Publication:
Une perspective comparee sur le statut socio juridique des roms dans les pays de L’Europe de sud-est et en Turquie

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Azınlıklara yönelik yeni politikaların ortaya çıkması, Avrupa demokrasisinin halihazırdaki durumu, kültürel çeşitliliği destekleyen girişimler ve değişik kültürlerin varolma hakkının korunmasına yönelik gelişmeleri dikkatte aldığımız zaman, Romanların yaşadıkları ülkelerdeki konumları sebebiyle özel gündem oluşturdukları değerlendirmesini yapabiliriz. Tarih boyunca toplumun diğer kesimleri tarafından karşılaştıkları davranışlar ve kendilerine has özellikleri nedeniyle Romanların sorunu, bir Avrupa sorunu olarak kabul edilebilir. Avrupa kurumlarının ilgisi ve bu ülkelerin genel hukuk çerçevesinde oluşturdukları yeni yasalar, Romanların durumunun iyileştirilmesi yolunda, önemli bir noktadır. Avrupa Konseyi raportörü Vespaget'in, Avrupa Çingeneleri hakkında, 1993'te hazırladığı Raporda, Romanlar şu şekilde tanıtılıyor; Yüzyıllar boyunca Avrupa'nın her yerinde bulunan, ekonomik nedenlerden veya sosyal yapılarından dolayı bütün sınırları aşan Romanlar kesinlikle Avrupalı bir halktır. Belirli bölgelerde yaşamadıkları, Avrupa'nın her köşesinde bulundukları ve dünyanın hiçbir yerinde onlara ait bir ülke olmadığı için, Romanlar diğer azınlıklara benzemiyor ve gerçek bir Avrupa azınlığı konumu taşıyorlar. Kendi topraklarına sahip olan veya belirli bir bölgede yaşayan birçok azınlığın durumundan farklı olarak, Roman toplumları yaşadıkları ülkelerin sınırları içerisinde ve dünyanın bütün kıtalarında, büyük bir diaspora oluşturarak, her yere dağılmış vaziyetteler. Belli ülkelerdeki Roman toplumları için teorik ve politik anlamda önem taşıyan azınlıklar veya etnik halklarla ilgili genel kavramlarla çeşitli yasal düzenlemeler, diğer ülkelerde de aynen uygulandığında aynı anlamı taşımayabilir veya tamamen uygunsuz olabilirler. Buna paralel olarak, Türkiye de, Avrupa ve Ortadoğu kültürlerinin birleştiği kavşak noktadadır. Romanların durumu ve statüsü azınlık kavramının anlam değişikliği ve onun getirdiği yasal kısıtlamalardan etkileniyor. Böyle olunca da , Avrupa kurumlarının Romanlar ve azınlık hakları ile ilgili uygulamaları ve kararları bir şekilde Türkiye'de anlamsız kalıyor ve uygulanamıyor. Aynı zamanda, Türkiye'deki Roman toplumların çeşitliliğinden dolayı, sosyal ve kültürel yapıları hakkında ortak bir tanımlama ve değerlendirme yapılamıyor. Türkiye'de Romanların konumunu doğru değerlendirebilmek için,farklı yaklaşımlar ve uygulamalara başvurmamız gerekmektedir. Bu çalışma, dört bölüm halinde hazırlanmıştır. Çalışmanın genel konusu, AB'ye yeni giren (Slovenya, Slovakya, Macaristan ve Polonya) ile adaylığı son aşamada olan (Romanya ve Bulgaristan) ile Orta ve Güney Doğu Avrupa ülkelerindeki Romanların durumudur. Konuyu Romanların haklarını elde etmeye başladıkları (özellikle 1989 - 1990 da komünizmin çöküşünden sonra, 2003'e kadar olan süre) dönemi onların modern zamanı sayarak sınırlandırıyoruz. azınlıklar sorunu ve demokrasi kavramı arasındaki ilişkiyi inceleyen teorik bir giriştir. Romanların özel konumu ve çeşitli hak kavramları (azınlık hakları - vatandaş hakları, bireysel / kişisel haklar - kolektif haklar), farklılık ve entegrasyon sorunları da göz önünde tutularak, karşılaştırmalara dayalı analizler yapılmıştır. Aynı zamanda, ülkelere göre yasal statü değişiklikleri vurgulanarak, uluslar arası perspektifler ve Avrupa ülkelerindeki Romanların durumuyla değişik toplumlarda onlara karşı yaklaşımlar da tanıtıldı. İkinci bölümde, Avrupa Konseyi (Parlamentosu, Bakanlar Kurulu