Publication: Dijital Gözetim ve Mahremiyet
Abstract
Surveillance conceptualization means the collection and monitoring of information sources in a
systematic way. The act of surveillance has been an important pillar in the formation of the social
control mechanism that governments have tried to build on societies and individuals throughout
history. In the 21st century, new communication technologies and an internet-centered social
change and transformation practice have begun to be experienced. The dominant
conceptualization that defines the social structure that emerges in the axis of these changes and
transformations is the surveillance society conceptualization first used by Gary Marx. The main
difference that distinguishes individuals in the surveillance society from the phenomenon of past
surveillance is that there is a consent-based acceptance of being able to be observed. One of the
areas where new communication technologies used in many different areas of our lives are used
is the field of combating the Covid19 pandemic. However, the new communication technologies
used in this process brought with it the concern of eliminating two important concepts such as
privacy and freedom with digital surveillance. The location information, contact tracking,
recording of personal data and sharing of data through the applications used to combat the
Covid19 process justify the concern. While global-scale authorities focus on the benefits of
applications that provide digital surveillance, especially in terms of filiation, they ignore the reality
that individuals are exposed to serious digital surveillance and their personal privacy is destroyed.
From this point of view, this study aims to analyze the five most downloaded smartphone
applications worldwide (Turkey-Hayat Eve Sığar, Germany-Corona Warn App, France-StopCovid,
England-NHS Covid19, Italy-Immuni) in the context of combating Covid19, in terms of digital
surveillance and privacy. aims. In this study, content analysis technique, one of the quantitative
research methods, was used. In the study, the conceptual framework is limited to the concept of
surveillance and digital surveillance, and applications that provide health services in the Covid19
process and digital surveillance relevance. As a result of the literature review, the absence of any
study that deals with the applications used by foreign countries during the Covid19 process from
the perspective of digital surveillance and privacy is the main factor that reveals the importance
of this study.
Gözetim kavramsallaştırması enformasyon kaynaklarının toplanması ve izlenmesi işleminin sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesi anlamına gelmektedir. Gözetim eylemi, tarih boyunca iktidarların toplumlar ve bireyler üzerinde inşa etmeye çalıştıkları toplumsal kontrol mekanizmasının oluşmasında önemli bir saç ayağı konumunda yer almıştır. 21. yy ’da yeni iletişim teknolojileri ve internet merkezli bir toplumsal değişim ve dönüşüm pratiği yaşanmaya başlamıştır. Bu değişim ve dönüşümler ekseninde ortaya çıkan toplumsal yapıyı tanımlayan başat kavramsallaştırma, ilk olarak Gary Marx tarafından kullanılan gözetim toplumu kavramsallaştırmasıdır. Gözetim toplumundaki bireyleri geçmiş dönem gözetim olgusundan ayıran temel farklılık, gözetlenebiliyor olma durumlarına yönelik rıza temelli bir kabullenişin olmasıdır. Hayatımızın birçok farklı alanında kullanılan yeni iletişim teknolojilerinin kullanıldığı alanlardan birisi de Covid19 pandemisi ile mücadele sahasıdır. Ancak bu süreçte kullanılan yeni iletişim teknolojileri beraberinde mahremiyet ve özgürlük gibi önemli iki kavramın dijital gözetim ile ortadan kaldırılması kaygısını getirmiştir. Covid19 süreci ile mücadele edebilmek adına kullanılan aplikasyonlar aracılığıyla bireylerin, konum bilgileri, temaslı takibi, kişisel verilerinin kayıt altına alınması ve verilerin paylaşımı duyulan kaygının haklılığını ortaya koyar niteliktedir. Küresel ölçekteki otoriteler dijital gözetimi sağlayan aplikasyonların özellikle filyasyon açısından faydaları üzerine yoğunlaşırken, bireylerin ciddi bir dijital gözetime maruz kalarak kişisel mahremiyetlerinin ortadan kalktığı gerçekliğini göz ardı etmektedirler. Buradan hareketle yapılan bu çalışma Covid19 ile mücadele bağlamında dünya genelinde en çok indirilen beş akıllı telefon aplikasyonunun (Türkiye-Hayat Eve Sığar, Almanya-Corona Warn App, Fransa-StopCovid, İngiltere-NHS Covid19, İtalya-İmmuni) dijital gözetim ve mahremiyet özelinde incelenmesini amaçlamaktadır. Yapılan bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Yapılan çalışmada kavramsal çerçeve gözetim ve dijital gözetim kavramı ve Covid19 sürecinde sağlık hizmetleri sunan aplikasyonlar ve dijital gözetim ilişkiselliği ile sınırlandırılmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda yabancı ülkelerin Covid19 sürecinde kullanmış oldukları aplikasyonların dijital gözetim ve mahremiyet perspektifinde ele alan hiçbir çalışmanın olmaması yapılan bu çalışmanın önemini ortaya koyan başat unsurdur.
