Publication: Din eğitimi açısından Kur’an’da iftira kavramı
Abstract
Allah'ı tanımak, O'nun insanlığa gönderdiği elçileri ve kitabı tanımak, kutsalı iyi kavramak, birbirleri ile münasebetlerini ahenkli bir ölçü içerisinde yürütmek, insanlığın bir görevi ve arzusudur. Bu tanışma ve diyalog, kaynağı belirsiz, yanlış, sübjektif ve hurafe dolu bilgilerle olmamalıdır. Kur'an insanlığa bu bilgileri en güzel şekliyle sunmaktadır. Yanlışları tesbit edip doğruyu tavsiye etmektedir. İslam dini, insanların birbirinin hukukuna saygı beslediği, şeref ve haysiyetlerin korunduğu bir toplumu gaye edinir. Dolayısıyla ferdin ahlakî eğitimine büyük önem verir. Çünkü fert, toplumun yapıtaşlarından birini oluşturur. Onun, olumlu veya olumsuz davranışları, öngörülen huzurlu toplumu aynı biçimde etkiler. Bu sebeple ferdin iyi ve kötü davranışlar konusunda bilgilendirilmesi, iyiliğe özendirilmesi, kötülükten sakındırılması gerekir. İftira, özlenen saygıdeğer cemiyet idealini kökünden tahrip eden ve ferdin haysiyetine, şerefine, manevî hayatına saldırı anlamına gelen kötü alışkanlıkların başında gelmektedir. İftira, bir kimseye yalandan suç ve kötülük isnad etmektir. Müfteri, ya kendi suçunu başkasına yükler, veya başkalarına işlemedikleri suçu isnad eder ki, her ikisi de çirkin bir davranış biçimidir. Bu manada ise bir toplumun üyeleri arasındaki saygıyı ortadan kaldırır ve o toplumu çözülmeye götürür. Kur'an'a göre iftiranın en büyüğü Allah'a karşı yapılan iftiradır. İnsanlar Allah ile ilgili düşünce ve yargılarında son derece titiz olmalı, O'nun aşkınlığına leke sürecek tarzda yaratıcıyı nitelendirmemelidirler. Din eğitimcileri insanları bu manada eğitmeli ve onlara yaratıcıyı tam ve mükemmel şekliyle tanıtmalıdırlar. Allah'a karşı işlenen suçlardan en büyüğü O'nun birliğine karşı işlenen ve içinde son derece ağır bir hakaret taşıyan şirk iftirasıdır. . İnsanlar, Allah'a merhamet ve mağfiret umuduyla dua etmek istiyorlarsa Allah'a ve dolayısıyla Tevhit inancına iftira etmemelidirler. İnsanlar, uhrevi ve dünyevi kurtuluşa ulaşmak istiyorlarsa evrensel mesaj Kur'an-ı insanlığa açıklayan peygambere ve bizzat mesajın kendisine inanmalı ve hakaretten vazgeçmelidirler. Ve insanlar; barış, kardeşlik, sevgi ve huzur içinde yaşamak istiyorlar ise, birbirlerinin haklarına saygı göstermeli ve şahsiyetlerini hedef almamalıdırlar. It is regarded as a duty of humanity to know God, His messengers, and holy books as well as conceiving the interrelations among them. This conception of humanity must not be covered with insubstantial, subjective, and superstitious information. The Quran presents all this information in a delicate and beautiful way. And it identifies mistaken acts and recommends good ones. The religion of Islam aims at a society where one respects another's rights, honor, and dignity. Thus, it places great emphasis on individual's moral education since it regards the individual as the fundamental of society. It is beyond doubt that individual's acts, whether good or bad, influence society. Therefore, the individual must be notified of the bad and good deeds, and be motivated in order to act in a good way and refrain from bad ones. The act of slander is regarded by the religion of Islam as the primary act that prevents the construction of a good society as well as dishonoring individuals' dignity. The Quran identifies the worst slander as the one directed towards the Quran itself. Human beings must be vigilant not to qualify God bad attributes that dishonor His characteristic of transcendence. Instructors of religious education are to train people in this respect and teach them the attributes of God.