ve Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresiyle), AGİT, Birleşmiş Milletler ve Açık Toplum Enstitüsü gibi uluslar arası kurumlar ve örgütlerin Avrupa Romanları ve azınlıkları ile ilgili aldıkları kararlara ve uygulamalara dayanarak, buradaki Romanların sosyal ve yasal statüsü üzerinde yaklaşımlar değerlendiriliyor. Romanların durumunun iyileştirilmesine yönelik olarak, bu kurumların almış olduğu en önemli resmi tavsiyeler, kararlar ve faaliyet planlarından örnekler veriliyor. Aynı bölümde, resmi kurumların yasal yaklaşımının yanı sıra, Romanların durumuyla ilgili var olan resmi raporlardan birkaç örnek veriliyor. Bu raporlar değerlendirilerek Romanların yaşam standartlarının değiştirilmesi / iyileştirilmesi gereken durumlar vurgulanıyor. Uluslar arası kurumların kararları ve raporlarından sonra da, resmi ortak deklarasyonlarla, Roman örgütlerin kendi istekleri ve bakış açılarına da yer veriliyor.Bu bölümde ayrıca, Roman sınırlar ötesi azınlık yaklaşımını açıklayan IRU'nun (Uluslar arası Roman Birliği) Ulus Deklarasyonu, AGİT ve Roman derneklerinin ortak Varşova Deklarasyonu ve, Avrupa Birliği ve bu bölgedeki Romanların yaşadıkları sorunları açıklayan Sibiu Deklarasyonu aktarılıyor. Üçüncü bölümde başta Romanların isimlendirme sorunu ve dilleri tanıtılıyor. Ardından, kronolojik bir şekilde Güney Doğu Avrupa ülkelerindeki Romanların tarihi ve AB sürecinden geçen yedi Avrupa ülkelerindeki (Romanya, Macaristan, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Slovakya ve Polonya), statüleri, sorunlarına devlet tarafından nasıl yaklaşıldığı ve durumlarının nasıl iyileştirildiği vurgulandı. Her ülke için şu anki sosyal ve siyasi durum, Romanlarla ilgili bilgiler,sosyal ve yasal statüleri, eğitim durumu, kamu ve çalışma alanlarında katılımları ve kurdukları sivil toplum örgütlerinin durumuyla ilgili birkaç önemli bilgiler verildi. Aynı zamanda, o ülke hükümetlerinin Romanlara yönelik kararlarıyla Avrupa Birliği İlerleme Raporlarında Romanların durumu ile ilgili yapılan yorum ve tavsiyelere yer verildi. Dördüncü bölüm, Türkiye'deki azınlık kavramları üzerindeki tartışmalara yer veriyor. Müslüman ve gayrimüslimler arasında ayrım yapan Osmanlı İmparatorluğunun millet'lerinden, birkaç azınlığı resmi olarak tanıyan Türkiye'nin seçtiği demokrasi modeli üzerinde hep tartışma açan Lozan Antlaşmasına kadarki dönem gündeme getirildi..Ardından, Osmanlı İmparatorluğundan bu yana, Roman grupların karmaşık durumu ile ilgili bilgi verildi (dilbilimsel, etnik ve dinsel çeşitlilik) ve onların yaşamlarından, ayrı bir toplum olarak, asimilasyona veya toplumsal dışlanmaya yol açan en önemli sorunlarından, onların algılamaları, kimliksel simgelemeleri ve özelliklerin ortaya çıkartma yöntemlerinden örnekler verildi. Bu bölümde dikkat edilecek ayrıntılar şunlardır; Romanların kendi etnik kimliğine sahip çıkması, Roman veya Çingene isimleri seçmeleri, etnik kimliğin dışında bazı diğer kimliklerin ön plana çıkarılması, (mesela din - üst kimlik ve eşitleyici simge olarak, vatandaşlık - içsel simge olarak); kendi isteğiyle asimilasyonu kabul etmek veya önyargıya uğrayan kimliğinden tamamen uzaklaşma tercihleri. Romanların kimlik çelişkilerini yansıtabilmek için, bu toplumun bazı temsilcileriyle yapmış olduğumuz mülakatları, Türk basınında çıkan değişik açıklamaları ve ülkedeki bazı Roman liderlerin düşüncelerini de aktardık. Bu bölümün bir kısmı çağdaş Türkiye'deki Romanların yasal statüsü ile ilgili bazı bilgiler ve yasa örneklere ayrıldı. Son olarak da AB İlerleme Raporlarında Romanların yeri ve onlarla ilgili Türkiye'nin yapması gereken değişiklikler ve uyum çalışmaları gündeme getirildi.