Gözetim kavramsallaştırması enformasyon kaynaklarının toplanması ve izlenmesi işleminin sistematik bir şekilde gerçekleştirilmesi anlamına gelmektedir. Gözetim eylemi, tarih boyunca iktidarların toplumlar ve bireyler üzerinde inşa etmeye çalıştıkları toplumsal kontrol mekanizmasının oluşmasında önemli bir saç ayağı konumunda yer almıştır. 21. yy ’da yeni iletişim teknolojileri ve internet merkezli bir toplumsal değişim ve dönüşüm pratiği yaşanmaya başlamıştır. Bu değişim ve dönüşümler ekseninde ortaya çıkan toplumsal yapıyı tanımlayan başat kavramsallaştırma, ilk olarak Gary Marx tarafından kullanılan gözetim toplumu kavramsallaştırmasıdır. Gözetim toplumundaki bireyleri geçmiş dönem gözetim olgusundan ayıran temel farklılık, gözetlenebiliyor olma durumlarına yönelik rıza temelli bir kabullenişin olmasıdır. Hayatımızın birçok farklı alanında kullanılan yeni iletişim teknolojilerinin kullanıldığı alanlardan birisi de Covid19 pandemisi ile mücadele sahasıdır. Ancak bu süreçte kullanılan yeni iletişim teknolojileri beraberinde mahremiyet ve özgürlük gibi önemli iki kavramın dijital gözetim ile ortadan kaldırılması kaygısını getirmiştir. Covid19 süreci ile mücadele edebilmek adına kullanılan aplikasyonlar aracılığıyla bireylerin, konum bilgileri, temaslı takibi, kişisel verilerinin kayıt altına alınması ve verilerin paylaşımı duyulan kaygının haklılığını ortaya koyar niteliktedir. Küresel ölçekteki otoriteler dijital gözetimi sağlayan aplikasyonların özellikle filyasyon açısından faydaları üzerine yoğunlaşırken, bireylerin ciddi bir dijital gözetime maruz kalarak kişisel mahremiyetlerinin ortadan kalktığı gerçekliğini göz ardı etmektedirler. Buradan hareketle yapılan bu çalışma Covid19 ile mücadele bağlamında dünya genelinde en çok indirilen beş akıllı telefon aplikasyonunun (Türkiye-Hayat Eve Sığar, Almanya-Corona Warn App, Fransa-StopCovid, İngiltere-NHS Covid19, İtalya-İmmuni) dijital gözetim ve mahremiyet özelinde incelenmesini amaçlamaktadır. Yapılan bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Yapılan çalışmada kavramsal çerçeve gözetim ve dijital gözetim kavramı ve Covid19 sürecinde sağlık hizmetleri sunan aplikasyonlar ve dijital gözetim ilişkiselliği ile sınırlandırılmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda yabancı ülkelerin Covid19 sürecinde kullanmış oldukları aplikasyonların dijital gözetim ve mahremiyet perspektifinde ele alan hiçbir çalışmanın olmaması yapılan bu çalışmanın önemini ortaya koyan başat unsurdur.
Description
Keywords
Citation
BABACAN M. E. , ULAŞ M., \"Dijital Gözetim ve Mahremiyet\", V. Uluslarası Yeni Medya Konferansı, İstanbul, Türkiye, 02 Aralık 2021, ss.32-33
