Publication: Kadına yönelik aile içi şiddetin yasal açıdan değerlendirilmesi
Abstract
Kadına yönelik şiddet, aile içi şiddetin en önemli boyutunu oluşturmakta ve adli tıp pratiğinde de önemli bir yer tutmaktadır. Araştırma, kadının aile içinde maruz kaldığı şiddeti önleme yollarından biri olan cezai yaptırımın, ülkemizdeki işleyişini saptamayı amaçlamaktadır. 1997 yılında Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kadına yönelik aile içi şiddet nedeniyle başlatılan 98 hazırlık evrakı incelenmiş, bunlardan 57 (% 58.2)'si takipsizlik ile sonuçlanırken, II (% 11.2)'inde iddianame düzenlenmiştir. 24.11.1997 - 20.03.1998 tarihleri arasında ATK Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğüne, eş dayağı nedeniyle başvuran 71 kadına ise hazırlanan anket formları uygulanmış ve elde edilen veriler SPSS bilgisayar programında değerlendirilmiştir. Kadınların büyük çoğunluğunu. 30 yaşın altında, ilkokul düzeyinde öğrenime sahip, gelir getiren bir işte çalışmayan, 10 yıldan az süredir evli ve çocuk sahibi olanlar oluşturmuştur. Araştırmaya katılan kadınların ekonomik bağımsızlığının olmamasının önemli bir risk faktörü olduğu istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (X2=39.76 SD=5 p<0.05), kadınların şiddete maruz kalma süreleri ile sıklığı arasında ela anlamlı bir ilişki saptanmıştır (X2=13.25 SD=6 p<0.05). Şiddete maruz kalman ilk dört yılda şiddet olayları daha seyrek yaşanırken 5-9 yıl arasında sıklaşmakta ve haftada birden fazla kere tekrarlanmaktadır. Şiddete maruz kalma süresi ve şiddetin tekrarlanma sıklığı ile adli raporlarda belirtilen iş ve güçten kalma süreleri arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Sonuçta çalışmamızda ela görüleceği gibi. Ceza kanunumuzda sayılan haller, kadının aile içinde maruz kaldığı şiddetin uluslararası kabul edilen tanımının büyük kısmını içermesine rağmen, biçimlendirilişi nedeniyle, aile içi şiddet faillerini cezalandırma ve bu olayların yaşanmasını, tekrarlanmasını engelleme temelinde bugünün taleplerini karşılayamamaktadır.
