Publication:
Radyo ve televizyonda kişilik haklarına saldırı ve tazmin yolları

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Radyo ve Televizyon, teknolojik gelişmelere paralel olarak, günümüzde , insan hayatının önemli bir bölümünü kapsamakta ve vazgeçilmezler arasında yer almaktadır.Radyo ve televizyon yayınlarının kapsadığı alan, dünya yüzeyinin tamamına yakındır.Yayınlanan haber ve görüntü,film veya programlar, aynı anda milyonlarca insan tarafından izlenmekte ve etkisini hemen göstermektedir.Bu bakımdan, yayınlarda kişilik haklarının ihlali halinde, telafi edilemez sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Telgrafın 16.Yüzyılda bulunması, radyo-telefonun 1906 yılında yapılması ile başlayan iletişimdeki gelişmeler,birinci dünya savaşından sonra daha da önem kazanmış 1952 yılında televizyon yayıncılığı başlamıştır.Türkiye'de , 1993 yılına kadar TRT ile tekel olan televizyon yayıncılığı, özel televizyon ve radyoların yayın hayatına başlaması ile birlikte onlarca televizyon ve radyo sayısına ulaşılmıştır.Anayasa, radyo ve televizyonların gücü çerçevesinde, kamusal görevler de yüklemiştir.Bunlar, haber verme, denetim ve eleştiri görevi, eğitim ve öğretim, eğlendirme görevi şeklinde sayılabilir.Bu şekilde, geniş anlamda basın hürriyeti, alt bir kavram oluşturmuş ve radyo ve televizyon ile yayın hürriyeti kavramı ortaya çıkmıştır.3984 sayılı RTÜK kanunu kişilerin özel hayatına, şeref ve haysiyetlerine , anayasal ve demokratik haklara saygılı,anlatım özgürlüğüne, ırk, din dil ve cinsiyet , dini inanç ayrımı yapılmaması , kişileri küçük düşürmeyen, yargı kararı olmadan kişileri suçlu ilan etmeme gibi ilkelerle yayın yapma yükümlülüğü getirmiştir.Bu anlamda, şahsiyet hakkının korunması ön plana çıkmıştır. Şahsiyet hakkı; maddi kişilik değerleri, manevi kişilik değerleri ve sosyal kişilik değerleri olarak üçe ayrılmakta , ayrıca hukuksal nitelik bakımından; mutlak hak olmaları, malvarlığına dahil olmamaları, şahıstan ayrılamamaları,şahsiyet üzerinde tasarrufta bulunulamaması şeklinde ayrılmaktadır.Yayınlarda, kişilik hakları rahatlıkla ihlal edilebildiğinden, şahsiyet hakkının özenle korunması gerekmektedir.Şahsiyet haklarına aykırı yayın halinde, bu haklara saldırı olduğu kabul edilmektedir.Bu durumda, şahsın kişilik değerlerinde ve malvarlığı değerlerinde bir eksilme olabilir.Bu eksilme, zarardır.Maddi zarar, kişinin vücudunda bir eksilme veya zaaf olabileceği gibi, malvarlığında da olabilir.Manevi zarar ise kişinin ruh sağlığındaki bir eksilmedir. Yayınla, ortaya çıkan zarar arasında illiyet yani neden-sonuç ilişkisi var ise, zarardan yayıncıyı sorumlu tutmak gerekmektedir.Şahsiyet haklarının ihlalini önlemek amacıyla, hukuk, kişilere bazı dava veya müracaat hakları getirmiştir. Medeni Kanun 24.a ve 25'te yer alan tespit davası; bir fiilin hukuka aykırı olup olmadığının veya şahsiyet hakkının ihlal edilip edilmediğinin, zarar doğup doğmadığının veya failin tespitine dair davadır.Ayrıca MK.24.a hükmünde, önleme davası düzenlenmiş olup, önleme davası; kişilik hakkı, haksız ve hukuka aykırı bir tehlike altında bulunan kişi tarafından tehlikenin önlenmesi amacıyla açılan bir davadır.Müdahalenin men'i davası, yapılmış bir saldırının kaldırılmasına yöneliktir.Tazminat davası, maddi veya manevi olarak oluşan zararın tazminine ait bir davadır. Kanunumuz, dava yollarından ayrı olarak, cevap ve düzeltme hakkı'nı düzenlemiş, haksız bir yayınla karşı karşıya kalan kişiye, cevap verme ve yayının oluşturduğu etkiyi bir ölçüde giderebilen düzeltme hakkını getirmiştir.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By