Publication:
Endekse dayalı vadeli işlem sözleşmelerinin muhasebeleştirilmesi ve vergilendirilmesinde sorunlar ve çözüm önerileri

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Çalışmamızda; hisse senedi endekslerine dayalı vadeli işlem sözleşmelerinin işlem gördüğü ülke ve borsalardaki uygulamalar genel hatları ile incelenmiş, bu konular ile birlikte piyasa katılımcılarının, Ülkemizdeki mevzuat çerçevesinde bu sözleşmelerin muhasebeleştirilmesi ve vergilendirilmesine ilişkin teknik konulardaki muhtemel sorularına yanıtlar aranmaya çalışılmıştır. Reel sektöre doğrudan kaynak aktarımı imkanı yaratan hisse senedi piyasamız, 1986 yılında, 41 şirket ile faaliyete geçmiş olmasına rağmen oldukça hızlı bir şekilde gelişmiş, 2000 yılı sonunda İMKB'de hisse senetleri işlem gören şirket sayısı 315'e, bu şirketlerin toplam piyasa değeri yıl sonu kapanış fiyatları ile 69,5 milyar ABD Dolarına ulaşmıştır. Sözkonusu toplam rakam; gelişmiş ve gelişmekte olan diğer piyasalar ile karşılaştırıldığında; Ülkemizde sermaye piyasalarımızın gelişiminde kat edilecek daha uzun yollar olduğunu göstermektedir. Hisse senedi endeksine dayalı vadeli işlem sözleşmeleri, 1970'lerde piyasaların en önemli aktörleri halini almış olan kurumsal yatırımcıların sistematik risklerini elimine edebilmek için geliştirilmiş ve 1982 yılından itibaren uygulamaya alınmıştır. Halen 34 ülkede hisse senedi endeksine dayalı vadeli işlem sözleşmelerinin işlem gördüğü piyasalar mevcut olup, Uluslararası Borsalar Federasyonu (FIBV) verilerine göre 1999 yılında 208 milyon adet endekse dayalı vadeli işlem sözleşmesi el değiştirmiş, işlem gören sözleşmelerin nominal toplamı ise 25 trilyon ABD Dolarını aşmıştır. Bahse konu rakamlar, endekse dayalı vadeli işlem sözleşmelerinin, kurumsal yatırımcılar tarafından etkin bir risk yönetim aracı olarak kullanıldığını kanıtlayıcı mahiyettedir. Ülkemizde ise hisse senedi piyasalarımızın en önemli sorunlarından birisi de kuşkusuz kurumsal yatırımcıların eksikliğidir. 2001 yılı Eylül ayı sonu itibari ile ülkemizdeki A ve B tipi yatırım fonlarının, toplam cari değeri, 3.953.068 milyar TL düzeyinde hesaplanmasına rağmen, fonların portföy dağılımı incelendiğinde, % 76,54'ünün ters repo, % 18,51'inin hazine bonosu ve devlet tahvili ve ancak % 4,62'sinin hisse senedinden oluştuğu ve yatırım fonlarındaki hisse senedi miktarının 122 milyon ABD Doları civarında olduğu hesaplanmaktadır. Kurumsal yatırımcıların hisse senedi piyasamızda aktif olmamalarının en önemli nedenlerinden birisi de, kendilerini bu piyasalardaki risklerden koruyabilecek enstrümanların bulunmayışıdır. İMKB bünyesinde Vadeli İşlemler Piyasası Müdürlüğü, para ve sermaye piyasalarında işlem yapan yatırımcılara ve portföy yöneticilerine hem riskten korunma imkanı sağlamak, hem de etkin bir portföy yönetimi imkanı sunmak amacıyla 3 Mayıs 1994'de kurulmuştur. Kurulduğu dönemde hisse senedi endeksine dayalı vadeli işlem sözleşmeleri ile piyasanın açılması beklenirken, 2001 yılı Şubat ayında yaşanan ekonomik kriz ve bürokratik tercihler sonucunda piyasanın dövize dayalı vadeli işlem sözleşmeleri ile açılması öngörülmüş ve dövize dayalı vadeli işlemler piyasası 15/ 08/ 2001 tarihinde açılmıştır. Yakın bir gelecekte 30 hisse senedinden oluşan İMKB-30 endeksine ve faiz oranlarına dayalı türev araçların da piyasaya sunulması planlanmaktadır. ABD Doları / TL döviz kuru üzerine düzenlenmiş vadeli işlem sözleşmelerinin, işlem görmeye başladığı İMKB Vadeli İşlemler Piyasası açıldığı, 15/ 08/ 2001 tarihinden itibaren işlem hacmi açısından, maalesef beklenen ilgiyi görememiştir. Piyasada beklenen düzeyde işlem olmamasının sebebleri arasında; ekonomik ve siyasi belirsizliklerin yanında, mevcut borç stokunun çevrilebililirliği konusundaki endişeler de yatmaktadır. Hisse senedi endeksine dayalı vadeli işlem sözleşmelerinin de işlem görmesinin planlandığı, İMKB'de piyasanın etkin olarak çalışması ve hedeflenen amaca ulaşabilmesi için sözleşme büyüklüğü ve teminat oran ve komposizyonunun optimal düzeylerde belirlenmesi faydalı olacaktır. Dövize dayalı vadeli sözleşmelerde; sözleşme büyüklüğü 100.000.