Publication:
Üç eseri çerçevesinde İmam Şafii’nin bazı hadis meselelerine yaklaşımı

dc.contributor.advisorKÜÇÜK, Raşit
dc.contributor.authorAktepe, İshak Emin, 1975-, (Aktepe, İsak Emin)
dc.contributor.departmentMarmara Üniversitesi
dc.contributor.departmentSosyal Bilimler Enstitüsü
dc.contributor.departmentTemel İslam Bilimleri Anabilim Dalı Hadis Bilim Dalı
dc.date.accessioned2026-01-13T07:20:10Z
dc.date.issued1999
dc.description.abstractİslam'ı tebliğ etmekle mükellef bulunan Hz. Peygamber'in, bu görevini îfâ ederken ortaya koyduğu sünneti, Kur'an-ı Kerim'den sonra dinin ikinci kaynağıdır. Kur'an-ı Kerim'in Allah elçisi tarafından evrensel planda yapılmış yorumu değerlendirmesi sünnetin gerek yetki ve bağlayıcılığını, gerekse görev ve sorumluluğunu özlü bir ifadeyle belirtmektedir. İslam ve müslümanlar için Kur'an ne kadar önemli ise Resulullah'ın sünneti de en az o kadar önemlidir. Zira insanların Allah'ın hükümlerini onlara tebliğ ve tebyin eden peygamberlere ihtiyacı olmasının anlamı, insanların, peygamberlerin sünnetine muhtaç olmaları demektir. Açıklanan kadar açıklayanın da gerekli olduğu aşikardır. İslam tarihi boyunca sünnet etrafında, bir diğer ifadeyle sünnetin yazılı belgeleri olan hadislerle ilgili pek çok tartışmalar gündeme gelmiştir. Daha Hz. Peygamber'in vefatından uzun bir süre geçmeden sünnetin dini yetki ve mevkii hakkında tartışmalar başlamıştır. Sünnetin hiçbir değer ifade edemeyeceğini söyleyenler olduğu gibi sadece mütevatir sünneti kabul edeceklerini söyleyen insanlar da ortaya çıkmışlardır. Kur'an'dan başka hüccet kabul edilemeyeceğini söyleyen, böylece de sünnetin dini bir hüküm veremeyeceğini savunan grupların varlığı tarihi birer gerçektir. Haricilerin, mutezilenin, şianın vb. kendilerine göre bir takım sebeplerle hadislere oldukça şüpheyle yaklaştıkları bilinmektedir. Bunlara karşı ehl-i sünnet alimlerinin büyük bir mücadele içinde olduklarını ve sünnetin dinin temel kaynaklarından birisi olduğunu isbata çalıştıklarını görmekteyiz. Bugün ise, sünnetin, hatta Kur'an'ın tarihselliğinden bahsedilmekte, İslam tarihi boyunca sünnetin yanlış anlaşılıp yanlış yorumlandığından dem vurulmaktadır. İslâmî naslara muhafazakar bir bakış açısıyla yaklaşan sünni İslam alimlerinin, lafızlara fazla bağlı kalmaları sebebiyle pek çok konuda hataya düştükleri isbat edilmeye çalışılmaktadır. İşte tam bu noktada, tezimizde hadis anlayışını belirlemeye çalıştığımız İmam Şâfiî (ö.204/ 819) devreye girmektedir. Şâfiî, ehl-i kelama -genelde mûtezileye- ve hatta ehl-i reye karşı ehl-i hadisin fikirlerini derleyip toparlamış ve sistematize ederek bir usûl halinde sunmuştur. Böylelikle sünnet ile ilgili pek çok konu hakkında şüpheleri bulunanlara karşı, bugün dahi ehl-i sünnet alimleri tarafından kullanılan sağlam deliller belki ilk defa derli toplu bir biçimde onun tarafından ortaya konulmuştur. İmam Şâfiî'nin hadis ilmi ve alimleri için ne derece ehemmiyetli bir mevkiye sahip olduğunu, onun İslâmî ilimlerdeki rolüne dair bir tenkit yazısı bulunan Hayri Kırbaşoğlu'nun şu sözlerinden daha iyi anlamaktayız: İşe niçin Şâfiî? sorusundan başlamak yerinde olur. Şâfiî'nin seçilmesi elbetteki ne Şâfiî'yi yüceltmek, ne de Hanefîlerle Şâfiîler arasında geçmişte yaşanmış tartışmaları ve toplumsal gerilimleri yeniden diriltmek içindir... Nerede hata yaptık? sorusuna cevap arayan çağdaş araştırmacılar, bugün karşılaşılan düşünce sorunlarının tarihteki kökenlerine inme gereğini, giderek daha çok duymaktadırlar. Özellikle sünni İslam düşüncesi göz önüne alınacak olursa, günümüz düşünce sorunlarının çözümsüzlüğünün en temel sebeplerinden birinin, pek çok İslam toplumunu baskısı altında bunaltan 'katı muhafazakarlık' düşüncesi olduğu söylenebilir. İkbal'den başlayıp günümüze kadar gelen pek çok İslam düşünürünün çalışmalarının toplum(lar)a yayılmasını engelleyen ve bu çabaların istenen sonuçları vermemesine yol açan da, işte bu katı muhafazakarlıktır. Şâfiî'nin bugün tekrar tartışma gündemine girmesi ise, bu muhafazakarlığın oluşumunda, onun, bugün bile hala etkili olan önemli bir rol oynadığı varsayımına dayanmaktadır . Tabii burada İmam Şâfiî ile ilgili menfi bir tablo çizilmiş olmaktadır. Ancak biz bu tabloyu değerlendirecek değiliz. İmam Şâfiî'nin İslâmî ilimler, özellikle de hadis ilmi açısından ne derece önem arzettiğini vurgulamak için bu iktibası yapmış bulunmaktayız. İmam Şâfiî'nin çözümsüzlüğün sebebi olan birisi mi, yoksa dînî konularda keyfi davranışı engelleyen ve naslara bağlı kalınması gereğine dikkat çeken bir alim mi olduğu konusu bir başka araştırmanın mevzuudur. Bu çalışmada İmam Şâfiî'nin sünnet anlayışını tespite gayret edeceğiz. Çünkü onunla ilgili tartışmaların temelinde onun sünnet anlayışının yattığı kanaatindeyiz. O halde bunun tespit edilerek, ortaya konulması ilmî bir zarurettir.
dc.format.extent102y. ; 28 sm.
dc.identifier.urihttps://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5F/T0045600.pdf
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/11424/188130
dc.language.isotur
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccess
dc.subjectAile ahlâkı
dc.subjectDin
dc.subjectİslam ahlâk ve adâbı
dc.subjectİslam ahlâkı
dc.subjectİslam Dini
dc.subjectİslam Dini Hadis
dc.titleÜç eseri çerçevesinde İmam Şafii’nin bazı hadis meselelerine yaklaşımı
dc.typemasterThesis
dspace.entity.typePublication

Files

Collections