Publication:
Nahivciler ile mantıkçılar arasındaki tartışmalar

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Nahivciler ile Mantıkçılar Arasındaki Tartışmalar adlı tezimizde, İslam tarihinde, iki ilim arasında meydana gelen tartışmaları irdeledik. Oluşumunu kendi tabii çerçevesinde tamamlayan nahiv ilmi, temeli dil olan mantık ilmiyle bir çatışma alanı bulmuştur. Genelde yabancı ilimlerin ve özelde de mantık ilminin İslâm dünyasına girmesiyle birlikte nahiv ile mantık arasında bir tartışmanın meydana geldiği göze çarpmaktadır. Ancak Ebu Sa'id es-Sîrâfî (ö. 368/ 978) ile Ebu Bişr Mettâ b. Yunus (ö. 328/ 939) arasındaki tartışma, hem içerik ve hem de şekil olarak öncekilerden farklılık arz ettiği gibi sonraki tartışmaların da yönünü belirlemiştir. Bu tartışmada, mantık ilmini bilmekle her şeyi bilebileceğini ve Arap gramerine de ihtiyacının olmadığını iddia eden Mettâ, es-Sîrâfî'nin sorularına cevap verememiştir. Zira es-Sîrâfî'ye göre, mantık ilmi, Yunan dili temel alınarak oluşturulduğundan başka milletler için geçerli olamaz. Aynı şekilde Arap grameri de Arap mantığıdır. Farâbî (ö. 339/ 950), bu tartışmadan sonra, her iki ilmin görev alanlarını belirleme çabası içine girmiştir. Yahya b. Adî (ö. 365/ 975), her iki ilmi özellikle konu ve amaç yönünden değerlendirmiştir. Ebu Süleyman es-Sicistanî (ö. 392/ 1001) ise Arap grameri kaynağının tabiî, mantığın ise aklî olduğunu vurgulamakla birlikte tam bir olgunluğun ikisini de iyi bilmekle meydana geldiğini benimsemiştir. el-Batalyûsî (ö. 521/ 1127) ise, lafız-mânâ tartışmalarına nahiv cephesinden bakmış ve konuyla ilgili görüşlerini serd etmiştir. Klasik dönemde meydana gelen bu tartışmalar, farklı bir şekilde modern döneme yansımış ve Arap nahvinin yabancı kültürlerden etkilenip etkilenmemesi meselesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu tartışmalar, İslâm-bilim tartışmalarının bir sonucu olup ideolojik olmaktan öteye geçememiştir. Zira Arap gramerinin oluşumu, diğer dînî ilimlerle birlikte ele alındığında daha sağlıklı bir şekilde anlaşılacaktır.
We searched the quarrels between Arabic grammar and logic in İslamic history in our thesis The Disccussions between Arab Grammarians and Logicians. Arabic grammar which completed its grauth in its own circumstence, has found a discussion area with logic wich essence is language. With the entering of foreing sciences generally and logic especially into islamic world, a quarrel between Arabic grammar and logic is seen. The discussion between Abu Said as-Sirafi (d. 368/ 978) and Abu Bıshr b. Matta (d. 328/ 939) is not only different from former ones but also gave a new direction to later ones. İn this discussion, Matta, who claimed that he know everthing by knowing logic and he doesn't need Arabic grammar, couldn't answer as-Sirafi's questions. İn as-Sirafi opinion, logic, have been developed on basis of Greek Language, can't be valid for other nations. Likely, Arabic grammar is Arab's logic. After this discussion, Farabi (d. 339/ 950) tried to determine the limits of both sciences. Yahya b. Adi (d. 365/ 975) evaluated both sciences, particularly from matter and aim points. Abu Suleyman as-Sicistani (d. 392/ 1001), emprasizing the source of Arabic grammar as natural and logic as rational, accepts that a real maturity can occur only by knowing both. Al-Batalyusi (d. 521/ 1127), considered the utterance-meaning discussions from the point of Arabic grammar and has put forth his ideas concerning the subject. The discussions take place in Classical period, effects in a different way the Modern period an indulged on subject of whether Arabic grammar was effected from foreing cultures or not. This discussions are the results of İslam-Sicience quarrels and cold not go beyond being ideologic. But, the construction of Arabic grammar can only be understood healthy when held with other religious sciences.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By