Publication:
Özel televizyonlarda yönetim ve organizasyon yapıları

dc.contributor.advisorŞAHİNKAYA, Ahmet
dc.contributor.authorAydın, Sebahattin
dc.contributor.departmentMarmara Üniversitesi
dc.contributor.departmentSosyal Bilimler Enstitüsü
dc.contributor.departmentRadyo-Tv ve Sinema Anabilim Dalı
dc.date.accessioned2026-01-13T15:26:37Z
dc.date.issued2000
dc.description.abstractTürkiye'de televizyon yayıncılığının başladığı günden itibaren, toplumsal yaşantımızın ayrılmaz bir parçası olan televizyon, son derece etkin ve yaygın bir kitle iletişim aracıdır. Televizyon yayınlarının her yaş grubundaki insanlar ile olan yakın ve etkili ilişkisi; bu elektronik aygıtın çağdaş, verimli ve kaliteli çalıştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu zorunluluk TV yayınlarının sosyal hayatımızdaki tartışmasız etkisi ve öneminden kaynaklanmaktadır. Ülkemizdeki 80'li yılların sonlarından itibaren televizyon işletmeciliği, sektör olarak var olmuştur. Bu alanda gereksinim duyulan tüm kadroların (özellikle yayın&teknik alanlarında) büyük bir bölümü, o yıllarda TV yayıncılığını tekelinde bulunduran TRT'nin yetişmiş personelini transferle çözümlendi. Ancak sektörde verimli ve kaliteli ürünlerin oluşumunu sağlayacak profesyonel yöneticiler yok denecek kadar azınlıktaydı. Az sayıda olan bu yöneticilerin büyük bir bölümü de yine TRT kökenliler olmuşlardır. TRT kurumu bu alanda bir okul olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer üretim ve hizmet sektörlerinde olduğu gibi, TV yayıncılığının da profesyonel anlamda bir yönetim anlayışı ile işletilmesi kaçınılmazdır. TV yayıncılığının, sektörel anlamda değerlendirildiğinde bir çok zorlukları ve toplumsal sorumlulukları vardır. TV işletmeciliğinin pahalı bir yatırım oluşu, yöneticisine rekabet ortamı içerisinde çok fazla sorumluluk yüklemektedir. Ayrıca üretilen programların da izlenebilirliğini ve toplum tarafından kabul görmesini sağlamak gerekmektedir. Dolayısıyla TV yöneticisi olarak, çok fazla ayrıntıların bir araya gelmesiyle gerçekleştirilebilen TV yayınlarını planlamak,, koordine etmek ve yayınlamak, ancak Profesyonel Yönetim anlayışı ile mümkün olmaktadır. Sektör olarak üretim ve hizmet sektörlerinin klasik işlevlerini içeren televizyon işletmeciliğinde yönetici kişi, topluma karşı olan sorumluluklarını görevinin her aşamasında yerine getirmekle yükümlüdür. Televizyon şirketleri her ne kadar ticari anlayış ile yönetilseler de, esas tema olarak toplum standartlarını, modern çağ gereklilikleri seviyesine yükseltmeyi benimsemelidirler. Teknolojik gelişmenin en çok yaşandığı sektörlerden biri olarak, TV yayıncılığı konusunda klasik yönetim anlayışının uygulanabilirliği kalmamıştır. Özetini sunduğum tez çalışmasının amacı; ülkemizde geçmişi on yılı bulmayan özel televizyon işletmeciliği alanında, yönetim ve organizasyon yapılarını araştırmak, incelemek ve yeniden düzenleme konularında yapılan çalışmaları ortaya çıkararak, pratiğe dönüşmesini hızlandırmaktır. Televizyon yayıncılığı tekelleşme ortamından sıyrılıp, rekabet ortamında, ticari bir anlayışla evlerimize ulaştığından itibaren; bu alanda son derece önemli sorunları da beraberinde getirmiştir. Bireylerin ve nihayetinde toplumun sosyal yaşamında deformasyonlara yol açılmaması için, bu yayınların denetimini sağlayacak bir otoriteye gereksinim duyulmuştur. Bu kontrol mekanizması eksiklerine ve hatalarına rağmen yayınların denetlenmesi görevini