Publication: Türk ve Fransız Ceza Muhakemesi Hukuku’nda mağdurun makam olarak yeri
| dc.contributor.advisor | CENTEL, Nur | |
| dc.contributor.author | Pamuk, Gülfem | |
| dc.contributor.department | Marmara Üniversitesi | |
| dc.contributor.department | Sosyal Bilimler Enstitüsü | |
| dc.contributor.department | Hukuk Anabilim Dalı Kamu Hukuku Bilim Dalı | |
| dc.date.accessioned | 2026-01-13T09:02:35Z | |
| dc.date.issued | 2012 | |
| dc.description.abstract | “Türk ve Fransız Ceza Muhakemesi Hukuku’nda Mağdurun Makam Olarak Yeri” isimli bu tezde, mağdurun Türk ve Fransız Ceza Muhakemesi sistemindeki rolü ve ceza muhakemesi sürecine etkisi incelenmektedir. Çalışmamızdaki en temel amaç, mağdura ceza muhakemesinin yürüyüşünde etkin bir rol tanınmasının önemini, ceza politikaları ve mağdurun çıkarı bakımından sonuçlarını ortaya koymak ve bu çerçevede Fransız ve Türk Ceza Muhakemesi Hukuku’nun benzerliklerini ve farklılıklarını mukayeseli bir biçimde incelemektir. Fransız Hukuku’nda mağdurun ceza muhakemesindeki rolü, “şahsi dava açma” ve “katılma” olarak kendini gösterir. Fransız Ceza Muhakemesi sisteminde mağdura, soruşturma ve kovuşturma evresinde “şahsi taraf” sıfatı tanınmıştır. Bu sıfat, kamu davasının savcı tarafından harekete geçirilmediği durumlarda “şahsi dava” açmak yoluyla, kamu davasının savcı tarafından açıldığı durumlarda ise hem soruşturma hem de kovuşturma evresinde “katılma” yoluyla kazanılabilir. Mağdur ister şahsi dava açarak, isterse açılmış bulunan kamu davasına katılarak, “şahsi taraf” sıfatını kazandığı andan itibaren, ceza muhakemesinin “taraf”ı olarak kabul edilir ve geniş haklardan faydalanır. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda, 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu döneminde mevcut olan “şahsi dava”’ya yer verilmemiştir. Suçtan zarar gören kişinin ceza muhakemesinde etkin şekilde yer alması ve ceza muhakemesi sürecini etkilemesi sadece “davaya katılma” ile mümkündür. Bu çerçevede, Türk Ceza Muhakemesi bakımından tezimizin konusunu “davaya katılma” hakkı, davaya katılma hakkı bakımından suçtan zarar görenin kapsamının Türk Yargıtay kararları ışığında ortaya konulması, davaya katılmanın ve katılanın niteliğinin, davaya katılmanın şartlarının, esaslarının ve davaya katılanın haklarının incelenmesi oluşturmaktadır. Her iki hukuk sistemi mevzuat ve uygulama ışığında ele alındıktan sonra, çalışmanın sonuç ve değerlendirme kısmında, Türk ve Fransız Ceza Muhakemesi sistemleri karşılaştırılarak, Türk Ceza Muhakemesi sistemindeki eksiklikler ortaya konulmuş ve öneriler getirilmiştir. Résumé La victime peut être définie, de maniere générale, comme la personne qui subit et qui souffre soit des agissementd d’autrui, soit d’événements néfastes. Cet état de sujet passif souffrant d’une situation inique. Aussi, aujourd’hui en occident, la nécessaire prise en considération des droits et des besoins des victimes est devenur une priorité. Cette étude montre l’évolution tant légistlative que jurisprudentielle de la place de la victime au procès Français et Turc. Plusieurs dispositions du code de procédure pénale témoignent, que la victime a deux visages, l’un d’eux apparait dans son intégration et Dns son initiative de mise en mouvement de l’action publique et l’autre dans le déroulement meme du procès. Quant au premier visage, la victime apparait comme un accusateur privè à côté de l’accusateur public. Elle apparait comme un agent à la poursuite et n’est pas simplement un demandeur en indemnisation, dans la mesure où, elle peut, déclencher la poursuite sans lui et même contre le gré du Ministére public. Elle est vraiment un agent de la répression, car cette faculté (de mettre en mouvement l’action publique), lui confère, la possibilité de saisir soit une juridiction d’instruction, soit une juridiction de jugement. Dans certaines hypothèses, la victime se voyait obtenir plus de pouvoir que n’en avait le Ministère public: en effet, alors que ce dernier n’a pas la possibilité d’imposer a la juridiction d’instruction, l’ouverture d’une information contre une personne dénommée, ne pouvant la saisir qu’in rem, la victime a la possibilite de le faire, puisqu’elle a le droit de saisir cette juridiction a la fois in rem et in personan. Tous ces droits accordés à la victime dans le cadre du procès pénal constituent un ensemble considérable qui est à rattacher à l’attibution de droits au délinquant, le législateur n’ayant pas voulu créer d’inégalité entre les deux protagonistes de l’infraction, cela va dans le sens du discours du garde des sceaux “ Je ne veux pas que les délinquants aient plus de droit que les victimes” et il ya lieu de s’en féliciter au nom de l’équité d’autant que l’administration de la justice n’en pâtit pas. | |
| dc.format.extent | XVIII, 300y. | |
| dc.identifier.uri | https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/2C/T0092961.pdf | |
| dc.identifier.uri | https://hdl.handle.net/11424/196884 | |
| dc.language.iso | tur | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.subject | Ceza Hukuku | |
| dc.subject | Hukuk | |
| dc.subject | Türkiye_Ceza Hukuku_Fransa | |
| dc.title | Türk ve Fransız Ceza Muhakemesi Hukuku’nda mağdurun makam olarak yeri | |
| dc.type | doctoralThesis | |
| dspace.entity.type | Publication |
