gözlendiği alanlardır. Genellikle altta yatan metabolik hastalık, uygulanan (entübasyon, intravenöz kateterizasyon gibi) çeşitli invaziv girişimler gibi hazırlayıcı faktörlere bağlı olarak gelişen dirençli patojenlerin etken olduğu sistemik enfeksiyonlar, hastanın yaşamını tehdit ettiği gibi hastanede kalış süresinin uzamasına ve maliyetin artmasına neden olduğu belirtilmektedir(71,83,88,90). Entübasyon uygulanan hastaların, havayolu açıklığını sürdürmek amacıyla uygulanan aspirasyon işleminin önemli komplikasyonları arasında nozokomiyal pnömoninin olduğu bildirilmektedir(48,65,86,95). Araştırma, açık ve kapalı olarak uygulanan aspirasyon sistemlerini nozokomiyal pnömoni oluşumu açısından karşılaştırmak amacıyla planlanmış ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji A.B.D Reanimasyon Ünitesi'nde deneysel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamına, mekanik ventilatöre bağlı olarak yatan, primer yoğun bakım endikasyonu solunum sıkıntısı olan çeşitli tanılarda 144 hasta alınmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından literatür bilgileri doğrultusunda geliştirilen hasta izlem formu aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmaya alınma kriterleri olarak, aynı üniteye yatışının ilk 24 saati içerisinde entübasyon ve 48 saatten fazla mekanik ventilasyon beklentisi olarak belirlenmiştir. YBÜ'ne kabulde; pnömonisi, trakeal kültürde üremesi olan hastalar ile, immünsupresif ilaç ve yüksek doz kortikosteroid kullanan hastalar araştırma dışı bırakılmıştır. Hastaların izlemi yoğun bakım ünitesinden çıkana kadar yapılmış, bulgular hasta izlem formuna kayıt edilmiştir. Verilerin değerlendirmesinde, yüzdelik sayıları, student's t ve ki-kare testleri kullanılmıştır. Çalışmamızdan elde edilen bulgular ışığında, açık sistemle aspire edilen hasta grubunda, kapalı sistemle aspire edilen gruba oranla çok daha fazla nozokomiyal pnömoni olgusuna rastlandığı görülmüştür. Her iki uygulama arasında gözlenen bu farklılığın istatistiksel açıdan da anlamlı olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, kapalı aspirasyon yönteminin, açık aspirasyon yöntemine göre nozokomiyal pnömoni oluşumunu engelleme açısından daha etkin bir yöntem olduğu belirlenmiştir. Comparison of Open and Close Aspiration Systems in Nosocomial Pneumania SUMMARY The intensive care units are responsible of the 25% of the nosocomial infections. Predisposed by the severeness of the underlying disease and numereus invasive applications (intubation, intravenous access, etc.), the systemic infections may be life threatening, prolongs the hospital stay and increases the hospitalization costs (5,13,47,55). It is reported that nasocomial pneumonia is one of the most serious complications of airway aspiration which is crucial for keeping the airway open. The aim of our study was to compare the effects of open and closed airway aspiration systems on the development of nosocomial pneumania. The study was conducted in the intensive care unit of Istanbul University Istanbul Medical Faculty Department of Anesthesiology. 144 mechanical ventilation patients, whose primary intensive care unit stay indications were respiratory insufficiency, were included into the study. The study data was collected by a form which was developed by the investigator according to the literature data. The study inclusion criteria were tracheal intubation in the first 24 hours of intensive care unit stay and expectation of mechanical ventilation longer than 48 hours. Patients with pneumonia and positive tracheal culture, and patients taking immunosuppressive or high dose corticosteroid treatment at the admittance to the intensive care unit were excluted from the study. The patients were followed until the end of the intensive care unit stay and the data was recorded on the data collection form. For the statistical analysis of the data Student's-t and Chi-square tests were used. Our results revealed that the incidence of nosocomial pneumonia was much higher in the open airway aspiration group and the difference between the groups were statistically significant. In conclusion, the closed airway aspiration system is more effective for the prevention of nosocomial pneumania development when compered with the open airway aspiration.