üstlenmiştir. Ancak yayınların planlama aşamasından iletim aşamasına kadar her türlü gelişmeyi ve üretim aşamalarını bünyesinde bulunduran yayıncılık sektörü, özelleşme ile beraber bir çok soruna da gebe kalmıştır. Söz konusu sorunlardan biri de bu alanda eğitilmiş ve sektörde deneyim kazanmış profesyonel kişilere ihtiyaç duyulması olmuştur. Teknolojik gelişmenin en fazla gözlendiği bu sektör için, çağdaş ve rekabet ortamının koşullarına uyum sağlayabilecek, toplumun sosyal ve ekonomik gelişiminin bir görev olduğu bilincini, yayın kuruluşunun amaçlarıyla bütünleştirebilen yöneticilerin yetiştirilmesi gerekmektedir. Bu genç yöneticiler, teknolojik yeniliklere de hızla uyum sağlayabileceklerdir. Öncelikle yönetim diyince ne anlıyoruz? Burada yönetimin çok farklı ifadelerle tanımlarının yapıldığını belirtip, biz konumuzla bağlantılı olanına yer verelim. ...Örgüt amaçlarının etkili ve verimli olarak gerçekleştirilmesi amacıyla, planlama, örgütleme, yürütme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarına ilişkin, kavram, ilke, teori, model ve tekniklerin, sistematik ve bilinçli bir biçimde, maharetle uygulanmasıyla ilgili faaliyetlerin tümü...(Carlisle 1976: 21) olarak yönetimin tanım ı yapılmıştır. Özellikle iletişim ve bilgi işleme teknolojilerindeki gelişmeler ile küreselleşme, Yönetim işinin özelliklerini büyük ölçüde değiştirmiştir. Günümüz işletmelerinde de bu değişim hızla yaşanmaktadır. Rekabet ortamında var olabilmenin temel koşulu, etkin ve akılcı yönetim uygulamalarına ve modern teknolojinin sağladığı yeniliklere dayanan yönetimlerin uygulanmasıdır. Aynı şekilde organizasyon nedir? Sorusu da karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda da değindiğimiz gibi yönetim kavramı ile içe girmiş, daha doğrusu yönetim alanında üzerinde en çok durulan alan organizasyon olmuştur. Herhangi bir yönetim aktivitesi, bünyesinde organizasyon yapısını oluşturacaktır. En kısa ifade ile Organizasyon; bir düzen veya düzenlemeyi ifade eder. (Koçel 1998: 105). Bir işletmede uygun bir organizasyon yapısının oluşumu hangi kriterlerle belirlenir? Ya da bir organizasyon yapısının oluşturulmasında, işletmenin üretim ve satış politikaları ile ilişkilendirilmesi önemli midir? Başarıya ulaşmada organizasyon yapısının etkisi nedir? Bir organizasyon yapısı içerisinde hangi süreçler yaşanmakta ve ne tür ilişkiler doğmaktadır? Bunun gibi soruları çoğaltmak mümkündür. Bu sorular, organizasyon yapılarının oluşturulmasında ve günün koşullarına göre yeniden yapılandırılması (reorganizastion) bakımından son derece önemlidir. Organizasyon yapısı oluşturulurken; organizasyon tasarımı söz konusu olacaktır. Organizasyon tasarımının temel taşı, işlerin organizasyon mevkileri (pozisyonları) olarak belirlenmesidir. Yani yapılacak işler bir araya getirilerek organizasyon pozisyonları oluşturulur. Bu oluşumun ana adımları şunlardır. - iş tanımı yapılır. - Söz konusu pozisyondaki kişinin yetkileri belirlenir. - Bu pozisyona gelecek kişinin hangi bilgi, yetenek ve becerilere sahip olması gerektiği saptanır. Böylelikle işletmelerde kişiye bağlı olmayan formal organizasyon pozisyonu oluşturulmuş olur. Bu pozisyonların birbirleriyle ilişkilendirilmeleri de yönetim anlayışı kapsamındadır. Yönetim ve uygulamalarına maksimum fayda sağlayacak olan organizasyon yapılarının oluşturulması konularında çeşitli teoriler geliştirilmiştir. Bu teoriler sırayla, Klasik (geleneksel) teori, Davranışsal (neo-klasik) teori ve Modern Sonrası (post-modern) teori ve çağdaş yönetimler kapsamında; Toplam Kalite Yönetimi anlayışı, Süreç yenileme ve Yönetim Bilişim Sistemleri (Management Information System - MIS) olarak sayılabilir. Yayıncılık sektörü için geçerli olan yönetim ve organizasyon modelleri oluşturulurken; konunun geniş ve detaylı olması nedeniyle, sadece matriks örgütlenme modelini günümüz özel televizyonlarında uygulanabilir olduğu için inceleyeceğiz. Matriks Organizasyon Yapıları: Bir işletmenin üretim ya da hizmet alanlarındaki faaliyetlerini bir proje çalışması (project management) olarak yürütmesi durumun olabilir. Bir işin belirli başlangıç ve bitiş noktalarının bulunması, işin bir defaya ait gerçekleştirilmesi, işin bitiminin zaman açısından çok önemli olması vs. gibi özellikleri bünyesinde bulunduran işlerde bir proje durumundan söz etmek mümkündür. Böyle bir iş grubu farklı nitelikteki insanların bir araya getirilmesi koşuluyla gerçekleştirilebilir. Dolayısıyla özel yayıncılık işletmelerinde (özellikle televizyon yayıncılığı için) ürünün taşıdığı özellikler bakımından bir değerlendirme yapıldığında, bir proje çalışmasına benzerlikten söz edebiliriz. Matriks yapının özel televizyon işletmelerinde uygulanabilir olmasının nedeni, televizyonların temel ürünü olan programlarının her birinin, ayrı ayrı birer proje özelliği taşıyor olmasıdır. Televizyon programları, ancak böyle bir yaklaşımla verimli ve kaliteli bir şekilde üretilebilir. Farklı meslek gruplarını (Editoryal grup, yönetmen, prodüktör, mühendis, dekor, kostüm, ses-ışık, makyaj vs.) bir araya getiren televizyon yapım süreci, ancak matriks organizasyon yapısıyla etkin olarak çalışabilir. Matriks organizasyon yapısı, farklı iki tür ilişki üzerine kurulmuştur. Bunlar, dikey ve yatay ilişkilerdir. Bir projenin uygulamaya sokulması esnasında dikey ilişkiler doğrultusunda sorumluluklar ve yatay ilişkiler doğrultusunda da uzmanlık alanlarına göre dağıtılmış bir iş paylaşımı ve koordinasyon vardır. Söz konusu projenin bir sorumlusu vardır. Bu sorumluya proje yöneticisi veya televizyon sektöründeki adıyla prodüktör adı verilir. Bir projede çalışanlar uzmanlık alanı itibariyle genelde departman bünyelerinde bulunurlar. Ancak proje de görev almaları durumunda ikinci bir sorumlulukları da proje sorumlusuna karşı olmaktadır. Matriks yapıyı diğer örgüt modellerinden ayıran en önemli özelliklerden biri de budur. Özel meslek grupları, kendi alanlarında dikey bir hiyerarşik yapının altındadırlar. Ancak bir yapım sürecinde prodüktörün yönetimi altına girerler. Projelere bağlı bu uygulama, birkaç saat ya da ay hatta yıllarca sürebilir. Bu süreç içerisinde özel meslek grupları birden fazla projede ve aynı zamanda meslek gruplarının bünyesinde çalışmaya devam ederler. Örneğin bir ışık teknisyeni bir taraftan dikey teknik işlevin altında çalışırken diğer taraftan da geçici olarak bulunduğu projede prodüktöre karşı sorumludur. Matriks organizasyon yapısı aşağıdaki şekildeki gibi en genel anlamda oluşturulmaktadır. ÜST YÖNETİCİ FONKSİYONEL YÖNETİM MÜHENDİSLİK ÜRETİM MUHASEBE SATIN ALMA BÖLÜMÜ YÖNETİCİSİ YÖNETİCİSİ YÖNETİCİSİ I.Prodüktör PROJE EKİBİ II.Prodüktör PROJE EKİBİ ORTAK YATAY DİKEY ELEMAN İLİŞKİ İLİŞKİ Matriks organizasyon yapısı Matriks Yapının başlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz a.) Projeyi oluşturan işlerin gerçekleştirilmesi sorumluluğunu fonksiyonel yöneticiler