Publication:
Basın özgürlüğünü tehdit eden unsurların ekonomik, hukuki ve uluslararası boyutunun incelenmesi ve çözüm önerileri

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Basın Ekonomisi ve İşletmeciliği Kitle reklamcılığı medya dünyasının en önemli gelir kaynaklarından birisini oluştururken, aynı zamanda medya araçlarının çoğunu devleşmeye, tekelleşmeye, sosyal açıdan yetersiz ve içeriği olmayan konulara yönelten ve yeni medya girişimcilerinin önünde engel teşkil eden çok önemli bir güç haline gelmiştir. Kitle reklamcılığı, medya kuruluşlarının ekonomisinde tüketim toplumunun egemenliğini kurmuştur. Eskiden özellikle basın kuruluşları için tiraj gelirleri işletmenin bel kemiğini oluştururken, zaman içinde hem gazeteler değişti, hem de kitle reklamcılığının etkisi ile rekabetin tanımı yenilendi. Günümüzde artık reklamcı medya dünyasına egemendir. Bu tez çalışmasında basın özgürlüğünün önündeki bu ciddi tehlikenin boyutları detaylı bir şekilde incelenmiş, konunun ekonomik, hukuki ve uluslararası boyutu tarihsel ve güncel örneklerden yola çıkarak teorik çalışmalarla genellenmiştir. Çalışmanın ilk bölümü özellikle yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren tarihsel bir perspektifte küresel medyanın incelenmesine ayrılmıştır. Bu bölümde önce medya şirketlerinin dünya genelinde devleşmesinin ekonomik, sosyal ve politik nedenleri incelenmiş ve tarihsel gelişim izlenmiştir. Hem ulusal ekonomiler, hem de bu süreçte rol oynayan supranasyonal kuruluşların çabaları etraflıca araştırılmıştır. Son on yıl içinde küresel medya sisteminin oluşumu aktarılmış ve medya sektörünün en önemli global oyuncuları teker teker etraflı bir şekilde işleyiş presipleri, büyüme stratejileri ve sahip oldukları ortaklıklar açısından ele alınmıştır. Küresel medya kuruluşları olarak News Coorporation, Time Warner, Disney Corporation, Viacom, Bertelsmann, TCI, Universal, Seagram, Polygram, Sony, General Electrics detaylı olarak incelenmiş, Kirch, Advance Publications, United Media, Thomson, Globo, Televisa, Westinghouse, Vivendi, Canal Plus, Hollinger gazete grubu, Havas, Asia Broadcasting, TVB International gibi bölgesel güçler de ikinci kategori olarak genel bir şekilde tanıtılmıştır. Takip eden bölümde ise dünyanın önde gelen gelişmiş ülkelerinde medya sisteminin işleyişi araştırılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Brezilya, İngiltere, Italya, Karayipler, Yeni Zellanda ve Hindistan bu bölümde ele alının ülkelerdir. Bu araştırma yapılırken medya sektörünün gelişimi açısından farklı konumda ülkelerden örnekler seçilmiş ve dünyanın değişik bölgelerinde global medya sisteminin küreselleşmesi incelenmiştir. Göreceli olarak yeni olan iki medya teknolojisi film yapımcılığı ve yayıncılığın global olarak gelişimi ve son yarım asırda gösterdiği gelişme de çalışmanın içeriğine dahil edilmiştir. Yeni teknolojilerin en önemli etkilerinden biri devlet tekeline karşı verilen mücadelede oynadıkları roldür. Daha yakın geçmişte birçok gelişmiş batı ülkesinde dahi, yayıncılık çok sıkı kurallara bağlanmış ve devlet tekelinde bırakılmıştı. Özellikle kısa dalga radyo yayıncılığı ile aşılan sınırlar günümüzde internet teknolojisi ile yepyeni bir boyut kazanmıştır. Basın özgürlüğü açısından çok önemli bir aşama olan bu mücadeleye somut örnek olarak 1960'lı yıllardan başlayarak Hollanda'da devlet yayıncılık tekeline karşı verilen mücadelenin yaşayan anıtı olan Radyo Veronica'nın tarihçesi incelenmiştir. Radyo Veronica'nın yaklaşık yirmi yıl süren aktif mücadelesi birçok ülkede yaşanan benzer gelişmeleri özetlemesi ve