Publication:
Himalaya Clause “navlun sözleşmelerinde üçüncü kişiler lehine sorumsuzluk şartı”

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Taşıyan, navlun sözleşmesinin ifası sırasında meydana gelen yük zıya ve hasarları ile gecikme zararlarından akde aykırılık sebebiyle sorumludur. Taşıyanın bu sorumluluğu uluslararası konvansiyonlar ve milli kanunlarla sınırlandırılmıştır. Kusurlarının bulunması halinde, taşıyanın müstahdem ve diğer yardımcı şahısları bu tür zararlardan haksız fiil hükümleri çerçevesinde sorumludur. Fakat bu kimselerin sorumluluğu sınırlandırılmamıştır. Sorumluluğun kapsamındaki bu farklılık dolayısıyla, zarar gören yükle ilgili kimseler, taşıyanın müstahdem ve diğer yardımcı şahıslarına karşı dava açmayı tercih etmektedir. Böylece, hem taşıyanın sınırlı sorumluluğu bertaraf edilmekte hem de daha yüksek miktarda tazminat elde etme imkanına kavuşulmaktadır. Taşıyanın navlun sözleşmesinin ifasında kullandığı kişilerle yaptığı sözleşmelerde, bu kimselerin sorumluluklarının kendi sorumluluğu nisbetinde olacağını taahhüt etmektedir. Bu nedenle, bu kimselere karşı açılan tazminat davaları taşıyanın sorumluluğunu genişletmektedir. Bu olumsuz etkiyi bertaraf etmek amacıyla, taşıyanlar navlun sözleşmelerine müstahdem ve diğer yardımcı şahıslarının sorumluluğunu sınırlandırıcı hükümler koymaktadır. Bu hükümlere ünlü Himalaya davasından esinlenilerek, Himalaya şartı denilmektedir. Dolayısıyla navlun sözleşmesinin ifası sırasında taşıyanın müstahdem ve diğer yardımcı şahıslarının kusuru sonucu meydana gelen zararlardan bu kimselerin sorumlu tutulmasını önlemeye yönelik navlun sözleşmesi hükümlerine Himalaya şartı denir. Üçüncü kişi lehine sorumsuzluk sözleşmesi olması nedeniyle, Himalaya şartının geçerliliği tartışma konusu olmuştur. Çünkü sözleşmenin nisbiliği prensibi hukukun temel ilkelerindendir. Bu çerçevede Himalaya şartının geçerliliği konusunda tezin ikinci bölümünde, mahkeme kararları, uluslararası konvansiyonlar ve mukayeseli hukukta Himalaya şartının geçerliliği incelenmiştir. Carrier is responsible for cargo loss or damage or delay while performing charter party, because of breach of contract. Responsibility of carrier is limited by international conventions and national law. On the other hand carrier's servants and agents are responsible for cargo loss or damage and delay too, if they are in fault, because of tort. But responsibility of carrier's servants and agents is not limited. It is chosen to sue servants and agents for compensation by plaintiffs, because of difference in extent of responsibility. This means to get around carrier's limited responsibility, so that plaintiffs could get higher compensation. Carriers generally obliged that, responsibility of servants and agents will be same as their responsibility, when they contract to that people. If servants and agents sued in tort, responsibility of carrier is extended. For prevention to that bad influence, it is put provisions in charter parties, which limited carrier's servants and agents responsibility, by carriers. These provisions are called Himalaya clauses which inspired by famous Himalaya case. So that Himalaya clause is charter party provision, which prevent to responsible carrier's servants and agents for their fault, while performing charter party. It is argued validity of Himalaya clause. Because privity of contract is a fundamental principle of law, and Himalaya clause is exemption contract benefit of third parties. In that scope validity of Himalaya clause is analysed, in court decisions, international conventions and comparative law, in second part of thesis.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By