ve proje yöneticisi müştereken taşımaktadır. b.) Proje yöneticisi ile fonksiyonel yönetici arasında hiyerarşik bir bağ yoktur. Dolayısıyla, birisi diğerine emir veremez. c.) Proje ekibi içinde yer alan elemanlar, iki ayrı amire bağlıdırlar. Bunların birisi proje yöneticisi, diğeri uzmanlık birimi yöneticisidir. Dolayısıyla, bu elemanlar her iki amiri de tatmin etmek durumundadırlar. d.) Matriks organizasyonda yetkinin kaynağı mevki veya pozisyon değil, fakat bilgi ve yetenektir. e.) Organizasyon işi haberleşme çok yönlüdür. f.) Projenin gerçekleşmesi için planlama (CPM, PERT uygulamaları gibi) ve koordinasyon son derece önemli hale gelmiştir. g.) Projenin gerçekleşmesinden sonra, proje ekibi içinde yer alan uzman elemanlar, eğer devreye giren başka bir proje ekibine tayin edilmemişlerse, kendi uzmanlık bölümlerine geri dönerler. Matriks yapının başlıca sorunlarını da şöyle sıralayabiliriz a.) Karışıklık ve düzensizliğe açık oluşu. b.) İş ilişkilerinde açıklık ve sorun çözme yaklaşımını gerektirmesi. c.) Kişilerin performansını değerleme sorunu. d.) Beşeri ilişkilerde yumuşaklık. e.) Tam bir haberleşme zorunluluğu. f.) Çatışmalara açık olması. g.) Önderlik gerekliliği Tüm bunların yanında matriks yapı organizasyonlarında yönetim giderlerinin yüksek olması da vardır. (daha geniş ofisler, daha çok telefon, daha çok bilgisayar, sekreter, yönetim yardımcıları vb. Yani matriks tipi örgütlemelerde en önemli sorunlardan birisi dolaylı maliyetlerin (overheads) yüksek olmasıdır. Özel televizyon yönetimlerinin matriks yapılanma modelini kullanarak oluşturdukları örgüt, serbest piyasa koşullarının geçerli olduğu, düşük kar marjları ile çalışma zorunluluğunun bir gereğidir. Matriks organizasyon yapısında, geleneksel 'tek patron' veya 'tek müdür' anlayışı yoktur. Burada 'birden çok patron' ve 'çoklu emir ve ilişki sistemi' vardır. Kısaca değindiğimiz bu yazıdan da anlaşılacağı üzere matriks organizasyona geçiş çok ciddi bir yapılanmayı gerektirir. Matriks organizasyona geçmek isteyen kurumlar, bu yapının alınan bir kararla hemen uygulanmasının mümkün olamayacağını öğrenirler. Amacına ulaşmış bir matriks yapı örgütü, zamanla gelişip olgunlaşır. Bu olgunlaşma, hem kurumun, hem yöneticilerin, hem çalışanların hem de aralarındaki ilişkileri içine alır. Özel televizyonlarda yönetim ve organizasyon yapılarına bir model oluşturmanın güçlüğünden tez genelinde sıkça bahsettik. Konu ne kadar iyi incelenirse incelensin, çalışmanın mükemmel olduğunu söylemek olanak dışıdır. Ancak şuna inanmaktayız; en azından bu tez çalışması içinde sunulan her türlü veri ve teknik bilgiler kendisini Profesyonel Televizyon Yöneticisi hatta daha geniş anlamışla her yayıncı tarafından değerlendirilebilir. Yönetim ve organizasyon yapısı, bir özel televizyon kuruluşunun başarısında son derece önemli bir konudur. Bu nedenle örgütlenme modeli oluşturulurken verimlilik ve program kalitesine katkı sağlayacak pragmatik yapılanmalar ilke olarak benimsenmelidir.
dc.format.extentIX,200,[16]y. ; 28 sm.
dc.identifier.urihttps://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/1E/T0046838.pdf
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11424/207878
dc.language.isotur
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectTELEVİZYONLAR
dc.subjectYÖNETİM VE ORGANİZASYON
dc.titleÖzel televizyonlarda yönetim ve organizasyon yapıları
dc.typemasterThesis
dspace.entity.typePublication

Files

Collections