olarak, bu çalışmada, Romanların durumu, uluslar arası bağlamında yansıtıldı. Onların yaşamlarında karşı karşıya oldukları gerçekler ve değişik şekilde bu durumu etkileye(bil)en devletlerin tavrı ve yaklaşımları aktarıldı. Buna ek olarak insan hakları ve demokrasi konusunda, Avrupa Birliğine girmek isteyen bir ülke olarak Türkiye'nin Birlik ülkeleriyle aynı standartta uygulamalarda bulunması gerektiği vurgulanarak Romanların bundan nasıl yararlandırılması gerektiği araştırıldı. Lorsque l’on considère la situation actuelle des politiques émergentes concernant les minorités, les conditions présentes de la démocratie européenne, les initiatives soutenant la diversité culturelle et le respect des droits de manifestation des différentes cultures, la situation spécifique du groupe ethnique des Roms demeure un cas particulier dans l’agenda des pays où ils habitent. La façon dont ils ont toujours été traités et la prise en compte de leurs caractéristiques fait de la question des Roms un problème européen. L’attention que leur portent les organisations européennes dégage les éléments d’un droit commun pouvant contribuer à l’amélioration de leur situation. D’après l’un des Rapporteurs du Conseil de l’Europe, Mme Vespaget, dans le «Rapport sur les Tsiganes en Europe» (1993), les Roms, «présents partout en Europe depuis des siècles et continuant à franchir les frontières pour des raisons économiques mais aussi en raison de leur organisation sociale, ils sont un peuple objectivement européen. Le fait qu’ils ne vivent pas dans des régions spécifiques mais soient dispersés à travers toute l’Europe et qu’il n’y ait nulle part au monde un pays qui leur soit propre les distingue de tout autre minorité et les place au rang de véritable minorité européenne». A la différence de la situation commune des minorités relativement liées à des territoires ou régions spécifiques, les communautés Roms sont dispersées dans l’intérieur des frontières des pays et de par tous les continents du monde, formant une immense «diaspora».Pourtant, des concepts et catégorisations juridiques différents pourraient avoir des significations théoriques ou politiques tout en pouvant perdre leur sens ou simplement être inopportunes si elles devaient s’appliquer aux situations d’autres communautés de Roms implantées dans d’autres pays. Parallèlement, la situation et le statut des Roms en Turquie, pays situé à la confluence des concepts « d’Europe » et « d’Orient », sont conditionnés par la différence de conception de la définition juridique du terme de “minorité”, qui rend “inutilisables” ou caduques les normes et résolutions européennes en matière de protection des droits des Roms ou des minorités en général. Aussi, la structure sociale et culturelle des communautés Roms en Turquie présente des variations et compositions encore peu connues et définies, ce qui rend nécessaire de trouver une manière adaptée et pertinente de traiter le sujet. Cette étude, structurée en quatre chapitres, fait référence à la situation des Roms dans des pays d’Europe Centrale et du Sud Est, pays candidats à l’adhésion européenne, pour certains ayant déjà entamé le processus d’intégration communautaire (comme la Roumanie et la Bulgarie) ou nouveaux membres (Slovénie, Slovaquie, Hongrie et Pologne). Notre approche concerne la période «moderne» de l’Histoire des Roms, des années où les Roms ont commencé à bénéficier de droits (principalement après la chute du communisme, 1989 - 1990), jusqu’à l’année 2003. Le premier chapitre est une introduction théorique sur la relation entre la question des minorités et le concept de démocratie. Est présenté une perspective de la situation du groupe spécifique des Roms en rapport aux différents concepts de droits - droits minoritaires versus droits citoyens, droits individuels / spécifiques versus droits collectifs -, et dans les perspectives des droits à la différence et à l’intégration. Ainsi, nous présenterons une vue du contexte international de la situation des Roms dans les pays européens et une cartographie de leur perception au sein de diverses sociétés, soulignant les différences de leurs statuts légaux en fonction des pays. Le deuxième chapitre présente une perspective sur le statut socio-juridique des Roms en Europe à travers les décisions d’institutions et organismes internationaux, comme le Conseil de l’Europe (avec son Assemblée Parlementaire, le Comité des Ministres et le CPLRE), l’OSCE, les Nations Unies et OSI – Open Society Institute (l’Institut pour une Société Ouverte) concernant la problématique des Roms en Europe, indiquant les