Publication:
Toplumun medyatik inşası : medyatik inşanın toplumsal kabul üzerindeki etkisine yönelik bir araştırma

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Toplum, insan varlığının kendi başına yaşayamayacağının hem bir kanıtı hem de insan varlığının teleolojik ve aksiyolojik kimliğinin bir sonucudur. Muhakkak bütün canlı varlıklar da sürüler halinde yaşamakta ve birbirileri için çeşitli faydalar üretmektedirler. Bu durum diğer canlılar için varoluşlarının içgüdüsel neticeleridir. İnsan varlığı ise içerisinde yaşadığı toplumu diğer canlılardan farklı olarak inşa etmektedir. Bu inşa sürecinin özünde iletişim bulunmaktadır. İnsan iletişim sayesinde diğer canlılara nazaran sahip olduğu eksikliği telafi etmekte ve toplum medyatik olarak inşa edilmektedir. Medyatik inşa, insan varlığının ortaklaştırıcı mekanizmalar (dil, din, kültür, dünya görüşü, eğitim, mekan dili) vasıtasıyla etkileşim kurduğu ve bu etkileşimlerin iletişime dönüştüğü insana özgü bir süreçtir. İnsan varlığının içgüdüsel olarak değil de toplumu bu şekilde var etmesi aynı zamanda insan toplumunun geçirgen olmasına da vesile olmaktadır. Sözgelimi hiçbir canlı varlık aynı familyadan olmasına rağmen bir arada yaşayamazken insan varlığı ortak medyatik mekanizmalar kullanabildiği ölçüde hangi kökenden gelirse gelsin bir arada yaşayabilmektedir. Bugün birçok ülkenin sahip olduğu çeşitlilik bu gerçekliğin bir sonucudur. Bunun yanında insanlık tarihi boyunca varlığını sürdürmüş olan göç gibi bir olgunun varlığını da göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Göç, farklı kökene sahip insan varlıklarının bir araya gelmesine imkan tanımaktadır. Fakat bu çeşitliliği bir arada tutmak özel politikalar gerektirmektedir. Bu politikalar genel itibariyle göç edenlere odaklanmakta ve onların toplumsal uyumunu sağlamaya yönelik hazırlanmaktadır. Oysa göç sonrası sağlanmaya çalışılan toplumsal bütünleşme göç edenlerin toplumsal uyumu kadar varış ülkesindekilerin toplumsal kabullerini de içermelidir. Bu çalışma göç entegrasyon politikalarına farklı bir perspektiften yaklaşarak toplumsal kabule odaklanmakta ve insan varlığının toplumsallığını farklı kılan gerçekliği göz önünde bulundurarak toplumsal kabulün temin edilmesinde medyatik inşa ve etkileşimin rolünün ne olabileceğini göstermeye çalışmaktadır. Buradan hareketle 526 kişi üzerinde survey tekniği kullanılarak bir araştırma gerçekleştirilmiş, katılımcıların toplumsal kabulleri üzerinde medyatik inşa ve etkileşimin, katılımcıların tanımlayıcı özelliklerinin, Suriyeli sığınmacılara ve genel olarak göçmenlere yönelik algılarının toplumsal kabullerini etkileyip etkilemediği ve bir farklılaşma yaratıp yaratmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre medyatik inşa ve etkileşimin düşük de olsa toplumsal kabul üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca katılımcıların siyasal tercihlerinin ve gelir dağılımlarının da hem medyatik inşa ve etkileşim düzeyleri üzerinde hem de toplumsal kabulleri üzerinde anlamlı farklılaşmalar yarattığı görülmüştür.
Society is proof that human kind cannot live on his own. And also society is a result of human’s teleological and axiological existence. Certainly, all creatures live in together and bring various benefits for each other. This results from instinctive orientation of the creatures other than human kind. On the other hand human kind constructs the society in which s/ he lives differently from other creatures. Communication is the core of this process. Thanks to communication ability, human kind both makes up for his/ her deficiency compare to other creatures and s/ he constructs the society mediatedly. Mediated construction is a human spesific process in which human kind interacts through communicating mechanisms such as language, religion, culture, worldview, education and shared place. Such interactions turn into communication longitudinally. The fact that human being constructs the society with mediatic mechanisms instead of instrictive orientations makes human society permeable. For instance, while no creatures can live together despite beings from the same subroup, human beings can live together regardless of their origin thanks to shared mediatic mechanisms. The diversity enjoyed by may countries today is a result of this reality. In addition, it is necessary to consider the migration phenomenon which has existed throughout the history. Migration allows human beings of different origins to come together. But keeping the origins that creates this diversity requires special policies. These policies generally focus on immigrants and are formed to ensure their social adaptation. However, social cohesion has two dimension as social adaptation and social acceptance and so these two dimensions both should be considered while establishing a policy for social cohesion. Therefore this study focuses on social acceptance by approaching social cohesion policies from a different perspective and tries to show how mediated construction and integration affects social acceptance taking into account the reality that differentiates human society. From this point of view, a research was conducted on 526 participants using the survey technique and it was tried to determine whether mediated construction and interaction affects social acceptance. And also it was tried to understood whether descriptive features of the participants, their perceptions regarding Syrian refugees and general perceptions of immigration creates a differentiation. According to results abtained, it has been seen that mediated construction and interaction, albeit low, has an effect on social acceptance. Additionally, it was observed that the political preferences and income states of the participants created significant differences both on the levels of mediated construction and interaction and on their social acceptance.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By