Publication: Küreselleşme sürecinde para-sermaye yeniden yapılandırılması: Türkiye örneği
| dc.contributor.advisor | TÜRKAY, Mehmet R | |
| dc.contributor.author | Köne, Aylin Çiğdem | |
| dc.contributor.department | Marmara Üniversitesi | |
| dc.contributor.department | Sosyal Bilimler Enstitüsü | |
| dc.contributor.department | İktisat Anabilim Dalı Kalkınma İktisadı ve İktisadi Bilimi Bilim D. | |
| dc.date.accessioned | 2026-01-13T07:34:22Z | |
| dc.date.issued | 2002 | |
| dc.description.abstract | Tarihsel açıdan bakıldığında, sermayenin yeniden üretiminin belirli sermaye kategorilerinin belirleyiciliği altında gerçekleştiği görülmektedir. 1970 krizi ile başlayan dönemde, dünya ölçeğinde düşen kâr oranları nedeniyle, para-sermaye üretimden uzaklaşmış ve kendine yeni değerlenme alanları yaratmıştır. Böylece ortaya çıkan finansal genişlemeler reel üretimle desteklenmediğinden çoğunlukla spekülatif nitelikte olmakta ve kaçınılmaz olarak krizlerle sonuçlanmaktadır. Bu süreç içerisinde bankalar üretimin finansmanı olarak tanımlanan geleneksel aracılık rollerinden uzaklaşmakta ve spekülatif faaliyetlere yönelmektedirler. Aynı zamanda, dünya genelinde bankacılık sisteminde birleşme ve satın almalarla yoğunlaşma eğilimi hız kazanmıştır. 1980 sonrası dönemde Türkiye ekonomisi dışa açılma yoluyla dünya ekonomisi ile bütünleşme sürecine girmiştir. Bu süreçte, üretken sermaye, yeni yatırımlar ve üretim yerine faiz geliri getiren finansal işlemlere yönelirken; para-sermaye de üretimin finansmanından çok kamu kesimi borçlanma gereğini finanse etme işlevini yerine getirmeye başlamıştır. Finansal yeniden yapılandırma süreçleriyle serbestleştirilen ve uluslararası piyasalarla bütünleşen para-sermaye, faiz kuru-döviz arbitrajına dayalı kısa vadeli borçlanmayla spekülatif alanlara kaymıştır. Bu bağlamda, Türkiye'de para-sermayenin en önemli kurumu olan bankalar da üretken sermayeye kredi vermeyi geri planda bırakmışlardır. Bankacılık sektörü, yurt içi ve yurt dışından sağladığı kaynaklarını krediler yerine devlet iç borçlanma senetlerinde değerlendirerek, kısa vadede kâr sağlama yolunu seçmiştir. 2000 yılına gelindiğinde ekonomi, sermaye birikim sürecinin kendini yeniden üretemeyeceği ağır bir krize sürüklenmiştir. Kriz süreci, bankacılık sektöründe yoğunlaşmaya hız kazandırmıştır. Uzun dönemde dünyadaki genel eğilimler ile paralellik gösteren yoğunlaşma sürecinde uluslararası sermaye de yerini almaktadır. Bu açıdan, 1980'lerden başlayarak kamu bankalarının ağırlığının azalması; yerli ve yabancı sermayeli özel bankaların payının artması kriz ile birlikte hızlanmış ve çok daha net hale gelmiştir. In a historical perspective, it can be viewed that the reproduction of capital has been determined by certain capital categories. After 1970 crisis, money capital has moved away from production process and directed to the new valuation areas since rate of profits began to decrease throughout the world. Financial expansions which have not related to real production and mostly taken the form of speculative character inevitably have resulted crises. During this process the traditional role of banking which was defined financing agent money to produce has changed and involved with some speculative tendencies. Thus the trend of concentration in banking sector has been accelerated with mergers and takeovers throughout the world. Turkey has entered the integration process with the world by opening up its economy after 1980. While productive capital has been directed financial transactions instead of new investment and production; money capital has gained new function of carrying out public sector. Because of this process money capital which liberated with financial restructuring programmes and integrated to international markets has shifted to speculative areas that based on interest rate-exchange arbitrage. In this context, banks which are the most important institutions of money capital in Turkey have not taken into consideration giving credit to productive capital, but have preferred to gain short-term profits by valuation of its sources by financing the public sector. By 2000, Turkish economy suffered a serious crisis during which it was not able to reproduce itself. This crisis accelerated the concentration in banking sector. International capital also has been taking its role in this process in accordance with the long run general trends in the world. From this point of view, the role of public banks has been reducing while the share of national and foreign private banks has considerably increased. Since then this process has come to light and began to take the form of concrete structure. | |
| dc.format.extent | 157y. | |
| dc.identifier.uri | https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/1E/T0048659.pdf | |
| dc.identifier.uri | https://hdl.handle.net/11424/209655 | |
| dc.language.iso | tur | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.subject | Ekonomi | |
| dc.subject | Finansman ekonomisi | |
| dc.subject | Küreselleşme | |
| dc.subject | Para | |
| dc.title | Küreselleşme sürecinde para-sermaye yeniden yapılandırılması: Türkiye örneği | |
| dc.type | doctoralThesis | |
| dspace.entity.type | Publication |
