Publication: Şartla salıverme
Abstract
Şartla salıverme; hapiste cezasının belirli bir kısmını iyi hal sahibi olarak geçiren mahkumun şartlara uymadığı takdirde tekrar hapsedilmek koşuluna bağlı olarak serbest bırakılmasıdır. Kurum verilen bu tanım doğrultusunda af, adli af ve tecil gibi müesseselerden farklılık arz etmektedir. Bu temel farklılıklar dolayısıyladır ki, bir yasanın adının şartla salıverme kanunu olması onun öngördüğü düzenlemelerin şartla salıverme olması sonucunu doğurmamaktadır. Şartla salıverme tarihi gelişimi içerisinde başlangıçta pratik düşüncelerle (cezaevlerinin kalabalıklılığını azaltmak, devlete tasarruf sağlamak, iş gücü elde etmek) uygulanmıştır. Ancak 19 uncu Yüzyıldan itibaren kurumun ceza infaz hukukundaki gelişmeler ışığında, bilhassa Amerikan tatbikatında suçluların rehabilitasyonuna hizmet eden bir müessese olarak tatbik edildiği görülmektedir. Cezanın amacını karma teorilerle açıkladığımızda, şartla salıverme daha çok yaptırımın özel önleme maksadına hizmet etmekte, genel önleme ve cezanın failin kusuruyla orantılı bir şiddette olması prensibi ihmal edilmektedir. Kurum cezanın bireyselleştirilmesini sağlayarak, hükümlünün serbest hayata geçişini kolaylaştırır. Şartla salıvermenin lehindeki fikirler müessesenin hükümlünün ıslahında arz ettiği önem ve devlet ile toplum açısından gösterdiği faydalarla ilgilidir. Kuruma yöneltilen eleştiriler ise, daha çok kötü uygulamayla alakalıdır. Burada eleştirilerin odak noktasını, salıverilenlerin belirlenmesi yetkisine sahip uzman personelin yetersizliği, cezanın belirli bir kısmının çekilmesinden sonra iyi halin yüzeysel değerlendirilmesi sonucu şartla salıvermenin rutin olarak uygulanması ve dışarıda salıverilen hükümlüler üzerinde yeterli bir gözetime yer verilmemesidir. Ülkemiz tatbikatında da görülen bu aksaklıkların kaynağında yasal düzenlemelerin yetersizliğinin payı büyüktür. Şartla salıverme kurumu titiz ve dikkatli uygulandığında infaz hukukunun temel amaçlarına ne kadar çok hizmet ederse, gelişi güzel ve rutin bir şekilde icra edildiğinde de, aynı miktarda zararlı sonuçlar doğurur. Bu bakımdan tarihi seyirde geriye gitmeyerek pratik düşüncelerle değil, çağdaş infazın gereklerine uygun hareket edilerek, müessesenin tatbikine çalışılmalıdır.