- ABD Doları, başlangıç teminatı 30 milyar TL (sözleşme büyüklüğünün yaklaşık % 20'si), sürdürme teminatı; başlangıç teminatının % 80'i, toplam teminat içindeki asgari nakit teminat oranıda % 30 olarak belirlenmiştir. İMKB-30 Endeksinin; bugünlerde 10.000 düzeyinde olduğunu dikkate alırsak, her vadede, sözleşme çarpanı 1 milyon olan küçük tip, 5 milyon olan normal tip ve 10 milyon olan büyük tip olmak üzere, üç ayrı büyüklükte sözleşmenin işleme alınması, piyasadaki işlem hacmi ve derinliği artırabilecek mahiyette bir uygulama olabilir. Böylelikle sözleşme büyüklükleri 10 milyar, 50 milyar ve 100 milyar olarak belirlenebilir. Yine uluslararası uygulamalar incelendiğinde başlangıç teminatının çoğunlukla % 5 ile % 10 arasında değişen oranlarda uygulandığı, böylelikle kaldıraç etkisinden, maksimum faydanın alınmaya çalışıldığı görülmektedir. Hisse senedi endeksine dayalı vadeli işlem sözleşmelerinde; dövize dayalı işlemlerde uygulanan % 20 oranı yerine %5 - %10 aralığında bir başlangıç oranı uygulanması da, likidite ve derinliği artıracaktır. Son olarak piyasada teminata kabul edilecek kıymetler arasına, % 75 veya % 80 gibi düşük bir değerleme oranı ile İMKB-30 endeksine dahil hisse senetlerinin alınması da yararlı olacaktır. Çalışmamızda hisse senedi endeksine dayalı vadeli işlem sözleşmelerinin vergilendirilmesine ilişkin uluslararası uygulamalar ile ülkemizdeki düzenlemelerin karşılaştırılması neticesinde bazı sorunların da bulunduğu belirlenmiştir. Bu sorunların başında, dövize dayalı vadeli işlem sözleşmelerinde de yaşanan BSMV ile ilgili sorun gelmektedir. BSMV matrah hesabında; borsa üyelerine, vadeli işlem sözleşmelerinden elde ettikleri karları, daha önceden oluşmuş zararlarına mahsup etme imkanı verilmesi uygun olacaktır. Zira bu kurumlar BSMV ödememek için elde etmiş oldukları karları takas merkezinden çekmeyerek realize etmemekte dolayısıyla nemalandırma imkanından yoksun kalmaktadırlar. Ülkemizde; endekse dayalı vadeli işlem sözleşmelerinde oluşan kayıp veya kazançların vergilendirilme sistematiği, işlemlerin korunma amaçlı veya spekülatif amaçlı olmalarına göre farklılık arz etmemektedir. Yasa koyucunun, vadeli işlem sözleşmelerinden elde edilecek kazançlarda gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara paralel bir şekilde, korunma amaçlı yapılan işlemlerin, spekülatif işlemlere nazaran farklı bir vergi rejimine tabi tutulması yönünde, düzenlemeler yapması uygun olacaktır. Vergi Usul Kanunu'nun 279 uncu maddesine göre hisse senetleri ile fon portföyünün en az % 51 Türkiye'de kurulmuş olan hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri, alış bedeliyle değerlendirilmektedir. Endekse dayalı vadeli işlem sözleşmelerindeki alıcı ve satıcı tarafların, portföylerinde yer alan sözleşmelerini, hisse senetleri ve yatırım fonu katılma belgeleri gibi alış bedeli ile değerlemesine imkan tanıyacak, yasal düzenlemelerin de yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Ülkemizde işletmeler tarafından uygulanan muhasebe standartları, işletmenin faaliyette bulunduğu sektör ve sermaye yapısı ile ilgili olarak farklı kamu otoriteleri tarafından belirlenmekte, yatırım fon ve ortaklıkları, aracı kurumlar ile halka açık anonim ortaklıklar için Sermaye Piyasası Kurulu, bankalar için BDDK, sigorta şirketleri için Hazine Müsteşarlığı, bunların dışında kalan şirketler için ise Maliye Bakanlığı'nın belirlediği tekdüzen hesap planları kullanılmakta, muhasebe standartları uygulanmaktadır. Bankalar ve sermaye piyasası kurumlarının, türev işlemlere ilişkin muhasebe standartları ilgili kamu otoriteleri tarafından belirlenmiş olmasına rağmen, bunların dışında kalan kurumlar için yetkili kamu otoritelerince bugüne kadar herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Sermaye Piyasası Kurulu'nun, türev işlemlerin muhasebeleştirmesine ilişkin düzenlemeleri, uluslararası muhasebe standartları ile birebir uyumludur. Diğer yetkili kamu otoritelerinin de, Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine paralel düzenlemeler yaparak, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğ'lerini gözden geçirmesi, işlemin saiki ile bağlantılı hesap ve kayıt düzeninin, usul ve esaslarını oluşturması yararlı olacaktır.
ACCOUNTANCY AND TAXATION OF THE INDEX FUTURES CONTRACTS PROBLEMS AND SOLUTIONS Today, as we have been experiencing rapid changes in the financial markets, derivative markets play an important role in realizing aims, such as, contributing to the use and allocation of resources in the economy, having a place among the developed capital markets and integrating to these markets while increasing the level of development of capital markets. Istanbul Stock Exchange was established in January 1st 1986 with 42 companies traded on the exchange. The number of companies traded on the exchange climbed to 315 and the total market capitalization of the companies traded reached to US$ 70 billion as of December 2000. Today ISE is attractive not only for the local investors but also for the foreign investors. Although the figures has increased tremendously over a relatively short period, they are not comparable to the figures in the developed markets. Once the fundamental economic obstacles are