Publication:
Sosyal medya kullanımının varoluşsal kaygı üzerine etkisi

dc.contributor.advisorPOYRAZ, Emel
dc.contributor.authorBak, Havva
dc.contributor.departmentMarmara Üniversitesi
dc.contributor.departmentSosyal Bilimler Enstitüsü
dc.contributor.departmentKişilerarası İletişim Bilim Dalı
dc.contributor.departmentHalkla İlişkiler Anabilim Dalı
dc.date.accessioned2026-01-13T14:34:37Z
dc.date.issued2022
dc.description.abstractVaroluşsal kaygı, varoluş felsefesinin temel kavramlarından birini ifade eder. Aynı zamanda varoluşsal kaygı insanı hayattaki seçimleri, özgürlüğü ve özgünlüğüne götüren farkındalığı sağlayan ilk adımdır. Varoluşsal kaygı Paul Tillich ve Irvin Yalom gibi varoluşçu gelenek içindeki önemli düşünürlerce modellenmiş ve 21. Yüzyıla gelindiğinde nicel olarak ölçülmeye başlanmıştır. Varoluş felsefesinin insanı yaşadığı dünya ve “öteki” ile ilişkisi içinde ele alan yanından hareketle, varoluşsal kaygının, insanın yeni dünyasını meydana getiren sosyal medyalar üzerinden araştırılması güncel ve önemli bir problemi ortaya koymaktadır. Böylelikle varoluş kaygısının, insanın varoluşunu ortaya koyduğu yeni mecralar olan sosyal medya üzerinden incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla bu çalışmada, önce varoluşsal kaygının tarihsel süreçte ne şekilde ele alındığına dair bir kapsam ortaya koyulmuş, modellenen varoluşsal kaygı türlerinden Anlamsızlık, Ölüm, Özgürlük ve Yalıtım kaygıları ile sosyal medyaların ilişkisi analiz edilmiştir. Ardından demografik veriler ve sosyal medya kullanım alışkanlıklarının tespiti ile birlikte varoluşsal kaygı ölçekleri kullanılarak anket tekniği uygulanan nicel bir araştırma yürütülmüştür. Toplam 538 katılımcının verilerinin kullanıldığı çalışmada veriler SPSS 24.0 analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, sosyal medya kullanımına bağlı ölçekte kaygı türlerinin tümünde bir düşüş söz konusuyken, Anlamsızlık kaygısında yükselme görülmektedir. Sosyal medyada geçirilen süre bakımından varoluşsal kaygı incelendiğinde, geçirilen süre bakımından ayrılan gruplar arasında bir ilişki görülmezken, en az kaygı skoru tüm boyutlarda 1 saatten az sosyal medya kullanan kullanıcılar arasında ölçülmüştür. Yaş ile tüm varoluşsal kaygı türleri arasında negatif yönlü bir ilişki söz konusuyken, sosyal medya kullanımına bağlı olarak yalnızca ölüm kaygısı boyutunda yaş ile negatif yönlü bir yükselme görülmüştür. Arkadaş/ takipçi sayısına bağlı olarak sosyal medya kullanımına bağlı varoluşsal kaygı ölçeği arasında bir ilişkinin yer almaması ise dikkat çekici bulunmuştur.
dc.description.abstractExistential anxiety refers to one of the basic concepts of existential philosophy. At the same time, existential anxiety is the first step provides awareness that leads to choices, freedom and authenticity in life. Existential anxiety has been modeled by important thinkers in the existential tradition such as Paul Tillich and Irvin Yalom, and has begun to be measured quantitatively in the 21st century. Starting from the notion of the existential philosophy which is dealing with the human being in relation to his world and to the “other”, the investigation of existential anxiety through social media that creates the new world of man reveals a current and important problem. Thus, it is aimed to examine the existential anxiety through social media, which is the new medium in which human beings reveal their existence. With this purpose, firstly, a scope of how existential anxiety was handled in the historical process was presented, and the relationship between modeled existential anxiety types, namely Meaninglessness, Death, Freedom, and Isolation with social media was analyzed in this study. Afterwards, a quantitative research was carried out by applying a questionnaire technique using existential anxiety scales along with determining demographic data and social media usage habits. In the study, in which the data of 538 participants in total were used, the data were analyzed with the SPSS 24.0 program. According to the findings, while there is a decrease in all types of anxiety in the scale related to social media use, it is seen that the anxiety of meaninglessness increases. When existential anxiety was examined in terms of time spent on social media, no relationship was observed between the groups separated in terms of time spent, while the least anxiety score in all dimensions was measured among users who used social media for less than 1 hour. While there was a negative relationship between age and all existential anxiety types, a negative increase was observed only in the death anxiety that is depending on the use of social media by age. It was remarkable that there was no relationship between the “existential anxiety scale related to social media use” depending on the number of friends/ followers.
dc.format.extentX, 151 s.
dc.identifier.urihttps://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5F/62de5728cd030.pdf
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11424/282784
dc.language.isotur
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectAnlamsızlık
dc.subjectÇevrimiçi sosyal ağlar
dc.subjectDeath
dc.subjectExistential Anxiety
dc.subjectExistential Philosophy
dc.subjectFreedom
dc.subjectInterpersonal communication
dc.subjectIsolation
dc.subjectKişilerarası iletişim
dc.subjectMeaninglessness
dc.subjectOnline social networks
dc.subjectÖlüm
dc.subjectÖzgürlük
dc.subjectPsikolojik yönleri
dc.subjectPsychological aspects
dc.subjectSocial aspects
dc.subjectSocial media
dc.subjectSocial Media Usage Habits
dc.subjectSosyal medya
dc.subjectSosyal Medya Kullanım Alışkanlıkları
dc.subjectSosyal yönleri
dc.subjectVaroluş Felsefesi
dc.subjectVaroluşsal Kaygı
dc.subjectYalıtım
dc.titleSosyal medya kullanımının varoluşsal kaygı üzerine etkisi
dc.typedoctoralThesis
dspace.entity.typePublication

Files

Collections