Yoğun bakım üniteleri, hastane enfeksiyonlarının yaklaşık %25'inin gözlendiği alanlardır. Genellikle altta yatan metabolik hastalık, uygulanan (entübasyon, intravenöz kateterizasyon gibi) çeşitli invaziv girişimler gibi hazırlayıcı faktörlere bağlı olarak gelişen dirençli patojenlerin etken olduğu sistemik enfeksiyonlar, hastanın yaşamını tehdit ettiği gibi hastanede kalış süresinin uzamasına ve maliyetin artmasına neden olduğu belirtilmektedir(71,83,88,90). Entübasyon uygulanan hastaların, havayolu açıklığını sürdürmek amacıyla uygulanan aspirasyon işleminin önemli komplikasyonları arasında nozokomiyal pnömoninin olduğu bildirilmektedir(48,65,86,95). Araştırma, açık ve kapalı olarak uygulanan aspirasyon sistemlerini nozokomiyal pnömoni oluşumu açısından karşılaştırmak amacıyla planlanmış ve İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji A.B.D Reanimasyon Ünitesi'nde deneysel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamına, mekanik ventilatöre bağlı olarak yatan, primer yoğun bakım endikasyonu solunum sıkıntısı olan çeşitli tanılarda 144 hasta alınmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından literatür bilgileri doğrultusunda geliştirilen hasta izlem formu aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmaya alınma kriterleri olarak, aynı üniteye yatışının ilk 24 saati içerisinde entübasyon ve 48 saatten fazla mekanik ventilasyon beklentisi olarak belirlenmiştir. YBÜ'ne kabulde; pnömonisi, trakeal kültürde üremesi olan hastalar ile, immünsupresif ilaç ve yüksek doz kortikosteroid kullanan hastalar araştırma dışı bırakılmıştır. Hastaların izlemi yoğun bakım ünitesinden çıkana kadar yapılmış, bulgular hasta izlem formuna kayıt edilmiştir. Verilerin değerlendirmesinde, yüzdelik sayıları, student's t ve ki-kare testleri kullanılmıştır. Çalışmamızdan elde edilen bulgular ışığında, açık sistemle aspire edilen hasta grubunda, kapalı sistemle aspire edilen gruba oranla çok daha fazla nozokomiyal pnömoni olgusuna rastlandığı görülmüştür. Her iki uygulama arasında gözlenen bu farklılığın istatistiksel açıdan da anlamlı olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, kapalı aspirasyon yönteminin, açık aspirasyon yöntemine göre nozokomiyal pnömoni oluşumunu engelleme açısından daha etkin bir yöntem olduğu belirlenmiştir. Comparison of Open and Close Aspiration Systems in Nosocomial Pneumania SUMMARY The intensive care units are responsible of the 25% of the nosocomial infections. Predisposed by the severeness of the underlying disease and numereus invasive applications (intubation, intravenous access, etc.), the systemic infections may be life threatening, prolongs the hospital stay and increases the hospitalization costs (5,13,47,55). It is reported that nasocomial pneumonia is one of the most serious complications of airway aspiration which is crucial for keeping the airway open. The aim of our study was to compare the effects of open and closed airway aspiration systems on the development of nosocomial pneumania. The study was conducted in the intensive care unit of Istanbul University Istanbul Medical Faculty Department of Anesthesiology. 144 mechanical ventilation patients, whose primary intensive care unit stay indications were respiratory insufficiency, were included into the study. The study data was collected by a form which was developed by the investigator according to the literature data. The study inclusion criteria were tracheal intubation in the first 24 hours of intensive care unit stay and expectation of mechanical ventilation longer than 48 hours. Patients with pneumonia and positive tracheal culture, and patients taking immunosuppressive or high dose corticosteroid treatment at the admittance to the intensive care unit were excluted from the study. The patients were followed until the end of the intensive care unit stay and the data was recorded on the data collection form. For the statistical analysis of the data Student's-t and Chi-square tests were used. Our results revealed that the incidence of nosocomial pneumonia was much higher in the open airway aspiration group and the difference between the groups were statistically significant. In conclusion, the closed airway aspiration system is more effective for the prevention of nosocomial pneumania development when compered with the open airway aspiration.
