Publication:
Egemen ideolojinin bir aracı olarak medya ve eleştirel farkındalığın gerekliliği: medya okuryazarlığı

dc.contributor.advisorİNCEOĞLU, Yasemin
dc.contributor.authorÇelik, Mehmet
dc.contributor.departmentMarmara Üniversitesi
dc.contributor.departmentSosyal Bilimler Enstitüsü
dc.contributor.departmentİletişim Bilimleri Anabilim Dalı Genel Gazetecilik Bilim Dalı
dc.date.accessioned2026-01-13T10:27:40Z
dc.date.issued2008
dc.description.abstractİçinde bulunduğumuz dönemin egemen ideolojisi olan neo-liberalizm, piyasaların hakimiyeti düşüncesi üzerine kuruludur. Bu ideoloji çerçevesinde “piyasa”, kendiliğinden ve doğal bir düzen olarak; “sivil toplum” ve “küreselleşme”, anlam kaymasına dayanan ve “piyasa”yı destekleyecek bir biçimde, özgürlük ile demokrasinin kaynağı ve boyutu olarak; “özelleştirme ve deregülasyon”, piyasanın doğal düzenini korumaya yönelik teknik uygulamalar olarak; “teknoloji” ise, onu kontrol edenlerden bağımsız, üstün bir güç olarak sunulmaktadır. Eleştirel bakış açısına göre ise; bu süreçte, askeri amaçlı araştırmaların sonucunda elde edilen teknolojik sıçrama, sermayenin hizmetine sunularak kapitalizmin krizini aşmada kullanılmakta ve IMF, DB, DTÖ eliyle küresel boyutta uygulatılan neo-liberal politikalar, uluslar aşırı bir sınıf niteliği taşıyan seçkinlerin denetiminde olan çok uluslu şirketlerin çıkarlarına hizmet etmektedirler. Aynı süreçte medya endüstrisi, teknolojik yakınsamadan ve dünya ölçeğinde uygulatılan özelleştirme ve deregülasyon politikalarından destek alarak, uluslararası boyutta yoğunlaşmış ve seçkinlerin denetimindeki bir güç olarak, egemen ideolojinin işleyişinde ve yeniden üretilmesinde dev bir araç niteliğine bürünmüştür. Medyanın yaygınlaştırdığı mitlerle neo-liberalizm, doğallaştırılmakta, tarihselleştirilmekte ve sonsuzlaştırılmaktadır. Egemen ideolojinin varlığı için gereksinim duyduğu “rıza ve meşruiyet” bu yolda araçlaştırılan medya endüstrisi sayesinde elde edilmekte, dünyayı neo-liberalizmin perspektifinden okuması sağlanan birey, nesneleştirilmekte ve işleyen mekanizmanın bir parçası haline getirilmektir. Eleştirel farkındalık ve eleştirel pedagojiden beslenen medya okuryazarlığı, taşıdıkları potansiyeller nedeniyle bu noktada büyük önem taşımaktadırlar. Eleştirel farkındalık sayesinde, önce dünyayı farklı okuma; eleştirel medya okuryazarlığı sayesinde ise, hem dünyanın yanlış okunmasının engellenmesi hem de medya metinlerini sayesinde gerçekleştirilen egemen ideolojinin yeniden üretiminin sonlandırılarak bilinçli okuryazarlığın gerçekleşmesi sağlanabilecektir. Adorno’nun “bilincin şeyleştirilmesi” ya da Freire’nin, “insandışılaşma” olarak nitelediği ağır durumun önüne, ancak bu şekilde geçilebilecektir.
dc.description.abstractNeo-liberalism, the dominant ideology during this period of history, is established on the sovereignty of the markets. This ideology presents; “the market” as a spontaneous and natural order; “civil society” and “globalization”, on behalf of the markets as a source and a dimension of freedom and democracy; “privatization and deregulation”, as technical practices to prevent natural order of the markets; and “technology” as a power independent from any human control. But on the other side, from the critical point of view; at this process, technological progress was obtained as a result of military research and handed over to the capital in order to overcome the crisis of capitalism. And the neo-liberal policies being globally implemented by IMF, WB and WTO are for the interests of the multinational companies which are under the control of the transnational elites. At the same process, media industry controlled by the elites, based on the technological convergence and the neo-liberal deregulation policies became a giant tool to produce and reproduce the dominant ideology. Naturalization, historicization and eternalization of neo-liberalism are being established by the myths that the media industry diffuses. Consent and legitimacy as conditions of the dominant ideology are also being obtained by this mean and objectivated individuals become parts of the whole mechanism. Hence, the need for critical awareness and media literacy based on critical pedagogy has great importance because of their potentials. At first, it is possible to read the world in a different way through critical awareness. And with the help of critical media literacy, misreading the world and reproducing the dominant ideology through the media texts can come to an end so that consciousness can be realized. Thus, it is possible to overcome the state that Adorno mentions as “reification of consciousness” or Freire’s “dehumanization”.
dc.format.extentIX,272y.
dc.identifier.urihttps://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/3A/T0060411.pdf
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11424/191347
dc.language.isotur
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectGazetecilik
dc.subjectMedya Okuryazarlığı
dc.titleEgemen ideolojinin bir aracı olarak medya ve eleştirel farkındalığın gerekliliği: medya okuryazarlığı
dc.typedoctoralThesis
dspace.entity.typePublication

Files

Collections