özgürlükler ülkesi olan Hollanda'da yaşanması açısından ilginç bulunmuştur. Takip eden bölümde ise basın ifade özgürlüğünün hukuksal boyutu incelenmiştir. Türk basın yasası ve radyo-televizyon yasası çerçevesinde basın özgürlüğü incelenmiş, özellikle de tahkir yasası üzerinde durulmuştur. Basın kuruluşları kamuoyunun haber alma özgürlüğünü yerine getirmek için ifade özgürlüğü hakkına sahip olmakla beraber, bireyin mahremiyetine de saygı duymak zorundadır. Birçok ülkede hala canlı bir tartışma konusu olan basın özgürlüğü ile bireyin mahremiyeti arasındaki hassas çizginin korunması amacı ile bir ekonomik model üzerinde yeni bir yasal düzenleme araştırılmıştır. Amerikan hukukunda yer alan kanıt sorumluluğu ele alınmış ve konu şu boyutta özetlenmiştir. Yanlış neşriyat, iftira ve tahkir durumlarına konu olan bireyin kamuoyuna mal olmuş bir kişi veya sıradan vatandaş olmasına göre uygulamada farklılaşma önerilmiştir: Kamuoyuna mal olmuş kişi durumunda gazetenin yaptığı yayının yanlış olduğu ve kötü niyet ile kasıtlı olarak böyle bir yayın yapıldığının ispatlanması yükümlülüğünün iftiraya uğradığını iddia eden bireye yüklenmesi gerektiği, konunun sıradan bir vatandaşın özel hayatı ile ilgili olması halinde ise basın kuruluşunun yayınladıklarının doğruluğunu ispatlamakla yükümlü bırakılması gerektiği önerilmiştir. Yapılan ekonomik analizde bu uygulamanın toplumsal faydayı maksimize edeceği gösterilmiştir. Basın özgürlüğünün bu iki boyutu incelendikten sonra kitlesel reklamın basını nasıl olumsuz etkilediği teorik ve pratik açıdan incelenmiştir. Reklam gelirlerinin gazeteler arasında yaşanan rekabeti nasıl değiştirdiğini, reklam gelirlerinin bulunduğu bir ortamda gazetelerin yayın polikalarının nasıl etkilendiğini incelediğimiz bu bölümde tarihsel gelişim açısından Amerikan basını ele alınmıştır. Rekabetçi yerel basının reklam gelirlerine bağımlılık sonucunda nasıl yerel tekellere dönüştüğü etraflıca gösterilmiştir. Bu incelemenin sonunda ülkemizdeki basının gelişimine gösterdiği benzerlik açısından İngiliz basınının patronlar çağı ele alınmıştır. İş dünyası ile medya sektörünün içiçe geçmesi, kurumsallaşma yerine tek patrona bağımlılık gibi öğeler barındıran ve basının siyaset ile nasıl örtüştüğünü gösteren bu dönem tarihsel perspektifte özetlenmiştir. Murdoch, Lord Matthews, Maxwell ve Black'in müdahaleci patron kişilikleri, basın sektöründe yaşanan sermayenin yoğunlaşması, Daily Herrald, Daily Mirror ve Observer örnekleri, popüler basının depolitizasyonu, kitlesel reklamcılığın kaliteli ve popüler basın üzerine etkisi, yeni basım teknolojilei ile Fleet Street'in değişimi ve küresel medya sistemi ile İngiliz medyasının entegrasyonu somut örneklerle incelenmiştir. Değişen ve giderek reklam endüstrisinin kontrolü altına giren medya sektörünü incelerken ele alınan örneklerden birisi de Doğan Dergi Grubu'dur. Ülkemizde dergi yayıncılığının son yıllarda yaşadığı değişimi göstermesi açısından Doğan Dergi Grubu çok etkin bir örnektir. Şirketin yayın stratejisi, Milliyet ve Hürriyet Dergi gruplarının birleştirilmesi, yeni yapılanmada bütün dergilerin reklam bölümlerinin birleştirilmesi, şirketin başına önceki görevi reklam müdürlüğü olan bir yöneticinin getirilmesi ve dergi sektörünün gelişiminde grubun politikaları son derece çarpıcıdır. Bu bölümde firmanın mali durumunun detaylı bir incelemesi de yapılmıştır. Şirketin gelişiminde reklam gelirlerinin oynadığı rol ile Türk reklam ve dergi sektörlerinin başka ülkelerle karşılaştırılması açısından somut bir analiz içeren bu bölüm reklam gelirlerinin basın sektörünü nasıl değiştirdiğine çok etkin bir örnek teşkil etmektedir. Reklam gelirlerinin basın kuruluşları için ne kadar önemli olduğunun gösterilmesi için ele alınan üçüncü örnek ise The New Yorker'dır. Katı yayın kişiliği, sınırlı okuyucu kitlesi ve değişmeyen çizgisi ile hem basın özgürlüğü açısından hem de kârlı bir işletme olması açısından en çok imrenilen bu basın kuruluşunun 70'li yılların başında yaşadığı kriz bu bölümün konusunu oluşturmuştur. 