plus importantes recommandations, résolutions et plans d’action pour l’amélioration de la situation de ce peuple. Dans ce même chapitre, après avoir mis en lumière les démarches légales de ces différents organismes internationaux, nous donnerons quelques exemples de rapports officiels sur la condition des Roms, traitant tous les secteurs de vie qui nécessitent changements et améliorations. A la suite de l’étude des recommandations et rapports de forums internationaux, nous nous concentrerons sur les desiderata des organisations des Roms eux-mêmes. Ici on prendra en référence la Déclaration de Nation d’IRU (l’Union Internationale des Roms) qui clarifie la position de la minorité transfrontalière des Roms, la Déclaration de Varsovie des associations des Roms, en partenariat avec l’OSCE et la Déclaration de Sibiu, qui vise les pays de l’Union Européenne et les problèmes des Roms dans cet espace. Le troisième chapitre introduit en premier lieu la problématique d’appellation ou de dénomination des Roms et des langues des Roms. Viennent ensuite une chronologie de l’histoire des Roms dans les pays de l’Europe de Sud-est et des données sur le statut des Roms, appliqué spécifiquement aux sept pays européens qui vivent l’expérience transitoire de l’intégration dans l’Union Européenne (Roumanie, Hongrie, Bulgarie, République Tchèque, Slovénie, Slovaquie et Pologne), en nous concentrant spécifiquement sur la manière dont les situations des Roms y ont été traitées. Nous donnerons quelques informations importantes sur le contexte socio-politique actuel de chaque pays, des données sur la population Rom, sur leur situation juridique et sociale, sur leur niveau d’éducation, sur leur représentation dans la sphère publique, sur leur engagement dans le marché du travail, sur la société civile Rom et enfin, sur les mesures que les états ont envisagées pour l’amélioration de ces diverses situations. En fin de chapitre, nous présenterons des extraits, faisant référence aux Roms, au sein des derniers Rapports de Progrès publiés par les pays en discussion pour leur intégration dans l’Union Européenne. Le quatrième chapitre se focalise sur le débat minoritaire en Turquie, des millets de l’Empire Ottoman, qui instauraient des séparations entre musulmans et non musulmans, jusqu’au Traité de Lausanne, qui officialise la reconnaissance de quelques peuples non musulmans en tant que minorités et qui alimente le débat sur les modèles démocratiques pour lesquels la Turquie a opté. Puis nous soulignerons la complexité situationnelle du groupe des Roms, en donnant des informations chronologiques sur la présence des Roms de l’Empire Ottoman à nos jours, et sur la diversité des compositions des groupes Roms (diversité linguistique, ethnique et religieuse). Nous aborderons également la question la plus cruciale dans la problématique de l’existence des Roms en tant que communautés distinctes: les perceptions, représentations et manifestations identitaires des Roms de Turquie, problématiques qui mènent parfois à des phénomènes d’assimilation, parfois à de véritables rejets identitaires : assumer l’identité ethnique et le choix entre les appellations «Roman» ou «Çingene»; la religion, comme marque identitaire supérieure et uniformisante, la citoyenneté comme marque inclusive; s’assimiler ou se démarquer de la trace identitaire préjugée. Pour donner une image de la représentation identitaire des Roms, nous présenterons des entretiens conduits auprès de membres de différentes communautés Roms, des déclarations publiées dans les journaux turcs et des témoignages de différents représentants de communautés Roms en Turquie. Dans ce même chapitre, nous dédierons une section au statut juridique des Roms de la Turquie contemporaine, légalisés par divers règlements internes qui visent directement et nominalement les Roms. Enfin, nous synthétiserons les allusions aux Roms faites dans les Rapports de Progrès publiés par la Turquie dans la perspective de son intégration à l’Union Européenne et dans les autres rapports faisant également référence à la situation des Roms dans ce pays. En résumé, on aura présenté la condition des Roms dans un contexte international, la réalité de leur existence et la manière selon laquelle chaque état l’influence. Nous pourrons ensuite la comparer avec les situations les Roms de Turquie –pays souhaitant s’intégrer à l’Union Européenne et qui va devoir remplir les mêmes conditions d’adhésion liées aux critères démocratiques et d’application des droits de l’homme soutenus au plan européen.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By