Publication:
Fıkıh ve Hukuk sosyolojisi açısından kadının tanıklığı

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Allah Teâlâ mahlukâtı dişi ve erkek olarak çift çift yarattığından, insanoğlunu da bu kanun çerçevesinde kadın ve erkek olarak halketmiş ve bir âyetinde buna işâret ederek şöyle buyurmuştur : Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi(n örf ve yaşayışlarını) tanıyasınız; Şüphesiz Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanlarınızdır. Allah bilendir haberdardır. [K.(49) Hucurât 13)] Görüleceği üzere Allah Teâlâ, yaratılış gayesinde kadın veya erkeğe her hangi bir üstünlük vasfı vermemiş bu vasfın ancak takva ile kazanılabileceğini beyân etmiştir. Allah Teâlâ, hikmetine binâen mahlukatı yaratışta her birine ayrı bir görev vermiş ve bu görevlerini îfa için onlarda uygun vasıflar var etmiştir. Bu kapsamda, kadına verilen annelik vasfı gereği kadının daha şefkatli ve yumuşak huylu olması sağlanırken, erkeğe verilen babalık görevi gereği de erkeğin bedenen daha güçlü ve daha sert mizaçlı olması takdir edilmiştir. Nitekim Allah Kur'ân'da yer alan bir âyetinde: Hiçbir nefse gücünün üstünde sorumluluk yüklemeyiz [(2) el-Bakara 282] buyururken bedeni güç yönüyle kadından üstün olan erkeğe, cihat (savaşma) gibi bedenî bir güç gerektiren eylemi farz kılmış ancak akıl ve hafıza yönüyle aralarında kayda değer her hangi bir fark olmayan kadın ve erkeği akıl ve iradenin kullanılacağı kulluk hak ve mükellefiyetlerinde eşit tutmuştur. Bir başka ifâde ile, kadın ve erkeğin aklî bir sorumluluk olan iman ve itikat konularında aynı, fakat biyolojik ve psikolojik farklılıklar doğrultusunda amelde ayrı sorumlulukların yüklenildiğini söyleyebiliriz. Allah Teâlâ kadın ve erkek arasında akıl ve hafıza yönüyle hak ve sorumlulukları azaltacak veya ortadan kaldıracak bir fark var etmemesine rağmen erkeğe verilen bedenî güç ve sert mizaç nedeniyle tarih boyunca otoriteyi erkek kullanmış ve kadınlar bu otoritenin emrine verilerek farklı bir planda tutulmuşlardır. Günümüzde beşerî (:akla dayalı) hukuk sistemlerinde dahi bunun açık etkileri gözükmektedir. İslam hukukunda da, açık naslar olmamasına rağmen İslâmın indiği toplumun yapısı sebebiyle her ne kadar kadına azami hak ve özgürlükler sağlanmaya çalışılmışsa da tanıklık gibi bazı konularda kadının hak ve sorumluluğunda bir kısıtlama getirildiği görülmektedir. Biz bu tez çalışmamızda, İslâmın kadına olan bakış açısından hareketle, İslam hukukunda kadın erkek eşitsizliklerinden biri olarak görülen kadının tanıklığı konusunu fıkıh ve hukuk sosyolojisi bakımından ele almayı ve böylece bu eşitsizliğin gerçekliğini günümüze değin ileri sürülen görüşler çerçevesinde gerekçeleriyle birlikte işlemeyi uygun bulduk. Bu çalışmamızın konusu olan İslam hukukunda kadının tanıklığı, günümüz pozitif hukuk sistematiği esas alınarak incelenmiştir. Bu incelememizde İslam hukuk doktrinine çok geniş yer verilmiş ve konu ile ilgili farklı görüşler belirli bir sistematik içinde ele alınmış ayrıca kadının tanıklığı konusunda getirilen farklı görüşlerin gerekçeleri, gerek nakiller ışığında gerekse bilimsel veriler ışığında incelenerek bir mukayese imkânı sağlanmaya çalışılmıştır. Bu çalışmamızın Birinci Bölümünde tanıklığın ispat vasıtaları içerisindeki yerini ve değerini tespit etmek suretiyle konuya geniş açıdan ve objektif olarak bakabilme imkânı hazırladık. İkinci Bölümde, kadının bilirkişiliği konusunu işledik. Kadının bilirkişiliği İslam hukukunda tanıklık gibi algılanıp bu kapsamda değerlendirildiğinden biz de İslam hukukunun bu sistematiğine bağlı kalarak tanıklık başlığı altında bilirkişiliğe öncelikli ve ayrı bir yer verdik. Üçüncü Bölüm kadının tanıklığı konusuna ayrılmış olup, Medeni yargılama, Ceza yargılaması ve İbâdetlerle ilgili mevzular olmak üzere üç ayrı alanda konuyu işlemeye çalıştık. Gereksiz tekrarlardan kaçınmak için konuları meseleler doğrultusunda değil kadının tanıklığı ile ilgili görüş ve yaklaşımlar çerçevesinde ele aldık, farklı görüşleri belirtip bunlardan hukukî sonuçlar çıkarmaya gayret ettik. Kadının tanıklığı konusunda unutma illetini beyân etmek suretiyle etkin bir konuma sahip olan Bakara sûresinin 282'nci âyetini ise ayrıca değerlendirmek ve bu değerlendirmede modern psikoloji'nin verilerine yer verebilmek için özel bir Bölüm daha açtık. Bu Dördüncü Bölümde kadının hafıza yapısını, ilgili âyet ve bilimsel veriler ışığında değerlendirme yoluna girdik. Her Bölümün sonunda konuya ilişkin değerlendirmeler yapıldığı gibi, konuya ilişkin gerekli bilgileri, etrafını câmi ağyarını mâni tablolar halinde sunmak suretiyle okuyucuya erişim kolaylığı sağlamaya çalıştık.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By