1960'ların sonuna kadar Amerikan basınının en çok kâr eden kuruluşu iken, Vietnam savaşı hakkındaki tutumu nedeni ile okuyucu kitlesi hızla değişen The New Yorker'ın tiraj patlaması yaşadığı dönemde nasıl kârının hızla düştüğünü ve zarar eder hale geldiğini gösteren bu bölüm de medya sektörü için reklam dünyasının öneminin aslında çok da yeni bir gelişme olmadığını, ancak giderek artan boyutta bir tehlike halini aldığını kanıtlamaktadır. Çalışmanın son bölümünde ise medya sektörünün dördüncü erk görevini en etkin şekilde devam ettirebilmesi, kamuoyunun haber alma hakkının en sağlıklı şekilde tesisi ve basın sektörünün kendine bir oto-kontrol getirebilmesi için bazı öneriler gündeme getirilmiştir. Demokratikleşen ve sivilleşen toplum perspektifinde bireyin bilinçlendirilmesi, sivil toplum örgütleri ile medya kuruluşlarının kaynaşması ve özellikle de bu bağlamda alternatif basın üzerinde durulmuştur. Dünya çapında alternatif basın akımları, toplumsal yayıncılık alanında yaşanan son gelişmeler bu bölümde özetlenmiştir. AMARC (Association Mondiale de Radiodiffuseurs Communautaires-Dünya Radyo Yayıncıları Derneği) ve GAMA (Global Alternatif Media Association-Küresel Alternatif Medya Derneği) gibi oluşumlarda hala ülkemizin temsil edilmediği ortaya çıkmıştır. İkinci bir alternatif düzenleme olarak da bir vergi sistemi önerilmiştir. Ulusal boyutta reklam gelirlerine bir vergi tatbik edilmesi, bu vergi gelirlerinin bir havuzda toplanması ve tiraj gelirlerine göre basın kuruluşlarına teşvik olarak verilmesi esasına dayanan bu sistem etraflıca incelenmiş, prensip olarak önerilmiş, ülke gerçeklerine göre uyarlanması gereken boyutları sıralanmıştır. Bu tez çalışmasında da etraflıca gösterildiği üzere artık medya kuruluşları öylesine büyümüşler ve iş dünyası ile bir bağ içine girerek öylesine gelişmişlerdir ki, bundan sonra bu kuruluşların demokratik bir toplum düzeni içinde merkezi otorite tarafından engellendiği dönemlerin yaşanması pek de mümkün olmayacaktır. Oysaki tehlike, kitle iletişim araçlarının ticari işletmeler tarafından yönlendirilmesinden kaynaklanmamaktadır. Ciddi eksikleri olsa da özel mülkiyet ve serbest piyasa ekonomisi bu anlamda bugüne kadar geliştirilmiş en iyi sistemdir. Çözüm, medyada özel girişimleri engellemek veya ortadan kaldırmak değil, onların desteklenmesidir. Böylece gerçek rekabetin ve çok sesliliğin ortaya çıkmasının sağlanmasıdır. Toplumun karşı karşıya olduğu en büyük tehlike medyada yaşanan yoğunlaşma, içeriğin benzeşmesi veya çok sesliliğin kaybolması değildir. Asıl tehlikeler ekonomik istikrarsızlık, çevresel sorunlar, gelir dağılımı, eriyen toplumsal değerler ve insan sağlığına dönük tehditlerdir. Çözümlerin bulunmasında fikir çeşitliliğinin çok önemli olduğu günümüzde en büyük düşman bireysel çıkarlar için bilginin kontrol edilmesidir. Bunun da tek çözüm yolu kamuoyunun tehlikenin farkına varmasıdır. Ancak medya kendi gücü ile ilgili haber yapmayacağından, girişimi başkaları başlatmalıdır. Bu anlamda sivil toplum örgütlerine, üniversitelere ve alternatif medya kuruluşlarına büyük bir görev düşmektedir.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By