overcame, Turkey's capital market will distinguish itself with a significant growth prospect. One of the main problems in our stock market is that, the market share of the institutional investors, such as investment funds, insurance companies or pension funds, is relatively very small when compared to their share in developed markets. There is no doubt that the lack of hedging instruments in the market is one of the main reason for this small number of institutional investors in Turkey. Institutional investors seek to cover their risks associated with their transactions. Today, the risk management concept has become more important as we have been experiencing local and global crisis. Therefore, index futures contracts are considered as an important risk management instrument for institutional investors. Index futures contracts were developed in 1970's to eliminate the risks of the institutional investors who are the main actors in the capital markets. These contracts were first traded in USA, 1982. Today, 34 countries have index futures markets. According to International Federation of Stock Exchanges (FIBV) figures; in 1999, 208 million index futures contracts have been exchanged with total nominal value of US$ 25.000 billion. These figures prove that index futures contracts are used as effective risk management instruments by institutional investors. The Derivatives Market Department in ISE was established on the 3rd of May 1994 in order to provide portfolio management and risk transfer opportunities to market participants, particularly to institutional, large scale investors and portfolio managers. The new market was expected to increase liquidity and depth of spot markets. The initial objective was to launch the index futures contracts as the first product, however with the adoption of the free-floating currency regime in February 2001, the exchange rates have become very volatile and as a result the establishment of the currency futures market was accelerated. On August 15th, 2001, the first futures contract on TL/ USD rate was launched with the maturity date of September 27, 2001. The aims of this thesis are to examine; the applications in the countries where index futures contracts are traded, the rules for pricing, market mechanism and margin requirements and finally to find answers to the possible questions about the accounting principles and taxation issues in the frame of current legislation. In Chapter 1; the information about the history and development of derivative instruments are given briefly. Information about the markets where index futures contracts are traded and the definitions of the basics concepts in these markets are also provided. Chapter 2 deals with the trading systems and principles for collateral and margin requirement in international markets where index futures are traded. Further in this chapter, technical details such as the indices on which futures contracts based, contract sizes, trading volumes, maximum positions, price increments and other contracts terms are examined. Suggestions on these parameters for the applications in ISE derivative markets are also given in this chapter. Current legislation designated to regulate the derivatives markets in Turkey is discussed in Chapter 3. The rules that should be followed by the parties (exchange market, clearing house, brokerage houses and investors), types and criteria for market and clearing membership, and general principles for transaction and clearing are discussed further in this chapter too. The rules and regulations about the index futures contracts are analyzed in detail. Chapter 4 focuses on three issues; the legal framework of the index futures, legal responsibilities of brokerage houses and investors in the view of current taxation regulations and kind of taxes which the index futures contracts are subject to. Finally Chapter 5 addresses the accounting principles of derivative markets transactions. How these transactions are recorded according to international accounting standards and what are the regulations specified by The Banks Association of Turkey and Capital Market Board are covered in this chapter also. At the end of this chapter samples on accounting records of index futures contracts are demeonstrated.. In the conclusion chapter, proposals to improve derivative markets properties such as liquidity and trading volume indicators, regulatory suggestions on contract spesifications, margin requirements, taxation and accounting issues in the Turkish derivatives market are given.

Description

Citation

Collections

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By